"KÜÇÜK LUTİLİK"![]()
"Lûtîlik, lügatlarda eşcinsellik anlamında kullanılmaktadır. Birinci derecede de erkekle erkek arasındaki eşcinsellik anlaşılır. Kelime Hz. Lût'un kavminde görülen bir ahlaksızlık olarak nitelendiğinden ve Kur'an'ın ifadesi ile "... Sizden önce âlemlerin hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz?" (7/80) kendilerinden önce görülmeyen bir aşırılığı, sapıklığı işlemeleri dolayısıyla kınanan erkek eşcinselliği tarihte ilk defa Hz. Lut (a.s.)'un toplumunda işlenen bir iş olması münasebeti ile "Lûtîlik" olarak isimlendirilmiştir. Yani Lût'un kavmine izafeten verilmiş bir isimdir. Batı dillerinde homoseksealite denilmektedir. Kültürümüzün tümüyle batıya yöneltilmiş olmasının sonucu olarak da Lûtîlik unutulup, homoseksüellik olarak anılmaktadır." Ancak bir aşağıda göreceğiniz gibi Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde erkeğin karısının arkasından temasını "küçük lutilik" olarak belirtmesinden dolayı bizde bu konuyu yukarıdaki başlık altında sunmaya niyet ettik... Hazırladığımız alıntıların tamamı okunduğu zaman bu çirkin fiilin sanıldığından daha kötü neticelerinin olabileceği ve nikahlı eşine dübüründen yaklaşmanın azim hatalardan, büyük haramlardan olduğunu hiçbir tevile yer kalmayacak şekilde görmüş olacaksınız...
Konuya geçmeden önce konuyla ilgili olarak günümüzün muhakkik fakihlerinden Yusuf Kerimoğlu Hocaefendinin görüşünü aktarmak istiyorum...
SORU: Eşinin kendisiyle dübüründen temas etmek istediğini söyleyen ve bu konuda ısrar eden, hatta isteği yerine getirilmezse evlilik olayını sona erdireceğini ve ayrılabileceğini söyleyen kocasına karşı bir hanımefendi ne yapmalıdır?
CEVAP: Bu fiil çok çirkin bir fiildir ve haramdır... Bu durumda olan bir kadın kocasına, önce İslam'ın hükmünü hatırlatmalıdır, gayri İslami ve gayri ahlaki isteğinin önüne geçemezse, yani eşini ikna edemezse durumu kendi ailesine haber vermelidir. Her iki aile durumdan haberdar edilmelidir. Erkeği ikna etme yoluna gitmelidirler. Buda mümkün olmazsa, yani erkek haramda ısrar ederse kadın eşinden ayrılma ve nikahı bozma yolunu tercih etmelidir. Zira haramda ısrar etmek şer'i bir boşanma sebebidir! Kadın boşanmayı gündeme getirir ve eşinden boşanır... Bu ayrılmanın kadına hiçbir vebali olmadığı gibi ayrıca Allah (cc)'ın helal-haram hududlarını muhafaza ettiği için çok sevap kazanmış olur....
AYETLER
1-"Lût'u
da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: «Sizden önce âlemlerden hiç
birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyor sunuz?"
(A'raf Suresi, Ayet:80)
2- "Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz.
Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz."
(A'raf Suresi, Ayet:81)
3- "Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup
geldiler. Lut onlara: «Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha
temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin.
İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?» dedi."
(Hud Suresi, Ayet:78)
HADİSLER:
1. (1614)- İbnu Abbis (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhis-salâtu vesselam) buyurdu ki: "
Kimin Lût kavminin sapık işini yaptığını görürseniz, faili de mePûlü de öldürün". [Tirmizî, Hudud 24, (1456); Ebu Dâvud, Hudud 29, (4462, 4463).] Tirmizî, Ebu Hüreyre'nin de böyle bir rivayette bulunduğunu belirtir. Ebu Dâvud 'da İbnu Abbis (radıyallahu anhümâ)'tan yapılan bir rivayette: "Lûtilik yaparken yakalanan bekâr (yani muhsan olmayan kişi) de recmedilir" denmiştir.
AÇIKLAMA:
Livâta yapanlara tatbik edilecek hadd hususunda âlimler farklı görüşler ileri sürmüştür: Şâfii'nin iki görüşünden daha zahir olanına göre -ki Ebu Yusuf ve İmam Mu-hammed de bu görüştedir- failin haddi, zina haddidir. Yani muhsan ise recmedilir, muhsan değilse yüz sopa vurulur. Mef'ûle ise Şâfî'î'ye göre, muhsan da olsa gayr-ı muhsan da olsa, kadın da olsa, erkek de olsa yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası verilir.
İmam Mâlik ve Ahmed İbnu Hanbel başta, diğer bir kısım' âlimlere göre , lûtîliğin cezası recmedilmektir, muhsan da olsa gayr-ı muhsan da farketmez.
İmam Şâfii'nin ikinci bir görüşü, sadedinde olduğumuz hadisin zahirine uygun olarak failin de mef ûlün de öldürülmesidir.
Öldürülüş tarzı hususunda:
"O pis işi yaptıkları ev tepelerine yıkılır" diyenler olmuştur, "Uçurumdan atılarak öldürülür" diyenler de olmuştur.Ebu Hanife: "Bunlar azarlanır, levmedilir fakat hadd uygulanmaz" demiştir.
Münzirî'rim et-Tefgîb ve't-Terhîb'de yazdığına göre, halifelerden dört tanesi lutiyi yakmıştır:
Hz.Ebu Bekir, Hz.Ali, Abdullah İbnu 'z-Zübeyr ve Hişâm İbnu Abdilmelik.İbnu Ebî'd-Dünya ve Beyhakî'rim rivayetlerine göre, Halid İbnu '1-Velîd, Hz.Ebu Bekr (radıyallahu anhümâ)'e yazar ki, bir Arap karyesinde kadın gibi nikahlanan bir erkeğe rastlamıştır. Hz.Ebu Bekir, bu haber üzerine Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'ın ashabını toplayıp ne yapmak gerektiği hususunda fikirlerini alır. Hz.Ali (radıyallahu anh):
'Bu günahı tarihte tek bir ümmet işlemiştir. Bildiğiniz gibi Allah da o kavmi helak etmiştir, ben bu adamın yakılmasını uygun görüyorum'' der. Bunun üzerine bütün ashabın re'yi onun yakılması hususunda icma etti. Hz.Ebu Bekir de (Halid İbnu Velid'e yazarak) adamın yakılmasını emretti".2. (1615)- Yine İbnu Abbâs (radıyallahu anh)'ın rivayetine göre,
"Hz. Ali, Lûtîlik yapan çifti yaktırmıştır. Hz.Ebu Bekir (radıyallahu anh) üzerlerine bir duvarı yıktırmıştır". [Rezîn ilavesidir.]3. (1616)- Hz.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhis-salâtu vesselam) buyurdular ki:
"Lût kavminin iğrenç fiilini işleyen kimse mel'ûndur". [Rezîn ilavesidir. (Münzirî'de kaydedilen uzunca bir hadisin parçasıdır).]4. (1617)- Hz.Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam):
"Ümmetim için en ziyade korktuğum şey Lût kavminin amelidir" buyurdular". [Tirmizî, Hudud 24, (1457); İbnu Mâce, Hudud 12, (2563).]5. (1618)- Hz.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): "Kadına dübüründen temas eden mel'undur" buyurdular". [Ebu Dâvud, Nikâh 46, (2162).]
![]()
Bu hadis, kadınlara arka uzvundan temas ermenin haram olduğuna delâlet eder. Esasen Kur'ân-ı Kerim, "Kadınlarınız tarlalarınızdır, tarlalarınıza (ön tarafa) nasıl isterseniz öyle varın!" (Bakara 223) mealindeki âyeti ile ekime elverişli cinsi uzva teması irşad etmiştir. Birçok hadiste Resûlullah sarih bir ifade ile arka uzuvdan teması şiddetle yasaklamıştır. Müteakip hadis bu rivayetlerden biridir. Burada kaydedilmeyen bir Tirmizî hadisi de şöyledir: "Hayızh kadına arka uzvundan temas eden, kahine giden Muhammed'e ineni inkâr etmiştir".
6. (1619)- İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki:
"Allahu Teâlâ hazretleri, erkeğe temas eden veya kadına arka uzvundan temas eden erkeğe (kıyamet günü rahmet nazarıyla) bakmaz". [Tirmizî, Radâ 12, (1165).]7. (1620)- Yine İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam):
"Kim bir hayvana temas ederse onu öldürün, hayvanı da beraber öldürün" buyurdu". İbnu Abbâs'a: "Hayvanın günahı ne, (o niçin öldürülsün?) diye sorulmuştur. Şu cevabı verdi: "(Bu hususta Resûlullah'tan bir şey işitmedim). Tahminimce eti yenmesin veya ondan istifade edilmesin diyedir. Zira ona, bu muamele yapılmıştır". [Ebu Dâvud, Hudud 30, (4464); Tirmizî, Hudud 23, (1454).] (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, C/6, sh:253-255)
Dübürden murad karısının dübürüdür. Zâhire göre erkeğin dübürüne cimâ'ı helâl gören kimsenin kâfir sayılacağında hilâf yoktur. Velev ki aşağıdaki ta'lil onun hakkında da zâhir olsun. Bunu Tahtavi söylemiştir ve: «Çünkü haram ligayrihidir.» sözünü kasdetmiştir.
Ben derim ki: İkrah bahsinde görüleceği vecihle livata (oğlancılık) zinâdan daha şiddetli haramdır. Zira livata hiç bir suretle mubah kılınmamıştır. Bir de onun çirkinliği aklen bellidir. (.....)
ZİNA HADDİNİ GEREKTİREN VE
HADİS-İ ŞERİFE BİNAEN ŞÜBHENİN KIYAMI VAKTİNDE HADDİ GEREKTİRMEYEN CİNSİ
YAKINLIĞIN HÜKÜMLERİ BÂBI
![]()
Dübürden cinsi yakınlıkta bulunan kimseye İmam-ı Azam (R.A.)'a göre; zina haddi vurulmaz, fakat tazir edilir, imameyn'e göre; zina haddi vurulur. Eğer bir kimse kölesine yahut cariyesine yahut zevcesine dübürden cinsi yakınlıkta bulunursa, ittifakla had vurulmaz, fakat tazir olunur. Bunlardan başkasına dübüründen cinsi yakınlıkta bulunursa, İmameyn (Rh.A)'e göre; zina haddi vurulur.
Dürer'de
«ateşte yakmak, üzerine duvar yıkmak, yüksek bir yerden taşla beraber yüzüstü bırakmak gibi helak edici şeylerle cezalandırılır» diye zikredilmiştir. Hâvî'de zikredilmiştir ki; tazirde esah olan celddir. Fetih'de tazir olunup ölünceye kadar veya tevbe edinceye kadar hapsolunur» denilmiştir.Bir kimse livâta (dübürden cinsi yakınlıkta bulunma)yi âdet edinirse, veliyyü'l-emir onu siyaseten öldürür.
Şarih der ki: Bahır'dan naklen Nehir'de zikredilmiştir ki;
«livâtayı âdet edineni, veliyyü'l-emir siyaseten öldürür» diye kayıtlamakda kaadının siyasetle hükmedemiyeceğini ifade etmek vardır. Halbuki Muînü'l-Hükkâm'da «kaadının bazı yerde siyaset icrası vardır» diye tasrih edilmiştir. (.......)
FER'İ
MESELE:
(.......) Bahır'da zikredilmiştir ki; livâtanın haram olması, zinanın haram olmasından daha şiddetlidir, çünkü livâta hem aklen, hem şer'an hem de tab'an haramdır. Zina ise tab'an haram değildir. Çünkü zinanın haram olması evlenme ve satın alma ile zail olur. Livâtanın haram olması ise ebedidir.
İmam-ı Azam'a göre livâtada, haddin olmaması hafif olduğu için değildir, bilâkis pek büyük günâh olduğu içindir. Çünkü bir kavle göre «had» günâhları temizleyicidir. Müctebâ'da zikredilmiştir ki; livâtayı helâl gören kimse cumhûr-i ulemâya göre; kâfir olur.
İZAH
:
«İmameyn (R.A.)'e göre ilh...» Yani dübürden cinsi yakınlıkta bulunan kimseye İmameyn (Rh.A.)'e göre; zina haddi vurulur. Bu kimse, muhsan değil ise celd vurulur. Muhsan ise recmedilir. Nehir.
«Dürer'de «ateşte yakmak» ilh...» Yani «imam-ı Azam'a göre; dübürden cinsi yakınlıkta bulunan kimse bu cezalardan biriyle ta'zir edilir» diye Dürer'de zikredilmiştir. Nehir sahibi, Dürer sahibine «bu habîs fiili âdet edinen kimsenin cezası yalnız bunlardan ibaret değildir» diye itiraz etmiştir. Çünkü Ziyâdat'da zikredilmiştir ki; habîs fiili âdet edinen kimse hakkında verilecek ceza veliyyü'l-emr'in re'yine bırakılmış olup dilerse, onu öldürür dilerse döver, dilerse hapseder.
Eşbah'ta zikredilmiştir ki; İmam-ı Azam (Rh.A.)'a göre; dübürden cinsi yakınlıkta bulunan kimseye zina haddi vurulmaz. Ancak bu habîs fiili, tekrar yaparsa, müftâbih olan kavle göre; öldürülür.
«Havî'de zikredilmiştir ki; ilh...» Hâvî'l-Kudsî'nin ibaresi şöyledir: Dübürden cinsi yakınlıkta bulunan kimseye tatbik edilecek tazir hususunda; fukaha'dan bazıları «celd vurulur», bazıları «yüksek bir yerden atılır», bazıları «kokmuş bir yere hapsedilir» demişlerdir. Daha başka cezalar verileceğini söyleyenler de vardır. Yalnız hadım edilmez ve tenasül uzvu kesilmez. Ta'zirde esah olan, celd yapılmasıdır. (.......)
«Livâtayı helâl gören kimse cumhûr-i ulemaya göre kâfir olur ilh...» Şarih, hayız bahsinde «hayalı kadına cinsi yakınlıkta bulunmayı ve dübürden, cinsi yakınlıkta bulunmayı helâl gören kimsenin kâfir olmasında ihtilâf olduğunu beyân etmiş sonra Siraciyye'den naklen Tatarhaniyye'de zikredilenle ihtilâfın arasını bulmuştur. Şöyle ki; fukahanın kâfir olmaz kavilleri kölesine yahut cariyesine yahut zevcesine livâtayı helâl gören kimse hakkındadır, fakat bunlara livâtada bulunmak haramdır.
Şürünbülâlî'de «fasıkların bunu helâl zannedip cüret ve şerçte etmemeleri için bu mesele öğrenilir, fakat öğretilmez» diye zikredilmiştir. Fukahanın kâfir olur kavilleri kölesi, cariyesi ve zevcesinden başkasına livâtayı helâl gören kimse hakkındadır.
TETİMME: Livâta için başka hükümler de vardır: Livâta ile mehir vâcib olmaz, fasid nikâhta iddet lâzım olmaz, hülle sabit olmaz, ricat sabit olmaz, ekseri ulemaya göre musahere hürmeti sabit olmaz. Bir rivayete göre ramazanda keffâret sabit olmaz, bununla kazfedene had vurulmaz, imameyne göre vurulur, bununla Han okunmaz, İmameyne göre; okunur. Bahir. Bu Müctebâ'dan alınmıştır. Sirac'dan naklen Şürünbülâlî'de livâta üzerine adil iki kimsenin şehadeti kafi olup dört kişinin şehadeti şart değildir. İmameyne göre; şarttır.
İKRAH KİTABI
METİN
BİR UYGULAMA MESELESİ:
Fâkihlerin illetlerinin zahirine göre, livatanın hükmü ise, zinaya zorlanan kadının hükmü gibidir. Çünkü onda çocuk yoktur. Mülcî ikrah ile ona ruhsat verilir. Ancak şu kadar var ki. haramlık bakımından bu zinadan daha şiddetli olduğundan zina ile livatanın arası tefrik edilir. (....)
İZAH:
«Fakihlerin illetlerinin açık anlamına göre ilh...» Yani onların illeti, bir erkek zina yapması için mülcî ikrah ile zorlansa, ona zina yapması için ruhsat verilmez. Çünkü manâ itibariyle zinada bir nefsi öldürmek vardır. Ama zorlanan kadın olsa, kadına ruhsat verilir. Çünkü kadının zinadan doğuracağı çocuğun nesebi kadından kesilmez.
«Livata hiçbir yolla mübah değildir ilh...» Ama kadınla cinsel tekarrüb bunun aksinedir. Çünkü bu nikâhla veya cariye edinmekle mübah olur.
«Aklen de çîrkindir ilh...»Zira livatada mefulü zelil etmek vardır. Akıl da buna engeldir. Bunun aklen çirkin olmasına, insan tabiatına çirkin gelmesi de eklenir.
Zira livata, necaset ve necaseti çıkarma yeridir. Tohum ekme yeri ve temiz değildir. Bunun aklen ve teban çirkin olması, şer'an çirkin olmasına eklenince onun haramlığı zinanın haramlığından daha şiddetli olur. T. (.......) (İbn-i Abidin,
KADINLARA DÜBÜRLERİNDEN VAT' ETMENİN HARAMLIĞI:
"Ulemâ-i Müslimîn'in sözleri şunun üzerine ittifak etmiştir ki: Karısını veya cariyesini dübüründen vat'eden ve kubülünü terkeden kimsenin üzerine had ikame olunmaz. Şundan dolayı ki, Şâr-i Hakim'den bu hallerde bir had vârid olmamıştır.
Fakat onlar demişlerdir ki: Bu şenî ameli işleyen kimse uhrevî azabı icab eden bir günâhla günahkâr olur. Çünkü, şer'an memnu olan kendisine müsamaha edilmeyen bir fiili hattâ kendisine düşmekten ve sokulmaktan nehyedilen bir fiili irtikâb etmiştir. Rasul-i Mâ'sum Salavâtullâhi Ve Selâmuhû Aleyhi'den, kadınlara dübürlerinden vat' etmeyi haram kılan birçok hadîsler vârid olmuştur. Huzeyme b. Sabit, Ebû Hureyre, Alî b. Talk Rahimehullâh Taâlâ küllehüm, Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem'den rivayet etmişlerdir ki: o şöyle buyurdu:
«Kadınlara dübürlerinden vat' etmeyiniz.»Ömer b. Şuayb'den, o, babasından, o, dedesinden, o, Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'den rivayet etmiştir ki, şöyle buyurdu:
«O küçük livâtadır» , yani kadınlara dübürlerinden vat' etmek. Hammâd b. Seleme, Hakim b. el-Esrem'den, o, Ebû Temîm'den, o, Hüreyre Radiyallâhû Taâlâ Anhüm'den rivayet etmiştir ki: Resûlüllah Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Hayız bir kadına veya bir kadına dübüründen vat' eden veya bir kâhini ve onu tasdik eden kimse Muhammed üzerine nazil olan şeyi inkar etmiştir.» Bunu Tirmizî, ve İmâm Ahmed rivayet etmiştir. Kur'an da nikah yani vatı' mekânını tahdid etmiştir ki, bu, kubüldür. Çünkü o, hars mahallidir. Çocuğun da kendisinde bittiği bir mekândır. Başkasını haram kılmıştır. Câbir b. Abdullah Radiyallâhû Anhüma'dan olunmuştur ki, kubülünden fakat arka taraftan bir kadına vat' eden kimse hakkında Yahudiler, Müslümanlara demişlerdir ki, onun çocuğu şaşı olarak geldi. Bunun üzerine Allah Taâlâ inzal buyurdu ki:«Kadınlarınız, sizin (evlâd yetiştiren) tarlanızdır. O hâlde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için önden (iyi amelden) gönderin (hayırlılar yetiştirin). Bir de Allâh'dan korkun ve bilin ki, her halde siz ona kavuşacaksınız. İman edenlere müjdele.» (Bakara Sûresi, Ayet:223)
Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Sellem buyurmuştur ki:
«Mahrecden (ön ferçden) olduğu müddetçe ön taraftan ve arka taraftan getirebilir.»Müteaddid tarikden rivayet olunmuş, onu işlemekten ve onun taatîsinden men eden, birçok hadisler vârid olmuştur. Çâbir Radiyallâhû Anh'den rivayet olunmuştur ki, o şöyle dedi: Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki:
«Haya ediniz, çünkü Allah haktan haya etmez. Sizin için kadınları dübürlerinden vat' etmek helâl olmaz.» Yine îmâm Ahmed, Huzeyme b. Sâbit'den rivayet etmiştir ki: «Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem, erkeğin, karısına dübürden vat' etmesinden nehyetti.» Diğer bir tarîkle ise Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: «Haya ediniz, çünkü Allah haktan haya etmez; kadınlara dübürlerinden vat etmeyiniz.» Bunu Nesâî ve İbn-i Mâce, Huzeyme tarîkinden rivâyet etmişlerdir. Tirmizî ve Nesâî ise İbn-i Abbâs Radiyallahu Anhü'den rivâyet etmiş ve şöyle demişlerdir: Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki: «Allah bir adama veya bir kadına dübüründen vat' eden bir adama bakmaz.» Sonra Tirmizî dedi ki: B u hadis Hasen-Garîbtir. Abd dedi ki: Bize Abdurrazzâk haber verdi ve dedi ki; Bize Muammer b. Tâvûs babasından haber verdi ki, bir adam İbn-i Abbâs'dan kâdına, dübüründen vat' etme hakkında sordu. O da dedi ki: (Bana küfürden soruyorsun). Bunun isnadı sahihtir. Aynı şekilde onu Nesâî de Ibn-i Mübarekten, o, Mamerden onu ve onun benzerini rivayet etmiştir. Abd yine tefsirinde demiştir ki: İbrahim, Hâkim'den, o babasından o İkrime'den bize haber vermiş, demiştir ki: İbn-i Abbâs'a, bir adam geldi ve dedi ki: Ben ehlime dübüründen vat' etmiştim. Şimdi ise, Allah Taâlâ'nın şu kavlini işitmiş bulunuyorum. «Kadınlarınız sizin (Evlâd yetiştiren) tarlanızdır. O hâlde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin.» Ben zannettim ki, bu, bana helâldir. O da dedi ki Ey Veki' «Ekin yerinizi istediğiniz gibi ekiniz» sözü ancak ayakta iken oturarak, ön taraftan, arkasını çevirerek kubüllerinden demek olup bunun gayrına tecavüz etmeyiniz, demektir. El-İmâm Ahmed rivayet etmiştir ki: Abdussamed bize haber verdi, bize Humâm haber verdi Katade b. Amr Şuayb'den, o babasından, o dedesinden bize haber verdi ki : Peygamber Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: "Kadına dübüründen vat' eden kimse küçük livâtacıdır.»Abdullah b. Ömer Radiyallâhu Anhuma'dan rivayet olunmuştur ki; o şöyle dedi: Resûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: «
Yedi kimse vardır ki: Allah onlara kıyamet gününde ne bakacaktır, ne de onları tezkiye edecektir. Ve der ki; cehenneme girenlerle beraber giriniz. Mefûl, eline vat' eden, hayvana vat' eden, kadına dübüründen vat' eden, karısı ile onun kızını bir arada cem eden, komşusunun helâllısına cima eden ve komşusu lanet edinceye kadar komşusuna eziyet eden kimse.»El-İmâm Ahmed rivayet etti, dedi ki: Abdurrazzak bize haber verdi Mamer Süheyl- b. Ebî Salih'den, o Haris b. Mehle'den, o Ebû Hureyre Radiyellâhu Anh'den, o Peygamber Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem'den naklen bize haber verdi ki, şöyle buyurdu:
«
Karısına dübüründen vat' eden kimseye Allâh nazar etmez.» Nasâî Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh'den rivayet etmiştir ki; o şöyle dedi: Rasûlullah Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki:«
Karısına dübüründen vat' eden kimse mel'undur.» Diğer bir rivayette «Kadınlara dübürlerinden vat' eden kimse mel'ûndur.»Nesâi demiştir ki: Bize İshâk b. Mansûr haber verdi ki; bize Abdurrahman b. Mehdi b. Süfyân es-Scvri, Leys b. Ebî Selîm'den o, Mücâhid'den, o, Ebû Hureyre'den haber verdi ki, o şöyle dedi:
«Erkeklerin kadınlara dübürlerinden vat' etmeleri küfürdür.» Sonra onu Bindar'dan, o Abdurrahman'dan rivayet etmiştir ki, o şöyle dedi:«Kadına dübüründen vat' eden kimsenin işte bu yaptığı küfürdür.»
Aynı şekilde bunu Nesâî, Sevrî tarîkinden, o, Leys'den, o, Mücâhidden, o Ebu Hureyre'den, o Peygamber Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem'den rivayet etmiştir ki, o şöyle buyurdu:
«Erkeklerden ve kadmlardan bir şeye dübürlerinden vat' eden kimse kâfir olmuştur.» Burada hadisteki küfür ile murâd ancak nimeti küfürdür. Bu ise Allah Azze Ve Celle'nin, kendilerini helâl kıldığı kadınlardır.İbn-i Mesûd Peygamber Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem'den rivayet etmiştir ki, o şöyle dedi:
«Kadınların dübürleri haramdır.»Sevrî Salt b. Behrâm'dan, o Ebû El-Mu'temir'den, o, Ebû Cuveyriye'den naklederek dedi ki: Ebû Cuveyriye şöyle dedi: Bir adam Hz. Alî'den kadına dübüründen vat' etme hakkında sordu. O da dedi ki: Sefil oldun. Allah seni sefil kılsın, işitmedin mi, Allah Azze Ve Celle'nin şu kavlini
«Alemlerden hiçbir kimsenin daha önce işlemediği fahişe fiili siz mi işlersiniz?». İmâm İbn-i Kesir, tefsirinde dedi ki: İbn-i Abbas'ın, İbn-i Mesudun, Ebû'd-Derdâ'nm, Ebû Hureyre'nin ve Abdullah b. Amr'm bunun haram kılındığı hakkındaki sözleri yukarda geçmiştir. Bu ise Abdullah b. Ömer Radiyallâhu Anhüma'dan, şeksiz şüphesiz, onu haram kıldığı sabittir. Rivayet olunmuştur ki: Bundan o sorulduğunda, demiştir ki; acaba Müslümanlardan bir kimse bunu yapar mı? Rivayet olunmuştur ki; İmâm Mâlik b. Enes'e bir adam sormuştur ki: Kadınlara dübürlerinden vat'etme hakkında ne dersin? O da dedi ki: Siz hiçbir şey değil, ancak Arap kavmisiniz. Hars ekin yeri olmaz, ancak ziraat mevzii olur. Ferci öteye geçmez. Dedi ki: Ey Ebû Abdullah, onlar bunu serfin dediğini söylüyorlar. Dedi ki, «onlar bana karşı yalan söylüyorlar, bana iftira ediyorlar.» Rahimehullâh Taâlâ'dan sabit olan işte budur:
Bütün İmamların, Hanef'lerin, Şâfiîlerin, Hanbelilerin ve Mâlikî'lerin bir ihtilâf olmaksızın sözleri şunun üzerine ittifak etmiştir ki, bu fiil harâm kılınmış ve şeni görülmüş ve hallerden hiçbir halde ne karıda ne cariyede, ne de onların gayrında caiz görülmemiştir. Bu Said b. el-Nüseyyib'in, Ebû Seleme'nin, İkrime'nin, Tavus'un, Atâ'nın, Said b. Cübey'rin, Urve b. ez-Zübeyrin, Mücâhid b. Cebrin, Hasan el-Basrî'nin ve Seleften olan onların gayrı bütün kimselerin sözüdür. Onlar bu fiili şiddetli bir münkerlikle münker gördüler. Onlardan onu işlemeye küfür diyenler oldu. Bu ise Cumhûr-i Ulemâ'nın Mezhebî'dir. Bu amelin haram olması üzerine delâlet eden şeylerden biri de Allah Taâlâ'nın şu kavlidir:
«Kendiniz için (iyi amelleri) önden gönderiniz.» «Bunun mânâsı kendisinden sizi nehyettiğim haram kılınmış şeyleri terketmek gibi kendisinden nehyettiğim şeye imtisal ile birlikte tâat fiilinden olan şeyleri önceden gönderiniz,» demektir. Bundan dolayı buyurdu ki:
«Bir de Allâh'dan korkun ve bilin ki, muhakkak siz O'na mülâki olacaksınız.» Yani kadınlarmıza vat' etmekte Allâh'dan ittika ediniz, onlara herhangi bir surette vat' etmeyip ancak hars mevziinden vat' ediniz ki, bu mevzi fercdir. O sizi bütün amellerinize karşı muhasebe edecektir. İşte bu çirkin amel de bu cümledendir. Allah Taâlâ'nın;
«Müminleri müjdele» kavli, Allah Taâlâ'ya emretmiş olduğu şeylerde itâat ediciler ve kendisinden men ettiği şeyi de bırakan kimseleri müjdele, demektir. Eğer denilirse ki; Allahu Taâlâ'nın şu kavli;
«O kimseler ki, onlar ferçlerini hıfzedicidirler,
ancak karılarına kudretleriyle edindikleri cariyelere karşı değil, çünkü onlar bunlarda levm olunmazlar» sözü kadınlara dübürlerinden vat' etmenin mübah olmasını iktizâ eder. Çünkü ibahet bir şeyle kayıtlanmaksızın ne de bir mekâna mahsus olup diğer mekâna tahsis olunmaksızın mutlaka vârid olmuştur. Buna karşı cevâp ise: Allah Taâlâ buyurmuştur ki:«Onlara Allah'ın size emretmiş olduğu şekilde vat' ediniz.» Sonra Allâhu Taâlâ buyurmuştur ki: «Harsinizi dilediğiniz şekilde vat' ediniz» Böylece bu âyet şer'an kendisiyle emr olunan mevzii beyân etmiştir ki bu kendisinden çocuğun geldiği hars mevziidir. Haram kıldıktan sonra mutlak vatı murad etmedi, ancak çocuk doğacak mevzide itlâk etti. Bu ona maksûr olup başkasına geçmez. O bununla beraber Allahu Teâlâ'nın şu kavlini de beyan edicidir.
«Ancak kanlarına veya
cariyelerine karşı değil.» Nitekim haiz kadına vat' etmenin haram olması, Allah Taâlâ'nın şu kavlini beyan ettiği gibi:«Ancak karılarına karşı
değil.» İşte bu âyet hâiz kadının zikr olunan hükümleri üzerine tertiplenmiş (sıralanmıştır). O halde Bekara Sûresindeki âyet vat'ın mubah olmasının başkasında değil, fercde caiz olan üzerine hasr olunduğu üzerine delâlet eder. Çünkü o, Ayet'i Kerimenin üzerine nas ettiği hars mevziidir. Zira şöyle demiştir: «Harsinizi getiriniz, (İrat ediniz).» Bu ise çocuk doğurma mevziidir. Bekir er-Râzî el-Cassâs, Kitabı olan Ahkâm-ı Kur'ân'da kadınların dübürlerinden vat' edilmelerini zikri esnasında demiştir ki; ashabımız bunu haram kılarlar ve ondan şiddetli bir şekilde nehyederler.Alî b. Talk Rahimehullâh'dan nakl olunmuştur ki, o şöyle dedi: Rasûlullâh Sallellâhu Aleyhi Ve Sellem'den işittim ki, o şöyle buyurur:
«Kadınlara dübürlerinden vat' etmeyiniz. Çünkü Allah haktan haya etmez.» Bunu el-İmâm Ahmed ve Tirmizî rivayet etmişler ve buna Hasen Hadis demişlerdir.Bundan açıklanmıştır ki, kadınlara dübürlerinden vat' etmek çirkin bir iş, kaba bir suçtur. Şer' onu tanımaz, ne de âkil kişi ona razı olur. Onun mefsedetleri ise ne sayılır, ne de sayıya gelir. Bilâkis muhtemel ki ferd ve aile üzerine ve cemâatler üzerine haram kılınmış olan nevilerden onun gayrı herhangi bir cinayetten daha tehlikeli oldu. O hâlde kadmlarm dübürlerinden vat' eden, Lût kavminin amelini işleyen ve onun İslâm'da caiz olduğunu zan eden işte o sefil kimseler Allâh'dan ittika etsinler.
Allahu Taâlâ'dan hıfz etmesini ve sapıklığa düşüp ayağımızın kaymasından korumasını dileriz." (Mezahib-i Erbaa, Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, C/7, sh:236-243)
KADININ CİNSEL ORGANINDAN
BAŞKA YERİYLE TEMASTA BULUNMANIN HARAMLIĞI![]()
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
"Kadınlarınız sizin tarlamzdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavuşacağınızı bilin. (Ey Muhammed bunu) inananlara müjdele." (Bakara, 223)
Bazıları dediler ki: Âyet-i kerîmede geçen
"kadınlarınız" kelimesinden maksat, size âit olan nikâhlı karılarınızdır; başkalarının karıları değil. Şu halde kadın-erkek arasındaki ilişki, kadınla erkek arasında yapılan nikâh akdine ve manevi irtibata dayalı olan meşru çerçeve dahilinde cereyan etmelidir. Böyle olunca da bu irtibatın şer'î sınırlar içinde olması gerekmektedir. Böylece Kur'ân-ı Kerim bizleri zinadan uzak durmaya, evlenip akrabalık bağları tesis etmeye davet etmektedir. Sonra da kadını; kocası için bir tarla, çocuk yetiştirme yeri olarak niteliyor. Bu nitelemesiyle Kur'ân-ı Kerim, gözler önüne şöyle bir manzara seriyor: Ekilmeye hazır bir tarla... Ekinci olan sahibi onu sürüyor... İçine tohum atarak ürün vermeye hazır hale getiriyor.... Bunun yanı sıra onu gözetip koruyor... Ona zarar verecek sürgünleri ve zehirli otları ayıklıyor ki, ondan beklenen ürünü alabilsin.Rasûlullah (s.a.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Karısına arkasından yaklaşan adama Allah (rahmet nazarı ile) bakmaz" (Neseî)İbn Kayyım el-Cevziyye, Hz.Peygamber (s.a.)in cinsel temas konusundaki uyarılarından bahsederken şöyle der:
"Anüsten cinsel temasta bulunmaya gelince; peygamberlerden hiç biri bunu mubah saymamıştır." Seleften bazı âlimlerin, kadının anüsünden cinsel temas yapmayı caiz gördüğünü söyleyenlerin sözü yanlıştır.
"Allah'ın emrettiği yerden onlara (kadınlara) varın." (Bakara: 22) mealindeki âyet-i kerîme, kadınla anüsten cinsel temasta bulunmayı iki yönden haram kılmaktadır.Bunlardan biri şudur: Âyet-i Kerîme, erkeğin, tarlaya varmasını mubah kılmıştır. Tarladan kasıt, vaginadır. Yoksa ezâ yeri olan anüs değildir. "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın" âyet-i kerîmesinde geçen "yer"den kasıt da vaginadır. "Tarlanıza dilediğiniz gibi varın" ayetinden kadınlarla vaginadan cinsel temasta bulunmanın şart olduğu anlaşılmaktadır. Vaginadan olmak kaydıyla, önden de, arkadan da kadınlarınızla cinsel temasta bulunabilirsiniz. " (İbn Kayyım el-Cevziyye, Zâdü'1-Meâd)
İbn Abbas (r.a.) "Tarlanıza varın..." âyetinde kastedilen mahallin kadının vaginası olduğunu söyler. Aybaşı gibi geçici bir ezâ dolayısıyla normal teması dahi Allah haram kıldığına göre, devamlı ezâ yeri olan anüsten cinsel temasta bulanmayı nasıl haram kılmaz! Kaldı ki buradan yapılan temasta birçok kötülükler vardır. Çünkü böyle bir temasla neslin üremesi kesintiye uğrar. Kocanın cinsel temasta bulunması, kadının hakkıdır. Anüsünden temasta bulunmak, onun bu hakkını yitirmesine neden olur. Bu durumda kadın ihtiyacını gideremez, şehvetini tatmin etme amacına ulaşamaz. Kaldı ki anüs, cinsel temas için yaratılmamıştır. Bu iş için yaratılan organ, vaginadır. Vaginayı bırakıp da anüse yönelenler, Allah'ın bütün hikmetlerinden ve şeriatinden sapmış, sınır dışına çıkmış olurlar. Anüsten temas yapmak erkeklere de zarar verir. Bu sebeple filozoflar, doktorlar ve akıllı kimseler, anüsten cinsel temasta bulunmayı yasaklamışlardır. Çünkü vagina, penisteki dölsuyunu tamamıyla çekme özelliğine sahiptir. Anüs ise, cinsel temasın tabiatına aykırı olduğu için, penisteki dölsuyunun tamamını çekmez. Ayrıca, temasta bulunan kimseyi de zorlayıcı ve zahmetli hareketlerde bulunmaya mecbur kılar. Çünkü orası pislik ve kazurat yeri olduğu için bu şekilde temasta bulunmak yaratılışa aykırıdır. Anüsten cinsel temasta bulunmak, kadına da zarar verir. Kadına buradan yaklaşmak, insan tabiatının hoşlanmadığı bir şeydir ve bu şekilde cinsel temasta bulunmak, karı-koca arasında şiddetli bir nefrete yol açar. İnsanda keder ve üzüntü meydana getirir. İnsanlar, bu şekilde temas edenden ve edilenden nefret ederler. Bu, insanın yüzünü karartır, kalbindeki nuru söndürür. Yüzünde vahşet meydana getirir. Bu vahşet, onun siması haline gelir. Azıcık firaset sahibi olanlar, bu gibi kimseleri görür görmez tanırlar. Bu çirkin fiili işleyenlerin yüzlerindeki güzellik, yerini çirkinliğe bırakır. Aralarındaki sevgi ve muhabbet, yerini karşılıklı öfke ve lânetleşmeye terkeder. Bu hayâsızca davranış, nimetlerin zevaline ve belâların inmesine yol açar. Kişiyi Allah'ın gazab ve lanetine mâruz bırakır. Allah ondan yüz çevirir. Ona rahmetle bakmaz! Artık bundan sonra o adam ne gibi bir hayır bekler? Hangi kötülüklerden emin olur? Allah'ın gazaplanıp lanet ettiği, yüz çevirdiği ve rahmet nazarıyla bakmadığı bir kul, nasıl yaşar?
Hz. Peygamber (s.a.) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Hayızlı kadınla veya kadının ters organından cinsel temasta bulunan kimseyle, bir kâhine gelip onun söylediklerini doğrulayan kimse, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olur." (Neseî, Ebû Dâvud, Tirmizî, İbn Mâce)Ömer b. Hattab (r.a.), Rasûlullah (s.a.)'a gelerek:
"Ey Allah'ın Rasûlü! Ben mahvoldum!" dedi. Rasûlullah (s.a.): "Seni mahveden nedir?" diye sordu. Ömer (r.a.): "Dün gece bineğimi ters çevirdim. (Hanımımla, ben arkada olduğum halde vaginasmdan temasta bulundum" dedi. Rasûlullah (s.a.) ona cevap vermedi. Daha sonra Cenâb-ı Allah şu âyet-i kerimeyi inzal buyurdu: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır, o halde tarlanıza nasıl isterseniz öyle varın" (Bakara, 223) Hz. Peygamber (s.a.) efendimiz, Hz. Ömer (r.a.)e hitaben dedi ki: "(Vaginadan olmak kaydıyla) ister ön taraftan, ister arka taraftan yap. Yalnız anüsten veya karın hayızlıyken temas yapmaktan Sakin." (Neseî, Tirmizî, Taberânî)Adamın biri Hz. Peygambere (s.a.) karısına arkadan yanaşan erkeğin durumunu sordu. Peygamber (s.a.) ona: "Helâldir!" diye ceva p verdi. Adam ardını dönüp gidince Peygamber (s.a.) onu çağırdı, ya da emir verdi de çağırıldı. Ona şöyle dedi:
"Sen nasıl söylemiştin, iki delikten hangisinden? Arkadan yaklaşıp penisi vaginaya yerleştirmek şeklindeyse, evet. Yoksa eğer arkadan yaklaşıp penisi anüse yerleştirmek şeklindeyse, hayır! Allah, hak (ki söylemek)tan çekinmez. Kadınlara anüslerinden gelmeyin!" (Neseî, et-Tahâvî)Talmut'ta da anlatıldığı gibi, yahudilerin tuhaf hallerinden biri de şudur: Onlara göre, erkeğin hanımıyla anüsten cinsel temasta bulanması caizdir. Anlayışlarına göre kadın, şehevi yararlanma bakımından, kasaptan satın alman bir et parçası gibidir. Onu canı nasıl isterse öyle yer. Dilerse haşlayarak, dilerse kızartarak yer!...
Said bin Yasar der ki: Ben, İbn Ömer'e (r.a.) şöyle dedim: Biz cariyeler satın alıyor, onlarla tahmîd yapıyoruz. "Tahmîd dediğin de nedir?" diye sordu. Ben, onlarla anüslerinden cinsel temasta bulunuyoruz, dedim.
"Öf! Bunu müslüman bir kimse yapar mı?" dedi.Muhammed Nasır'üd-Din Elbânî, "Adâb'üz-Zifaf' adlı kitabında yukarıdaki haberin, kadınlarla anüsten cinsel temasta bulunmaya, İbn Ömer'in şiddetle karşı çıktığını açıkça ifade eden bir nass olduğunu söylemektedir. Kadınla anüsten cinsel temasta bulunmak, cinsel ihtiyacını tatmin etmediğinden dolayı, onu zinaya itebilir!" (Mahmud Mehdi İstanbuli, İslâm'da Evlilik ve Cinsel Mutluluk, sh:128- 131. Çağrı yay.İst.)
BEŞİR ERYARSOY'DAN BİR ALINTI
"Kadınlar sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle varın. Kendinizi önceden hazırlayın. Her davranışınızda Allah'tan korkun, biliniz ki O'na mülâki olacaksınız, müminleri müjdele!.."
(2/223). Şimdi mealini verdiğimiz âyette tarladan maksadın çocuk yetiştiren anlamına geldiği açıktır. Erkek spermi (tohum), kadın yumurtaları ile kadın rahminde (tarla) birleşerek çocuk teşekkül etmekte, bu çocuk rahimde (tarlada) gelişmekte ve bildiğiniz gibi belli bir süreden sonra da dünyaya gelmekte, insan cinsi böylece devam etmektedir. Bu açıdan rahim tarla olarak adlandırılmıştır. Bu sebeble de çocuk yetişmesi mümkün olmayan mahalden (dışkı çıkan mahalden) kadınlara yaklaşmanın da kesinlikle "Lûtîlik" olduğu bir gerçektir. Zaten bu tür ilişki cinsel ilişki değildir. Yukarıda da bilir-titiğimiz gibi cinsel ilişki de tarafların organların cinsel organ olması ilişkiyi cinsel-leştirir. Bir tarafın organı cinsel organ, diğerinin organı cinsel organ değilse (dışkı organı ise) bu ilişkiye cinsel ilişki demek mümkün değildir. İlişkinin cinsel olmasında cinslerinde aynı olması yani insanın insan cinsi ile, hayvanın hayvan cinsi ile olması da doğal olanıdır. Cins farkının bulunmasının da cinsel sapma olduğu bir garçektir ve Kur'an cinsel sapmanın her türü içi n "sapkınlık" deyimini kullanmaktadır. Haddi aşmak olarak da nitelenen bu tür ilişkiler İslam'ın kabul etmediği ilişkilerdir ve haramdır.
Bildiğimiz kadarı ile dört büyük mezhep imamının da haram görüşünde birleştiği sapık ilişkileri İslam aleminde yaygın olarak bilinmekle birlikte kimi kendini
bilmezler kadın erkek (karı - koca) arasındaki cinsel sapmaya cevaz verebilmişlerdir.
Şiada olsun, sünnilerde olsun müslümanlık adına Kur'anın yasakladığı cinsel
sapma Allah'tan korkanlar için asla caiz değildir ve olamaz. Bunu meşru veya
mazur göstermek için hiç bir makul ve meşru gerekçe gösterilemez. "Hayasızlık" olarakta nitelenen sapık ilişki gerek erkekle erkeğin, gerek erkekle kadının,
gerekse cins farkı bulunan varlıkların ilişkileri için kullanılmıştır. Hayvanla
insan, erkekle erkek ve erkeğin kadının dışkı organı ile ilişkisinin adı Kur'an
da "hayasızlık", "çirkin işler",
"haddi aşmak", "beyinsizlik", "fuhuş-aşırılık",
gibi vasıflarla vasıflandırılmakta ve kınanmaktadır. Hayvanlarda cinsel
sapma hiç görülmemektedir.
Her ne sebep gösterilirse gösterilsin diğerlerinde, olduğu gibi erkeğin kadının
dışkı organı ile ilişkisi (karı-koca arasında da olsa) kesinlikle caiz değildir.
Yukarıda mealini verdiğimiz Bakara Suresinin 223. âyetindeki
"... Tarlanıza
nasıl dilerseniz öyle varın..." ifadesi karı-koca arasındaki meşru' cinsel
ilişkideki pozisyon anlamındadır. Asla cinsel olmayan bir ilişki söz konusu
değildir. Nitekim resulullah (s.a.)'ın:
"Dübüründen karısına yaklaşan mel'undur."
sözü de konuyu Kur'an ışığında aydınlatmaktadır. Kim ki Kur'an'a teslim olmuşsa işte o kurtulanlardandır.
"Yine İmam Ahmed Resûlullah (s.a.)'ın buyruğunu rivayet etmektedir:
"Dübüründen
karısına yaklaşan mel'undur."
Kadınlara dübürlerinden (arka taraflarından) yaklaşmak haramdır. Kendilerinden
sabit olmuş nakillerle dört imam bunun üzerinde icmâ etmişlerdir. Bunun dışındaki görüşler de red edilmiştir.
Ay hali veya lohusa olduğu zaman önden hanımına yaklaşması mı, yoksa arkadan
yaklaşması mı daha büyük haramdır? Mesele ihtilaflıdır. Bu durumda ay hali olan
bir kadına önden yaklaşmanın daha ağır bir haram olduğunu söyleyenler şöyle
demişlerdir: Bir kişinin şehveti bastırılamayacak kadar kabarır ve bunu ne
hanımının karnına ne baldırlarına dokunarak dindiremiyor ise, o zaman arkadan
hanımına yaklaşır, ay hali veya lohusa olduğu zaman önden ona yaklaşmaz. Bununla
birlikte yine haram işlemiştir, istiğfar etmesi vacibdir."
(*) El Esâs fit tefsir, Cilt: 2, Said Havva,
Şamil Yayınları sh.: 47, Tercüme:
Beşir Eryarsoy.
"Kadına Arka Organdan Yaklaşmak
Kadına arka organdan temas ne şekilde olursa olsun kesinlikle haramdır. Şayet kadın bu işe razı olacak olursa, o da büyük günaha ortak olur. Eşler arası bile olsa anal ilişki livata olarak adlandırılmış olup, yasaklanmıştır.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever." (Bakara Suresi :222)
"Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!" (Bakara Suresi :223)Cinsel ilişki çocuğun çıktığı yerden olmak şartıyla ister kadının yüzü dönük olsun size, isterse arkası, Cenab-ı Hak (C.C.) helal olan yere ekin tarlası diyor. Yani çocuk yetişen doğum olan yer, bunun dışında herhangi bir yerden varmak haramdır.
Allah Resulu (SAV) buyuruyor:
Erkeğin cinsel organının sünnet kısmı kadının arka
organına sokulmasıyla bu haram işlenmiş olur. Karısının tenasül uzvunu bırakıp da livata
edenlere, şiddetli tazir lazım olur.
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan
2) İlmihal, İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakfı
3) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre
4) Tirmizi
KADINA
ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ![]()
Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata olarak isimlendirilmese de livata gibidir. Bazen kadın livatası da denilmektedir ki bununla erkeğin kadına dübüründen yaklaşması kastedilmektedir. Livata diye isimlendirildiğinde erkeğin erkeğe yanaşması anlamı kastedilir, bir başka anlamı yoktur. Bu nedenledir ki kadına dübüründen yanaşmak livata sayılmaz. Dolayısıyla kadına dübüründen yanaşmanın haram olması, zina oluşundan ya da livata oluşundan kaynaklanmamaktadır. Çünkü bu, zina olmadığı gibi livata da değildir. Ancak bu konu hakkında şer’î deliller vardır. Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır:
"İyice temizlendikleri vakit Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın."
Bu ayet, kadına Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yerden, kadının cinsel organından yaklaşılması gerektiğini kayıt altına alan bir nasstır. Bunun anlamı şudur; Allah'ın size yaklaşmanızı emrettiği yerin dışında bir başka yerden onlara yaklaşmayın. Bu emir, nikahlanma emrindeki şu ayetler gibidir:
"...Hoşunuza giden kadınlarla evleniniz..."
"İçinizdeki bekarları evlendiriniz."
"...Velilerinin izniyle onlarla evlenin..."
Bu ayetle de vurgulanan husus evliliktir. Erkeklerin kadınlara Allah'ın emrettiği yerden, cinsel organdan yaklaşmaları şer’î nassın gereğidir.
Ali b. Ebu Talha İbni Abbas'tan şunu rivayet eder: "Allah'ın size emrettiği yerden..." ayetinden maksat cinsel organdır. Bunun dışına çıkmayınız. Kim bunun dışına çıkarsa haddi aşmış olur." Mücahid der ki: “emrettiği yerden” ayeti cinsel organdan anlamına gelmektedir." Bu ayetin yüce Allah'ın şu ayetine atıf olduğu söylenemez: "Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın." Çünkü ayetin tamamı şöyledir:
"Sana adet halinden soruyorlar. De ki: O, bir ezadır. Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın..." *
Böyle bir ifade kullanılamaz, çünkü hayız hali, mekanla değil zamanla alakalı bir husustur. Şayet mekanla alakalı bir husus olsaydı, hayız zamanının dışında onlara yaklaşınız denilirdi. Tam tersine ayet mekana delalet edecek bir şekilde gelmiştir. Bunun, hayza çevrilmesi mümkün değildir. Zira "haysü" lafzı ancak mekana delalet ettiğinden dolayı kesinlikle hayız anlamına gelmez. Allah'ın size emrettiği yerden yani cinsel organdan yaklaşınız anlamına gelir. Nikah ve evlilik ayetleri de bunu emretmektedir. Bu anlamı, bu ayetin hemen ardından gelen ve kadının, nesil için olduğunu açıklayan ayet de teyit etmektedir. Ayet adeta şu anlama gelmektedir: Neslin geldiği yerden yaklaşınız. Nesil ise ancak cinsel organdan gelmektedir. Bu nedenle ayet şöyledir:
"Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah hem tevbe edenleri hem de temizlenenleri çok sever. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın."
Bu ayette yer alan: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ifadesi, daha önce gelen: "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayetini açıklamaktadır. Bu ifade, Allah'ın, yaklaşılmasını emrettiği yerle, cinsel organla ilgili bir açıklamadır. Yine ayette yer alan: "tarlanızdır" ifadesi ekilecek yer anlamında kullanılan bir kinayedir. "dilediğiniz yerden" ifadesi, nasıl isterseniz demektir. kelimesi nereden isterseniz değil nasıl isterseniz anlamına gelir. Çünkü kelimesi "nasıl" anlamında kullanılmaktadır. Nadiren karşılaşılabilecek durumlar haricinde "nereden" anlamında kullanılmaz. Her iki anlamda da kullanılacağını varsaysak bile; "tarlanızdır." ifadesi burada, "nereden" anlamına değil "nasıl" anlamına ait bir karinedir. Bu karine iki yerde birden gelmektedir. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır" ifadesi, ekin anlamına geldiği ve ekin yerinden gelinmesi hususunda yeterlidir. Ancak yaklaşma konusunu anlatırken "onlara dilediğiniz yerden varın”, ifadesi kullanılmamış, tam tersine, (ekin) kelimesi kullanılarak şöyle denilmiştir: "O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." Ayette; her türlü ihtimali ortadan kaldırmak ve tekid için "kadınlara dilediğiniz yerden varın" ifadesi kullanılmamıştır.
Adeta Allahu Teâla şöyle demektedir: Ekin yerinden yaklaşmak kaydıyla kadınlara dilediğiniz şekilde yaklaşmanızda size bir günah yoktur. "O halde tarlanıza varın." ifadesi cinsel organdan yaklaşma hususunda kesin bir nasstır. Diğer taraftan bu ayetin nüzul sebebini oluşturan kadınlara nasıl yaklaşılması gerektiği yönündeki soru da buna delalet etmektedir. Süfyan b. Said es-Sevri'den: Muhammed b. el-Münkedir Cabir b. Abudullah'ın şöyle dediğini haber veriyor: "Yahudiler; kim karısı ile arkası dönmüş bir halde cinsi münasebette bulunursa çocuk şaşı olur, derlerdi. Bunun üzerine; "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." ayeti nazil oldu. "Bir hadiste ibni Cüreyc, Rasulullah (sav)'in: "Fercden (cinsel organdan) olduktan sonra önden ve arkadan." dediğini rivayet eder. Bu nedenledir ki; "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayeti, Allah'ın emrettiği yerin dışından onlara varmanın haram olduğuna delalet eder. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ayeti, Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yeri yani cinsel organı açıklayan bir ifadedir. Bunlara ilave olarak nikah ve evlilikle ilgili ayetler de buna delalet etmektedir. Bunların tamamı kadına dübüründen yaklaşmanın haram olduğuna delalet etmektedir. Öte yandan kadınla dübüründen ilişki kurmanın haram olduğuna açıkça delalet eden birçok hadis vardır.
Huzeyme b. Sabit'ten: Rasulullah (sav) erkeğin karısıyla dübüründen temasta bulunmasını yasakladı.”
İbni Abbas'tan: Rasulullah (sav) şöyle dedi: "Allah Teâla bir kadınla ya da bir ekekle dübüründen temasta bulunan kimseye (kıyamet günü) rahmet nazarıyla bakmaz.”
Amr b. Şuayb babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle demiştir: "Karısına dübüründen temasta bulunan kimse küçük livata yapmış olur.”
Ali b. Talk'dan Rasulullah (sav) şöyle dedi: "Kadınlara dübüründen temasta bulunmayın. Şüphesiz ki Allah hakkı söylemekten (açıklamaktan) utanmaz."
Bu hadisi ayrıca Ahmed İbni Hanbel, Ebu Muaviye'den rivayet etmekte ve şöyle demektedir: Bize Abdürrezzak anlattı, Ma'mer Süheyl b. Ebu Salih'ten, el-Haris'ten, Muhlid'den o da Ebu Hüreyre'den nakletti: "Şüphesiz ki Allah, karısına dübüründen temas kuran kimseye (kıyamet günü rahmet) nazarıyla bakmaz.”
Yine Ahmed'den: Bize Affan, Vüheyb, Sehl Haris b. Muhalled'den onun da Ebu Hüreyre'den rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle dedi: "Şüphesiz ki Allah, karısı ile dübüründen cima yapan adama (kıyamet günü) bakmaz."
Bu hadislerin tümü kadınlara dübüründen temas etmenin haram olduğu hususunda delildirler. Dolayısıyla erkeğin karısına dübüründen temas kurması haramdır. Ancak şeriat bunun için ceza olarak belli bir ceza koymadığından dolayı bu hususta verilecek olan ceza had cezaları kapsamında değerlendirilemez. Tazir cezaları kapsamına girer. Bu nedenle imam ya da hakimin bu fiili işleyen kimseye caydırıcı ve acıtıcı bir ceza vermesi gerekir. Çünkü ceza her ne kadar tazir cezası olsa da caydırıcı ve acı verici olması lazımdır. Evla olan bu hususun hakimin takdirine bırakılmasıdır. Abdurrahman Maliki "
Yazıyı Hazırlayan : Nizameddin DEMİR.... (Abdullah AZİZ)