ŞEHİD   ŞEYH   SAİD  (RH.A.)

Mustafa ÇELİK

     Bilindiği gibi, Türkiye'de Hilafetin ilgasından sonra cumhuriyet dönemi başlamıştır. Cumhuriyet dönemi, kanlı bir dönemdir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal şöyle diyor: "Kanla yapılan devrimler muhkem olur. Kansız devrimler ebedileştirilemez. Bunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu harekete özel tanımı ile "irtica" derler. " (1) 

   Şehid Şeyh Said (Rh.a) 1864 tarihinde dünyaya gelmiştir. Türkiye'de  İslâm dinine saldıran devrim yobazlarına karşı diliyle ve eliyle cihad eden büyük bir İslâm mücahididir. Şeyh Said (Rh.a) dini ortadan kaldırmaya çalışan cumhuriyetçilerin tahribatlarına tahammül edememiştir. Bunun için memleketin muhtelif yerlerini gezerek Müslümanları tehlikelere karşı uyarmaya gayret etmiştir. Devrim yobazlarınca tehlikeli görülen en önemli vaazlarının muhtevası şöyledir: "Türkiye, hilafetsiz olmaz. Bunlar bizi dinsizliğe götürüyor, ecdadımıza, dinimize sövüyorlar. Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Vezareti kaldırıldı. Gazetelerde bir takım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, peygamber efendimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimizden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin kurtarılmasına yardımcı kesilirim"  (2) 

    Dikkat edilirse Şeyh Said (Rh.a) yeni kurulan siyasi rejimin tahribatları hakkında düşünce ve inancını beyan etmiştir. Ancak Şeyh Said (Rh.a)'ın yukarıdaki vaazı, düşünce ve inanç hürriyetine tahammülü olmayan cumhuriyetçilerin uykusunu kaçırdı. Yeni rejimin kurucuları böyle vaazlar veren Şeyh Said (Rh.a)'in tutuklanmasına karar verdiler. Böylece 23 Şubat 1925 tarihinde Piran köyünde Şeyh Said kıyamı başladı. Bir sürü çatışmadan sonra Şeyh Said tutuklandı ve neticede 10 Mayıs 1925 tarihinden itibaren istiklal Mahkemesinde yargılanmasına başlanıldı.

   Şimdi hep beraber Şeyh Said (Rh.a)'ın istiklal Mahkemesinde verdiği tarihi ifadesini okuyalım: "Hilafet kaldırılmıştır. Zamanın imamı kalmamıştır. Halbuki zamanın imamına bey'at etmeden (ona bağlanıp, onu tasdik etmeden) ölen müslüman peygamberin şefaatinden mahrum kalır. Vaktiyle Şeyhülislamlık dairesi olan binada şimdi kızlarla, Romanya Üniversitesi'nden gelen Hıristiyan öğrenciler beraber oturup kalkmaktadırlar. Bu nasıl iştir? Bu dine uyar mı? (3) Dinin dünya işlerinden ayrılması caiz değildir. İslâm ulemasına göre dinin, dünya işleri ile ilgili hükümleri tıpkı ibadet gibidir.(4) Kur' an ahkâmına aykırı hareket ederek Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve Halifeyi İslâm'ı sürdükleri için gayri meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün müslümanlar üzerine farz olduğunu, Cumhuriyetin başında olanların ve cumhuriyete tabi olanların mal ve canlarının Şeriat-ı Garray-ı Ahmediyye'ye göre helal olduğuna ben fetva verdim. (5)

   İstiklâl Mahkemesi'nin, "bağımsız Kürt Devleti kurmak" ve Türkiye'yi bölmek şeklindeki suçlamalarına karşı Şeyh Said (Rh.a): "- Kesinlikle müstakil bir Kürt Devleti veya Kürt Krallığı değil, şeriatın yaşanmasını arzulamıştım." (6) diyerek niyetini ortaya koymuştur.   İdama mahkum edilen Şeyh Said (Rh.a) son söz olarak: "- Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir." diye haykırmıştır. Ayrıca "- Mahşer gününde hepimiz muhakeme olacağız" demiştir. Şeyh Said (Rh.a) 28 Haziran 1925 günü idam edilmiş   ve  şehadet   şerbetini   içmiştir.   Allahû Teâla (cc) rahmet etsin, mekânı cennet olsun.

(1) Mustafa Saydar-Atatürk Diyor ki-İstanbul 1951, Sh: 43 ayrıca H. H. Ceylan-Cumhuriyet Devrinde Din-Devlet  İlişkileri   İstanbul 1 990 C: l Sh: 88.

(2) Metin Toker-Şeyh Said İsyanı- İstanbul 1 968, Sh: 38

(3) Behçet Kemal-Şeyh Said kyanı-İstanbul 1955, Sh: 93 vd.

(4) Şevket Süreyya Aydemir-Tek Adam  İstanbul 1981, C: 3, Sh: 221.

(5) lmza Dergisi-İstanbul l989, Sayı:lSh:4.

(6) Hakimiyet-i  Milliye-28 Mayıs 1925.                 (M. ÇELİK, Misak  Mecmuası,Sayı:1,sh:2)