ZİKİR BAHSİ
SORU: "Günümüzde tarikat ehli olan
Müslümanlar arasında, cehri ve hafi zikir konusu tartışılmaktadır. Bazı
tarikatlarda sesli zikir, bazılarında ise gizli zikir esastır. (...)
Çevremizdeki bazı Müslümanlar, "Zikir, Kur'an ve Sünnet'i öğrenmek ve hayatını
bu esaslara göre düzenlemektir. Bazı kelimeleri veya cümleleri sürekli
tekrarlamak zikir değildir" iddiasını, "Zikri biz indirdik, biz koruyacağız"
ayetini delil getirerek savunmaktadırlar. (...) Benim zihnime takılan sualler
şunlardır: Sesli veya gizli olarak yapılan zikirler, birer ibadet midir? İbadet
ise, şartları nelerdir? Resul-i Ekrem (sav)'in tavsiye ettiği zikirler var
mıdır?"
CEVAP: Zikir; "hatırlamak, anmak, düşünmek ve hatırlayıp gereğini yapmak" gibi
manalara gelen Arapça bir kelime olup, unutmanın ve gafletin zıddı olarak
kullanılır.(1) Dolayısıyle zikir; bir tefekkür ve düşünme ameliyesi,
hatırlanılanın tesiri altında kalma kabiliyetidir. Kur'an-ı Kerim'de: "Rabbinin
ismini an ve ihlas ile ona teveccüh eyle"(2) emri verilmiştir. Bu ayet-i
kerimede geçen "tebettül" kavramı ile zikre dayanan hayat arasında, hikmet
birliği mevcuttur. Kadı Beyzavi, bu ayet-i kerimeyi tefsir ederken, "Allahu
Teala (cc)'yı zikretmek zaruridir. Zira bu, emir siğasıyla gelmiştir."(3)
diyerek, bir inceliğe işaret etmektedir. Ayrıca, "Şüphesiz ki, Allahu Teala (cc)'yı
zikretmek en büyük ibadettir"(4) ayet-i kerimesi, meseleyi kavramamızı
kolaylaştırmaktadır. İnsanın kalbinin ancak Allahu Teala (cc)'yı zikretmekle
itminana ulaşacağı da sabittir. Bilindiği gibi; heva ve heveslerini bir kenara
bırakıp, Allahu Teala (cc)'ya teslim olan mükellefin fiillerine ibadet denilir.
Zikrin bir ibadet olduğu da kat'i nasslarla sabittir. Bazı Müslümanların,
"Zikir; Kur'an ve Sünnet'i öğrenmek ve hayatını bu esaslara göre düzenlemektir"
şeklindeki tesbitleri de doğrudur. Esasen zikir, bunu gerçekleştirmek için bir
vesileden ibarettir.
Zikir ibadeti için, belli bir zaman, belli bir mekan ve belli bir sayı
sınırlaması söz konusu değildir. Fakat müstehap olan vakitler (Kadir gecesi vs.
gibi) vardır. Sayı konusuna gelince: İnabe; belirli zamanlarda ve belirli
miktarlarda Allahu Teala (cc)'yı zikretme hususunda yapılan mutlak nezr
hükmündedir. Mesela: Bir mükellef, "Ben, her seher vaktinde 100 defa Kelime-i
Tevhid getireceğim. Bunu nezrediyorum" derse, doksandokuzunu yapıp, birini ihmal
etse günahkar olur. Nezrini yerine getirmek borcundandır. Tarih boyunca "Zikr-i
Hafi" (gizli zikir) ve "Zikr-i Celi" (açık zikir) konusu tartışılmıştır. Bu
hususta varid olan hadislerin sebeblerini tahlil eden ve değişik açılardan
yorumlayan alimler, farklı sonuçlara varmışlardır. Sesli zikir bid'at değildir.
Fakat kalb hazır değilse, faydası olmaz. Alimlerin büyük bir çoğunluğu, "Kalben
ve zihnen yapılan zikir, diğerlerinden daha müstahsendir" hükmünde ittifak
etmişlerdir. Hasan-ı Basri (rh.a): "Hariçteki kimseye sezdirmeden, kalb ve ruh
ile Allahu Teala (cc)'yı hatırlamak en güzel zikirdir" diyerek, bu inceliğe
işaret etmektedir.
Mektubunuzun sonunda "Resul-i Ekrem (sav)'in zikir tavsiye ettiği olmuş mudur?"
diyorsunuz. Bu hususta birçok sünnet varid olmuştur. Muhaddisler, "Kitabu'z Zikr"
başlığı altında, birçok Hadis-i Şerif'i nakletmişlerdir. Tefsir kitaplarında da,
bazı ayetlerin sebebi nuzulünde zikir üzerinde durulmuştur. Şimdi bir misal
verelim: Müşrikler, Hz. Avf. b. Malik (ra)'in oğlunu esir alırlar. O, babalık
şefkatiyle sızlanır, şikayette bulunur ve ne yapması gerektiğini sorar. Resul-i
Ekrem (sav), Hz. Avf b. Malik (ra)'e şu tavsiyede bulunur: "Allahu Teala (cc)'dan
kork ve sabret!.. Bir de, sana ve hanımına 'La havle ve la kuvvete illa billah'
zikrini çokça yapmanızı emrediyorum." Sahabe evine dönerek durumu hanımına
anlatır. Her ikisi de, emredilen zikri eda etmeye gayret ederler. Aradan çok
zaman geçmeden müşriklerin gafletinden istifade eden oğulları esaretten
kurtulmakla kalmaz, müşriklere ait 4000 koyunu da alarak salimen gelir.(5) Bunun
üzerine şu ayet nazil olmuştur: "Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış
yolu hazırlar ve onu ummadığı bir yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse,
Allah ona kafidir."(6)
Allahu Teala (cc)'ya teslim olup ihlasla kulluğa devam edenler ve yalnızca O'na
güvenenler, sızlanmaktan kurtulurlar. Zira bilirler ki, içinde yaşadıkları alem,
"İmtihan dünyasıdır" ve imtihandan şikayet etme hakları yoktur. Bütün
imkanlarını, Allahu Teala (cc)'nın rızası için sarfeden bir mükellef, hesap
gününe hazır olanın sevincini hisseder. Bütün amellerinde ihlası ve ihsan halini
esas alanlar, zikirden uzak duramazlar. Ancak zikir amelini, kendilerine mahsus
(vicdani) bir mesele olarak telakki etmelerinde zaruret vardır. Meselenin özü
budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Asım Efendi-Kamus Tercümesi- C: 2, Sh: 346 vd; ayrıca, El Mucemi'l Vasit-C:
1, Sh: 313.
(2) El Müzemmil Suresi: 8.
(3) Mecmuatu't Tefasir-İst:1979, C: 6, Sh: 376.
(4) El Ankebut Suresi: 45, (M. Hamdi Yazır-Hak Dini Kur'an Dili- C: 5, Sh:
3781.)
(5) El Vahidi-Esbabu'n Nüzul-Beyrut: ty, Sh: 289-290.
(6) Talak Suresi: 2-3
(Yusuf Kerimoğlu, Fıkhi Meseler)