
Değerli Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Esed’in tefsirli meâlini okumuş ve
konu hakkında ilmî bir rapor hazırlamıştır. Kitapta vahim ve büyük
yanlışlıklar olduğunu iddia etmektedir. Prof. Suat Yıldırım da Esed’in
kitabını tenkit edenlerdendir.
Şimdiye kadar değerli eserler telif etmiş ve yayınlamış bulunan Ahmet
Tekin hoca, “KUR’ÂN YOLUNDA KALEM OYNATANLAR”
adıyla 335 sayfalık bir
kitap çıkartmış bulunuyor.
Bu kitapta:
(1)Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 300 bin dolar telif ücreti
ödenerek Prof. Hayreddin Karaman’a, Prof. Mustafa Çağrıcı’ya, Prof.
İbrahim Kafi Dönmez’e, Prof. Sadettin Gümüş’e hazırlatılan “Kur’ân Yolu
Türkçe Meâl ve Tefsir”,
(2) Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Süleyman Ateş’in “Yüce Kur’ân’ın
Çağdaş Tefsiri”,
(3) Yahudilikten İslâm’a dönmüş merhum M. Esed’in “Kur’ân Mesajı”,
(4) Meşhur Yaşar Nuri Öztürk’ün Yüce Kitabımızın meâllendirilmesi ve
yorumlanması konusundaki sayısız büyük yanlışları ortaya konulup tenkit
edilmektedir.
Son yıllarda ülkemizde Kur’ân meâllerinin ve tefsirlerinin sayısı hayli
çoğaldı. Bu meâl ve tefsirler niçin yayınlanıyor? Bu konuyu
aydınlatalım:
(1) Bir kısım müfessirler sırf Allah rızası için, Kur’ân-ı mübîne bir
hizmet olsun diye meâl ve tefsir yazmakta ve bunları ya kendileri bizzat
yayınlamakta, yahut bir yayıncıya verip telif ücreti almaktadır. Meâl ve
tefsiri para kazanıp zengin olmak niyet ve kasdı ile hazırlamayanların
bir miktar telif ücreti almalarında bir mahzur (sakınca) ve ahlâksızlık
olmasa gerektir.
(2) Bazıları Allah rızası için değil de sırf para kazanmak, zengin
olmak, köşeyi dönmek için meâl ve tefsir hazırlayıp bastırmaktadır.
Bunların yaptıkları “Âmeller niyetlere göredir” hadîsine göre
değerlendirilir.
(3)Meâl ve tefsir yazan bazı kimseler icazetli din âlimidir,
kendilerinde müfessirlik ehliyeti vardır. Tefsirlerini rivâyet ve
dirayet metodu üzerine yaparlar ve Ehl-i Sünnet yolundan ayrılmazlar.
Tefsir perdesi altında dinde reforma, tahrife kalkışmazlar. Bunların
tefsirleri muteber tefsirdir.
(4) Bazı kimselerin ilmi, Arapçası, ehliyeti, icazeti yoktur.Bu
gibilerin yazdığı meâl ve tefsirler “Hevâ ve re’y tefsiridir” ve
kesinlikle makbul değildir.
(5) Bazı yayınevleri Fransızca’dan, İngilizce’den Kur’ân meâli tercüme
ettirmektedir ki, bunun ciddiyetsiz bir iş olduğunu söylemeye bile lüzum
yoktur.
(6) Birtakım fesat komitaları dinimizi bozmak, Müslümanların kafalarını
karıştırmak, İslâm’ın temellerini dinamitlemek için kasıtlı olarak bozuk
fikirler, görüşler, ihtiva eden tefsir ve meâl çıkartmaktadır. Son
olarak “Dinde Reform... Dinde yenilik...Dinde değişiklik... Light/ılımlı
İslâm... Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü...” modaları ve cereyanları
çıkartılmıştır. Birtakım tefsir ve meâllerde bu fikirler işlenmektedir.
(7) Ülkemizde bazı ilâhiyatçıların (bazı dedim, hepsini kasd etmiyorum)
Farmason Cemâleddin Afganî’nin müridi oldukları herkesçe bilinen bir
gerçektir. Cemâleddin Afganî her Müslümanın ictihad yapmasını isteyen
bir kişiydi. İşte onun bugünkü talebeleri, ağlarına düşürdükleri
Müslümanlara yanlışlarla dolu meâl ve tefsirler vermekte ve “Alın kutsal
kitabınızı elinize ve dininizi kendi kafanıza göre yorumlayın” dercesine
cahillere ictihad kapısını açmaktadır.
Reformcuların, yenilikçilerin, mezhepsizlerin, Afganîcilerin, Diyalog ve
Hoşgörücülerin üzerinde en fazla durdukları ayet Bakara Sûresi’nin
62’nci ayetidir. Onlar bu ayeti yanlış yorumlayarak; Hz. Muhammed’i (Salat
ve Selam olsun ona), Kur’ân-ı Kerim’i, İslâm dinini inkâr eden Ehl-i
Kitabı cennete sokmakta, onları ehl-i necat olarak görmektedir ki, bu
yorumları İslâm dininin ruhuna, Kur’ân’a, Peygamberin risaletine ve
tâlimatına tamamen aykırıdır.
Milyonlarca Müslümanın yeni Kur’ân tercüme, meâl ve tefsirleri konusunda
mutlaka uyarılması gerekmektedir. Bu uyarı birkaç bin tiraj yapan
kitaplarla olmaz. Konuyu çok güzel anlatan ve aydınlatan broşürler
hazırlanmalı ve bunlar milyonlarca adet basılmalıdır.
Bazı bozuk meâl ve tefsirlerde “Üç semavî din... Üç tevhid dini... Üç
İbrahimî din...” gibi tâbirler geçmektedir. Bunlar İslâm’a uygun
değildir.
* Hazret-i Adem’den bugüne kadar tek geçerli din İslâm’dır.
* Atamız İbrahim aleyhisselam Yahudi ve Nasranî değildi, Müslümandı.
* Allah İslâm’dan başka bir din kabul etmez,
* Allah katında hak ve geçerli din İslâm’dır.
* İslâm’ın dışında necat yoktur.
* Bütün peygamberlerin, Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın dini
İslâm’dır.
Resûl-i Kibriya aleyhissalâtü vesselâm efendimizin risâleti ve dâveti
kendisine ulaştıktan sonra bunları inkâr ve tekzip eden kâfirdir ve
cehennemde muhalled kalacaktır.