DARÛL HARB'TE CUM'A NAMAZI KILINIR MI?
SORU:
Mektubunuzda: "- Hanefi mezhebine göre; küfür ahkâm' nın icra olunduğu ve
müslümanların mahkûm durumda bulunduğu beldelere Darû'l Harb denir.
Yine ayni mezhebe göre Darû'l Harpte Cuma namazı eda edilemez.
Halbuki Peygamberimiz (SAV) Medine' de cuma namazını bizzat kendisi
kıldırdı. Kaynaklardan elde edebildiğim bilgilere dayanarak
söyleyebilirim ki, o dönemde Medine'nin nüfûsu on bin civarındaydı.
Mü'minlerin sayısı ise oldukça azdı. Medine nüfûsunun büyük çoğunluğunu;
hıristiyan ve yahudiler teşkil ediyordu. Şu halde halkın büyük çoğunluğunun
gayr-i müslim olduğu bir beldede cuma namazı kılınabilir. Çünkü
bizzat Resûl-i Ekrem (SAV) kıldırmıştır. Hânefi mezhebine göre ise
kılınamaz. Ben burada açık bir çelişki görüyorum. Bu hususta bilgi
verirseniz memnun olurum" diyorsunuz.
CEVAP:
Mektubunuzdaki
suali aynen koyuyorum. Müctehid imamlar; şer'i delilleri esas alarak
hükümleri izah ederler. Hanefi fukahası; bir beldenin Darû'l
İslâm veya Darû'l Harp olarak nitelendirilmesinde nüfusu dikkate
almamıştır. Bütün fıkıh kitaplarında : "- İçerisinde İslâm ahkâmının
tatbik edildiği Darû'l Harb, (olan ülke) Darû'l İslâm haline gelir. Cum'a
ve bayram namazlarının kılınması gibi.. Her ne kadar o beldenin (Darû'l
Harbin) mukim olan ki orada kalsalar da durum değişmez" (1) hükmüne
raslamak mümkündür. Farzedelim ki, Patagonya kâfirlerin ikamet ettiği
ve küfür ahkâmının icra olunduğu bir şehirdir. Müslümanlar savaş
sonucu orayı ele geçirmiş ve zimmet akdi yaparak gayr-i
müslimlerin haklarını tanıyacaklarını taahhüd etmişlerdir.
Mü'minlerin İmamı bu şehire; Vali, Kadı, şurta amiri ve Cum'a
imamı tayin eder. Bu dört kişi ile birlikte orayı elde tutan
askerler; nüfûsun % l'ni, gayr-i müslimler de % 99'nu teşkil etse dahi, o
belde Darû'l İslâmdır. Resûl-i Ekrem (SAV)'in Medine'ye hicretinden
sonra yapılan sosyal sözleşmede (Bazı müellifler, buna ilk Anayasa
diyorlar) : "- İhtilaf halinde çözümü Allah'a ve Resulüne bırakacaklarını"
taahhüd etmişlerdi. Dolayısıyle nüfûs oranları ne olursa
olsun, Medine "Darû'l
İslâm" dı...
Darû'l Harp'te; küfür ahkâmı hakim olduğu için, mü'minlerin
eda ehliyetinde bazı arızalar ortaya çıkar. Başta Had cezâları olmak
üzere, feraiz ve muamelâtla ilgili hükümlerin uygulanması mümkün olmaz.
Çünkü hakim durumda olan siyasi iktidar; kendi kanunlarıyla, insanlar
arasındaki ilişkileri tanzim eder. Hanefi fûkahasına göre; Cum'a ve Bayram
namazlarının eda, edilebilmesi için, mü'minlerin ûlû'lemr'inin izni
gerekir. (2) Bu hususta; başta Hz. Cabir (RA) olmak üzere, İbn-i
Ömer ve İbn-i Abbas (RA) 'dan gelen hadisler esas alınmıştır. Cuma namazının
edası için gereken şartlar; mükellefin dışında aranır. Bu sebeble; edasının
şartları ortadan kalkarsa, insanlara öğle namazını kılmak farz olur. (3)
Mektubunuzdaki rakamlar ve hükümler; sahih kaynaklardan alınmış
değil!.. Medine'de mukim olan Evs ve Hazreç kabileleri; ehl-i kitap
olan kitleden daha zayıf durumda değildi. Hatta zaman zaman onları
zor durumda bıraktıkları ve bu hallerde ehl-i kitab'ın sözcülerinin
: "- Yakında bir peygamber gelecek ve size üstünlük sağlayacağız"
dedikleri sabittir.
Reşûl-i Ekrem (SAV)'in birinci Akabe bey'atından hemen sonran Hz-Esad b.
Zürare (RA)'yi imam olarak tayin ettiği ve onlann kendü aralarında cum'a nama.zı
kıldıkları bilinmektedir. (4) Daha sonra Hz. Musab İbn-i Ümeyr (RA)'in
Medine'ye muallim olarak gönderildiği ve onlara, Cum'a nemazı
kıldırdığı bilinmektedir. (5) Bu sahih rivayetleri esas alan ulemadan bir
cemaat; Cum'a Namazının Mekke'de iken farz kılındığını beyan etmiştir.
Esasen Hz. Esad b. Zürare (RA)'nin; kendi şahsi, reyiyle farz
olan öğle namazını bırakıp, insanlara cum'a kıldırması mümkün
değildir. Muhakkak bu hususta Resûl-i Ekrem (SAV)'in bir tebliği
gerekir. Bazıları Cum'a Namazının Medine'de farz kılındığını iddia
etmişlerdir. Bu rivayet; bir-çok tefsirde zikredilmiştir. Ancak
Ekrem (SAV)'in hicret olayı sırasında, daha Medine'ye girmeden Cum'a
namazı kıldırdığı bilinmektedir. Bütün kaynaklarda Resül-i Ekrem (SAV)
ilk Cum'a namazını; Medine yakınlarında Ben-i b. Avf kabilesinin
topraklarında kıldırdığı kayıtlıdır.
Mukallid olan bir mü'minin; zaruret sebebiyle taklid ettiği
mezhebin, (müctehid imamlarının) ictihadlarında çelişki araması doğru
değildir. Bu insanın kalbine vesvese verir ve amellerini ifsad
eder. Hanefi fûkahası "Daru'l Harp'te de; mü'minlerin kendi
içlerinden bir imam seçerek cum'a namazını eda edebileceklerini" (6)
beyan etmiştir.
İbn-i Nüceym'in "El Bahru'r Raik", İbn-i Hümam'ın "Fethü'l Kadir" ve İbn-i Abidin'in "Reddü'l Muhtar" isimli eserlerinde "- Gayr-i Müslimlerin galip, müslümanların mahkûm durumda bulunduğu ve mü'minlerin halifesinin olmadığı" durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğini izah ederken şunları söylemişlerdir: "- Gerekli olan müslümanların kendi içlerinden ehil olan bir ûlû'lemr (Harp emiri) olarak nasbetmeleridir. Onun üzerinde ittifak etmeleri vaciptir. Onu kendilerine idareci olarak seçerler ve o da Kadı (Hakim) tayin eder. Böylece kendi aralarında vuku bulan hadiselerin yargı organlarına (Mahkemeye) aktarılmasını sağlamış olurlar. Yine buralarda kendilerine Cum'a namazı kıldıracak bir imam nasbederler" (7) İbn-i Abidin bu hükümleri zikrettikten sonra: "- İnsanın mutmain olduğu ve kabul edebileceği görüş de bu olsa gerektir. Bu hüküm istikâmetinde amel edilmelidir" diyerek, tercih edilen kavilin bu olduğuna işaret eder. Kâfirlerin mü'minler üzerinde velayet hakkı olmadığı için, yapacakları tayinler geçerli olmaz. Mü'minlerin kendi içlerinden birine bey'at ederek cemaat olmaları gerekir. (8)
KAYNAKLAR
(1) İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai - Beyrut: 1974 C: 7 Sh: 130, aynca Molla Hüsrev - Dürerû'I Hükkam fi Şerhû Gureri'l Ahkam - İst: 1307-C: l Sh: 295. Ömer Nasûhi Bilmen- Hukuki İslâmiyye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu - İst: 1970 C: 3 Sh: 369 Madde : 278.
(2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet - El Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C: İ Sh: 145, aynca İbn-i Hümam Fethü'l Kadir - Beyrut: 1316. C: l Sh: 411-412, İmamı Kasani - A.g.e C:1, Sh: 261
(3)
Abdurrahman El Ceziri - Kitabû'l Fıkh Ale'l Mezahibi'l Erbaa - Beyrut:
19:9 (3 bsm) -C:-l Sh: 388.
(4) Ez Zürkani - Şerhû'l Mevahib - Beyrut: ty C: 7 Sh: 378, ayrıca Mansur
Ali Nasıf Taç -Tercemesi - İst: 1976 Eser Yay. C: l Sh: 478 Had- No: 805.
Abdi'l Latifi'z Zebidi - Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih
Tercemesi ve Şerhi - Ank: ty (4 Bsm) C: 3 Sh: 46-47.
(5)
Abdi'l Latifi'z Ez Zebidi - A.g.e. C: 3 Sh: 47.
(6) İbn-i Nüceym - El Bahru'r Raik - Kahire: 1311 C: 6 Sh: 298, ayrıca İbn-i
Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - Kahire: 1972 C: 4 Sh: 308
(Türkçe Nüsha İst: 1934 Şamil Yay. C: 12 Sh: 145).
(7) İbn-i Abidin - A g.e. aynı yer.
(8) Cum'a namazıyla ilgili olarak sorulan ilk sual budur (1981
yılının Temmuz ayında)..
(Yusuf KERİMOĞLU)
A. AZİZ
![]()