SAKAL VE SARIK SÜNNETİNİ HAFİFE ALANLARA
Esselamü aleyküm...
Muhterem kardeşim Geylani, buraya asmış
olduğunuz bu talihsiz yazı beni ne
kadar rahatsız etmiş, üzmüş ise
inanın katbe kat ta Allah (cc)
ve Rasulü (sav)'nü rahatsız etmiş ve
incitmiştir... "
lutfen yanlış anlaşılmasın aydınlanmak istıyorum"
demisiniz... Muhterem kardeşim, Rasulullah (sav)'ı
baş tacı etmek O'nun yaşadığı İslam'ı,
yaşadığı hayatı kendi hayatı kabul etmekle
olur! Sloganlarla Rasulullah (sav)'ı baş tacı
etmek mümkün değildir... Bir yandan
istediğinizi söylüyorsunuz, diğer yandan da "lütfen
yanlış anlaşılmasın" diyorsunuz!!!! Böyle bir
inanç bir Müslümanın imanına
sığmayacak derece tehlikeli bir inançtır..
Size tavsiyem "Nasıl bir Rasule iman
ettiğinizi" yeniden gözden geçiriniz...
Dinimiz İslam'da kıyası kimlerin yapabileceğini
öğrenmeniz için sizi Fukahanın tabakasını
öğrenmeğe davet ediyorum... Size ulu orta,
ölçüsüz bir şekilde konuşma cesaretini
kim veriyor? Ne kadar korkunç batıl
kıyaslar yaptığınızın farkında mısınız?
Mekke müşriklerinin de sakallı, sarıklı olduklarından
hareketle, Rasul-ü Ekrem (sav)'e ait olduğu
hakkında mütevatir haberler olan sakal ve
sarık sünnetini basite almaya ne hakkınız
vardır? O günkü müşrikler Kabeyi tavaf
ederlerdi, Namaz kılarlardı, oruç tutarlardı,
şirk koşarakta olsa Allah (cc)'a inanırlardı ve
daha bir çok amel işlerlerdi... Şimdi
o ameller müşriklere aitti deyip
hangisini reddeceksiniz? Yoksa Allah (cc) inancını mı
reddedeceksiniz? Böyle saçmalık mı olur?
Elbette ki Müslümanlar, Rasulullah (sav)'a benzemek
maksadıyla ve O'nun sünnet-i seniyyesini işlemek
niyetiyle sakal bırakırlarsa ve sarık sararlarsa
Rasulullah (sav)'a benzemiş olurlar... Sakallarını
kazıyarak müşriklere benzemiş olmazlar!... "Müşriklere
muhalefet edin. Bıyıkları kısaltın. Sakalları da uzatın. "
(Huccetüllahil
Balığa (Şah Veliyullah Ed-Dehlevi) C:l, Sh:386, Beyrut:ty.)
İslah Fıkhında sakalı olmayan kimselerin imameti tartışma konusu olmuş, "şayet kırar hastalığından dolayı imamın sakalı yoksa imameti caiz olur" demişlerdir. Geylani efendi, eminim ki hem sakal ve hem de sarıkla ilgili küfür sözleri okumuş olsaydınız bu tür bir yazıyı yazmaya cüret edemezdiniz!!!
"İbn-i Abbas (ranhuma)'dan rivayet edilmiştir; dedi ki: "Peygamber (sav) kadınlardan erkeklere benzemeye özenenlere ve erkeklerden de kadınlara benzemeye özenenlere lanet etti." ( Sünen-i Tirmizi (Tirmizi) C:5, Sh:105-106, Beyrut.ty.) Bu hadisi şerif, sakallarını tıraş etmek suretiyle kadınlara benzemeye çalışan erkekler için bir uyarı olduğu gibi, saçlarını tıraş etmek suretiyle kendilerini erkeklere benzetmeye çalışan kadınlara da bir uyarıdır."
"Hanefi
ulemasından Aliyyül Kari (rha) şöyle diyor: "Sakalı çokça kısaltmak E'acim (müslüman
olmayan toplulukların adetlerindendir. Bu adet devrimizde Avrupalı, Hindli ve
kalenderiyye taifesinden olup dinden nasibi olmayan pek çok müşrikin
alameti olmuştur." (Min Mirkati'l Mefatih Şerhu Mişkati'l
Mesabih (Aliyyül Kari) Ol, Sh:302,Beyrut:ty.)
Görüldüğü gibi, sakallan tıraş etmede gayr-i müslimlere benzeme vardır."
"Bıyıkları kesin, sakalları salın, mecusilerc muhalefet edin. " (Sahih-i
Müslim Terceme ve Şerhi (Ahmed Davudoğlu) C:2, Sh:361, İSt:1977.)
"Müşriklere muhalefet ediniz. Sakalları(nızı) bırakınız, bıyıkları(nızı) da
kısaltın." (A.g.e. C:2, Sh:360.)
"İşin dilhun tarafı şu ki, müslümanlar sünnetlerin yerine bid'atları kavramışlardır. Sünnetleri ise çok basit görüp yaptığı zaman sevap, yapmadığı zamanda herhangi bir günahı olmayan ameller olarak görüyorlar. Bunun için sünnetleri ihya etmeye zahmet bile duymuyorlar. Bu büyük bir hata ve İslâmi hayata vurulan darbedir. Allah (cc), Muhammed (sav)'in ümmetini uyarıyor: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman gerek mü'min olan erkek, gerek mü'min olan kadın için işlerinde kendilerine muhayyerlik yoktur. Kim Allah'a ve Resul'üne isyan ederse muhakkak ki o, apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmıştır." (Ahzab Sûresi:36.)
"De
ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve
suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır." (Al-i
İmran, 31)
"Ümmetim anarşi içindeyken, kim sünnetime yapışırsa ona yüz şehid sevabı vardır.
" (
Et-Terğib
ve Terhib (Münziri) C:l, Sh:44, Mısır.1968)
"Bıyıklarınızı kazıyınız,
sakalları bırakınız. "(Sünen-i Tirmizi (Tirmizi) C:5 Sh:95.) İbn-i Ömer (ranhuma)'dan
rivayet edilmiştir: "Resulüllah (sav) bıyıkların kaldırılması ve sakallarının da
bırakılmasını bize emretti." ( A.g.e. C:5 Sh:95.)
"Dudaklarınız görülecek kadar bıyığınızı kesiniz, sakallarınızı da bırakınız."(Camius-Sağir
Fi Ehadisi'l Beşirin-Nezir (İmam-ı Suyuti) C:l, Sh:13, Beyrut:ty.)
"Sakallarınızı çoğaltınız, bıyıklarınızı kısaltınız." (Camius-Sağir Fi Ehadisi'l
Beşirin-Nezir (İmam-ı Suyuti) C:l, Sh:13, Beyrut:ty.)
"Bıyığından almayan bizden değildir." (Sünen-i Tirmizi (Tirmizî) C:5, Sh:93,
Beyrut:ty.)
"Bıyıklarınızı dudaklarınızla beraber edinceye kadar kısaltınız. " (Camius-Sağir
Fi Ehadisi'l Beşirin-Nezir (İmam-ı Suyuti) C:l, Sh:13, Beyrut.)
"Bıyıkları kısaltmak dindendir."((Kenzül İrfan (Ahmed Naim) Sh:125, İst:ty.)
"On şey fıtrattandır: Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, burnuna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk tüyünü yolmak, eteği tıraş etmek ve eteğine su saçmak, yani su ile temizlenmek. (Ravi, onuncuyu unuttuğunu, ağza su alıp çalkamak olma ihtimalidir) demektir." (Sünen-i Ebu Davud (Ebu Davud) C:l, Sh:14, Beyrut:ty.)
Görüldüğü gibi, bıyıkları kısaltıp sakalları salıvermek, fıtrat cümlesindendir. Sakal; sünnetullah olmakla birlikte Resulûllah (sav)'den sadır olan fiili bir sünnettir. "Sakal sünnet değil, arapların bir adetidir" iddiası, müsteşrikler tarafından ileri sürülen ilmi değil, indi bir iddiadır. Bu iddiaya sarılarak "sakal sünneti"ni hafif görüp reddedenler, müsteşriklerin figüranlarıdır." (Mustafa Çelik, Sakal Risalesi)
Bu konuda kaç tane kitap yazıldığının farkında mısınız? Arzu eden kardeşlere daha fazla bilgi aktarabiliriz.. Uzun kaçmaması için bu kadarla yetindik...
SARIK HAKKINDA
Sarık giymek sünnettir. Bu hususta bir çok hadis-i şerif zikredilmiştir. Bunlardan bazılarının anlamı şöyledir:
1) Amr bin Hureys'den (R.A.), dedi ki: "Hz. Peygamberi, (S.A.V.) minberin üzerinde başında siyah bir sarık olup onun bir ucunu iki omuzlarının arasına sarkıtmış olarak gördüm." (1881)
Bu hadis-i şerifde Hz. Peygamber'in minberde iken sarık sardığı ve bu sarığın da siyah olduğu bildirilmiştir. Diğer bazı hadis-i şeriflerde geleceği gibi, Hz. Peygamber, bazen siyah ve bazı kere de beyaz sarık kullanmışlardır.
2) Hz. Peygamber (S.A.V.) Abdurrahman bin Avf in (başına) sarığını sardı ve arka tarafından dört parmak veyahut ondan biraz noksan veya fazla olarak sarkıtıverdi ve: "İşte sarığını böylece sar. Çünkü böyle yapmak, daha açık ve daha güzeldir." (882) buyurdu.
3) "Gerçekten Cebrail (A.V.), Hz. Peygamber'e (S.A.V.) başında siyah bir sarık olup sarığın uçlarını arkasından sarkıtmış olduğu halde indi." (O'nun yanına bu kıyafetle geldi.) (883)
4) Rükâne'den (R.A.) dedi ki: Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Bizimle müşrikler arasındaki fark, takkeler üzerine sarık sarmaktır. (884)
Hadis-i şerifi Ebu Davud ve Tirmizî rivayet etmişlerdir.
Bu hadis-i şerifde geçen "Kal
ânis" kelimesi, "kalensüve" kelimesinin çoğuludur. Kalensüve ise, sarığın altından başa giyilen takke ve benzeri şeylerdir. Takke üzerine sarık sararak giymek müslümanların kıyafetidir. Sarık sarmadan sadece takke giymek, müşriklerin kıyafetidir.Bu hadis-i şerifde, takkeler üzerine sarık sararak müşriklere muhalefet edilmesi teşvik edilmiştir.
5) Tirmizî'nin sahih bir senetle rivayet ettiği bir hadis-i şerifde (şöyle buyurulmuştur): "İbni Ömer (R.A.) sarığını(nın) uçlarını iki omuzları arasından sarkıtırdı." (885)
Her ne kadar sarığın arka tarafdan sarkıtılması müstehab ise de bunu terk etmede de bir kerahet yoktur. Çünkü, Hz. Peygamber (S.A.V.) sarığı sarkıtma işini devamlı olarak yapmamıştır. Bazı kere sarık olmadan sadece takke giyerdi. Bazı kere de takke olmadan sadece sarığını kullanırdı. Çok defa da her ikisini beraber giyerlerdi.
Sarığının uzunluğu yedi karış idi. Eshab-ı Kiram'ın takkeleri başlarına bitişik bir durumda idi. Yüksek ve uzun değildi.
Çünkü Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Hz. Peygamber'in (S.A.V.) Esbabının takkeleri düz idi."
Bu hadis-i şerif de geçen "Kim
âm" kelimesi, "kümme" kelimesinin çoğuludur. Kümme ise, küçük takke demektir. (886)7) İbni Ebi Asım'ın Kitabül-cihad bahsinde, şu rivayeti yer almıştır: Bize Ebu Musa haber verdi, (dediki): Osman bin Ömer, Zübeyr İbni Ci-van'dan, O da Ensar'dan bir kişiden naklederek) bize haber verdi ve dediki: "Bir kişi İbni Ömer'e (R.A.) geldi. O'na dediki: Ya Eba Abdurrahman, sarık (giymek) sünnet midir?" O'da: "Evet (sünnettir)" buyurdular.
8) Hz. Peygamber (S.A.V.) Abdurrahman bin Avf'a (R.A.) hitaben buyurdular ki: (Ya Abdurrahman,) Git, elbiseni (geniş ve bol yap) Silahını kuşan. O da gitti ve Hz. Peygamber'in emrini yerine getirmiş olduğu halde Hz. Peygamber'in yanına geldi. Hz. Peygamber, Abdurrahman'ın sarığından sarkan kısmı kısalttı. Sonra O'na sarığını giydirdi, ön ve arka tarafından sarkıttı."
10) Abdullah bin Bişr'den (R.A.), dedi ki: "Hz. Peygamber (S.A.V.), Hz. Ali'yi (R.A.) bir (yere) gönderdi. O'na siyah bir sarık giydirdi ve sarığı O'nun arkasından ve sol omuzu tarafından sarkıttı. (887)
11) Hz. Peygamber, Hz. Ali'yi Hum kuyusu (hadisesi) gününde çağırdı. O'na sarık giydirdi. Ve sarığın bir kısmını arkasından sarkıttı. Sonra O'na dedi ki: "İşte sarığı bu şekilde giy, çünkü gerçekten sarıklar, İslam'ın alametidir. Ve Müslümanlar ile müşrikler arasında bir perdedir. Onları biribirinden ayıran bir kıyafettir."
12) Halid İbni Ma'dan'dan (R.A.) mürsel olarak Hz. Peygamber'den rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (S.A.V.) buyurdualr: "Sarık sarınız. Ve (böylece) sizden önceki milletlere (Yahudi ve Hıristiyanlara) muhalefet ediniz. (888)
13) "Sarıkla kılınan nafile veyahut farz bir namaz, sarıksız kılınan yirmi beş namaza denk olur. Sarıkla kılınan bir Cuma namazı ise, sarıksız olarak kılınan yetmiş namaza denktir. (889)
Cabir (R.A.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifde ise Peygamber efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Sarıkla kılınan iki rekât namaz sarıksız kılınan yetmiş rekat namazdan daha faziletlidir. (890)
14) "Ümmetim takkeler üzerine sarık sardıkları müddetçe, fıtrattan (doğru yoldan) ayrılmazlar. (891)
15) "Sarık giymeye devam ediniz. Çünkü o gerçekten meleklerin alametidir. Ve onun (bir kısmını) arkanızdan sarkıtınız. (892)
"Sarık sarınız ki, ilim cihetinden artmış (daha çok ilerlemiş) olasınız." "Sarıklar, Arapların taçlarıdır."
Deyleminin rivayet ettiği hadis-i şerifde ise:
"Sarıklar, mü'mimlerin vekar
ı ve Arapların izzetidir. Araplar, sarıklarını bıraktıkları vakit izzetlerini kaybetmiş olurlar." buyurulmuştur. (895)" "http://www.misak1.com/makaleler/sarik.htm"Allahü Teala (cc)'ya emanet olunuz...
Abdullah AZİZ