Bölüm VI: Fethullah Gülen: Nurlu
Hıristiyanlar
Yazar:
seyyah06
Yayinlanma:
Wed, 12-Jan-2005
Makâle Boyutu:
13.79 Dinlerarası Diyalog'un dünyadaki sahibi
Vatikan, Türkiye'deki limanı yani bu işi üstlenen, Dinlerarası
Diyalog kavramını Türkiye'nin gündemine oturtan,
kurumsallaştıran, kendi ismi ile özdeş hale getiren adresi ise
Fethullah Gülen'dir. Bu anlamda Fethullah Gülen demek, Batının
misyonerlik faaliyetleri ile gerçekleştiremediğini 'Dinlerarası
Diyalog' üzerinden hayata geçirmek, İslam'ın temel
rükünlerinin içini boşaltarak, onun yerine Hıristiyanlığın
bakış açısını ve mantığını oturtarak icra etmek demektir.
Abdullah AZİZ
Hahamlar, Papazlar ve İslam maneviyatına kim düşmansa bu
türden insan ve kurumlarla verilen ortak fotoğraflar, iftar
yemekleri, o yemeklerde Papazlara okutulan iftar duaları,
"hoşgörü ödülleri" hep bu amaca yönelik deyim yerindeyse
halkla ilişkiler (PR) çalışmasıdır. Fethullah Gülen'in
Papazsız-Hahamsız bir tek fotoğrafını bulmak, hiç değilse bu
dönem için imkansız gibi bir şeydir. Gülen'le hafızalara
çakılan resim, Papa ya da Patrik Bartalemous'la aynı karede
buluşulan, dolayısıyla ve bu yolla geniş Müslüman kitlelerde
meşruiyet zeminine oturtulmaya çalışılan Hıristiyanlık ve
Yahudiliktir. Yani hedef 'İbrahim’i dinler' kavramında
mündemiç olduğu iddiası ile Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin
önünü açmaktır.
Bu bilinçli süreç sonunda Hıristiyanlık ve Yahudilik toplumda,
ama öncelikli hedef olarak Gülen'in cemaati üzerinde yılardır
uygulanan başka psikolojik atraksiyonlarında katkılarıyla
sözüm ona 'hak' bir çerçeveye oturtulmuştur. Geldiğimiz acı
noktaya bir bakınız ki bugün Fethullah Gülen'in bir tek
şakirdine "papazlar-hahamlar dini ölçüler içinde kötüdür", "bu
insanlar Hıristiyan veya Yahudi olarak Cennete giremez"
dedirtemezsiniz. Onlara göre Allah'ın rahmeti geniştir ve
Hıristiyan da-Yahudi de Cennete girecektir.
Yani Aristo mantığıyla teslim alınmış, haşa Allah'tan da
merhametli bir mantık bu!
"Edison elektriği üreterek insanlığa en büyük hizmeti
yapmıştır. Dolayısıyla Edison cennete giremeyecek midir
yani..." tartışmalarıyla alıştıra alıştıra yürütülen strateji,
bugün yerini haham-papaz sevdasına bırakmıştır.
Fethullah Gülen ve teşkilatı bu inanılmaz Kur'an ve ölçü dışı
noktaya ve bu limanda yaşanan ihanete, aklın hafızanın
alamayacağı bir "Din tahrifatı" ile oturmuşlardır.
Mesela Fethullah Gülen'in sağ kolu ve Zaman gazetesinin
yazarı Ahmet Şahin'e göre "ehl-i kitapla Amentü’ de
ittifakımız vardır."
Ahmet Şahin: Amentü’ de İttifakımız var!
Evet yanlış duymadınız Fethullah Gülen şakirdi Ahmet Şahin'e
göre, ehl-i kitapla yani Hıristiyan ve Yahudiler ile aynı
itikada, aynı imana sahibiz! Bunu söyleyenlerin bir zamanlar
belli markalardaki yağları "domuz karışmış olabilir" gerekçesi
ile tartışmaya açtıklarını hatırlatarak, bugünlere nasıl bir
psikolojik savaş yöntemi ile hazırlandıklarının altını çizelim
ve Ahmet Şahin'in 17 Nisan 2000
tarihli Zaman gazetesindeki yazısını behemehal dikkatlerinize
sunalım:
"Zaten iyice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla
temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesi ile
Hıristiyan ve Yahudiler ile Amentü’ de ittifakımız vardır.
Çünkü Allah'ın gönderdiği kitapların hepsinde tekrarlanan aynı
Amentü’ dür...
Bu temel noktalar bir Amentü’ den başka bir şey değildir ve
biz ehli kitapla Amentü’ de müttefikiz!
Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz Amentü’ yü öne
geçirmeyip de ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp, mutlak
küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki
temelde ittifak varken, teferuaattaki ihtilaflara takılıp
kalmak makul değildir"
Evet Fethullah Gülen'in sağ kolu Ahmet Şahin'in dediği şey
bu... Yahudi ve Hıristiyanlarla 'Amentü' birlikteliğimiz var
ve biz onlarla 'mutlak küfre' karşı birlikte aynı cephede yer
alalım!
Ahmet Şahin'in bu ipe sapa gelmez akait dostluğunu
değerlendireceğiz, aynı cephede yer almayı, mutlak
küfrü,(kısmi küfür mü var?) ilerleyen satırlarda İslami
kaynaklardan cevaplandıracağız. O zaman göreceksiniz ki ortada
işlenmiş katliam çapında cinayetler var. Ama şimdilik şu temel
noktaların altını sorularla çizelim:
Ahmet Şahin'in ittifak ettiği Hıristiyanlık ve Yahudilik
itikadı acaba nedir daha önemlisi acaba ne değildir?
Tevhit esasına dayanan İslam ile teslis esasına dayalı
Hıristiyanlık nasıl oluyor da 'aynı' oluyorlar?
14 asırlık bir 'doğru' ile Yahudilik ve Hıristiyanlık
'küfür' olmaktan çıkarılarak nasıl bu kadar kolaylıkla aklanıp
paklanabiliyor?
Şahin hangi ortak Amentü’ den bahsediyor?
1000 yıllık "ölürsek şehit, kalırsak gazi" inancı ile
yapılan Haç-Hilal savaşları, Haçlı seferleri, Hz. Peygamberin
hayatı, Kuran, Sahabe, Şahadet, İstanbul’un fethi bunlar bir
kalemde nasıl silinecek, bunlar için nasıl teferruattır
diyeceğiz, bunun hokus-pokusu acaba nedir?
Bu, karşılığı içinde yazılı sorulara 1400 yıllık İslam
medeniyetinin akaidi ile cevaplar vereceğiz. Ama önce Şahin'in
bu konuda yalnız olmadığının altını çizdikten sonra. Fethullah
Gülen şakirdi Ahmet Şahin'in ortaklık ettiği itikadın
temelleri, kendi üstadına kadar uzanıyor. Yani Şahin'in
altyapısını oluşturan ve onu cesaretlendiren şey aslında
Dinlerarası Diyalog’dan da önce aldığı eğitim ve kültürdür.
Emirdağ Lahikası sayfa 206'da bakınız neler söyleniyor
neler:
"Ehl-i iman Hıristiyan’ın ruhanîleriyle ittifak etmek ve
medar-ı ihtilâf meseleleri nazara almamak, niza etmemek
gerektir. Çünkü küfr-ü mutlak hücum ediyor."
Şu düstur! da yine ulu Hakan Abdülhamit hakkında "yaşasın
zalimler için cehennem!" diyecek kadar cinnet geçiren ve
ölçüsünü yitirmiş aynı adresten geliyor. Lem'alar sayfa
151...
" Âhir zamanda İsevîlerin dindarları, ehl-i Kur ânla ittifak
edip müşterek düşmanları olan zendekaya karşı dayanacakları
gibi, şu zamanda dahi ehli diyanet ve ehl-i hakikat değil
yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimi ittifak
etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi
medar-ı ihtilâf noktaları, muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza
etmeyerek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka
muhtaçtırlar."
Dağdağalı bir üslupla kaleme
alınan bu iki yazıda ne deniliyor? Gelin isterseniz önce onu
Türkçeleştirelim:
1-Hıristiyanlar ile samimiyetle ittifak edelim. Onlarla
teferruata taalluk eden farklılıkları öne çıkarmalıyım.
2-Bu ittifakın sebebi ateizme karşı mücadeledir.
Ahmet Şahin'i olduğu gibi onun fikir babasını da
cevaplandıracağız! Bu ittifakı ve ittifakın gerekçesi olarak
temellendirilen "ateizme karşı mücadele" yalanının şifrelerini
çözeceğiz. Ama Fethullah Gülen ile halkayı tamamladıktan
sonra...
Şahin'in ve üstadının samimiyetle birlikte olmaya çağırdığı
Amentü’ de birliktelik için Fethullah Gülen acaba ne
düşünüyor?
Gelin şimdide Gazeteci Ertuğrul Özkök'ün 4.9.2000 tarihli
yazısındaki başlıkla isimlendirmek gerekirse "Müslüman
rahip"in konuya ilişkin açıklamalarına bakalım...
Fetullah Gülen: İtikad'da da-Ahlakta'da birlikteyiz
www.m-fgulen.org/ isimli Internet sitesinde de yayınlanan
yazısında Fetullah Gülen, Avusturya Melekler Hareketi liderine
hitaben bakınız neler söylüyor:
"İslam'da ve Katolik Hıristiyanlıkta esas olan inanç
hükümlerinden başka, her iki dindeki ahlaki esaslarda
denilebilir ki aynıdır. Teferruat olan tali meseleleri bir
tarafa bırakalım!"
Muhtemelen bu kritik ifadeyi duyuncaya kadar Fethullah
Gülen'in sadece başörtüsüne "füruattandır" dediğini
sanıyordunuz! Yanıldınız işte, Fethullah Gülen'e göre İslam
ile Hıristiyanlık arasında ne itikadı, ne de ahlaki ölçüler
açısından hiçbir fark yoktur! Fark teferruattadır!
Şimdi gelin Ahmet şahin'i, Fethullah Gülen'i ve hocalarını
yani aynı şeyi söyleyen, aynı kaynaktan beslenen, aynı yolun
yolcularını bir arada değerlendirelim.
Öncelikle bu büyük çarpıtma karşısında diyoruz ki uyanın!
Bunlar Allah'a şirk koşan, oğulluk isnat eden Yahudi ve
Hıristiyanlarla İslam arasındaki farkın teferruatta olduğunu,
Amentü’ de bir olduğumuzu iddia ediyorlar!
Oysa Cenabı- Hak, Fetullah Gülen'in, Ahmet Şahin'in ve onların
fikir babalarının "Amentü’ de müttefikiz, itikatda-ahlakta
birlikteyiz" dediği Hıristiyan ve Yahudiler için bakınız
açık-açık ne buyuruyor:
Maide 5. Ayet:
"Şüphesiz ki Allah Meryem oğlu Mesih’tir' diyenler, and olsun
ki kafir olmuşlardır."
İşte Cenabı-ı Hak, Gülen şakirtlerinin bir ve beraberiz
dediği, öyle tasvir ettiği insanları böyle nitelendiriyor.
Devam edelim Yine Maide suresi ve ayet 72-73:
"Andolsun ki 'Allah kesinlikle Meryem oğlu Mesih'tir'
diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih'Ey İsrail oğulları!
Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim
Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona Cenneti haram kılar;
artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur
demişti.
Andolsun 'Allah üçün üçüncüsüdür diyenler de kafir
olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah'tan başka tanrı yoktur.
Eğer diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir
olanlara acı bir azap isabet edecektir."
Kur'an görüyorsunuz büyük iftirayı ve yalanı nasıl tuzla buz
ediyor. Bu kez Tevbe suresi 31 ayet ile bozguncuların
tahrifatını açık edelim:
"(Yahudiler) Allah'ı bırakıp hahamlarını, Hıristiyanlar da
rahiplerini ve Meryem oğlu İsa'yı rabler edindiler. Halbuki
onlara ancak tek Allah'a kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan
başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden
uzaktır."
Ve Tevbe suresinin 30. Ayeti...Bakınız Allah Teala 'Hristiyanla
aramızdaki fark teferruattadır. Amentü ittifakımız var"
diyenleri hangi sıfatla anıyor:
"Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hristiyanlar
da, İsa Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla
geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş
kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin!
Nasıl da (hak'tan batıla) döndürüyorlar."
İşte muhteşem bir Kur'an tasviri:
"Allah onları kahretsin(Onlar) insanları Hak'tan batıla
döndürüyorlar!"
Son sözü Ali imran100 ile Nisa 45. ayetlere bırakalım:
"...Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba
uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden inkarcılığa sevk
ederler. Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek
bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah
kafidir."
Bu açık ölçüler altında Hıristiyan ve Yahudilerle aramızdaki
farkı sıfırlayan Fethullah Gülen ve taifesinin oturduğu
limanın adını Kur'an tarif etmiş oldu. Gelin şimdide bu
insanların "Mutlak küfre karşı Amentü ittifakı edelim"
dedikleri saptırmanın gerçek yüzünü ortaya koyalım. Bakalım
'Mutlak küfür' neymiş, ne değilmiş?
DEVAM EDECEK…