MEKTUP DERGİSİ KAPANDI
Dergiler hür tefekkürün kaleleri. Öyle diyor Cemil Meriç. Her yeni çıkan dergiye özlemle sarılırım. Çünkü o dergilerin zorlukla çıktığını bilirim. Çoğu, gençlerin ilk heyecanlarını yansıtır, bir ses beklerler. Karşılık bulan devam eder, bulamayan sona erer. Sühan dergisini takip edenler varsa, edebiyat dergilerine yapılan haksızlığı da bilirler. Birçok dergi kapandı, yayın hayatına ‘uygun koşullar’la devam etmeyi bekliyorlar. Kültür Bakanlığı, Erkan Mumcu döneminde bir tırpan attı dergiciliğe ve pek çok süreli yayın yüklü meblağlar ödemekle karşı karşıya kaldı. Bildiğiniz gibi Kırklar dergisi de bu dönemde kapandı. İbrahim Tenekeci şiirlerini Dergah dergisinde yayınlamaya devam ediyor, peki o dergide yazıları ve şiirleri yayınlanan gençler ne yapacak? Kültür Bakanlığı o ağır sorumluluğun altından nasıl kalkacak? Anadolu’da yayınlanan dergiler birer birer gittiler. Selçuk Küpçük ne yapacak şimdi? Ve diğerleri…
Ülkemiz bir yandan dergi mezarlığına çevrilirken yeni yeni yayınlar da ortaya çıkıyor. Bunlar da sevindirici gelişmeler. Örneğin üç sayıdır çıkan Polen dergisi, Dördüncü sayısı yayınlanan Tebessüm", Bir Ünlem, Derkenar ve pek çok direnen dergi.
Son üzücü haber Mektup dergisiyle geldi. Evet, her sayısını bir şekilde gözden geçirdiğim ama gündemin yoğunlukları arasında tanıtmayı bile unuttuğum bu derginin ara vermesi içimden bir şeyleri kopardı ve dergiyle birlikte gurbete yolladı.
20 yıldır yayınlanan derginin ilk sayılarını bir hayırseverin ciltletmesi sayesinde Düzce MGV’de okumuştum. Sonra Gölyaka’da şimdi depremin yıkıntıları altında kalan kırtasiyemizde takip etmiş ve gençlere önermiştim dergiyi. Benim gibi edebiyata yönelik merakı olanlara değil belki ama olmayanlara verebileceğim bir dergiydi Mektup. Hayır küçümsemedim hiç, önemsiz de görmedim. Bildiğim bir şey vardı: Gençler gelen dalganın tesiriyle savruluyorlardı ve ben onlara ancak Mektup dergisi uzatabiliyordum. Emine ablalarıyla tanıştırıyor, onun yazılarıyla birlikte dergiye emek veren ve bizi "Kadınların kaleminden kadın erkek herkes için" esprisiyle karşılayan yazarların dünyasıyla kucaklaştırıyordum. Edebiyatın o insanı içine alan dünyasından başımı kaldırdığımda yaptığım işin doğruluğunu görüyordum. Özellikle de İslami hassasiyete sahip insanların çocuklarını ihmal etmesi karşısında bir sığınak bulabilme telaşındaydım. Emine hanımın ağabeyi Fazlı Şenlikoğlu’nun teşkilattaki (RP) heyecanı, Emine hanımın dergisine olan sevgimi de artırırdı. Recep Özkan eşiyle birlikte geldiğinde Kahveci Celal’in yeri muhabbetin demleriyle farklı bir havaya bürünürdü. Yıllar geçti, akidevi olarak yanlış yapmamaya dikkat eden Emine Şenlikoğlu Mısır’a gitti, oralarda ilmini çoğaltarak geri döndü. Büyük heyecanlarla yazılmış eserlerine ‘titiz’ düzeltmeler yaptı, çocuklara yönelik yayınlara imza attı. Mektup Yayınları türlü imkansızlıklara rağmen güzel kitaplar yayınladı. Anadolu insanının ‘mahrem’ dünyasını hallaç pamuğu gibi atan medyanın çılgınlıklarından gençleri, hanımları korudu bu yayınlar. Samimiyetle çıkılan yolda, üzüntüler, sıkıntılar oldu, umutsuzluk olmadı hiç. Dindar entelektüellerin tüm karşı saf özlemine karşın bize ait değerlerin savunuculuğunu yaptı Mektup ve cemaat taassubuna kapılmadan kucakladı herkesi. Kadınlara yönelik yeni dergiler çıkmasına, her meşrebin kendi iç alemine yönelik dergileri çıkarmalarına rağmen Mektup hep bir saygınlığı da üzerinde taşıdı, yayınını sonlandırmadı.
Ve sonunda Mektup (Tel: 0 212 635 35 14) kapağında "Dergimiz 20 yıldan sonra ara veriyor. Şimdilik. Elveda" yazısıyla son kez çıktı. Emine Şenlikoğlu ‘Veda Notları’nda özeleştiri yapıyor ve adeta üzerindeki yükleri okuyucularıyla paylaşıyor.
Şunu da belirteyim ki bu veda yazısı bile bir başlangıç olarak okunabilir. Çünkü notlarını Şenlikoğlu "Size öyle sürprizlerim olacak ki , eminim çok şaşıracaksınız" diyerek bölümlendiriyor. Ve son bölüm: "Her halde Mektup Dergisi’nde son yazım gibi bir hisse kapılıp yazdıkça yazdım, hoş görün lütfen. Sık sık Kur’an, meal ve tefsir okumayı, şeytani çizgide çalışan misyonerleri, kaybolan gençlerimizi unutmayalım. Hakkınızı helal ediniz dostlar. 20 yıldır artılarımız oldu, eksilerimiz oldu. Ama bir şey net oldu. Sizi sevdik. Ayrılmak öyle güç geliyor ki, şu anımı yazamayacağım, kısaca söylüyorum: Şu gökkubbenin altında bir hoş seda bıraktıksa ne mutlu bize. Allaha emanet olun"
Bu dergiyi neden sevdiğim işte bu satırlarda gizli. Hakkımı helal ediyorum kendi adıma. Samimi bir çabayla yola çıkan herkese bıraktığı seda için teşekkür borcumuz var.
Dilerim Mektup dergisi bu heyecanını kaybetmeden, kendini yenileyerek, daha dinç bir şekilde yayın hayatına başlar.
Güle güle demiyorum Mektup dergisine. Hoşça gel, heyecanını yenile ve seni özleyecek hanımları, beyleri unutma. Özellikle de savrulan dindar gençliğimizin tutunacağı dallardan birini daha kırılması, muarızları memnun eder. Öyle bir gel ki, itilmiş, horlanmış mazlumların sana olan ihtiyacının farkında olarak gel.
![]()