Hayrettin Karaman-1      

       Zaruri  Açıklama   isimli yazısında kendisinin mezhepsiz, vehhabi, müctehid, müctehidlere   karşı  saygısız,   reformcu,   İbni   Teymiyeci,   Efganici ve Abduhcu olmadığını,   tavizli fetvalar vermediğini, Diyanetçe neşredilen Mezhepsiz Reşit Rıza'nın Kitabında   ehli   sünnetin   icma   ve   ittifakına   aykırı   bir   şey   bulunmadığını   belirtiyor.

     İddialarını kendi maddelerine göre sıralıyoruz:

   1- Mezhepsizlik iddiası: “Biz  itikaden  Maturidi,  amelen   Hanefiyiz,  Müslümanların bir mezhebe bağlı kalmalarını caiz görürüz” diyor. Halbuki caiz demek, olması da olmaması da dine  uygundur  demektir.   Müslümanların   dört mezhepten birine bağlı kalmaları  şarttır  demeyip de  caiz   demekle   bir mezhebe bağlanmamaya cevaz vermiş oluyor ki bu da mezhepsizlik olur.   Tefsiri   Mazheri'de    “Dört  mezhepten  ayrılmak   dinden   ayrılmak   olur”   buyurulmaktadır.   Oku  Dergisinin 152. sayısında bir açıklama başlığı   altında   Mevdudi'nin    “Benim  mezhebim  yoktur”   sözünü   açıklarken “Muayyen bir mezhebe bağlı kalmadan islami problemi açıklamak, çözmek ve karara varmaktır.   Bu  yol   ise   gerçek   âlimlerin takip edecekleri tek yoldur” diyor. Görüldüğü  gibi   “Mezhebim yok”   demenin   “gerçek âlimlerin takip edeceği tek yol” olduğunu   söylüyor.   Karamana   mezhebi   yok   diyen   Oku  Dergisindeki   Karaman değil  mi?

    2- Vehhabilik iddiası:  “Elimizdeki  deliller,  onlara kâfir veya ehli bidat demek kafi değildir  ve  benim  vehhabi   olduğuma  dair  tek   delili  olan ortaya çıksın” diyor. Hak mezhep  dört  tane  değil midir?   Vehhabiliğin   sünni   bir   mezhep olduğunu hangi Ehli sünnet   âlimi   söylemiştir,   Vehhabiliğin   ciltleri   dolduran   sapıklıkları   vardır.    Ehli sünnet   âlimleri sayısız reddiyeler yazmıştır. “Vehhabi değilim” demek, bazı siyasilerin komünizmi   kötülemeyip de   sıkışınca   “Ben komünist değilim”   demelerine   benziyor. Kitab-üs-sünne   isimli   vehhabi   Kitabının   35. sayfasında,   “Peygamber, Allahı dört meleğin   taşıdığı   altın   bir   kürsü   üzerinde   görmüştür”   diyor.   Böyle   inanmak  küfür değil midir?

      3- Müctehidlik  iddiası: “Hiçbir yerde yazılı veya sözlü olarak ben müctehidim demedim” diyor. Çorum'da kursiyerlere yaptığı konuşmada, Türkiye'de uşurun verilmesi gerektiğini,   Ömer   Nasuhi   Bilmen'in   ise   verilemez dediğini söylüyor. Bunun üzerine sakallı   bir   imam:   “Sizin   ve Ömer Nasuhi  Bilmen'in   söylediği   bir   müctehide  mi  aittir, yoksa  kendi   görüşünüz mü?”   sorusuna:   “Verilmez sözü Ömer Nasuhi Bilmen'in ictihadıdır, verilmesi gerekli sözü de benim ictihadımdır. O haram işletiyor, ben ise bir farzı işletiyorum”    diye   cevap   veriyor.   Ona  müctehid  diyen,  kursiyerlere  konuşan Karaman'dır.

    4- Müctehidlere saygısızlık iddiası: Müctehid bulunmadığı için ictihad kapısının kendiliğinden kapandığını söyleyen EI-Kerhi, EI-Kaffal, Kadihan, Abdulkerim-i Rafii, İbni Ebiddem, Eş-Şihaburremli, İbni Haceril Heytemi, Eş-Şemsür-remli, Münavi, Davud bin Süleyman, Yusuf-i Nebhani   gibi   âlimleri   zikrettikten   sonra   bunların   ictihad   hareketine karşı   çıkmalarına   sebep   olarak   İ.H.İctihad   kitabında “Mezhep taassubu, cehalet, menfaat   ve   ademi basiretin en büyük rolü oynadığını söylemek mümkün” diyor. Bu mübarek   âlimlere   mutaassıp,   cahil,   menfaatperest   ve   basiretsiz   demek bir saygı ifadesi  mi?

     5- Reformculuk  iddiası:  Mezhepsizlik= reformculuktur. Mezhepsizlik varsa reformculuk  da  vardır.

        6- Tavizli fetvalar iddiası:  “Hiçbir yerde nikah dini değildir demedik” diyor. Mukayeseli   İslam  Hukuku isimli kitabında   “Esas  ve  şartlarını  dini  nasların   ve   bunlara   müstenid  ictihadların   tesbit   etmiş olması,  evliliğin dini bir akit olmasını icap ettirmez” denmektedir.   Evet   nikah   dini   değil,   dememiş de   Kitabına  yazmış.   Demek tavizli   fetva   verdi   diyen   kendi   eseri   oluyor.

         7- İbni Teymiyeci, Efgani ve Abduhcu iddiası:  “İbni Teymiye'nin  kâfir  ve   sapık olmadığını,   ancak   bazı   ifratları   ve   ictihad hataları olduğunu” söylüyor. Eğer İbni Teymiye   müctehid   ise   kimse   onun hatasını bilemez. İctihadla ictihad nakzolunamaz. Onun   ictihadının   hatalı olduğunu nasıl bildi ki?   İbni Teymiye'nin   cihete   kail   ve   arşın kıdemine   kani   bulunduğu   ve   mücessimeden   olduğu   muteber   kitaplarda   yazılıdır. Bu ise   Ehli   sünnete   aykırıdır.   İbni   Teymiye,   kâfirler de   cehennemde ebedi kalmaz” diyor.   Bu   ise   Kur’ana   aykırıdır.   Cennet de   cehennem de  ebedidir.  (Bekara 25, 81,82)

      Efganici iddiası: “Peygamberlik  sanatlardan  bir sanattır” diyen, çeşitli sapıklıkları bulunan   Efgani   hakkında   “Efgani masonluğu bıraktı” diye âdeta müdafaa edişi onu sevdiğini   göstermez  mi?

        Abduhcu iddiası: İ. H. İctihad isimli eserde mezhepsiz Abduh'u da müctehidler arasında   zikretmiş.   Hocası   Davudoğlu,   Din Tahripçileri   isimli eserinde çeşitli mucizeleri   tevil   ve   inkâr   eden   ve Mısır'da ilk mason locasını kuran Abduh'un “Teselsülün butlanı meselesine muhalif” olduğu ispatlanmıştır. Artık Abduh'un masonluğu bırakıp   bırakmaması   mühim   değil,   bu   görüşü   bile   küfür   olarak   yeter   ona.

       Mehmet Sofuoğlu,  Tefsir   Kitabında Abduhu şöyle övüyor: “En mühim fetvaları, Yahudi ve Hıristiyanlar tarafından kesilen hayvanların eti ile, faizin cevazına dair verdiği fetvalardır.” (s. 41)

       Faize   helal   ve   Kur'ana   mahluk   diyen   masona   nasıl   olur da   müctehid   diyebilir?   Zırva   tevil   götürmez.

       8- Diyanetin neşrettiği kitap:   Bu   kitapta   taklidin   batıl olduğunu söyleyen mezhepsiz   Reşit   Rıza,   mukallidin   ağzından s. 169'da   “Adam Muhammedi olmayı bırakıyor da   Hanefi   veya Şafii oluyor” diyor. Hanefi veya Şafii olmayı Muhammedi olmaktan başka bir şey zannediyor mezhepsiz. Muhammedi olmayan kâfirdir. Bütün Hanefiler, Reşit Rıza'ya göre Muhammedi olmadığı için kâfir olmuş olmuyor mu? Şakkulkamer mucizesini inkâr ettiği, Hz. Musa’ya kâhin dediği Davudoğlunun Din Tahripçileri isimli eserinde vesikaları ile bildirilmekte olan Reşit Rıza'nın kitabı nasıl yayınlanabilir?

           Karaman'a   bazı   sorularımız   var:

    1- Hocanız, Emekli postacı  İhsan Oğuz, “Elhamdülillah  yarım  asra   yakın   bir  zamandan beri   cumhuriyet   idaresini   kurmuş   oluyoruz” diyor. Siz   ondan   farklı mı hamd   ediyorsunuz?

     2- Dört hak mezhebin dördüne göre de özürsüz kaçırılan namazların kazası da farzdır. Ancak İbni Teymiye  ve  diğer   mezhepsizlere   göre,   özürsüz kaçırılan namazların kazası farz  değildir.   Bizdeki   bir  mektubunuzda, İbni Teymiyenin görüşünü savunuyorsunuz. Şimdi  bu   görüşten   vazgeçtiniz  mi?

    3- Mezhepsizler, müctehidlerin Selefiye mezhebinden olduğu iftirasını yayıyorlar. Selefiye'de   tevil   asla caiz olmadığına   göre,   tevil   edilmesi   gerekli  birçok   âyet-i kerime ve   hadis-i şerif   vardır. Tevil edilmeyip   o   şekilde   itikad   edilirse   küfür olur. Mesela A'raf   suresi 190,   Bekara 10, Feth 2, Enbiya 87, Yusuf 24, Enam 76-77-78, Tevbe suresi 43. gibi âyet-i kerimeler tevil edilmezse insan küfre düşer. Tevili gerekli nasları tevil etmeyerek,   Allah   yer   semasına   iner kabul etmek küfür değil mi? Nasları okuyup hikmetini   Allah   bilir   demek   başka,   o   şekilde   inanmak   başkadır.

         4- Selefiyeci   emekli postacıya   yazdığınız   mektubun   cevabını   arkadaşlarınız, bana okudu.   Feth suresindeki zenb kelimesini sormuşsunuz. O da “Oğlum Hayrettin..” diye başlayan   mektubunda   “Bu   kâinatın   Efendisinin  günahıdır” diyerek tevili caiz görmemiştir.   Siz de   buna   inanarak   peygamberlerden   ismet   sıfatını   kaldırdınız mı? 

        Aradan   çeyrek   asır   geçmesine   rağmen   Karaman   bu   suallere cevap vermemiştir. (Bir  siteden)  A.AZİZ