17 Temmuz 2006 00:28  

11. Abant VE BOP  

Hayrettin Karaman’ın sözleri ile 11. Abant “Hayırlara vesile olsun” Diyelim mi? Son bir aydır malum konulara odaklanmış ve adeta ihtisas yapıyor gibi olmam bıkkınlık yaratmasın efendim. Çünkü BOP bu kadro ile resmileştirilip “devlet politikası” haline getirilmek isteniyor. Biraz demokrasi, biraz her görüşten fikir, az biraz uzlaşma ve biraz da barış aldatmacası kavramları ile yakında “hilkat garibesi BOP bebeği” kucağımıza tutuşturulabilir.

Sayın Karaman’la başladığımız satırlara kendisinden birkaç veciz sözle devam edelim. “Baştan beri bu toplantılara katılıyorum. Bir süre sonra tertip komitesinde de yer aldım. Toplantının konusunu, toplantıya katılacak şahısların seçimini bağımsız olarak bu heyet belirlemekte ve vakıf yetkililerinin imkan hazırlama dışında hiçbir etki ve yetkileri bulunmamaktadır. Heyette yer alan şahısların da cemaatle bağlantıları söz konusu değildir” diyor “Abant 2006” başlıklı yazısında. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diye güzel bir söz vardır. Vakfın kuruluşu 1994 , şimdi yıl 2006. Oniki yıl boyunca “Diyalog ve Hoşgörü” sahnesinde baş aktör olan birisi , “neler döndüğünden “ haberim yok demeye getiriyor.

Bir soru hemen , “tertip komitesini” kim belirliyor? Cemaatle ilgisi yok denilen bu kimlikler tepeden inmiyor herhalde platforma? Cemaatin emireri olduğunu belirttiğiniz bu toplantıların sonuç bildirgelerinde ki manaya eremiyor musunuz ey cemaat?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının, Türkiye ve Asya Cumhuriyetlerinde ki benzer tarz faaliyetlerinde “bölge insanı” küreselleşme “denilen ABD nin Dünya’yı işgal planına hazırlanıyor Sayın Karaman. Şimdi yok öyle kaçmak ve onlar cemaatten değil demek. “Hiçbir etki ve yetkinizin” olmadığı toplantıları niçin düzenliyorsunuz ? Diyor ki Hayrettin Karaman :” Gazeteciler ve yazarlar vakfı seradır. Bu serada neler oluyor? Allah’ın size verdiği ömrü kimler için seferber ettiniz? Sorusunu unutmayın ki sadece biz sormayacağız.

Şimdi “Biz sadece imkanı hazırladık gerisine karışmadık, onlar bizim cemaatten değil” demekle kurtulmuş mu oluyorsunuz?

“Günah çıkardıktan “sonra devam ediyor “ Abant konsül” değil , “beyin fırtınası yapılan” toplantı diyor Sayın Karaman. “Beyin Fırtınasında” herkes hür ifadesini söyledikten sonra tüm maddeler katılımcılarca oylanır ve en çok istek alanlar kabul görür. “Abant” ta durum böyle mi? Hayır. Konuşan konuşur, fakat bildirgeye oturum başkanının ağırlığını koyduğu maddeler eklenir. Öyle ise bu yapılan “beyin fırtınası” yada ”farklı fikirlerin buluşması, tartışması” söylemi paravanında, “ABD nin fikirlerinin” kamuoyuna duyurulması sahnesidir. Cemaatiniz bu sahnede “kolaylaştırıcı- benimsetici” roldedir Sayın Karaman, sizde dahil olmak üzere.

“Küreselleşme planı” içinde , “Türk’ün liderlik ve halifelik” makamının cemaat eli ile ABD nin kullanımına açıldığından “bihaber” ve günahsız gibi , söylenenlere “komplo teorisi “ ve “Objektif kanıtlara itibar etmek gerek” diyerek üstünü örtme çabaları boşadır. İslam coğrafyasını kanan boyayan ABD , Papaz Enstitüsünde “Gülen “ ve “Ilımlı İslam “ kavramını niye işler? Haçlı Kuvvetlerini ve komutanını imana mı getirdiniz?

Yarın bunlar biz okulların açılmasına vesile olduk, gerisine karışmadık da derler hazır olun.

Barış Köprüleri: Dünyaya Açılan Türk Okulları.. Editörlüğünü Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Toktamış Ateş ve Prof. Dr. Eser Karakaş’ın yaptığı “Barış Köprüleri, Dünyaya Açılan Türk Okulları”nın yayın koordinatörü Dr. Faruk Tuncer’i ve Ufuk Kitapları’nı da tebrik etmek gerekiyor. “ (H.Gülerce-Zaman

Cemaat dışından anlı şanlı Profesörler !“Fetullah Okullarını tanıtmayı iş edinmişler kendilerine.” Bakın Allah’ın işine

11. Abant’ın konusu diğerlerinin devamı niteliğinde efendim. Her bir Abant’ta , “Millî Devleti” çözücü kararlar alınmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu unsuru “Türk” kimliğinin yok edildiği kavram kargaşalı sonuç bildirgeleri topluma sunulmuş, bu toplantılarda ise devletin bakanları boy göstermişlerdir.

"Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği" konulu “Abant Platformunun” eş başkanı Mete Tunçay . Mehmet Aydın’ın halefi olur kendiler. Bu arada İlber Ortaylı ortalarda görünmeyince bayağı bir merak ettim. Meğer o artık sınırları aşmış efendim. “Diyalog Avrasya Platformunda “Türkiye Komitesi Başkanı” görevini ifa ediyor. Orta Asya Cumhuriyetlerini “Küreselleşme kazanında” eritmek için o yörenin sözde aydınları ile “Abant Platformu” benzeri toplantı düzenliyorlar: Birde dergi çıkarıyorlar “ Da” adında ve Genel yayın editörü Nevval Sevindi. Diyalog Avrasya’ya katılan devletler , “ Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna” . ABD , Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini birlikte kazana atabilir mi , bunu zamanla göreceğiz .

Ve en kısa zamanda “Fetulah Gülen” in onursal başkanı olduğu “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı”nın kontrolünde, Kırgızistan – Bişkek’te yapılan “Medeniyetler diyaloğu ve birlikte yaşama” konulu forumda “sonuç bildirgesine” neler girmiş ve “Milletlerin tarihini (geçmişini)” yok ederek onları nasıl köle haline getirmek istediklerini yazacağım..

Abant’ta bu sene BOP dile getirildi Değişmez aktörlerden Prof.Kemal Karpat öz olarak “İslam Dünyası en kısa zamanda BOP kazanı içine girmeyi kabul ederse akan kan durur” dedi.

Hüseyin Gülerce ve cemaat, “Abant, İslam ve genel konularda” aşağıda bir kısmı yazılı olan konuları işliyorlar, noktasına virgülüne dokunmadan hem de:"İslâm ve demokrasi arasında sorun bulunmadığı ve bunun örneğinin Türkiye’de yaşandığı, İslam coğrafyasında terör vardır bu onların çaresizliğinden gelişiyor, Türkiye Ortadoğu ülkelerine iyi bir örnek oluşturuyor… ”(14.07.2006 –H.Gülerce- 11. Abant: Ortadoğu’nun Geleceği

Hüseyin Gülerce’nin, İslam coğrafyasında ki terörizmin kaynağının Pentagon olduğu gerçeğini çözememesini neye bağlamalıyız?

11. Abant’ın “Küreselleşmenin Yansımaları: Çatışma -Meydan Okuma-Uyum” bölümünün oturum başkanı “Dünya Vatandaşı” Mehmet Altan. Başlığı çözmeye gerek var mı?

“ Amerika dünya’yı küreselleştirirken( işgal ederken) kabul etmeyenler meydan okuyup çatışmaya girseler de sonunda uymak zorunda kalırlar.”

. Abant Platformu Genel Sekreteri Salih Yaylacı: Çok istememize ve onların da çok arzu etmelerine rağmen Filistinli davetlilerimiz, son elim olaylar yüzünden, ülkelerinden çıkıp toplantıya gelemediler.” Derken gözümüz ister istemez İsrailli akademisyen Benny Morris’e ilişiyor. Teoride Doğrultu dergisinin 19. sayısında şöyle bilgi var Morris hakkında:

“1947-49 arasında, yani İsrail devletinin resmen kurulduğu tarihlerde, bir milyona yakın Filistinli yerlerinden yurtlarından sürülmüş, binlercesi de bizzat “sol siyonistler” tarafından katledilmiştir. Bugünün en önemli “sol siyonistler”inden tarihçi Benny Morris, o dönemi, “Filistin, Filistinlilerden temizlendi” şeklinde tanımlayarak, sürgünleri ve katliamları büyük bir kibirle savunur.”

Mete Tunçay, Eser Karakaş , Mehmet Altan,.Hayrettin Karaman, .Mithat Melen , Kenan Gürsoy , Kemal Karpat, Ali Yaşar Sarıbay, Şevket Pamuk, Cengiz Çandar, Ali Bulaç, Kenan Gürsoy, Bekir Karlığa, Benny Morris, Ekmelettin İhsanoğlu gibi Abant demirbaşı kimliklerin kontrolü altında nasıl bir sonuç bildirgesi çıkar dersiniz?

Yönetim ayni, katılımcılar yönetimle paralel düşünen kişilerden seçiliyor.. Arada birkaç çatlak ses çıksa da önemli değil, çünkü sonuç bildirgesine girmeyecektir.

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Medeniyetler İttifakı projesinde ısrarcı olmasını isteyen Karlığa, Türkiye'nin hızlı davranarak medeniyetler ittifakına hizmet edecek altyapıyı, hem Dışişleri hem Diyanet bünyesinde kurması gerektiğine inanıyor. Projenin resmî politikayla sınırlı kalmaması, bir sivil toplum hareketine dönüştürülmesini de istiyor” (Bekir Karlığa)

Diyalogcu , Siyonist ve dünya vatandaşı kimliksizlerin paslaşması şeklinde geçen bir platform nasıl olacak da, “olaylara tarafsız gözle” bakacak?

Bu yıl yapılan Abant’ta Benny Morris’i protesto eden Lübnan’lı Türkolji Profesörü ve diğer Arap devletleri temsilcileri neredeyse zorla ikna edildi. Türkiye yapamadı fakat “Abant Platformu” dedikleri kadar tarafsız ise “İsrail”i saldırganlığı sebebi ile kınaması gerekir diye düşünüyorum .

Platformda verilen mesajlara devam edelim.

Gazeteci-yazar Cengiz Çandar :İsrail-Filistin sorununun aslında çözüldüğünü, 'patırtısının' 5 yıl daha süreceğini savundu. ( İsrail büyüyerek varlığını sürdürecektir. Filistin işi bitmiştir.)

Açılış konuşmasını yapan Mete Tunçay’ın konuşması içinde öne çıkan söylemler:

"Ortadoğu'da Büyük Değişikliklerin Vakti Gelmiştir"

Gün geçtikçe daha da içinden çıkılmaz bir hale bürünen bölgede büyük değişikliklerin vakti gelmiştir…………….. Bu sebeplerle, demokrasi tartışılmaz biçimde acil olarak gereklidir. Sorun bu gerekliliğin Amerikan askeri gücüyle mi, başka yollarla mı yerine getirileceğidir…... Bu yüzden küresel yeni düzeni ve istikrarı Ortadoğu'yla ilişkili görenler bir hayli fazladır… Bölgenin en önemli ülkelerinden biri olan Türkiye, bölgede oluşan ve çapı itibarıyla küresel stratejilerin bir uzantısı olan ekonomik, sosyal ve politik olaylara ilgisiz kalamayacak konumdadır..”(Mete Tunçay)

Özür dileyerek Abant’ın neden yapılandırılmış olduğunu görmemek için direnenlere Mete Tunçay’ın söylemini tercüme ediyorum: “ İsrail’in varlığının Ortadoğu’da kabul edilmemesi sebebiyle, sınırlar değişecektir. Irak nasıl demokratikleştirildi ise bölgeye de demokrasi mutlaka gelecektir. Mutlaka-nın içinde ABD işgali mi yoksa BOP yolu ile yumuşak mı olacağı burada ki devletlerin davranışına bağlıdır. Amerika dünyayı işgal ederken, Ortadoğu bunun dışında kalamaz. Türkiye BOP u “Stratejik Vizyonla “kabul etmiştir. Ortadoğu’da ki düzenleme Türkiye merkezli olacaktır.”

Abant bitti. “Hayırlara vesile oldu” mu dersiniz? Irak dışında diğer Arap devletlerine ABD henüz “Demokrasi” getiremediği için Cengiz Çandar’ın deyimi ile “Biraz patırtı!” yaptılar.

Hayır “Abant Platformunda” Ortadoğu’dan katılan Arap Devleti temsilcilerine “Diyalog ve Hoşgörü” içinde BOP sunulacaktı. “Demokrasi” nedir bilmediklerinden İsrail’li Morris’i görünce bir çuval inciri berbat ettiler. Hakikaten “demokratikleşmeyi” hak ediyor bunlar. Hem de ABD nin Askeri gücü ile değil mi Mete Tunçay?

Yenişafak’tan Aydın Demir’in , “Ortadoğu Abant’ta Masaya Yatırılıyor”  Başlıklı yazısına birde halâ yayınlanamayan (Ya da ulaşamadığım) sonuç bildirgesini beklerken “ Abant masada mı kaldı?” acaba diyorum. Saygılarımla.. 16 Temmuz 2006   nevalkavcar@yahoo.com   http://www.davamiz.com/milliyetci-yazar.php?id=755