MÜ'MİNİN  SURESİ: 55

"b) Uygun olanlarla meşgul olmak. Birincisi, zatî mertebe bakımından, ikincisinden önce gelir. Binâenaleyh bunun, önce ifade edilmesi gerekir. Uygun olmayanlardan tevbe edilmesi hususu, ayetteki, "Günahının affedilmesini İste, ifadesiyle anlatılmıştır. Peygamberlerin ismet sıfatlarını tenkit edenler bu ayete tutunmuşlardır. ....(.....)   Yine, masdarın failine ve mef'ûlüne izafe edilebileceği, nahivde sabit olan bir gerçektir. O halde, cümlesi, masdarın mef'ûlüne izafe edilmesi kabilindendir. Yani, "ümmetinin, senin hakkındaki günahlarına istiğfarda bulun.."  demektir."  (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 19/333)

"«Günahın için af talebinde bulun», yani dine sarıl. Bazen sana göre günah sayılıp da senden sadır olan şeylerin telâfisi için dinin emirlerine yapış. Burada Cenab-ı Hak'kın Rasûl-ü Ekrem'in ümmetinin günahlarım kastetmiş olması da mümkündür. Yani ümmetinin günahları için af talebinde bulun....    Katade «Sabah ve ikindi namazları kastedilmiştir»  der.  Hasan Basri «Sabah iki, akşam iki rekât namaz kas­tedilmiştir. Çünkü Mekke Dönem'i'nde bunlar vacibti» diyor.

Bazıları «Sabah iki, akşam üzeri de iki rekât namaz Mekke'de farz kılınmıştı» demişlerdir." (Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 14/...)

 

"Daha üstün ve daha iyi olanı yapmayı terketmek suretiyle işlediğin kusurdan dolayı Rabbinden bağışlanmanı dile. Sâvî şöyle der: Bu emirden maksat, bunu ümmete öğretmektir. Yoksa Allah'ın Rasulünün, gerek peygamberlikten önce ve gerekse peygamberlikten sonra, küçük ve büyük bütün günahlardan ma'sum olduğu tahakkut etmiştir. İbn Kesîr şöyle der: Bu âyet, ümmeti istiğfara tesvik etmektedir." (Muhammed Ali Es Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 5/389.)

 

"Günahlarının bağışlanmasını iste." Burada Hz. Peygambere istiğfar emredilmesi, Onun, örnek alınan ve uyulan konumda bulunmasındandır. Veya bu ayetin anlamı, "Dininin emirlerini açıkça tebliğe yönel ve -bir işin efdal olan şeklini yapmamak gibi- zelleleri (küçük hataları) telâfi et. Zira Allah Tealâ, yardımda ve dinin tebliğini açıktan yapma konusunda sana yeter.....Burada Hz. Peygamber (s.a.)'e hitap edilmesinin sebebi, onun vesilesiyle bütün ümmete öğretmektir. Yine bu ayet, Allah'ı teşbih ve Ona hamde ve­ya farz namazları kılmaya devamın gerektiğine delildir. Bu ayette tevbe ve mağfiret dilemenin amelden önce zikredilmiş olmasının sebebi hakkında şu söylenebilir: Halisane yapılmış tevbe olmadan amel kabul edilmez. Tevbe, Hz. Peygamber'in derecesi göz önünde bulundurulduğu zaman Onun hakkında günah olan "daha yerinde ve daha faziletli olan davranışın terki" sebebiyle de yapılır. Evlâ ve efdal olan davranışın terki, Hz. Peygamber'den başkası hakkında ise günah değildir." (Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 12/415.)

 

"Günahın için de mağfiret dile" buyruğu ile ilgili olarak şöyle denilmiş­ir: Ümmetinin günahı için... demektir diye açıklanmıştır. Muzaf hazfedilmiş,  muzafun ileyh onun yerine getirilmiştir.

Peygamberlerin küçük günah işlemelerinin caiz olduğunu kabul edenlerin görüşlerine göre de, bizzat kendi günahın için mağfiret dile, demek olur. Peygamberlerin küçük günah işlemeleri caiz değildir, diyenlerin görüşlerine göre: Bu Peygamber (sav)'a dua ile Allah'a ibadet etmesi için bir emirdir. " (İmam Kurtubi, el-Camiu li Ahkâmi’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 15/280-283)

 

"İşte peygamberimize Rabbim; "Sabret! Şüphesiz Allah'ın yardımı yakındır. Sen günahına af talebinde bulun" buyuruyor. Yani buradaki "zenb" kelimesi efendimizden sadır olan bir günah değil, Allah'ın yardımının ne zaman geleceği konusundaki tereddütünden dolayıdır, denilmektedir. O peygamberler için bir günah nitelendirilmiyor. Ama onun için bile af talebinde bulunulması isteniyor. Allah'ın yardımı ne zaman olacaktır? Gelmesi bizim için ne zaman faydalı olacaksa o zaman gelecektir." (Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 6/536-537.)       Abdullah  AZİZ