REDDİYEDİR
Hz. İsa (as)'nın Kıyamete Yakın Nüzülü Haktır Bu Bir Akaid Meselesidir!!!
Allah'u Teala (c.c)'ya hamd-ü sena, Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'e, Ehl-i Beytine, Ashab-ı Kiram'ına salat-ü selam ve onların yolunda giden tüm mü'min kardeşlerime hayır ve dualar ederim.
Muhterem Kardeş Ribat Dergisi Ailesine! (Abdullah BÜYÜK Hocamıza ) Dergimizin 202. sayısında ve 4 ila 6. sayfalarında Eyyüb SABIRLI kardeşimiz adına çıkan bir yazıda Hz.İsa (A.S)'ın Kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne inip inmeyeceği konusu tartışma haline getirilmişti. Daha öncede 201. sayıda Mirac olayı ve Mirac'ta önce elli vakit farz kılınan namazın daha sonra Hz. Musa (a.s) vasıtasıyla beş vakite indirilmesi konusu tartışmaya açılmıştı. O günden bu güne Eyyüb SABIRLI'nın yazısını tekzib eder ikinci bir yazıya rastlayamadık. Ancak, Dergimizin 204. sayısında Hekimoğlu İsmail kardeşimize ait "İsa Aleyhisselam'la İlgili Meseleler" başlıklı bir yazı çıkmıştı. Çıkan yazı akıl almaz garip te'villerle sanki önceki yazıyı destekler mahiyet taşımaktaydı... Bu durum bizi bir hayli endişelendirdiği için dir ki, böyle bir yazıyı hazırlamak zorunda kaldık. Yazının ne kadar ilmi bir değeri vardı, usul açısından ne kadar vebal taşıyordu, böyle bir yazının Ribat gibi Ehl-i Sünnet çizgisinde yayın yapan bir dergide yer alması ne anlama geliyordu? Bu yazı ile Ehl-i Sünnet çizgisindeki müslüman kardeşlerimize neler kazandırılmış olundu? Yoksa öteden beri sürüp gelen bazı yanlış inançlara neşter vurulmak mı isteniyordu? (Eğer yanılmıyorsak yazıların özeti bu amaca yönelikti.)
Yine bu yazılar ile Ehl-i Sünnet itikadındaki müslümanların temel inançlarında eğer açılabildi ise ne gibi bir gedik açılabildi? Yazıları okuduğum günden buyana hala bir şey anlamış değilim! Yazılara objektif olarak ilk baktığımızda bu ve buna benzer bazı sorular aklımıza gelmişti. Yazılan yazılardaki her iki konuyu da Ehl-i Sünnet Ulemasının usulüne göre gözden geçirmeye çalıştım. Yazılara bir türlü anlam veremedim.! Bin dört yüz yıllık İslam tarihi döneminde Ehl-i Sünnet Ulemadan Hz. İsa (A.S)'ın kıyamete yakın bir zamanda ve kıyamet alameti olarak yeryüzüne ineceğini reddeden tek bir İslam alimi çıkmamıştır, görülmemiştir, duyulmamıştır! Aksine İslam alimleri bu meseleyi akaid haline getirmişlerdir. Bu hadisenin vuku' bulacağında Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat ittifak etmişlerdir.
Peki Ehl-i Sünnet ulema böyle ittifak etmişti de tersini söyleyen olmamış mıydı? Elbette olmuştu! Olmuştu olmasına amma; tersini söyleyenler "Dalalet Fırkaları"n dan olmuştu. Öyleyse Hz.İsa (A.S)'ın dünyaya döneceğini inkar ve reddedenlerin 'Ehl-i Bid'at' sapıklar olduğunu da hemen hatırlatmak gerekiyor! Bu hatırlatmadan sonra gelelim ilgili yazıya.
Yazının amacı ve özeti derginin 5. sayfasında dörtgen içinde şöyle verilmiştir: "Hz.İsa'nın nüzulü meselesi bir iman meselesi değildir. Hz. İsa'nın nüzulüne inanan inanır, inanmayan da tekfir edilmez." Özellikle bu fetva (!) üzerinde araştırma yapmaya çalıştım. Yazıdaki fetvanın kaynağında da belirtildiği gibi fetva, Ezher Şeyhlerinden meşhur Prof. M. ŞELTUT beye aittir! Prof. M.ŞELTUT'un dosyasına baktım, "Muhammed ABDUH'u taklid eden hızlı ilericilerden birisidir." (Dini Tamir davasında Din Tahripçileri, A.DAVUDOĞLU, sh:121.İst. 1978.) Ayrıca; "Mezhep aleyhtarlığı ve dinde islahat (REFORM) fikri Şeyh C. Efgani ile başlamış; M. ABDUH ve onun çömezleri M. Mustafa el- Meragi, Mahmut ŞELTUT, R.RIZA ve emsali ile sürdürülmek istenmiştir." (Maskaralıklar, E. BAYTAN. sh:118. Mevsim Yay. İst.1997) deniliyordu.
Böylece bu batıl meselenin köklerinin Mason Efgani ve çömezlerine kadar uzandığını gördüm. Zaten İslam'ı içten yıkmak için ümmet içine sokulan hangi sapık fikir ve akaidi ele alırsanız alın o sapıklığın altından mutlaka bu sicilli mason kervanı ve onların çömezlerinin çıktığı görülecektir! Reşit Rıza masonu ömrünü bu tür meseleleri yaymakla geçirmiş ve Hocası Mason Abduh'un yolundan milim ayrılmamıştır. (Mezhepsizler, sh:117-148. Bilge Yay. Dr. Hasib es- SAMARRAİ. Terceme Ali NAR - Sami ÖZBAY. İst.1981)
Beni en çok üzen husus ise şudur. E.SABIRLI kardeşin Ehl-i Sünnet ulemanın kaleme aldığı eserleri değil de, bu tür akaidi, mezhebi ve meşrebi belirsiz kimselerin eserlerini kaynak almış olmasıdır. Bir diğer husus. Bilindiği gibi İslam'da birçok ibadetin teşri kaynağı KUR'AN değil SÜNNET'tir. (İslam Hukukunda Sünnetin Yeri, M.ÇAĞLAYAN, sh:97.İhtar Yay.İst.1999) Sünnetle sabit olan bir ibadeti misal verelim. Bu ibadet de Kurban kesme ibadeti olsun. Hani deniliyor ya "Kurban kesmek", "Baş örtüsü örtmek", "Vitir namazı kılmak" vb. diğer bazı ibadetler Kur'an'da açıkça ifade edilmiyor! Şimdi şöyle diyebilir miyiz : "Kurban kesmek, Bas örtüsü örtmek, Vitir namazı kılmak" Kur'an'da açıkça geçmedikleri için Kurban kesmeğe, Başörtüsü örtmeğe, Vitir namazı kılmaya inanan inanır, inanmayan tekfir edilmez."
İslam itikad sistemine göre böyle bir inanç küfür değil midir? Fıkıh kitapları birazcık karıştırılacak olsa acep karşımıza ne gibi hükümler çıkacaktır? Hele hele "İsra ve Mi'rac arasında hiçbir bağıntı yoktur...Mi'rac hadisle sabittir. İnkarı küfür değildir." gibi laflar çok ağır ve saçma laflar değil midir? Bunları yazan kardeşimiz bu bilgilerin kaynağını niçin yazmamışlardır? Hakikaten gerçek E.SABIRLI'nın yazdığı gibi midir? İsra ile mi'rac arsında en ufakta olsa gerçekten hiçbir bağıntı yok mudur? İnsan bu kadar gaflete düşebilir mi? Çok hayret!!! Namazların rekat sayılarının belirleyici Şer'i delili Sünnet'tir, değil mi? Kur'an' da namazların kaçar rekat olduğuna dair herhangi bir delil var mıdır? Yoktur! Peki, öğleyse bir kimse "Öğlen namazının (veya diğer farz namazların) farzı iki rek'attir, dört rek'at değildir." dese bu kimsenin itikadi durumu ne olur? Bu hususlara verilecek cevapları doğrusu çok merak etmekteyim!
Bize kalırsa bir kısım çağdaş modernistler bu tür cümlelerle mantık oyunları oynamakta ve müslümanları aldatarak dalalet çukuruna (ateş çemberinin içine) çekmek istemektedirler! Endişelendiğimiz üçüncü husus ise şudur. İslami konularda Akıl ile naklin çarpıştırılıp, aklın galip getirilmeye çalışılmasıdır! Bu saymaya çalıştığımız hususlar son derece önemli, hassas ve nazik konulardır. Bu konulara son derece dikkatli yaklaşmak lazımdır. Zira, "BEŞ VAKİT NAMAZ NE ZAMAN FARZ KILINDI?" (Sayı:201. sh:9) Başlığı altında Sahih bir hadis-i şerif aklın süzgecinden geçirilerek "ŞEYHAYN" denilen Buhari ve Müslim'in ittifak ettikleri o meşhur Hadis-i Şerif bir çırpıda silinip atılmak istenmektedir! E.SABIRLI kardeşimiz böyle çıkış yaparken Şer'i delillerden hiçbir delile ihtiyaçta duymamaktadır! Mesela biz bu iki konuda SABIRLI kardeşimizden şer'i delil beklerdik. Delilleri de mutlaka Kur'an, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Fukahanın kıyaslarından olmalıydı. Sayın SABIRLI'nın yazısında kaynak ve delil diye başvurduğu "AKIL" delili kendilerini bağlasa da bizi kesinlikle bağlamayacaktır. Biz kesinlikle Şer'i delil isteriz. Hadis imamlarımızın önde gelenlerinden tümünün ittifakına rağmen (Buhari- Müslim- Tirmizi- Nesai. K.Sitte, C/8, sh:229. - K.Sitte, C/15, sh:405.- K.Sitte, C/17, sh:101) SABIRLI kardeşimizin aklını ölçü kabul ederek bu konuları hafife alması, bu konularda İslami kaynaklara gölge düşürmeye çalışması telafisi mümkün olmayan çok korkunç bir hatadır! Aman Allah'ım , bu ne cüret, bu ne cesaret! A. Büyük Hocamız bu tür yazılara bu dergide nasıl müsaade ediyorlar? Henüz anlamış değilim! Eğer herkes istediğini yazmakta serbesttir, yazabilir; deniliyorsa doğrudur. Kabul ederiz. Ancak yazılan yanlışların da düzeltilmesi gerekmez mi? Meselelere aynı mantıkla bakanlar Hz. İsa (a.s)'nın babasız olarak dünyaya gelişini nasıl izah ediyorlar? Aklen, mantıken ve bilimsel olarak bu hadisenin bir izahı var mıdır? Elbette yoktur! Öyleyse teslim olmaktan başka, "işittik, itaat ettik" hatta "iman ettik" demekten başka bir izah şekli de yoktur ve olamaz da!
SABIRLI kardeşimizin "Nasih ve Mensuh" hususunda da neler düşündüğünü doğrusu çok merak etmekteyim! Dergimiz "Misak" ın son sayısında ( Sayı:113) bu konuyu işlemeye ve konu ile ilgili bir kitabı tanıtmaya çalıştık. Eğer lüzum hasıl olursa oraya müracaat edilmesi faydadan hali değildir. Zira Ehl-i Sünnet ulemanın usulüne göre tefsir ilminde "Nasih ve mensuh'u" kabul etmeyen kimsenin sözü hiçbir zaman dinde hüccet kabul edilmemektedir. Müctehid seviyesinde bir ilme sahip olsa bile! Zira; İslam Ulemasının ittifakına göre Müctehid'de aranan şartlardan birisi "Nasihi ve Mensuhu" bilmektir. Bilmek yetmez, kabullenmektir. Eğer bir kimse Nasih ve Mehsuh'u kabul etmiyorsa o kimse ne kadar büyük bir ilme sahip olursa olsun o kimse ilim ehli değildir, onun sözüne itibar yoktur. Zaten gerçekten ilim sahibi olsa idi "Nasih'i ve Mensuh'u" reddedemezdi! Şimdi kaynaklarımızı konuşturmaya geçelim ve İslam'ın ilk kaynağı olan kitabımız Kur'an-ı Kerim'e bakalım:
1- Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabb'imiz şöyle buyurmaktadır :
a) " 'Biz, Allah'ın peygamberi Mesih'i, Meryem oğlu İsa'yı öldürdük!' demeleri sebebiyle (onlara azap ettik), halbuki onlar Hz.İsa'yı ne öldürdüler, ne de astılar....." (Nisa:157)
b) " Doğrusu Allah , onu kendine kaldırdı. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir." (Nisa:158)
c) " Ehl-i Kitaptan hiçbir kimse yoktur ki; ölümünden önce mutlaka İsa'ya iman edecek olmasın (fakat bu imanın ona faydası olmayacaktır. Çünkü ye's halindedir) . Kıyamet gününde de İsa onların aleyhine şahid olacaktır." (Nisa: 159)
d) " Gerçekten o (İsa'nın gökten nüzulü) , kıyametin bir alametidir." ( Zuhruf:61) Bu ayetler Hz.İsa (A.S)'ın kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne ineceğine dair beyan edilen ilgili Kur'an ayetleridir. Bu ayet-i kerimelerin tefsirleri, Ehl-i Sünnet Ulemasının kaleme aldıkları muteber tefsir kitaplarından okundukları zaman hakikatler daha net ve daha güzel görülecektir.
İsterseniz Ehl-i Sünnet Ulemadan Müfessir Said Havva (Rh.a) Hoca efendinin tefsirine bir göz atalım: "Hz. Mesih (a.s)'in ahir zamanda ineceğine dair müslüman ümmetin İCMAI vardır. Hristiyanlar da bu görüştedir. Yahudi kitaplarında da bunu hissettirecek ifadeler vardır. Hz. İsa (a.s)'nın nüzuluna dair Rasulullah (s.a.v)'ın yetmişten çok hadisi varid olmuştur. Yine bu konuda Ashab-ı kiramdan kırk dolaylarında eser variddir. Bu konuda Abdu'l- Hayy el- Leknevi " et- Tevatürü's- Sarih fi Nuzuli'l -Mesih" adlı eserini kaleme almıştır. Bu bakımdan ONUN NÜZULÜNÜ İNKAR EDEN KAFİR OLUR." ( El- Esas fi't-Tefsir , Said Havva. C/3, sh:356. Terceme: M. B. ERYARSOY - H.ÜNAL. Şamil Yay. İst.1989)
Şimdi ise İslam'ın ikinci kaynağı Sünnet'e bakalım:
2- a) Ebu Hureyre (R.A) şöyle dedi : Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki: " Hayatım yedinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa (A.S.)'nın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O, salibi (haçı) kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. (O zaman) mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır." Bu hadis-i Şerif'le ilgili olarak K.Sitte Muhtasarı'n da Ebu Hureyre (R.A.)' nin şu ziyadesi mevcuttur : "Sonra Ebu Hureyre derki : " - Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen) : " Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir." (Nisa: 159) ( 1- Buhari ve Müslimin'in İttifak ettikleri Hadisler, C/1, sh:52. 2-K.Sitte Muhtasarı, C/14, sh:270-271. Prof.İ.CANAN, Akçağ Yay. Ankara, 1995. )
b) Ebu Hureyre (R.A.) Şöyle dedi: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: " İmamınız (devlet reisiniz) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu İsa (A.S.) içinize indiği (imamınıza iktida ettiği) zaman acaba nasıl olursunuz?" ( Buhari ve Müslimin'in İttifak Ettikleri Hadisler, C/1, sh: 52. Terceme : İsmail KAYA- İ.Hakkı UCA, B. Vakit Gazetesi, İst. )
c) Hz.Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor: Resulullah aleyhissalatü vesselam buyurdular ki; " Vallahi Meryem oğlu (Hz. İsa Aleyhisselam) , Feccu'r- Ravha nam mevkide, hacc yapmak veya umre yapmak yahut da her ikisini de yapmak için telbiye getirecektir." ( Müslim, Hacc 216, (1252). AÇIKLAMA : İslami nasslara göre, Hz.İsa aleyhisselam hayattadır, cism-i dünyevisi ile semadadır. Ahir zamanda Deccal'i öldürmek üzere yeryüzüne inecek ve adaleti tesis edecektir.....Şu halde, Hz.İsa o zaman hacc yapacaktır." (K. Sitte Muhtasarı, C/13, sh:152-153, Prf.İ.CANAN. Akçağ Yay. Ankara. 1995.)
d) "Abdullah İbnu Selam radıyallahu anh anlatıyor: "Tevrat'ta Hz.Muhammed aleyhisselam'ın sıfatı ve İsa İbnu Meryem'in de O'nunla birlikte defnedileceği yazılıdır. Ebu Mevdud el- Medeni der ki : "(Resulullah'ın kabrinin bulunduğu) hücrede bir kabir yeri var." ( Tirmizi, Menakıb 3, (3621) Bu hadisin açıklama bölümünde zayıfta olsa şu hadis-i şerif yazılıdır. " İsa İbnu Meryem yeryüzüne iner, evlenir ve çocukları doğar. Kırk beş yıl böyle geçer. Sonra ölür ve benimle birlikte kabrime defnedilir." (K.Sitte Muhtasarı, C/15, sh: 377, a.g.e.)
e) "Tirmizi, Mücemmi bin Cariye Ensari (r.a.)'den rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "İsa bin Meryem (a.s), Deccal'ı Bab-ı Lüd'de öldürür." (Tirmiz, Kitabu'l- Fiten,62. El Esas Fi's Sünne, S.Havva, C/9, sh:382. Aksa Yay. İst. 1992)
f) "Taberani, Evs bin Evs (r.a)'den rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "İsa bin Meryem (a.s) Dımeşk'de Menaretu'l Beyda'ya iner." (Mu'cemu'l Kebir , C/1, sh:217. Mecma'u'z- Zevaid, C/7, sh:205. - El- Esas Fi's Sünne, S.Havva, C/9, sh:427. Aksa Yay. İst.1992)
g) Müslim, Cabir bin Abdullah (r.a)' tan rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Ümmetim içinde, kıyamete kadar varlığını sürdüren ve hak üzere çarpışan bir taife sürekli bulunur. . İsa bin Meryem (a.s) iner, (söz konusu taifenin) emiri ona, "gel, namaz kıldır" der. (H.İsa (a.s)'da ) : "Hayır, Allahu Teala'nın bu ümmete bir ihsanı olarak siz birbirinizin emiri kılınmışsınızdır" diye cevap verir." ( El-Esas Fi's Sünne, C/9,sh:432-433)
h) Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmişlerdir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Sizden imamınız, İsa bin Meryem (a.s) inerse ne yaparsınız?" Müslim'in bir rivayetinde : "Size imamlık ederse," ( a.g.e. sh:433)
ı) Ahmed, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: " Eğer ömrüm uzun olursa, İsa bin Meryem (a.s) ile karşılaşmayı arzularım. Şayet ölümüm erkenden gelecek olursa, sizden onunla karşılaşan, benden kendisine selam söylesin." (a.g.e. sh: 440)
j) Müslim'in Cabir'den rivayet ettiğine göre de: "Hz.İsa (a.s)'ya , 'bize namaz kıldır' denilir. O da : Hayır, bu ümmete bir lütuf olarak siz birbirinizin üzerine emir (öncü,yönetici, imam) kılınmışsınızdır" der." (a.g.e. sh:434)
Konu ile ilgili olarak kırk sayfalık (40) çok nefis bir inceleme yapan Said Havva (Rh.a.) hocaefendi, şöyle demektedir: " Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "O kıyametin kopacağı zamanı gösterir bir ilimdir." ( Zuhruf:61) Yukarıdaki ifadede geçen "ilm" kelimesi bir kıraatta "alem (işaret, alamet) olarak okunmaktadır. Müfessirlerin çoğu bu ayeti kerimeyi tefsirlerinde, Hz.Mesih (a.s)'in indirilmesinin kıyamet belirtilerinden olduğunu ifade etmişlerdir. Hz. Mesih (a.s)'in ineceği hakkında mütevatir rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerin çoğusu, Muhammed Enver Keşmiri'nin 'Mesih (a.s)'in İneceği ile ilgili Mütevatir Nasslar Hakkında Açıklamalar' adlı eserinde bir araya getirilmiştir.
Şeyh Abdulfettah Ebu Gudde bu kitabı incelemiş, bazı ilave ve açıklamalarda bulunarak zaten büyük olan kıyamet ve derecesini daha da artırmıştır. Söz konusu kitapta Resulullah (a.s)'tan Seksen beş (85) dolayında Hadis ve Sahabeden çok sayıda eser (rivayet) nakledilmiştir. Hz. Mesih (a.s)' in ineceği, mütevatir rivayetlere dayanan bir inanç ilkesidir. Bunu reddedenin Küfrüne Hükmedilir. Hz. Mesih (a.s), Peygamberimiz (a.s)'in şeriatı ile hükmetmesi üzere indirilir. Onun ineceği inancı, peygamberlik silsilesinin kapandığına dair inanç ilkesine de ters düşmez. Hz. Mesih (a.s), Hz. Muhammed (a.s)'e tabi olarak O'nun dinini te'yid için iner." ( Said Havva, El Esas Fi's Sünne, C/9, sh:420) Konu ile ilgili daha fazla bilgilenmek isteyenler varsa ilgili eseri mutlaka ama mutlaka okumaları lazımdır. Öyle ki, adı geçen eserde Pakistan Müftüsü Şeyh Muhammed Şef'i'nin yazdığı bir kitapta Kitap ve Sünnette Hz.İsa (a.s)'nın inişine delil oluşturan nassların genel bir listesi verilmiştir.
"1-Hz. İsa (a.s)'ın Özellikleri ve halleri hakkında bilgi veren metinlerden bazıları.
2- Hz.İsa (a.s)'nın doğum yeri ve bu doğumun mahiyeti.
3- Hz. İsa (a.s)'nın saygın biri olması.
4- Mesih Hz. İsa (a.s)'nın Özellikleri.
5- Hz. İsa (a.s)'nın dünyaya ikinci kez inişinde sahip olacağı özellikler. 5- Dünyaya inişinde
ve sonrasında meydana gelecek gelişmeler.
6- İneceği yer ve vakit.
7- Hz. İsa (a.s)'nın inişi vaktinde mescid'de (camide) bulunacak olanların durumları.
8- Hz. İsa (a.s)'nın inişinden sonra meydana gelecek bazı gelişmeler.
9- Hz. İsa (a.s)'nın inişinden sonra gerçekleştireceği bazı uygulamalar.
10- Hz. İsa (a.s)'nın ineceği zamanda ortaya çıkacak olan gizli ve açık bereketler.
11- Hz. İsa (a.s)'nın ineceği zamanda Arapların durumları.
12- Hz. İsa (a.s)'nın ölümü ve ölümünden önce meydana gelecek bazı olaylar.
13- Hz. İsa (a.s)'nın ölümünden sonra müslümanların durumları vb. konularda Hadislerden oluşan oldukça ilginç ve mükemmel bilgiler sunulmuştur. (a.g.e. c/9, sh:448-457) Her halde hadis olarak ta bu kadar hadis delil olarak bazı insanlar için yeterli olmuştur zannediyoruz!
3- "Deccal'ın çıkması, Ye'cüc ve Mec'cüc'ün çıkması, güneşin batıdan doğması, İsa aleyhisselam'ın gökten inmesi sağlam haberlerle geldiği üzere diğer kıyamet alametlerinin ortaya çıkması haktır, olacaktır. Allah (c.c) dileyeni doğru yola sevkeder.....Kıyamet kopacağı zaman Hz. İsa (a.s) yeryüzüne inecek ve böylece bütün milletler gerçekten İSLAM milleti olarak tek bir millet haline gelecektir." ( İmam-ı Azam (rh.a) Fıkh-ı Ekber, Aliyyül Kari Şerhi, sh:211. Çağrı Yay.ist.1992) Daha fazla bilgi edinmek isteyenler adı geçen eserin ilgili bahsine bakabilirler.
4- " Kıyamet Alametleri . "Hz. Muhammed (s.a.s.)'in kıyamet alametlerinden olarak; Deccal'in Dabbe-i Arz'ın, Ye'cüc ve Me'cüc'ün çıkması; Hz. İsa (a.s)'nın gökten inmesi...." (Ömer En Nesefi, Akaid sh:127. Bayrak Yay. !971, İst.) Ayrıca Ehl-i Sünnet Ulamanın kaleme aldıkları tüm Akaid kitaplarında Hz. İsa (a.s)'nın ineceği Kıyametin büyük alametleri arasında gösterilmiştir. İstisnası dahi yoktur.
5- Muhakkik Ulamadan İbn-i Abidin (rh.a) dahi, Hz. İsa (a.s)'nın indiği zaman hiçbir mezhep imamını taklit etmeyeceğini İslam şeriatıyla amel edeceğini. beyan etmişlerdir. (İbn-i Abidin, C/1. sh:64-67. Şamil yay. İst.1982)
6- Kıyametin Küçük ve büyük alametleri sayılırken; "Büyük alametler ise şunlardır:........ ..D) Hz. İsa (a.s)'nın gökten inip, bütün insanları İslam'a davet etmesi......" ( Emanet ve Ehliyet, Y.KERİMOĞLU, C/1, sh:96.)
7- " Allame Muhammed b. Ahmed el-İsferayini el- Hanbeli "Levami'ül- Envar'il İlahiyye" isimli kitabında, kıyamet alametlerini anlatırken der ki; "Kıyametin büyük alametlerinden ikincisi de İsa (a.s)'nın semadan inmesidir. Bu, kitap,sünnet ve İcma-i Ümmetle sabittir. Mevzu ile ilgili ayetleri ve hadisleri zikrettikten sonra der ki: " İCMA'ya gelince, hiç kimse muhalefet etmemiştir. Ancak felsefeciler ve dinsizler inkar etmiştir. İsa (a.s)'nın yeryüzüne ineceği, Şeriat-ı Muhammediye ile hükmedeceği, kendisi peygamber olsa bile, müstakil bir şeriatle inmeyeceği hususlarında ümmetin icma'ı vardır." ( Mezhepsizler, Dr.Hasib es- SAMARRAİ, sh:139. Bilge Yay. İst. 1981.)
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz : " Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in : " İsa ölmedi, kıyametten önce size dönecektir" sözü ile bunu te'yid eden başka beyanlarını nazar-ı dikkate alan İslam alimleri Hz. İsa hakkında şu inançtadırlar: "Hz. İsa öldürülmemiş ve ölmemiştir....İsa (a.s) kıyametten önce yeryüzüne inecektir. Onun yeryüzünde göreceği işler vardır. Bu işleri gördükten sonra eceli gelecek ve ruhu kabzedilecektir. Nitekim hadisler onun yeryüzünde adaleti tesis edeceğini, deccalı öldüreceğini, bir müddet icraatte kaldıktan sonra öleceğini, namazını müslümanlar kılıp defnedeceklerini vs. haber verir. Hz.İsa (a.s) hakkında sahih inancımız budur." (K.Sitte Muhtasarı, Prof. Dr.İ.CANAN, C/3. sh:365-366)
"İslam itikadına göre, Hz. İsa, ruh ve cesediyle birlikte semaya yükseltilmiştir ve halen sağdır. Kıyamete yakın yeryüzüne inerek, Deccal'ı öldürecek, onun fikr-i küfrisini, Mehdi ile işbirliği ederek ortadan kaldıracaktır." (a.g.e. C/12, sh:366) Herkes adı, sanı unvanı ne olursa olsun ağzından çıkanı kulağı duymalı, kaleminin ne yazdığını gözü görmelidir. Ehl-i Sünnet itikadı üzereyim diyen herkes haddini bilmeli, Ehl-i Sünnet ulemaya saygı göstermelidir! İslam'ın düşmanları zaten gereği kadar düşmanlıklarını yapıyorlar. Bari İslam, müslümanlardan darbe yemesin! Allahü Teala (c.c) cümle mü'minleri Ehl-i Sünnet yolundan ayırmasın. Allahü Teala (c.c)'ya emanet olunuz. N.DEMİR / 08.04.2000
E-mail: misak1@hotmail.com
![]()