KADININ ÇALIŞMASI
SORU: Mektubunuzda: «Milli Cazete'nin l7.Temmuz. 1983 tarihli nüshasında çıkan bir haber ilgimi çekti. Haberin başlığı aynen şöyle» «Baş örtüsünden dolayı işine son verildi.» Haberde Alman yetkililerinin baş örtüsünü bahane ederek bir kadın işçinin işine son verdikleri kaydediliyor. Benim bu haberden anladığım; kadınlar tesettüre riayet ederek erkeklerin (hem de Alman erkeklerinin) yanında çalışabilir manasınadır. Bu hususta bilgi verir misiniz?» diyorsunuz.
CEVAP: Mektubunuzu yukarıdaki cümlelerle özetlemeye gayret ettim. Dikkat ederseniz haberde; Alman makamlarının, tesettüre olan düşmanlığı konu alınıyor. Yani mücerred bir haber!.. «Kadın çalışmalıdır veya çahşmamalıdır» gibi bir tartışma mevcud değil. Malûmunuz olduğu üzere İslâm dini; zevce'nin (Nikâhlı kadının) nafakasını (yiyecek, giyecek, mesken vb.) kocasının üzerine vacip kılmıştır. Dolayısıyle kadın; nikâh sonucu kocasının evine yerleşir-yerleşmez nafakaya hak kazanır, (1)
İmam-ı Merginani; «Kadın nefsini kocasının evine teslim ettiği zaman (îster müslüman, ister ehl-i kitap) olsun, nafakası kocasının üzerine vaciptir. Burada asıl olan Allahü Teala (CC)'nın şu kavlidir: «Varlıklı olan (zengin kimse, zenginliği ölçüsünde infak etsin.» Bir de, Resûl-i Ekrem (SAV) veda haccı hadisinde: «Kadınların rızıkları (yiyecekleri) ve elbiseleri maruf bir şekilde onlar için sizin üzerinize bir borçtur» buyurmuştur. Nafaka, kadının kendisini kocasının evinde bulundurmasının bir mükâfatıdır (2) hükmünü zikreder. Koca zengin ise; karısına, hizmetçi tutması için ayrıca nafaka verir. Zira karısının ihtiyacını gidermek kocaya vaciptir. Hizmetçi, ihtiyacı giderme menzilesindedir. Eğer koca fakir ise; essah olan kavle göre, hizmetçi için nafaka vermesi gerekmez. ( 3)
Meselenin özü şudur: Bir kız çocuğunun; bulûğa erinceye kadar nafakası, babasının üzerine vaciptir. Evlendiği andan itibaren (Nikâhla birlikte) bu nafaka, kocasının üzerine vacip olur. Mümin kadınlar ev işlerinin dışında; «Farz-ı Ayn» ilimleri öğrenme ve öğretme, kadınlarla ilgili hastalıkların tedavisi ve bunun gibi hususlarda (Kendi ihtiyarlarıyla - vacip olduğu için değil) çalışabilirler. Eğer bir kadın «Dul» kalır ve velisi de olmazsa durum ne olacaktır? Resûl-i Ekrem (SAV)'in: «Ulûl'emr velisi olmayan kimselerin velisidir» buyurduğu malûmdur. (4)
Bu gibi durumlarda nafakası «Beytülmal»den karşılanır. Bütün bu zikrettiğimiz hususlar; Darû'l İslâm'da, mü'minlerin riayet etmesi gereken hududlardır. Siz «Tesettürlü bir kadın Alman erkeklerinin yanında çalışabilir mi?» diyorsunuz. Peki Mü'min bir erkek; İslâm'a küfreden ve defolun diyerek müslümanları hakir görenlerin emrinde çalışabilir mi? Bahsi geçen habere dikkat ederseniz, mesele cinsiyet değil, akaid'dir. Dua buyurunuz.
KAYNAKLAR:
(1) İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai - Beyrut: 1974 C: 4 Sh: 23 vd, ayrıca İbn-i Hümam -Fethû'l Kadir - Beyrut: 1316 C: 3 Sh: 345.
(2) İmam-ı Merginani - El Hidaye Şerhû Bidayetin Mübtedi - Kahire: 1965 C: 2 Sh: 39.
(3) Şeyh Nizamüdd'n ve Heyet - El F&teva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400 C: l Sh: 547, avcıca Molla Hüsrev - Dürerû'l Hükkara fi Şerhi'1 Gurcri'l Ahkâm - İst: 1307 C: l S!ı: 414.
(4) İmam-ı Merginani - A.g.e. C: 2 Sh: 156. (Yusuf Kerimoğlu, Fıkhi Meseleler, C/2, sh:48-49)
KADININ ÇALIŞMASI
Soru : İhtiyaç içinde olan bir kadın,
herhangi bir iş yerinde erkek gibi çalışabilir mi?
Cevap: Şartları bulunursa
çalışabilir, bulunmazsa çalışamaz.
Bir kadının iş yerinde çalışması için belli başlı şartlardan
biri, tesettürüne engel olunmaması, vakar ve ciddiyeti hafife
alınmamasıdır. Aynı zamanda bu iş yerinde başka insanların da
bulunması, kadının tek bir erkekle baş başa kalmamasıdır.
Zira bir kadın bir erkekle baş başa kalırsa üçüncülerinin şeytan
olacağını Efendimiz bildirmiştir.
Demek oluyor ki, ihtiyaç içinde olduğundan çalışmak zorunda
kalan kadın, tesettürüne, iffet ve vakarına halel gelmeyen ciddi
bir iş yerinde çalışabilir. Çevredeki yabancı erkeklere bu
tesettür ve vakar içinde ciddi şekilde muhatap olabilir. Bu
şartların yok olduğu yerde kadının çalışma şartı da yok
demektir.
Çalışıp kazanma mecburiyeti erkek içindir. Kadın evinde oturur,
çoluk çocuğuna bakar. Erkek ise dışarıda çalışıp çabalayarak
kadının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalır. Bizim sözünü
ettiğimiz şartlar, herhalde böyle hâmisi olmayan ihtiyaç içinde
çırpınan kadınlar içindir. Kocası izin vermeyen kadın zaten
çalışma hakkına da sahip sayılmaz. Kocasının kazancıyla idare etmesi şart olur. Ahmet Şahin
BAŞKA BİR CEVAP
Geçim sıkıntısından, İslama uygun olmayan şartlarda kadının çalışmasının caiz olup olmadığı sorulmaktadır.
Şübhesiz talimdeki şartlar, çalışmakta da aranılır. Günlük nafakasını temin edemeyen bir kadın, bu ihtiyacını giderinceye kadar çalışabilir. Fakat en asgarî derecede nafakayı bulan çalışamaz. Müslümanların üç mukaddesâtı vardır: Din; namus; vatan... Vatanı korumakta, kafirle müslüman ortaktır. Amma din ve namusta, müslümanlar ayrıdır... ve bununla tanınır.
Kadınlar hakkında el işi, ev işi güzeldir; cihaddır. Ashâb-ı kiramın hanımlarından bir çoğu yün ve pamuk ipliğini eğirmeyle çalışırlardı. Hazreti Fatıma, el değirmeniyle evinin içinde çalışırdı. Hazreti Esmâ kocasının atına ve hurma bahçesine bakardı. İlim ve çalışmak, şartlarıyla otursa üstün şereftir, ayıb değildir. Şayet evin içinde nafakanın temini için çalışma imkanı olmazsa, o zaman dışarda, yukardaki şartlar dahilinde çalışabilir.
Esmâ binti Yezîd el-Ensariyye şöyle anlatır: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gittim ve ona şöyle dedim: "Ben arkamdaki tabi'lerimin, kadın cemaatinin elçisiyim. Onlar dediğim gibi derler. Görüşlerimi beklerler.
Onların haklarını istiyorum. Allah Teâlâ Seni hak bir Peygamber olarak göndermiştir; erkek ve kadınlara.. Biz kadın olarak Sana inandık; tâbi' olduk. Gerçek şu ki, bizim haklarımız kısılmakta.. Örtü içindeyiz; evlerimizin ortasındayız; erkeklerin keyflerine mahkumuz; çocuklarım karnımızda taşırız; onları doğurur ve sizin çocuklarınızı besleriz. Gerçekte erkekler cemaate gitmekle, cenazeleri kaldırmakla, cihad yapmakla (iaşeyi temin etmekle) üstünlüğü kazanmışlardır. Fakat cihada çıktıkları zaman mallarını biz koruruz; çocuklarını biz terbiye ederiz. Pekala, onların sevablarına ortak olabilir miyiz? Yâ Rasûlallah bize ne buyurursunuz?"
Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, etrafındaki ashabın yüzüne bakıyor; derin derin dalıyor... ve: "Dîninden güzelce soran şu kadının sözlerini işittiniz mi?.. Kim bu?.." buyuruyor. Ashab: "Bizden birimiz bunu tanımıyoruz." dediler. Çünkü tepeden tırnağa kadar örtü içinde idi. Sonra Esmâ'ya dönerek: "Ey Esmâ, dön.. Arkandaki tâbi' kadın cemaatine, sizden birinin kocasına güzel bir kadınlık yapmasının; onun rızasını taleb etmesinin; kocasına muvafakat göstermek için ona uymasının, söylediğin şeylere (erkeğin cihad ve cemaat sevabına) muadil olacağını bildir."
Esmâ tehlil, tekbirle cemaatine dönerek, Peygamber'in bu müjdesini bildirdi.
Bu hadîs-i şerîften de anlaşıldığı üzere, zamanımızda ihdas edilen kadın yürüyüşü, dînin temeline ters düşen, çirkin bir âdettir. Asker olması da öyle. Çünkü kadın, mecburiyet olmadıkça evinden çıkamaz. Hac veyahud da beşerî bir ihtiyacdan dolayı çıktığı takdirde örtülü olması gerekir. Bağırması doğru değildir. Bezzâr'ın tahric ettiği, Enes radıyallâhu Teâlâ anh'tan gelen bir rivayette ise Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Sizden kim evinde oturursa, gerçekte o Allah yolunda cihad eden erkeklerin ameline ulaşır."
Diğer bir rivayette:
"Evinde sizden birinin iş yapması sebebiyle, Allah yolunda erkek mücahidlerin ameline ulaşılır." buyurdu.
Bu hususta birçok hadisler vardır. Mesela:
"Erkek çocuklarınıza yüzmeyi, ok atmayı öğretin. Mü'mine bir kadının evinin içinde ip eğirmesi ne güzel oyundur. Annen baban beraber çağırırlarsa, annene cevab ver." Diğer bir rivayette: "Mü'mine kadının en hayrlı oyunu, ip eğirmesidir."
Başka bir rivayette:
"Ebrar olan erkeklerin sanatı
terzilik, ebrar olan kadınların sanatı ip eğirmektir."
Bir diğer rivayette:
"Kadınlarınızı ip eğirmekle süslendirlniz." buyrulmuştur.
Binaenaleyh kadının üstün sanatı, evinin içinde nakış, dikiş ve
örgüleridir. Bununla nafakayı temin etmek mümkündür. İşte buna da imkan
bulamayan, yukardaki şartlarla dışarda çalışır.
Hind bin Mehleb, yani Haccac bin Yûsuf'un hanımı, elinde eğirdiği bir iple uğraşıyordu. Ziyad bin Abdullah el-Kureyşî ona: "Sen bir emîrin kızısın; nedir bu senin elindeki?!." Bunun üzerine Hind şöyle dedi: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim; şöyle buyurdu:
"Takatçe sizin en boylunuz (çok elişi bileniniz), en yüce sevab kazanandır. Bu (elişi) şeytanı kovar; vehmî ve hayalî konuşmaları keser."
Bugün
dışarda çalışmanın tahammülsüzlüğünden birçok kadınlar bunalım
içinde.
Onların tedavisine de yol
gösterilmiştir.
(Bir
siteden Alınmıştır.)
![]()