Pakistan uleması
"AFGANİSTAN
uleması dar kafalıdır. Kapalı kabile toplumunun
'töre'lerini din olarak bellemiş
bağnazlardır.
Pakistan'da
durum bu kadar basit değildir... Bugün, Pakistanlı büyük din
bilgini ve "İslam modernizmi" denilen zengin fikir akımının büyük isimlerinden
Fazlur Rahman'dan bahsetmek istiyorum.
"İslam"
adlı fevkalade önemli eseri, Prof. Mehmet Aydın ve Prof.
Mehmet Dağ tarafından dilimize kazandırılmıştır. İki baskısı yayımlanmıştır. (Selçuk Yayınları
1992)
Fazlur Rahman, Türk
tecrübesine aşinadır. Osmanlı'yı ve Atatürk'ü, bazı yönlerini
eleştirerek, saygıyla anar, takdir eder. Sırf laik eğitimle
sorunların çözülemeyeceğini belirtir. Gerçekten fundamentalistler çoğu, laik eğitim almışlardır. (Sf. 343,
347)
* *
*
RAHMETLİ Fazlur
Rahman'ın, büyük yankı yapan en önemli tezi "dini olan"la
"tarihi
olan"ın zihnen ayırt edilmesidir. (Sf.346 -
354)
Böylece, tarihten gelen
törelerin "din" olmadığı anlaşılacak, "asıl ilahi
mesaj"ı anlamak, Kuran'ı buna göre yorumlamak mümkün
olacaktır. (Bkz. sf. 52
vd.)
Bu ilahi özün,
bozulmamış tasavvufun sağlayacağı "önemli ahlaki,
ruhani ve hatta bazen fikri yetenekler" ister
din bağnazlığıyla, ister pozitivizmle yok edilirse ne olur? (Sf. 34O - 342)
Fazlur Rahman
1979'da yazdığı bu eserde, pozitivist eğitimin ve din
bağnazlığının birlikte yarattığı "fundamentalist"
akımlara dikkat çeker:
"Modern eğitimin
etkisi de tasavvufu büsbütün itibardan düşürmüştür. Fakat asıl
tehlike de burada yatmaktadır... İslam dünyasında çeşitli kuruluşlara, birlik ve derneklere, benzeri ocaklara sahip olan
mutlak faaliyetçi (eylemci) gruplar ortaya çıkmaktadır. Prof. Gibb'in Muhammedanism adlı eserinde işaret edildiği gibi, eski
tasavvuf tarikatlarının derinliğinden, dolayısıyla
hoşgörüsünden mahrum olan bu kuruluşlar, zümreleşme, dar
kafalı ve hoşgörüsüz olma eğilimini göstermektedirler. Hatta komünizme ve faşizme ait usulleri almakta ve devletin
varlığını tehdit etmektedirler..." (Sf.
344)
* *
*
FUNDAMENTALİST
görüşleri siyasi ideolojiye dönüştüren Pakistanlı başka
bir din bilgini olan Mevdudi, Türkiye dahil "Siyasal İslam"
hareketlerinin en önemli ideologlarından
biriydi.
Liberal Fazlur
Rahman ve totaliter Mevdudi, elbette çatışmışlar, polemiğe
girişmişlerdir. Mevdudi, Fazlur Rahman'a haksız ve yakışıksız
sözlerle saldırmıştır.
Bu
fevkalade önemli polemik, Fazlur Rahman çizgisindeki
"İslami Araştırmalar" adlı akademik dergide kısmen yayımlanmıştır. Keşke tamamı kitap halinde
yayımlansa...
Bu fevkalade önemli polemiği, başka yazımda söz konusu etmek
istiyorum.
Fazlur Rahman, bu
polemikte "demokratik toplumu"u savunuyor, ulemanın
görevinin öğretmek ve irşad olduğunu belirtiyor ve ulemanın
kanun koyucu olamayacağını vurguluyordu.
Mevdudi'nin
tezleri, Ziya ül Hak zamanında "çok hukuklu sistem"
macerasında iflas
edecekti.
Halbuki merhum
Fazlur Rahman seneler önce
uyarmıştı:
"Ne Allah
meclise hangi kanunu çıkaracağını söyler, ne ne de ulema ona
bir şeyi dikte ettirebilir." (Sf.
364) Taha AKTOL. (Yorumunu size
okuyuculara bırakıyorum) t.akyol@milliyet.com.tr
Abdullah AZİZ