SÜNNET ve MEZHEPSİZLER*
İbrahim
Hatiboğlu Bey’in "İslâm’da Yenilenme Düşüncesi Açısından Modernistlerin Sünnet
Anlayişi" ünvanlı, Marmara Üni. Sosyal Bilimler Enst. Temel İslâm Bilimleri
Anabilim Dalı Hadîs Bilim Dalı’nda hazırlanmış (İstanbul,1996) gayr-ı matbû
Doktora Tezi üzerine...
Yusuf Hanîf
“Kur’ân’a dönüş”,
“Kur’ân Islâmı”, “Kur’ân’daki
Islâm”, “Kur’ân Müslümanlığı”
emsâli sloganlar, modernist, tâbir-i âherle mezhepsiz gürûhun
âdeta parolaları mesâbesindedir. Bu elfâzı her dem
vird-i zebân ittihâz etmiş mezhepsiz takımından hemân hîç
kimse bulunmaz ki Sünnet-i Rasûlullah karşısındaki tavrı
menfî veya en azından lâkayt olmasın. Esâsen gürûh-u mezkûrun sâhib oldukları
i'tikâd bunu mültezîmdir. Zirâ Islâm’ı “asrın idrâkine/icâbâtına”, daha doğru
bir deyişle nefislerine uydurma çabası, muhakkak ki karşısında
mâni olarak bu Dîn’in Rasûlünü bulacaktır. Dolayısıyla bu ‘mâni’nin bertaraf
edilmesi, hiç olmazsa ümmet nezdindeki sarsılmaz otoritesine gölge düşürülmesi
icab etmekteydi! Ondan sonra
sıra Kur’ân’a gelecektir!
Diğer yandan Kur’ân’ın da -bunların bâtıl itikâdâtına aslâ mesned
teşkîl edemeyeceği için- yeniden ‘yorumlanması’ (?? tefsîr veya te’vîl
edilmesi) gerekmekteydi. Bunun da adı Kur’ân’a dönüş olacaktı! Lâkin bundan
önce, ulemâ-i İslâm indinde yegâne saşmaz Kur’ân tefsîri kabûl
olunan “sünnet sorunu” nun halledilmesi
gerekiyordu! Bu sorun halledildikten sonradır ki (!) Kur’ân’ı
rahatça nefislerine uydurabilecekleri zehâbına kapilmislar ve
“Kur’ân’ın tarihselliği, sadece ahlâkî ilkeler vaz’ eden bir kitâb oluşu”
misüllü mülhidâne türrehâti saçmak sûretiyle ehl-i îmânın akîdesini
bulandırmaya başlamışlardır.
Garbın madde planındaki inkişâfı karşısında zihinleri dumûra uğrayan bir
avuç îmânı zâyıf âdemin aşağılık kompleksinin mahsulü bu mezhepsizlik
cereyânı, Ibrahim Bey’in mezkûr tezinde ‘Sünnetsiz’ cihetiyle teşrih
edilmektedir.
Tezine “modernizm”
kavramı ve bunun Islâm dünyasına
girişiyle başlayan Ibrahim Bey, mes’eleleri ele
alırken (Tez’in hazırlandığı ‘tekke’nin tesiriyle olsa gerek!) tenkîdî
olmaktan ziyâde tasvîrî kalmayı tercih
etmiş. Tez’in ilk kısmında câlib-i dikkat olan nokta,
‘İslâm modernizmi’ (mezhepsizlik) denen cereyân üzerinde, ilkin
Hristiyanlık’ta daha sonraysa Yahudilik’te zuhûr eden modernist cereyânların
tesiri bulunduğuna işâret edilmesidir (s.151). Nitekim mezhepsizlerin sürekli
M. Luther ve Protestanlığa methiyeler dizmeleri ve Islâm dünyasının
kurtuluşunun da ancak böyle bir hareketin vücûda getirilmesiyle olabileceğine
inanmaları bunun en bâriz delilleridir (s.39, 83, 101, 120-121). Müşteşrikler
de mezhepsizlerin bu tutumlarına destek vermişler (s.45-47, 209, 228) ve
hususen de, Kur’ân’ a en büyük
tân sayılabilecek ‘tarihsellik’ iddiasını ortaya
atarak Islâm dünyasının bunu kabulüyle
ancak terakkî edebileceğini telkin etmişlerdir. Ve ekilen bu
fitne tohumları meyvelerini vermiştir de. İşte Fazlu’r-Rahmân
ve çömezleri!..(1)
Mezhepsizlerin siyâseten sömürgeci politikalara hizmet etmiş
olduğu hakîkati, müellifimizin bir diğer mühim tesbitidir (s.26).(2)
Ibrahim Bey, tezinin ikinci kısmında mezhepsizlerin Sünnet
anlayışlarının arka planını inceliyor ve bu bâtıl anlayışın Batılı misyonerler
ve şarkiyâtçılar tarafından yapılan çalışmaların ve İslâm’a tevcih ettikleri
tenkitlerin te’siriyle sekillendiği hükmüne varıyor (s.208).
Tez’in son bölümünde ise Türkiye, Mısır-Sudan ve Hind-Pakistan
bölgelerindeki mezhepsizlerden misâller seçilerek uzun uzun Sünnet’e bakışları
teşrih ediliyor.
İbrahim Hatiboğlu’nun şu satırları bizce Tez’ini çok iyi hülâsa
etmektedir:
“Modernist düşünürler hadislere atfedilen itibar ve otoriteye karşı
oldukları içindir ki hep birlikte ‘Kur’ân’a dönüş’ çağrısında bulunmuşlardır.
Ancak onların bu çağrısı, Kur’ân’ a vurgu yapmak için değil, sünnetin dindeki
rolünü azaltmaya yöneliktir.”(s.389; te’kîdler bize âit, y.h.)
Ibrahim Bey’in geniş bir literatür taraması üzerine binâ edip
yorucu bir say û gayret ile te’lîf ettiği anlaşılan bu şâyân-ı takdîr tezinin,
diğer bütün çalışmalarda olduğu gibi, ister istemez birtakım eksiklikleri ve
tashihe muhtaç yerleri bulunmaktadır. Mingayri haddin işâret etmek istediğimiz
mühim bir noksanlık tezin tenkîdî cihetiyle alâkalıdır. Ibrahim Bey’in çok
fazlaca tasvîrî kaldığını zannediyoruz. Ele alınan mes’ele çerçevesinde
mezhepsiz cereyânı temsilen seçilen eshâsın görüşleri, umûmiyetle, nakledilip
geçilmiş. Oysa bu görüşlerin Hadîs ilimleri açısından bir kıymeti veya
kıymetsizliği olsa gerek. Bunun, hele ki Hadîs dalında hazırlanmış bir tezde,
muhakkak sûrette, gerekçeleriyle birlikte ifâde edilip tartışılmış olması
gerekirdi diye düşünüyoruz.
Değinmek istediğimiz dîğer bir husus ise, İslâm dünyasındaki
mezhepsiz cereyânın bânisi sayılabilecek olan Cemâleddîn Efgânî’ye Tez’de çok
az ve sathî bir biçimde değinilmiş olmasıdır (s.10-11, 82-85, 104-105).
Ibrahim Bey’in de kabul ettiği veçhile Efgânî, mezhepsiz cereyânın akla gelen
ilk ismidir (s.10). Tez’de görüşleri serdedilen mezhepsizlerin birçoğu da
dâhil, İslâm âleminde ona ve açtığı çığıra (gerek bilerek gerekse bilmeyerek
olsun) mensûbiyet iddiâsında olmayan, en azından ona muhabbet beslemeyen
neredeyse hiçbir mezhepsiz yok gibidir. Dolayısıyla, böyle bir şahsın böyle
bir Tez’de lâyıkınca tenkîd edilmesi beklenirdi! (3)
Bütün bunlara rağmen Ibrahim Bey’in Tez’i birçok cihetiyle
şâyân-i istifâdedir. Allah (Celle celâluhû) kendilerinden râzı olsun. İbrahim
Bey’den bu Tez’ini en kısa zamanda kitaplaştırıp neşretmesini bekliyoruz.
Mîlâdi 1996’da hazırlanmış böyle bir Tez’in, aradan dört yıl geçmesine rağmen
neşredilmemiş olması şâyân-ı teessüfdür.
Önüne gelenin ‘İslâmî eser’ nâmıyla mezhepsizlik propagandası
için kitap neşrettiği Türkiye vasatında bu Tez’in neşri, muhakkak ki büyük bir
hizmet olacaktır.
DİPNOTLAR:
1. Bu âdem için bkz., Ebubekir Sifil, Modern Islâm Düsüncesinin Tenkidi,
Kayihan nsr., Istanbul, 1998, 2. cilt.
2. Mezhepsiz cereyânin bu ‘hizmet’i, birçok müdekkik tarafindan ifâde
edilmektedir. Misâlen bkz., Haldun Gülalp, “A Postmodern Reaction to Dependent
Modernization: The Social and Historical Roots of Islamic Radicalism”, New
Perspectives on Turkey, 1992 hitâmi, S.8, s.17.
3. Efgânî ve etrafinda çevrilen dolaplar için muhakkak bkz., Malatyali
Muhammed Resâd, Cemâleddin Efganî Etrafinda Makaleler, (Bedir nsr.), Istanbul,
1996; ayrica Nikki Keddie, Cemâleddin Efgânî -Siyasî Hayati-, (trc., Alâeddin
Yalçınkaya), Bedir nsr., Istanbul, 1997.
![]()