HERKES KUR'ANI
ANLAYABİLİRMİŞ!!!!
Esselamü aleyküm...
Muhterem kardeşim ebubera, "Kur'an'ı anlama konusundaki görüşünüzü" almış,
ayrıca "herkesin Kur'an'ı anlayamayacağını" söyleyenler için de ne
"Tefsir ilmi"yle ne de "usul-ü tefsir" ilmiyle uzaktan yakından hiçbir
alakası olmayan aşağıdaki talihsiz, tutarsız, ilimden yoksun açıklamanızı
görmüş oldum. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat itikadına sahip bir müslümanın bu tür
sözleri sarfetmesi hiçte yakışmamıştır. Siz kendi aklınıza göre Kur'an'ı
anladığını zannederek yola çıkanlardansınız.... Siz elinizde bulunan Kur'an
Mealini yazan kişinin anladığı kadar Kur'an'ı anladığınızın farkında
mısınız?... Yahut ta elinizde bulunan tefsir kitaplarından ilgili
müfessirlerin açıklamaları kadarını öğrenerek bilgi sahibi olduğunuzun
farkında mısınız?.. Kur'an'ın lafızlarını teker teker ve terkip halindeki
manalarını, hukuki neticelerinin neler olduğunu, kanun koyucunun (Şari'in)
kastını, konulan hükümden sağlanan maslahatın ve bertaraf edilen mefsidetin
neler olduğunu biliyor musunuz? Nasların âmm, hâs, mücmel, sarih olanlarını
ve benzerlerini, nüzul sebeplerini, nasih ve mensuhlarını, hükümlerin
tearuzu (çatışması) halinde tercih kaidelerini hakikaten duydunuz mu? Yahut,
vahiy lisanı Arapçayı, sarf, nahv, belagat ilmini, Kur'an-ı Kerim 'in lügavi
ve şer'i manalarıyla beraber ilmini, Muavvel, Zahir, Müfessel, Hafi, Müşkil,
Mücmel-Müfesser, Muhkem, Müteşabih, Hakikat, Mecaz, Sarih, Kinaye, Kerahat-Tahrim,
İbaha ve Nedib gibi kısımlarını biliyor musunuz?...
"ama şeytan bu sefer başka bir yola başvurmuş ve değiştirtemediği kitaptan
bu sefer insanları sen anlamazsın diyerek uzaklaştırmaya çalışıyor. ...bende
soruyorum şimdi alemlerin rabbi olan ALLAH bize anlayamayacağımız bir kitap
mı indirmiş. eğer biz bu kitabı anlamayacak olsaydık rabbimiz kuranın bir
çok yerinde kuranı okuyun tezekkür edin hükümlerince amel edin diye emir
buyurmaz ve bizi anlamadığımız bir kitaptan hesaba çekmezdi."
Şayet insanları Kur'andan "anlayamayacakları gerekçesiyle uzaklaştıranlar"
şeytan oluyorsa; ki İslam ûleması hiçbir zaman Kur'an'dan uzaklaşın, sakın
elinize alıp okumayın dememiştir. Ancak amel etmerk, ahkam çıkarmak için
sakın aklınıza uymayın, tavsiyesini yapmışlardır. Bu gün Kur'an'ı en çok
okuyan zümre, anlamını bilmediği halde okuyan, sevap kazanmak maksadıyla
hatim yapan zümredir. Elbette Kur'an'ın iniş gayesi bu değildir!... Bu
Kur'an'ı böyle anlayanların hatası değil; Müslümanları Kur'an ahkamından
uzaklaştıran müstekbirlerin hatasıdır...
Şimdi Kur'an'ın kendisine indiği ve müfessirlerin baştacı olan İki cihanın
Efendisinin (sav) neler buyurduğuna bir bakalım : "Bir mecliste Resûl-i
Ekrem (sav): "Ümmetimin helâkı kitab'ta ve Sût'te olacaktır" buyurmuştur.
Sahabe-i Kiram: "Ey Allah (cc)'ın Resûlü, buradaki kitab ve Sût nedir?" diye
sorunca, Resûl-i Ekrem (sav): "Kur'an-ı Kerim'i öğrenip, O'nun ayetlerini
Allahû Teâla (cc)'nın indirdiği gayeden başka şekilde te'vil etmektir"
cevabını vermiştir. (41) Yine bir başka Hadis-i Şerif'te: "Her kim Kur'an-ı
Kerim'i (Hiçbir ilmi olmadan) kendi şahsi reyiyle tefsir ederse,
cehennemdeki yerine hazırlansın" (42) buyurduğu ve mü'minleri uyardığı
sabittir . İmam-ı Şafii (rha) "Allahû Teâla (cc)'nın kitabında yer alan
ilim, icma cümlesindendir. Kur'an-ı Kerim'in tamamı, Arap lisanı üzerine
nazil buyurulmuştur. Bu sebeble Kur'an-ı Kerim'in nasihi ve mensûhu, nüzûl
sebebleri ve farz kıldıkları, edebi belağatı, irşadı ve mübah kıldıkları iyi
bilinmelidir. Ayrıca Allahû Teâla (cc)'nın peygamberine verdiği mevki'inin
de iyi bilinmesi gerekir. Zira Allahû Teâla (cc)'nın kitabında vaaz ettiği
hükümleri Resûl-i Ekrem (sav)'in lisanı üzere beyan buyurmuştur. Binaenaleyh
Allahû Teâla (cc) farz olan hükümlerle neyi kasdetmiştir? Kimin için farz
kılmıştır? Bütün insanlar bu farzların kapsamına giriyor mu, girmiyor mu?
Mükellef olan kullarının neye itaat etmeleri gerekir ve neden sakınmaları
icabeder? Bütün bunların hepsi iyice bilinmelidir"(43) diyerek, önemli
inceliklere işaret etmiştir. Dolayısıyla kat'i bir ilim olmadan, Kur'an-ı
Kerim'i tefsir etmek caiz değildir. Son yıllarda birçok "Meal"
yayınlanmıştır. "Meal" kelimesi en yakın mana veya eksik olan terceme
manasınadır. Hiç kimse bu yayınlanan "Meal"ler ile amel edemez." (Yusuf
Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet-İslam İlmihali)
Şimdi yaptığınız hatanın nelere mal olduğunu, hakaretinizin kimlere kadar
uzandığını anlayabildiniz mi? Sizi Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed
(sav)'e ve O'nun varisi olan İslam alimlerine karşı daha dikkatli ve edebli
olmaya davet ediyorum.
Elbette Kur'an, Allahü Teala (cc)'nın koruması altındadır, anlaşılsın,
uygulansın diye gönderilmiştir. Kıyamete kadar da böyle kalacaktır. Ancak
Kur'an'ı hakkıyla anlayanların başında Peygamberimiz Efendimiz (sav) vardır,
O'nun öğretip yetiştirdiği Sahabe-i Kiram'ı vardır. Onların yolunu takip
eden Ehl-i Sünnet müfessirin ûleması vardır. Müfessirlerin dışında kalan
müslümanların Kur'an'ı hakkıyla anlıyoruz demeleri kadar büyük bir yalan
olamaz. Çünkü o Kur'anı indiren yüce Rabbimiz aynen şöyle buyurmuştur:
"Bilmediklerinizi Zikir ehline sorunuz." (Nahl: 43) Demek ki müslüman olmak
demek İslam'ın tüm emir ve nehiylerini bilmek, demek değildir. İslam
toplumunda Kur'an'ı bilenler olduğu gibi, bilmeyenlerde vardır. Zaten öyle
olmasaydı yüce Rabbimiz bilmeyenler bilenlerden sorsun, öğrensinler, diye
emir buyurmazdı. Ayrıca, "İlimde derinleşmiş olanlar da: «İnandık, hepsi
Rabbimizdendir.» derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez."
(Al-i İmran Sûresi, Ayet:7) Bu ayetten de anlıyoruz ki, ilimde derinleşmiş "Rasihun"
alimleri diye tabir edilen alimlerde varmış. Bu ilimler hangi ilimlerdir?
Elbette Kur'an'i ve İslam'i ilimlerdir.
"ama şeytan bu sefer başka bir yola başvurmuş ve değiştirtemediği kitaptan
bu sefer insanları sen anlamazsın diyerek uzaklaştırmaya çalışıyor."
cümleniz tüm İslam alimlerine hakaret içermektedir. Bu cümlenin aksine cümle
beyan eden tek bir alim ismi verebilir misiniz? Yani hiçbir ilmi olmadan
herkes, her müslüman Kur'an'ı Kerimi istediği gibi anlayabilir, diyen bir
İslam alimi gösterebilir misiniz? Mümkün değildir, çünkü Kainatın Efendisi
(sav) : "Her kim Kur 'an'ı Kerim'i (hiçbir ilmi olmadan) kendi şahsi reyiyle
tefsir ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurmuştur...
Ayrıca, "Resul-i Ekrem (sav) döneminde bir grup kimse. : "-BİZ ALLAH'IN
KİTABINDAN BAŞKA DELİL TANIMAYIZ" iddiasına sarılmıştır. Bunun üzerine
Rasulullah (sav): "-İçinizden hiçbirinin koltuğuna (sedirine) yaslanmış bir
vaziyette iken, kendisine benim emir ve nehiylerimden biri ulaştığında:
"-Başkasını bilmem, biz Allahü Teala (cc)'nın kitabında gördüğümüze uyarız"
dediğini sakın görmeyeyim" emrini vermiştir. Bu emir; Allah(cc)'ın kitabını
kabul etmekle birlikte, sünneti reddedenleri ilzam etmektedir. .... Haşr
sûresinin yedinci ayeti Peygambere (sav) uymağı farz kılmaktadır. Kur'an-ı
Kerim adına hareket ettiğini iddia ederek sünneti reddedenler, kesinlikle
samimi değildirler. Çünkü sünnetin reddini ifade eden tek bir ayet bile
gösteremezler. Buna mukabil, sünnete sımsıkı sarılmayı emreden bir çok
ayet-i kerime vardır. Bu Taife; "Allahü Teala (cc) ile Resulü'nün arasını
açmaya" gayret ederken, küfre doğru koştuğunun farkına varmalıdır.
Tuttukları yolun sonu hüsrandır." (208)
"Ahir zamanda öyle bir zümre zuhur edecek ki, bunlar yaşça genç, akılca
kıttırlar. Konuştukları zaman en hayırlı sözden (Kur'an-ı Kerim'den)
bahsederler. Kur'an-ı Kerim'in kendilerine has olduğunu ve kendilerinin de
Kur'an üzere olduklarını zannederler." (213)
"Dikkat edin bir adama benden bir hadis ulaşır, o da koltuğuna dayanmış
şekilde : "Sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır. Onda neyi helal
kıldığını görürsek, onu helal sayarız." diye söyler mi? Şunu bilin ki, Allah
Resulü'nün haram kıldığı da, Allah'ın haram kıldığıdır." (214)
Asıl söylenmesi gereken ve korktuğumuz musibet ise şudur; şeytan ve
dostları, Ehl-i Sünnet alimlerinin muteber kaynaklarından müslümanları
koparamayacaklarından, İslam'ı ortadan kaldıramayacaklarından ümitlerini
kestikleri içindir ki, İslam düşmanı müsteşrikler eliyle bazı Müslümanların
kalblerine, kafalarına "siz bırakın Fıkhı, Sünneti-İcma'yı direk Kur'an'a
gidin ve Kur'an'dan anladıklarınızla amel etmeğe çalışın" fısıltılarını
mırıldanmaya başlamışlardı. Maalesef bu zehirli tohumlar da yarım asrı
aşkındır meyvelerini vermeğe başlamıştır.
"Anadolu’muzun yetiştirdiği büyük âlimlerinden İmam-ı Birgivî hazretleri, bu
konu ile ilgili olarak şu hadis-i şerifleri bildirmektedir:
“Bir kimse, Allahın kitabını kendi fikri, görüşü ile tefsir etse ve bu
tefsirinde isabet etmiş bulunsa, açıklaması doğru olsa bile hata etmiş
olur.”
“Kim ki, Kur’an hakkında, ilmi olmadığı hâlde, kendi kafasına göre
açıklarsa, cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Tefsir yapacak âlimin onbeş ilmi gayet mükemmel şekilde bilmesi şarttır. Bu
ilimleri en iyi şekilde bilmeyen kimselerin, Kur’an tefsirine yeltenmesi
asla câiz değildir. Bugün tefsir yapmaya kalkışan kimseler, bu ilimlerin
isimlerini bile sayamazlar. Kur’an-ı Kerimin tefsiri, ancak hakiki ehl-i sünnet
âlimlerinin işi ve vazifesidir. Her önüne gelen tefsir yazamaz.
Müfessirin sahip olması gereken 14 ilim, eskiden çalışmakla elde
edilebilecek bilgilerdi. Ancak 15’inci ilim, ilm-ül-mevhibe’dir. Bu öyle bir
ilimdir ki, onu cenab-ı Hak, ilmiyle âmil olan bahtiyar kuluna ihsan eder.
Bu ilim vehbîdir, yani Allah vergisidir. O verirse verir; vermezse,
çalışmakla öğrenilip elde edilemez.
İşte bu 15 ilim, tefsir âliminin mutlaka, kesin surette ve hiç şüphesiz ve
eksiksiz, mükemmel bir şekilde sahip olması zorunlu bulunan ilimlerdendir.
Ama bunlardan başka, Kur’an-ı kerimi tefsir edebilmek için, müfessirin diğer
ilimlerde ve çağının gerektirdiği genel kültür bilgilerinde derinleşmiş
olması da şarttır. "
Allahü Teala (cc)'ya emanet olunuz.
Abdullah AZİZ