Suud Vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biri olan Prof. Dr. Ali Özek, "İslamda ibadet" isimli kitabında diyor ki:
“Dine ait işlerde Müslümanların düsturu Kur'andır. Bütün hareket ve davranışlarımızda bize ışık tutacak ve ilelebed yolumuzu aydınlatacak olan ancak O'dur. Ben Müslümanım diyen herkesin bunu bilmesi ve buna inanması lazımdır.” (s.5)
Görüldüğü gibi âlim cahil, müctehid, mukallid ayırt etmeksizin Müslümanım diyen herkesin düsturunun Kur'an olduğu söylenmektedir. Bu ne büyük hatadır. Her Müslümanın düsturu Kur’an olursa Müslüman adedi kadar yol meydana çıkmaz mı? Madem her Müslümanın düsturu Kur'an olacaktı da niye ilmihal kitabı yazar ki? Biz dinimizi doğrudan doğruya Kur’andan öğrensek ya. Niye aramıza, bu kitabı sokuyor? İlmihali bir mezhebe göre değil, İslama göre yazmış. Hangi mezhepten olursan ol, buna göre amel et.
1-Allahü teâlâ için yüce tanrı ifadesini kullanıyor. (s.7)
2-Cuma günü kılınan zuhri ahire saldırıyor. (s.86)
3-İskat hakkında şer'i bir delil yok diyor. (s.116)
4-Ali Özek, Abdullah Draz diye bir Vehhabinin kitabını tercüme etmiştir. Bu kitap, vehhabi Suudi Arabistan Tanıtma Bakanlığınca bastırılarak bedelsiz olarak Türkiye'de dağıtılmıştır. Kitabın adı “Nazarat fil İslam” Türkçeye “İslam hakkında bazı görüşler” diye tercüme edilmiş. Hiç İslamda görüş olur mu? Bilindiği gibi faiz, içki gibi hususlar dinimizce yasaklanmış, kölelik ise yasaklanmamış, ancak köle azat edici hükümler çoktur. Kitapta deniyor ki: “Muhakkak kölelik, insani değerleri yok etmektedir. O halde nasıl olur da bu, insanın değerini ilan eden İslam'ın bir işi olabilir?” (s.116)
İslamın işi değilse dinimize bunu kim koydu? “Kölelik, faiz ve içki gibi yavaş yavaş kaldırılmak istenmiştir” deniyor. Köleliğin içki ve faize benzetilmesi ne tuhaftır. İçki ve faiz haram olduğu halde kölelik haram değil caizdir.
Kölelik hakkında şüpheler var diyerek ağzından baklayı çıkarıyor: “İslam, yeni bir kölelik meydana getirmek hususunda bir vesile ittihaz edebilecek kapıların hepsini kapatmışsa da, bu kapıların yanında ufacık açık bir delik bırakmıştır. O da İslama göre meşru harp durumlarıdır. Esirlere üç şıktan biri tatbik edilir:
1- Serbest bırakılır
2- Köle yapılır,
3- Öldürülür.
Halbuki gerçek, böyle değildir. Kur'anda, esiri öldürmek veya köleleştirmek diye bir şey yoktur. Âyette bir tek yol vardır. O da bedel karşılığı veya bedelsiz bırakmaktır.” (s 119)
Vehhabi Abdullah Draz, “İslam, ufacık açık bir delik bırakmıştır” diyerek bizzat İslamiyete saldırıyor. Âyette, köleler bedel karşılığı veya bedelsiz bırakılması gerekirken Peygamber efendimizi ve eshâb-ı kirâmı, köle yapmak veya öldürmek gibi hükümler koymakla suçlamaktadır. Böyle bir kitap nasıl tercüme edilir hayret etmemek imkansızdır.