VAHDET VAKFININ TEMEL HEDEFİ GAYESİ
"İNSANLARIN toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini, meşru (Şer' i) bir temele dayandırmaları zaruridir. Hz.Adem (as)'den itibaren bütün peygamberler; insanlara vazife ve mes'ûliyetlerini tebliğ etmişlerdir. Dolayısıyle vazife ve mes'ûliyet şuuru; irade sahibi her mükellefin temel meselesidir.
Vazifelerini ihlâsla eda eden ve her şeyin hesabının sorulacağı güne (Hesap gününe) hazırlanan her mükellef; imtihanın mahiyetini kavramıştır. Müslümanların birbirlerini sevmeleri "Kelime-i Şehadet'e" dayanan bir hadisedir. Zira mü'minlerin kardeşliği, muhkem ayetlerle ve mütevatir haberlerle sabittir. Resûl-i Ekrem (sav): "-Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz! ..Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olamazsınız". (1) diyerek, bütün müslümanları ikaz etmiştir. Bu sebeble iman ve imana dayanan sevgi ihya edilmediği müddetçe imtihanı kazanmak mümkün değildir.
İslâmi mücadele; birbirlerini Allah (cc) için seven muttaki mü'minlerin gayretiyle eda edilebilecek salih bir ameldir. Hesap gününü düşünen mü'minlerin; hizmet alanlarının farklılaşmasını, üslûplarının değişik olmasını veya buna benzer sebebleri bahane ederek, "Kardeşlik Hukukunu" tahrip etmeleri mümkün değildir . Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in: "-
"Ümmetim dünyayı (ve dünya metaını) gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslâm'ın heybeti çekilip alınır. Emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münkeri (İyiliği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı) terkettiklerinde vahyin bereketi kendilerine haram kılınır. (Ve nihayet) Birbirlerine küfrettiklerinde Allahû Teâla (cc)'nın nazarında hiçbir değerleri kalmaz" (2) buyurduğu malûmdur. Maalesef günümüzde müslümanların büyük çoğunluğu; birbirlerine karşı sevgilerini ve edeblerini kaybettikleri için, ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyettedirler. Hatta birbirlerine küfreden tiplere dahi raslamak mümkündür. Bu şaşkınlık halinin tedavisi; mu'minler arasında sevginin yayılması ve fütüvvet aşkının gündeme girmesiyle mümkündür. Bunun için eğitim, yardımlaşma ve dostluk noktasında hassasiyet gösterilmesi şarttır.
VAHDET VAKFl'NIN HEDEFi NEDiR?
Bilindiği gibi Vakıf Müessesesi; Allahû Teâla (cc)'ya iman ve hesap gününe hazırlanma şuuruyla yakından alâkalıdır. Nitekim "-Bir mülkün menfaatini insanlara tahsis edip, aslını Allahû Teâla (cc)'nın mülkü hükmünde olmak üzere, mülk edinme veya edindirmeden alıkoymaya vakıf denilir.(3) tarifi esas alınmıştır. Feteva-ı Hindiyye'de: "-Vakfın sebebi; Allahû Teâla (cc)' nın rızasını taleb etmektir"(4) hükmü kayıtlıdır. Imam-ı Şafii (rha): "-Allahû Teâla (cc)'nın rızasını kazanmak maksadıyla yapılan vakıf; cahiliyet ehlinden sadır olmamış, müslümanlar tarafından vaki olmuştur" (5) diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmektedir. Bütün Islâmi kaynaklarda "Kitabû'l Vakf' bahsi önemli yer tutmaktadır. İmam-ı Serahsi (rha) ilk vakfın, Hz. İbrahim (as) tarafından kurulduğunu kaydetmektedir.(6)
21.Ocak.1989 tarihinde kurulan Vahdet (Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk) Vakfı, bu ay içerisinde dördüncü hizmet yılını tamamlamaktadır. Islâm'ın temel hedeflerini gerçekleştirebilmek için; yapılacak faaliyetlerin sınıflandırılması ve yetki silsilesinin belirlenmesi şarttır. Kaynakların en verimli şekilde kullanılması, iyi bir teşkilatlanma ile sağlanabilir. Yetki silsilesinin açık bir şekilde belirlenmesi karmaşayı önler, etkinliği artırır. Bir işe karar vermeden önce "Neyi, niçin, ne zaman, kiminle ve nasıl?' suallerini sorup, cevaplarını aramak şarttır.
Vahdet Vakfı'nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel istişare Meclisi, Yönetim ve Denetleme kurullarından meydana gelmektedir. Meseleleri istişare etmek ve alınan kararları uygulamak değişmeyen prensibimizdir. Mü'minlerin temel vasıflarından birisi de "-Her teklife kulak vermek ve o tekliflerin en güzeline uymak" şeklinde ifade edilmiştir. Şimdi eğitim, yardımlaşma ve dostluk (velâ) konusunda yapılan ve yapılması plânlanan faaliyetleri gündeme getirelim.
EĞİTİM'DE KISA VE UZUN VADELİ HEDEFLERİ
İslâmi eğitimin uzun yıllar (değişik sebeblerle) ihmal edildiği bir gerçektir. Geniş anlamda eğitimi "-Mükellefe Allahû Teâla (cc)' nın razı olacağı davranışları kazandırmak" şeklinde tarif edebiliriz. Mücerred bilgi elde etmeye dayanan öğretim ile salih amellerin edasına dayanan eğitimi birbirinden ayırmak mümkün değildir. Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; kısa vadede, mazlumların çocuklarına "Eğiti Bursu" vermek ve onların en güzel sekili yetişmesini sağlamayı prensip edinmiştir. Bu yıl Imam-Hatip liselerinde ve değiş üniversitelerde tahsilini yapmakta olan bir çok öğrenciye burs vererek, bu hizmet yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ayrıca yurt dışında (Mısır/El Ezher Universitesi'nde) tah
silini yapmakta olan fakir öğrencilere de (imkanlarımız ölçüsünde) burs vermeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl (Ocak-1992/ Ocak-1993) verilen bursların tutarı: 176. 496. 000.-TL'dir.Günümüzde değişik bahanelerle suçlanan, tutuklanan veya zindana gönderilen yüzlerce kardeşimiz vardır. Bu mazlumları kendi ailemizin bir ferdi olarak görmek ve elimizden gelen gayreti sarfetmek, değişmesi mümkün olmayan bir prensibimizdir. Vahdet Vakfı Hukuk Müşavirliği, bu mazlumların meselelerini takip etmiştir. Geçtiğimiz yıl (Ocak-1992 /Ocak-1993) bu mazlumların mecmua, gazete ve kitap ihtiyaçlarını karşılamak için 33.500.000.-TL harcanmıştır. Ayrıca resmi yazıyla; cezaevi kütüphanelerine, Islâmi eserler gönderilmiş ve demirbaşa kaydedilmesi sağlanmıştır. Bu hususta bize yardımcı olan bütün yayınevlerine ayrıca teşekkür ederiz.
Karar Basın ve Yayın A.Ş' nin en büyük ortağı Vahdet Vakfı'dır. Tebliğ ve eğitim hizmetini gören ve kapalı devre olarak çıkarılan "Misak" mecmuası, kitle eğitimine önem vermektedir. Misak'a abone olan kardeşlerimiz; aynı zamanda "Mazlumlara Sahip Çıkma" imkânına sahip olmuşlardır. Mü'minlerin iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları farzdır. Kardeşlerimizden hem kendi abonelerini yenilemelerini, hem de çevrelerinde bulunan en az iki kişiyi abone etmelerini istirham ediyoruz. Bu konuda ihmal ve gevşeklik gösterilmemelidir. Zira "Hisbe hizmeti" açısından "Misak" mecmuasının ayrı bir yeri vardır. Sesli yayıncılık hususundaki teklifler, önümüzdeki aylarda değerlendirilecektir.
Uzun vadede düşünülen eğitim hizmeti ise "Vahdet Camii ve Külliye'lerinin" inşaa edilmesidir. Bu külliyelerde; Fıkıh, Tefsir, Akaid ve Hadis enstitüleri yer alacak ve ihtiyaç duyulan ilim ehli yetiştirilecektir. Konya'daki mü'minler "Mescid-i Takva'nın" inşaatını bitirmişlerdir. Emeği geçen bütün kardeşlerimize teşekkür ederiz. Yönetimi Vahdet Vakfı'na ait olan bu mescidin çevresine "Külliye" inşaa edilecektir. Mescidin bitişiğindeki arsa 40.000.000.-TL ödenerek alınmıştır. Önümüzdeki yıl (imkânlarımızı seferber ederek) külliyenin inşaatını yapmaya gayret edeceğiz. Ankara ve Bursa'da da aynı mahiyetteki çalışmalar devam etmektedir. Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla hesap gününe hazırlanan kardeşlerimizin yardımlarını ve dualarını bekliyoruz.
Eğitim konusunda; gücümüzün yettiği hizmetleri "Derhal", gücümüzün (şimdilik) yetmediği hizmetleri ise zamanla eda etme gayretindeyiz. Islâmi eğitimin ihya edilebilmesi için sabır ve azim şarttır. Unutulmamalıdır ki, en uzun bir yola bile ilk adımla başlanır.
Türkiye'nin içinde bulunduğu hal malûmdur. Olağanüstü hal bölgesinde (Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da) gelişen hadiseler, "Medrese Eğitimine" büyük bir darbe vurmuştur. Lâik devletle-PKK arasına sıkışan bir-çok âlim; medreselerini kapatarak, batı'ya göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu vaziyet karşısında, üzerimize düşen önemli görevler vardır. Vahdet Vakfı'nın bünyesinde bir "Sıla Bütçesi" oluşturup, ilim ehline sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Kardeşlerimizin bu "Sıla Bütçesine" her ay ne kadar infakta bulunabileceklerini (en kısa zamanda) bildirmelerinde zaruret vardır. Zira ulemaya sahip çıkamadığımız müddetçe, ilmin yayılması mümkün değildir.
VELÂYETÎN VE FÜTÜVVETİN İHYÂSI ŞARTTIR
Emperyalist kafirlerin İslâm topraklarında işledikleri cinayetleri saymakla bitiremeyiz. Bizlere düşen vazife; sızlanmak, şikayet etmek veya "-Bir nesil bekliyoruz" diyerek imtihan alanından kaçmak değildir. Küfre karşı mücadele verilmesinin zaruretine inanan bütün mü'minler, birbirlerinin kıymetini bilmek durumundadırlar. Kardeşlerimizi dünya ve ahirette kendi nefsimize tercih edemediğimiz müddetçe "Fütüvvet Ehli" olamayız. Velâyeti; Allahû Teâla'ya(cc), Resulüne (sav) ve mü'minlere tahsis edip, ihya edemediğimiz müddetçe de imtihanı kazanamayız. Unutmayalım ki içinde yaşadığımız alem imtihan dünyasıdır ve tekliflerden şikayet etme hakkımız yoktur.
Bosna-Hersek'te binlerce müslüman ızdırap içerisindedir. Ortodoks hristiyan âlemi "Sırpları", katolikler de "Hırvatları" bütün güçleriyle desteklemektedirler. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar demeden; binlerce müslümanı katledenler, "Haçlı Ruhu'nun" dimdik ayakta olduğunu ispatlamışlardır.
Vahdet Vakfı Yönetim Kurulu; Bosna-Hersek'teki mazlumların yardımına koşulması hususunda, bütün mü'minleri vazifeye çağırmıştır. Almanya' nın değişik bölgelerindeki "Darû'l Erkam" cemaatleri ve Avrupa'nın her yerindeki kardeşlerimiz, ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir ve göstermeye devam edeceklerdir. Türkiye'den heyetler gönderilmiş ve yardımlar elden teslim edilmiştir. Şu ana kadar, yapılan ayni ve nakdi yardımların tutarı bir milyarın üzerindedir. Bu gayretler, velayet ve fütüvvet şuurunun tabii bir sonucudur.
Geçtiğimiz yıl Türkiye'de; başta Erzincan Depremi olmak üzere, çığ felâketi ve grizu patlamaları gibi, felâketler yaşanmıştır. Vahdet Vakfı; felâketzedelerin ızdırabına (gücü nisbetinde) ortak olmaya gayret etmiştir. Felâketzedelere yapılan yardımın tutarı 45.500.000 TL'dir.
Vakfımızın; Kurucular Kurulu, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, şube teşkilâtları, çalışma kolları ve irtibat bürolarında görev yapan kardeşlerimizin tamamı; hiçbir ücret almadan (sadece Allahû Teâla (cc)'nın rızası için) faaliyetlerini devam ettirmektedirler. Ayrıca iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için; en büyük mali destek (Aidat, zekât, infak vs.) bu kardeşlerimizden gelmektedir. Vahdet (eğitim, yardımlaşma ve dostluk) vakfı; "Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla eda eden üyelerimizin" gayretiyle, büyük bir müessese haline gelmiştir. Elbette "yapılması gerekenlerle, yapılabilenlerin" muhasebesini dikkate almak ve daha fazla gayret göstermek mecburiyetindeyiz. Temel hedeflerini "Allahû Teâla (cc)'nın rızasını kazanmak" şeklinde tesbit eden müslümanlar; Tağuti güçlere karşı mücadele verirken, ihtiyaç duyulan bütün müesseselerini kurmak zorundadırlar. Bu sabırla ve azimle yürütülebilecek salih bir ameldir."
(1) Sahih-iMüslim-lst:1401C:lSh:74 K.Iman:22 Had.No:93, Ayrıca Sünen-i Ebû Davud-Ist:1401 K.Selâm:1. Sünen-i Tirmizi-K.Isti'zan:43.
(2) İmam Münavi-Feyzü'l Kadir Şerhi Camiu's Sağir-Beyrut:ty C:l Zh:404. (3 Imam-ı Kasani-El Bedaiû's Senai-Beyrut: 1974 C:6,Sh:218, Aynca Ömer Nasuhi Bilmen-Hukuki Islâmiye ve Isblâhat-ı Fıkhiyye Kamusu-tst:1976 C:4.Sh:284.
(4) Şeyh Nizamüddin ve bir heyet-El Feteva-i Hin-diyye-Beyrut:1400 C:2 Sh:352.
(5) Ibn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muh-tar-Ist:1983 C:9 Sh:238.
(6) Imam-ı Serahsi-El Mebsut-Beyrut:ty C:12 Sk28. (Misak Mecmuası, sayı:26, sh:23-26)
Vahdet Vakfı'nın gayesi tüzüğünde şöyle açıklanıyor:
"Fertler arasında sevgi ve birliği artırıcı her türlü faaliyette bulunmak, cezaevlerinde bulunan kimselere imkanlar ölçüsünde; adlî yardımda bulunmak, avukat ücretlerini ve mahkeme masraflarını ödemek, yetkililerin belirlediği ölçüler içerisinde; hükümlülere ve tutuklulara maddi yardımda bulunmak, ailelerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmek, eğitim bursu vermek, cezaevinde bulunan kimseleri topluma kazandırabilmek için; kitap, broşür, gazete ve dergi ihtiyaçlarını karşılamak ve gerekirse yayınlamak, matbaa kurmak, gerek cezaevlerinde, gerek cezaevi dışında; kütüphane kurmak, kitap bağışlarını kabul etmek, fertlerin meşru olan her türlü iktisadî ve içtimaî ihtiyaçlarını imkânlar ölçüsünde temin etmek." A. AZİZ