HİCRÎ AYLARIN TESBİTİ VE ASTRONOMİ İLMİ
![]()
Mektubunuzda: "Türkiye'de her yıl Ramazan-ı Şerif ayı
girerken ve çıkarken, Müslümanlar rüyet-i hilal konusunu tartışıyorlar.
İnsanoğlunun aya gittiği bir dönemde, bu tartışmanın bir faydası var mıdır? (..)
Bazı usul kitaplarında; şer'i hükümler tahlil edilirken, temel hedef- (makasıd)
ve vasıtalar (vesail) üzerinde durulmaktadır Rüyet-i hilal'den maksad, Ramazan-ı
Şerif ayının girip-girmediğini tesbitten ibarettir. Modern astronominin, bu
meseleyi çözemediğini söyleyemeyiz. (..) Zihnime takılan husus şudur: Maksad
Ramazan-ı Şerif ayının tesbiti midir? Eğer maksad bu ise; hem rüyet-i hilal, hem
takvim vasıta hükmündedir. (..) Rü'yeti hilal meselesi ile ilgili tartışmaların
siyasi bir sebebi var mıdır? Arap alemi ile Türkiye arasındaki rekabetin, bu
ihtilafa sebeb olduğunu söyleyebilir miyiz?" diyorsunuz.
CEVAP: Mektubunuzu özetlemeye gayret
ettim. Önce bir hususa işaret edelim. Müctehid imamlar; makasıd (gayeler) ve
vesail (vasıtalar) meselesini, değişik açılardan değerlendirmişler ve farklı
sonuçlara varmışlardır. Başta ibadetler olmak üzere; hadd cezaları ve
keffaretlerde, sebeblerin ve illetlerin, kat'i olarak tesbit edilebilmesi mümkün
değildir. Teabbudi olan ve illeti akılla kavranamayan hükümlerde, Resul-i Ekrem
(sav)'in tatbikatı dikkate alınır. Zira bu hükümlerde; makasıdın ve vesailin
tesbiti, ictihad ile yapılamaz. Muamelat ve siyaset ile ilgili şer'i hükümlerde
ise; makasıd (gayeler) değişmez, ancak vasıtalar sürekli değişir. Bunun dışında
bazı hükümlerde; hem makasıd, hem vesail, nass ile sabit olmuştur. Bazılarında
ise makasıd nass ile tayin edilmiş, vesail (vasıtalar) insanların ictihadına
bırakılmıştır. Usul ile ilgili bu kısa girişten sonra meseleye geçebiliriz.
Kur'an-ı Kerim'de: "(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki,
Kur'an o ayda indirilmiştir. (O Kur'an ki) insanlara mahz-ı hidayettir. Öyle ise
içinizden kim o aya erişirse orucunu tutsun" (El Bakara Suresi:185) hükmü
beyan buyurulmuştur. Bilindiği gibi, oruç ibadetinin Ramazan-ı Şerif ayında farz
olduğu, kat'i nasslarla sabittir. Bu durumda, o aya girilip-girilmediğinin nasıl
tesbit edileceği önemlidir. Resul-i Ekrem (sav)'in: "-Hilali görmekle oruç
tutun ve yine hilali görmekle bayram edin. Eğer hava bulutlu olduğu için hilali
göremezseniz şaban ayının günlerini otuza tamamlayın" (1) buyurduğu
sabittir. Dikkat edilirse hem maksad, hem vesile; kitap ve sünnetle tayin
edilmiştir. İslami kaynaklarda astronomi'ye "İlm-i Nücum", bu sahada ihtisas
sahibi olan kimselere de "Müneccim" denilmiştir.
Feteva-ı Hindiyye'de: "-Hilal meselesinde müneccimlerin haberlerine müracaat
edilemiyeceği gibi, sahih olan kavle göre onların sözleri de kabul edilemez.
Siracü'l Vehhac'da da böyledir. Hatta bir müneccimin, bu hususta yaptığı hesap
ile kendisinin amel etmesi de caiz değildir. Miracü'd Diraye'de de böyle
zikredilmiştir" (2) hükmü kayıtlıdır. İbn-i Abidin: "Muvakkitlerin (vakit
hesaplama uzmanlarının) sözüne itibar yoktur. Yani halka orucun farz olması
için, onların sözü delil olmaz. Hatta Mirac adlı kitapta: "Müneccimin kendi
hesabı ile amel etmesi caiz değildir" denilmiştir. Nehir'de de şu ibare vardır:
Muvakkitlerin "Filan gecede, hilal gökyüzünde şöyle görülecektir" demeleri ile
oruç tutmak lazım gelmez. Sahih kavle göre, velev ki adalet sahibi olsunlar" (3)
diyerek, konuya açıklık getirmektedir.
Hilalin gözlenmesini Resul-i Ekrem (sav)
emretmiştir ve bu bir vecibedir. (4) Meselenin bir diğer boyutu da şudur: Bir
hicri ay 29 gün, 12 saat , 44 dakika, 28 saniyedir. Oruç ibadeti ise, şer'i bir
gün içinde eda edilebilir. Ramazan-ı Şerif ayının bazen 29, bazen 30 gün
olmasının sebebi budur. Yeni bir ayın başladığını haber veren hilal; dünyanın
her yerinden aynı vakitte görülemez. Modern astronominin vardığı netice de
budur. Müctehid imamların "İhtilaf-ı Metaliye itibar edilir mi, edilmez mi?"
sualine verdikleri cevap, bu hadise ile ilgilidir. Farzedelim ki; Fas'ta veya
Tunus'ta hilalin görüldüğü, adil bir cemaat tarafından tesbit edilmiştir.
Türkiye'deki Müslümanlar, buna uyacak mıdır, uymayacak mıdır? Hanefi fukahası,
Resul-i Ekrem (sav)'in: "-Hilali gördüğünüz vakit oruç tutun!.. (Şevval
hilalini) gördüğünüz vakit bayram edin" hadis-i şerifini esas alarak, ihtilaf-ı
metali'ye itibar edilmeyeceğini müftabih kavil olarak benimsemiştir. (5) Şafii
fukahası ise Hz. Abdullah İbn-i Abbas (ra)'dan gelen hadis-i şerifi esas alarak;
ihtilaf-ı metaliye itibar edileceğini benimsemiştir. Rüyet-i hilal meselesinde
hassasiyet gösteren mü'minlerin niyetleri, Resul-i Ekrem (sav)'in sünnetine
ittiba etmektir. Arap alemi ile Türkiye arasındaki rekabetin, bu ihtilafa sebeb
olduğunu söylemek mümkün değildir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Sahih-i Müslim- İst: 1401 C: 1 Sh: 759,
Ayrıca İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 3 Sh: 64, İbn-i Hümam- Fethu'l
Kadir- Beyrut: 1315 C: 2 Sh: 52.
(2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C: 1 Sh: 197.
(3) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar-İst: 1983 C: 4 Sh: 263.
(4) İmam-ı Merginani- El Hidaye Şerhu Bidayetü'l Mübtedi- Kahire: 1965 C:1 Sh:
119,
Ayrıca İmam-ı Serahsi- A.g.e. C: 3 Sh:64, İbn-i Hümam- A.g.e. C:2 Sh: 52.
(5) İbn-i Abidin- A.g.e. C: 4 Sh:274-276
![]()