ÇEŞİTLİ SORULAR
Soru:1--Hilâfet, babadan oğula geçebilir mi;
İslâmî olan hangisidir?
--Hilâfet, babadan oğula
geçme tarzında olmaz!.. Böyle bir kaide yok...
Hazret-i Ömer'e dediler ki:
"Bak sen vefat etmek üzeresin, ruhunu
teslim etmek üzeresin; oğlunu geçirelim yerine!"
dediler. Ona razı gelmedi.
Hall ü akd erbâbı olan
havâs-ı müslimîn seçer de, tesadüfen onun oğluna denk gelirse; olur. Ama
öyle babadan oğula geçmesi yoktur, bid'attir, doğru değildir.
Müslümanların serbest olarak seçmesi lâzım!..
Soru:2--Osmanlı'yı Osmanlı yapan ırk mıdır?
--Osmanlı'yı Osmanlı yapan
İslâm terbiyesidir. Bizim beğenmemize sebep olan da odur. Yoksa,
müslüman olmadıktan sonra, gideriz Fransız'ı beğeniriz, İngiliz'i
beğeniriz. Başka milletlerin başka şeylerini beğeniriz. Biz Osmanlıları
müslüman oldukları için beğeniyoruz. Kur'an'ı ve Rasûlullah'ın sünnetini
iyi anlayıp, yaşadıkları için beğeniyoruz.
Bu mübarek topluluğun içinde
de her çeşit insan var... Balkanlar'dan gelmiş Boşnak, Pomak
kardeşlerimiz var... Bulgardan dönme, Yunandan dönme, Sırptan dönme
kardeşlerimiz var... Geliyor, görüyoruz, tanıyoruz. "Ben Sırp idim, anam
babam hristiyan, ben müslüman oldum." diyor. Öpüb başımıza koyuyoruz,
başımızın üstünde yeri var...
Kafkasya'dan gelmiş Çerkes,
Abaza kardeşlerimiz var... Irak'tan gelmiş olanlar var... Kırım'dan
gelmiş Tatar kardeşlerimiz var... Kıbrıs'tan gelenler var, Kuzey
Afrika'dan gelenler var... Hareme zenci olarak gelmiş, başı kıvırcık
saçlı, yüzü esmer olanlar var, Bilâl-i Habeşî gibi... Hepsi başımızın
tacıdır.
İnsanı insan eden, sultan
eden müslümanlığıdır, imanıdır; başka bir şey değildir. Babasının oğlu
olsa bir insan; müslüman olmadıktan sonra insan sevemiyor. Bakıyorsun,
"Evet, benim akrabamdır ama, gittiği yol yanlıştır." diyorsun, evine
gitmek istemiyorsun, sözünü dinlemek istemiyorsun. Çünkü zulüm yapıyor,
haksızlık yapıyor... Çeşit çeşit şeyler yapıyor.
Soru:3--Zengin bir
müslümanın cami yaptırması mı efdaldir yoksa, yoksullara
yardım etmesi mi daha efdaldir?
--Cami yaptırmanın sevabı
hakkında çok hadis-i şerifler var... Bir fakirin ihtiyacını görmek
hususunda da teşvikler var... Burada ikisi de hadis-i şeriflerde
medhedilmiş ama, şöyle bir cevap verilebilir: Bir yerde cami varsa,
yakın bir tarafa ikinci bir cami yapacağına, parasını ordaki başka bir
hizmete tahsis etsin!..
Ama hiç cami olmayan bir
yerde, cami çok önemli!.. Müslümanların toplaşma yeridir, sosyal
merkezidir. O öncelik kazanıyor. Fukaranın ihtiyaçlarının giderilmesi
bile camide olacağından, orda cami yapmak öncelik kazanabilir.
Yerine göre, aklını
basiretini kullanacak müslüman; ona göre hareket edecek. Yerine göre
hüküm değişiyor.
Bazan, yerine göre hükmün
değişmesinin misali nedir?.. Peygamber Efendimiz bir seferde, "Oruç
tutmayın!" dedi. Sahabenin bir kısmı oruç tuttular, bir kısmı
tutmadılar. Oruç tutanlar sıcakta bayıldılar; oruç tutmayanlar sağlam
kaldılar, hizmet ettiler. Ötekilere su taşıdılar, onlara yardımcı
oldular. Peygamber Efendimiz SAS: "Bu sefer, oruç tutmayanlar sevapları
aldı, götürdü. Onlar kazandı" dedi. Halbuki, oruç tutmak sevaplı bir
ibadet ama, "Bu sefer tutmayanlar kazandı." dedi. Neden?.. Onlar dinç
oldular, iş gördüler; onun için... Yerine göredir yâni bu iş...
Bizim büyüklerimiz de
demişlerdir ki: "Hizmet esastır. Hizmetin olduğu yerde nafile ibadeti
bırakır, hizmete koşarız!" Böyle demiş büyüklerimiz... "Nafile ibadet
etmekten, bir müslümanın hizmetine koşmak daha önde gelir." demişler.
Gözünü açacak müslüman...
Hangi zamanda neyi yapmasını gerektiğini düşünerek, onu yapacak!..
Soru:4--Dilenciye para vermek sevap mıdır?
--Dilenciye para verilir.
Peygamber SAS diyor ki: "İsteyen kim olursa
olsun, at üstünde gelse bile verin!" diyor.
Verildiği zaman sevap olur amma, dilencileri gruplara ayırmak lâzım!..
Bu devirde bu işin tüccarları türedi. Baktın, işin tüccarıysa, gerçekten
ihtiyacı yoksa, vermeyebilirsin. Gerçeğini, hakîkisini bulmağa gayret
edersin. Bu adam sahtekârdır diye içinde tam bir his belirmiyorsa, o
zaman küçük büyük bir şey verirsin. Vermeyi teşvik ediyor Peygamber SAS...
Verince de sevap olur.
İçkiye harcarsa, kumara
harcarsa, zinaya harcarsa... Burda dilenip, gidip şurda meyhanede
içecekse, ona verilmez tabii... Bazısı cami kapısında cemaati ayartıyor,
parayı topluyor. Ondan sonra gidiyor, günahını işliyor. Öyle olanlara
vermemek lâzım!..
Soru:5--"Düşmanın silâhıyla silâhlanın!"
sözü bir hadis midir?
--Bu ayet-i kerime mealidir:
(Ve eiddûlehüm
mesteta'tüm min kuvvetin ve min ribâtil hayli türhibûne bihî adüvvallahi
ve adüvveküm) "Gücünüz yettiğince düşmanlara karşı hazırlanın, güç
kuvvet hazırlayın, silâh hazırlayın! Binek hayvanları, süvariler
hazırlayın!.." O zamanın şartlarına göre böyle ifade edilmiş. Bu Kur'an-ı
Kerim'in emridir.
Soru:6--Mevlâ nasib ederse
hacca gideceğim. Tavsiyeniz otobüs mü, uçak mı?..
--Benim âcizâne kanaatim,
uçakla gitmeyi tavsiye ederim. Uçakla gitmenin daha iyi olduğu
kanaatindeyim. Şu bakımdan: Gidiyorsun, yorgun olmadan, hasta olmadan
ibadet edeceğin yere varıyorsun. Bir hafta yolda geçeceğine, bir hafta
orda fazla ibadet ediyorsun. Yüzbin misli sevap Mekke'de... Medine'de
bin misli sevap... E orada sevabı fazla kazanmağa bakmak daha iyidir.
Çünkü biz oraya ibadete gidiyoruz.
--Hocam bir de Şam'ı
göreyim, bir de Bağdad'ı göreyim...
--Tüccar mısın, turist
misin?.. Abid misin, hac mı yapıyorsun, umre mi yapıyorsun, gezi mi
yapıyorsun?..
Eğer ibadet düşünüyorsan,
durumun müsaitse uçakla gitmek daha iyi... İnsan sıhhatle gider,
yorulmadan orda ibadetine girişir. Çok ibadet yapar, kârlı döner. Yüzbin
misli... Mekke-i Mükerreme'de kılınan bir namaz, başka yerde kılınanın
yüzbin misli... Az değil...
Soru:7--Kafeste kuş beslemenin bir sakıncası
var mıdır? Ayrıca evde beyaz güvercin beslemenin hükmü nedir?
--Kafeste kuş beslemek,
hürriyetini tahdit olduğu için, pek tatlı bir şey olmuyor. Ama, "O
kuşlar zaten kafes kuşudur. Çıkarsa kediler parçalar." diye biraz
müsaade eden kimseler, alimler de var...
Takvâya uygun olan cihet;
"Hiç bir mahlûkun hakkını geçirmemek, hiç
bir kimseyi hapsetmemek gibi gibi düşünerek, beslemese daha iyi olur."
diyebiliriz.
Soru:8--Evde bir hayvan
beslemek istiyorum; en güzel uygun olan hayvan hangisidir?
--Köpek yasaktır. Efendimiz,
evde köpek beslemeyi yasaklamış. Kedi olabilir. Kedi hakkında müsbet bir
şey var... O da tabii fare, böcek vs.ye karşı evi korumuş da olabiliyor.
Kuş mekruhtur. Çünkü, kafesin içine sokuluyor, hürriyeti tahdit edilmiş
oluyor. Süs balıkları herhalde normaldir. Zâten onların dünyası o...
Koyun, keçi, sığır gibi
şeyler beslemek hadis-i şerifte tavsiye edilmiştir. Çünkü, berekettir
evde bunlar... Sütü olur, eti olur, yavrusu olur. Mümkün olsa, evlerimiz
bahçeli olsa da hep beslense...
Tavuk beslenebilir. Tavuğun
yumurtası vardır. Horozun bereketi vardır. Namaz vakitlerini nasıl
bilir, sahurda nasıl kaldırır mübârek... Öter. Mübarek bir hayvandır
horoz... Bunlar beslenebilir.
Soru:9--"Hiç ölmeyeceğini
sanan bir insanın iş yapmasıyla çalış, çabala, iş yap; yarın öleceğinden
korkan bir insanın korkusuyla müteyakkız bulun, korku üzere bulun!"
sözünün hadis olmadığı söyleniyor; bizi bu konuda aydınlatırsanız memnun
oluruz.
--Beyhakî bu sözü Hazret-i
Ömer RA'den rivayet etmiştir. Hazret-i Ömer de Peygamber Efendimiz'in
sahabesindendir. Onun kendi sözü de olsa, bizim için kıymet ifade eder.
Çünkü, sahabenin sözüdür; ona eser diye tabir ediliyor, o da bir
kıymetli malzemedir bizim için... Ama sahabenin bazan Peygamber
Efendimiz'den duyduğu şeyi nakletmesi vardır. Yâni kendiliğinden
söylemez onu, Efendimiz'den duyduğu bir şeye göre söyler.
Bu mânâyı ifade eden ve
hadis olan rivayetler de vardır. Bu Hazret-i Ömer'in sözüdür amma,
Peygamber Efendimiz'in sözü olarak da bu mânâda rivayetler vardır. Mânâ
olarak çok güzeldir, doğrudur. Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışacak, yarın
ölecekmiş gibi de uyanık olacak, takvâ ehli olacak!..
Soru:10--Sohbet toplantısı
başlamış ise, toplantıya girerken yine selâm verilir mi?
--Verilmez. Vaaz verilirken,
Kur'an-ı Kerim okunurken, konuşma başlamışsa selâm verilmez. Ancak
oturduğu yerde yakınlarına, ortalığı karıştırmayacak şekilde, hafifçe
verebilir.
Abdest alırken, Kur'an
okurken, namaz kılarken, böyle vaaz verilirken, ezan okunurken selâm
verilmez.
Soru:11--Malazgirt ovası
üzerindeki Sübhan Dağı'nın üzerinde bir su kuyusu varmış. Olduğu yerde
kaynarmış ve kabarırmış, dışarıya taşmazmış. Bir kokusu varmış. Suyu
kullanılmazmış. Buraya cehennemin bacası diyorlarmış. Böyle bir şey
olabilir mi; bizi aydınlatırsanız memnun oluruz.
--Sübhan Dağı cehennemin
bacası değildir. Öyle şey olmaz, aslı esası yok... Sübhan dağı bir
yanardağdır. Ağrı Dağı da bir yanardağdır, ondan daha yüksektir. İran
üzerinde daha başka yanardağlar vardır, daha yüksektir. Tibet'te daha
yüksek dağlar vardır, onlar sekizbin küsür metredir. Herbirisi birer
bacadır. Yeryüzünün derinliklerindeki mağma tabakasının eriyen
madenlerinin toprağın zayıf tarafından dışarı fışkırması, yanardağ
dediğimiz şeydir. Cehennemin bacası değildir.
Ama öyle kuyu vardır, öyle
acı suyu vardır. Yanardağ üzerinde bir kuyu olabilir. Kaynar su da
olabilir.
Bursa'nın Uludağ'ı da bir
yanardağdır. O Uludağ'ın eteğinden sıcak sıcak sular çıkıyor. Kimisi
kükürtlü, kimisi demirli, kimisi başka madenlere sahip... Kimisi
romatizmaya iyi geliyor, kimisi içmeye iyi geliyor. Allah'ın bir lütfu
veyahut bir ibretidir bunlar...
Soru:12--Bir insana vesvese
geldiği nasıl anlaşılır? Bu tip vesveselerden dolayı
kişi Allah'a hesap verecek
midir?
--Vesvese, insanın içine
takılan bir söz veya fikirdir. İki de bir de "Şu şöyle, şu şöyle..."
diye aklına geliyor, onu rahatsız ediyor. Şeytandan gelir: "Şunu şöyle
yap... Şunu şöyle yap..." diye. Veya nefisten gelir: "Şunu istiyorum,
şunu istiyorum... Şu şöyle olsa, ah kavuşsam..." filân tarzında... Tabii
bunların hepsinin karşısında müslümanın yapacağı: Allah'ın emrine göre
hareket etmek, nefsine hakim olmak, şeytana uymamaktır.
Vesvese bir de, "Acaba benim
abdestim kaçtı mı?.. Acaba namazım oldu mu?.." vs. tarzındadır. O zaman
da zann-ı galibine göre hareket edecek ve aşikâre bir şekilde, çok net
olarak bir şey olmadıysa, vesveseye itibar etmeyecek. Tereddüt mü
ediyorsun, kesin bilmiyor musun; kaçmadı o zaman... Tereddütle abdest
bozulmaz.
Soru:13--Akşam, yatsı ve
sabah ezanları okunurken, bazı köpekler garip bir ses çıkarıyorlar.
Acaba bununla ilgili bilgi verebilir misiniz?
--Hayvanlar bizim
görmediğimiz bazı şeyleri görürler, bizim duymadığımız bazı şeyleri
duyarlar. O bakımdan, onların o seslerinin bazı mânâsı olabilir.
Hayırları isteyin, şerlerden Allah'a sığının!..
Soru:14--Çingenelerin aslı
nereden gelmiştir, bunların ibadetleri kabul olur mu?
--Çingenelerin aslıyla
ilgili iki rivayet vardır: Birisi Hint tarafından geldikleri, birisi de
Mısır'dan, Firavun'un kavminden geldikleri tarzındadır. Hâlâ Mısır'da o
eski dine bağlı olanlara Kıptî derler. Egypt, Mısır demek... Kıptî sözü
Mısır'la ilgili oluyor. Mısır'ın o Firavunlar zamanındaki kavminin
artıkları, hâlâ var... Çingeneler o sülâleden gelmiştir deniliyor.
Bir rivayete göre de
Hindistan'dan gelmişlerdir. Seyahat ede ede bu taraflara gelmiş, yürümüş
gitmişlerdir deniliyor. İspanya'da çok oldukları, kendilerinin
kraliçelerinin olduğu da söyleniyor.
Bir insan kelime-i şehâdet
getirirse müslüman olur. İbadet ederse, imanına göre ibadeti kabul olur.
Hangi soydan, ırktan olursa olsun, farketmez. İslâm'a girmesi, bir
insandan eski kusurları, günahları kapattırır, örttürür. İslâm'a giren
insan, iyi insan olur. O bakımdan, onun da ibadeti makbuldür. O da
yolunda sebat eder, doğru giderse, Allah'ın mükâfatlarına erer.
Güncel Meseleler 1 kitabının sonu
(Bir Siteden Alınmıştır.)
Abdullah AZİZ