Tefsir Usulüyle İlgili Bir Mesele:
Nasih ve Mensûh
Sahih senetle rivayet edilmiştir ki Hz. Ali (ra) mescitte insanlara İslâm'ı anlatan bir adam gördü ve ona:
"Sen nasihi ve mensûhu biliyor musun?" diye sordu. Adam 'Hayır, bilmiyorum" dedi. Hz.Ali (ra) ona: "Sen hem kendini helak ediyorsun, hem insanları helâka sürüklüyorsun " dedi.DERGİMİZİN bu sayısında tanıtacağımız kitap "Kur'an'da Nasih ve Mensûh" adlı bir kitaptır. Kitap Mer'i İbn Yusuf'u Kerimi (rh.a)'ye aittir. Tarih boyunca kalblerinde maraz bulunan bazı insanlar; kitabın (Kur'an'ın) anası sayılan muhkem âyetleri bir kenara bırakıp, müteşabih âyetlere sarılmışlardır. Kur'an-ı Kerim'de: "(Habibim) Sana Kitab'ı indiren O'dur. Ondan bir kısım âyetler muhkemdir ki bunlar Kitab'm anası (temeli)dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini saptırmak) ve (kendi arzularına göre) onun te'viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbu ki onun te'vilini Allah'dan başkası bilmez..." (Al-i İmran: 7) hükmü beyan buyurulmuştur. Muhkem âyetlerin yanında müteşabih âyetlerin bulunması, bir imtihan vesilesidir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan nasih ve mensuh hükümlerr de aynıdır. Bazıları neshi inkar etmişlerdir. Halbuki bu hakikati inkar etmek, geçmiş şeriatların nesini kabul etmemek olur ki, bundan daha büyük bir cehalet düşünülemez! Zira neshi haber veren bizzat Yüce Allah (cc)'dır. O'nun Resulü, Hz. Muhammed (sav)'dir, Ashabıdır, Tabiindir, Müctehid ulemadır.
İşte Kur'an'da ki haber: "Herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz." (Bakara: 106) Bu değişen hükümleri uygulayan ise hiç şüphesiz Resûl-i Ekrem (sav)'dir. Zira Resûl-i Ekrem (sav): "Size kabir ziyaretini yasaklamıştım. Şimdi (den sonra) kabir ziyaretinde bulununuz; kabirler size ahireti hatırlatır." buyurarak sünnetin sünnetle açık neshine en güzel misali vermiştir. (Fıkıh Usulü, Prof. A. Kerim ZEYDAN, sh: 363. İst. 1993. İslâm Hukuku Metodolojisi - Prof. M. Ebu ZEHRA, sh: 166, Fecr Yay. 1990 Ankara) Müctehidde aranan şartlardan birisi de nasihi ve mensuhu bilmektir (İmamların Fıkhi İhtilafları Niçin Rahmettir. Sh: 14-15. Büceyrimi, Minhaç, C/4, sh: 346. Mısır Bas.) Muhakkik ulemadan İbn-i Abidin (rh.a) ise Tefsir ve Hadis ilminde söz sahibi olabilmek için alet ilimleri arasında "Nasih ve Mensuh" ilmini bilmeyi de saymıştır. (İbn-i Abidin, C/l, sh: 41. Şamil Yay. İst. 1982) Onun içindir ki; kırk ciltlik (40) bir tefsir yazan Ebu Müslim el-İsfehani; "Neshi" kabul etmediği için, yazdığı Tefsir rağbet görmemiş zayi olmuştur. (Osman KESKİ-OĞLU, Fıkıh Tarihi ve İslâm Hukuku, sh: 14. Müftüoğlu Yay. Ankara, 1969. Mustafa VARLI, Hangi İslâm? sh: 28. Ankara, 1999) Ehl-i Sünnet Ulema, neshin caiz ve sabit olduğunda ittifak etmiştir.. Günümüzde kendilerini Ehl-i Sünnet tanıtan bazı yazarlar, neshi inkar ederek. Mu'tezile akaidini savunmaktadırlar.
İmam-ı Nevevi (rh.a) Kur'an'da neshin üç çeşit olduğunu söyleyerek konuya şöyle yaklaşır:
1- Hükmü de tilaveti de neshedilen (âyet) ... Saadetinde olduğumuz "On emme" meselesi buna örnektir. İlgili Vahyin metni de hükmü de kaldırılmıştır.
2- Tilaveti neshedilmekle beraber hükmü devam eden âyetler. Zina eden yaşlılara recmi emreden âyet de buna örnek gösterilmiştir: Kur'an'da metni yoktur, fakat hükmü bakidir.
3- Hükmü neshedildiği halde tilaveti baki kalan (â-yet). Bu çeşit nesh, miktarca öncekilerden çoktur..." (Prof. İbrahim CANAN. Kütüb-i Sitte Muhtasarı, C/ 16, sh: 32) Osman Keskioğlu ise "İslâm Hukuku" adlı eserinde; Neshle ilgili olarak "Kur'an'daki âyetlerin bir kısmının diğer bir kısmını neshettiği meselesi umum tarafından kabul edilmektedir. Nesih: Sonra inen bir âyetin, önce inmiş olan bir âyetin hükmünü kaldırmasıdır... Fukaha neshi dört kısma ayırır:
1- Hem tilaveti, hem hükmü mensuhtur.
2- Tilaveti mensuh, hükmü baki (recrn gibi).
3- Yalnız hükmü mensuh, tilaveti baki.
4- Hükmü ve tilaveti ba-ki'dir. Fakat vasfı değişir; farz olan, caiz olur..." (age. sh: 14-16. Ayyıldız Mat. Müftüoğlu Yay. Ankara, 1969)
Bu konularda daha detaylı ve daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız, tanıtımını yapmaya çalıştığımız bu kitabı alıp okumalısınız! Mutlak müctehidlerden İmam-ı Ahmed İbnü Hanbel (rh.a) gibi bir hadis otoritesi nesih ve mensuh konusunda aynen şöyle diyor: "Şafii'nin ders halkasına oturuncaya kadar biz mücmeli müfesserden, nasih hadisi de mensuhtan ayıramıyorduk" (Kütüb-i Sitte Muhtasarı, C/16, sh: 150) Peki Kur'an'dan âyetlerle, Resûl-i Ekrem (sav)'in sünnetiyle, Ashab-ı Kiram (ra)'ın, Müctahid ulemanın (rh.a) beyanlarıyla kaynakları tarayıp Nesih ve Mensuhla ilgili bilgileri (deryadan damla misali de olsa) aktarmamıza karşın peki karşı tarafın "Nesih ve Mensuh"u kabul etmeyip reddetmelerinde baş vurdukları delilleri nelerdir? Yıllarca arasanız bir delil bulabilir misiniz? Zira kupkuru bir inattan başka hiçbir ilmi ve nakli delilleri yoktur. Bu kervanın ipini çeken kimse, daha önce belirttiğimiz gibi Mu'tezile Mezhebine bağlı olan Ebu Müslim el-İsfehani'dir. Yani Ehl-i Sünnet Akaidine bağlı değildir. Bazı cahiller bu sakat görüşleri, bilmeden sahiplenmektedirler. Hatta "Efendim Ehl-i Sünnet alimleri niçin neshedilen âyetlerin sayısında ittifak edememişlerdir.?" gibi, fuzuli sualler sormaktadırlar. Neshedilen âyetlerin sayısında ittifakın olma-ması,usûlle ilgili bir meseledir. Ancak neshin sahih ve sabit olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.
İşin çok ilginç bir başka yönü ise şudur. Günümüzde, hayatı dondurduğu gerekçesiyle "İslâm Fıkhını" reddederek dinde reform yapmak için canhıraş çalışan, Neshe karşı çıkan ehl-i bid'a olduğudur! Bu halin ne kadar tutarsız olduğu açıkça ortadadır. Ne kadar gülünç değilmi? Allahü Teâla (cc) bu beyinsizlere basiret nasibeylesin! Esasen bunların en iyi niyetli olanları dahi kendi iç dünyalarında henüz istikrarı yakalayabilmiş değillerdir! Diğerlerinin sözlerini ise zaten ciddiye alan yoktur! Gelelim kitabımızı tanıtmaya. Kitabın yazarı; Mer'i İbn Yusuf'u Kermi (rh.a), "Filistin'de Tu'l-Kerm şehrinde doğmuştur. Büyük bir hadis ve Fıkıh alimiydi. Zamanının en büyük alimlerindendi.
Fıkıh konusunda ve Hadis ilminin incelikleri konusunda büyük ilmi vardı. Bütün hayatı kitap yazmak ve müslümanlara ders ve fetva vermekle geçmiştir. Hicri 1033, miladi 1624 senesinde vefat etmiştir." (sh: 3) Yazarın kitapla ilgili çok güzel bir "Önsöz"ü vardır. Bende aynen alıp size aktarmayı uygun gördüm. Kitabın en güzel özelliklerinden birisi, sahasında müstakil bir eser olarak piyasaya sunulmuştu olmasıdır.
"Kur'an-ı Mübin'i Cibril vasıtasıyla Resûlullah'a (sav) indiren Allah (cc)'a hamdolsun. Kur'an'da Nasih ve Mensuh'u mü'minler için rahmet, kafirler için fitne (imtihan) kılan Allah'a hamdolsun. İslâm nimetinden dolayı Allah'a hamdeder ve Alemlerin seyyidi ve müttakilerin imanı olan Resûlullah (sav)'e, ehline, ashabına ve kıyamete kadar onlara tabi olanlara salat ve selam olsun. İmamlar nasih ve mensuh konusunu kitapları arasında dağınık bir şekilde yazmışlardır. Bunların hepsini okumak için bir çok kitaptan araştırma yapmak gerekir. Alimler nasih ve mensuh hususunda müslümanları aydınlatmak için bir çok kitap yazmışlardır. Bunlardan biriside Müfessir Hibetullah el-Bağdadi'nin yazmış olduğu kitaptır ve 95 kitaptan toplanmıştır.
Bunları gördüm ve nasih mensuh ilminin, haram ve helallar hususunda ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Bu konuda birçok kitap yazıldığı için çoğu okuyucu bu meseleyi uzatmadan ve açık bir şekilde anlatan, nasih ve mensuh hakkındaki kapalılığı kaldıran bir kitap yazmak istedim. Bu kitabı yazarken büyük alimlerin ve Müfessirlerin bu konudaki yazdıklarını kaynak aldım. Bu kitaba "Kalaid'ül-Mercan Fi'1 Beyan En-Nasih ve'1-Mensuh ' Fi'1 Kur'an" ismini verdim. Bu kitapta nasih ve mensuhun bilinmesi gerektiği ve nasih ve mensuh konusunu bilmeyenlerin bütün ilimleri bilseler bile, ilim sahibi olamayacaklarını belirttim. İcaz kitabının sahibi şöyle dedi: Sahih senetle rivayet edilmiştir ki Hz. Ali (ra) mescitte insanlara İslâm'ı anlatan bir adam gördü ve ona: "Sen Nasih ve Mensuh'u biliyormusun?" diye sordu. Adam "Hayır, bilmiyorum" dedi. Ali (ra) ona: "Sen helak oldun ve insanları helâka sürüklüyorsun" dedi. İbn-i Abbas (ra)'dan şöyle bir rivayet vardır: "Kime hikmet verilirse ona çok hayır verilmiştir." (Bakara: 269) âyeti hakkında İbn-i Abbas (ra) şöyle demiştir: "Âyetteki "Hikmetten maksat Kur'an-ı; nasihi ve mensuhu, muhkemi ve müteşabihi, mücmeli ve mufassalı, daha önce ve daha sonra nazil olan, haramı ve helâli ve Kur'an'da verilen misalleri bilmektir. Huzeyfe İbn-ü Yeman (ra)'den şöyle dediği nakledilmiştir: "İnsanlara fetva veren kişiler üç türlüdür:
Birincisi: Kur'an'ın nasihini ve mensuhunu bilen kişi.
İkincisi: Kadı olarak tayin edillmiş ve başka çaresi olmayan kişi.
Üçüncüsü: Fetva makamına layık olmayan fakat fetva veren kişi.
Ben birinci ve ikinci kişilerden değilim. Üçüncü kişi olmaktan da Allah (cc)'a sığınırım." Şeyh Hibetullah İbn-ü Selame (rh.a) Nasih ve Mensuh Kitabından şöyle dedi: Selef alimlerinden şöyle bir söz nakledilmiştir: "Kitap ilmini öğrenen fakat nasih ve mensuhu bilmeyen kişinin ameli eksiktir. Çünkü böyle bir kişi yasaklananla emredileni, mubah olan ile haram olan şeyleri karıştırır."
Bunları anladıktan sonra ve mensuh ilminin ne kadar önemli bir ilim olduğu anlaşılır. Ayrıca alimler bu ilmin öğrenilmesi ve açıklanmasmın farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bundan dolayı hemen bu ilimle ilgili bir kitap yazıp müslümanlara bu ilimle ilgili lazım olan şeyleri müslümanların anlayabileceği bir şekilde anlatmaya niyetlendim. Bu kitabın sonunda çok faydalı bazı bilgiler ekledim. Müslüman olarak ölmemi Allah (cc)'den niyaz ediyorum. Yardım Allah (cc)'dandır, O, ne güzel yardımcıdır." (sh: 7-9)
Kitap üç babtan meydana gelmiştir.
Birinci Bab, altı bölümden meydana gelmiş, Birinci Bölüm: Neshin lügat manâsı ve çeşitleri üzerinde durmuş, Kur'an'dan misallerle zenginleştirilmişti. İkinci Bölüm: Kur'an'da mensuhun kısımları âyetlerden misallerle incelenmiştir.' Üçüncü Bölüm: Kur'an'da (Nesih) kısımları hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu bölümde de Kur'an'da üç kısım nesih varlığı âetlerden misallerle işlenmiştir. Dördüncü Bölüm: Nasjh (Nesheden) ve Mensuh (Nesholunan) olması caiz olan şeyler hakkında bilgilerden oluşmuştur. Kitabın konusunda müstakil ve Türkçe olarak piyasaya ilk ve çok mükemmel bir kitap olarak sunulmuş olduğunu daha önce de arz etmiştik. Ancak özellikle ve önemle bu bölümün mutlaka okunması gerektiğini belirtmek isterim. Gerçekten çok mükemmel bir bölümdür. Ehil bir alim tarafından kaleme alındığını okuyan her mükellef hemen anlar. Bu bölümü okuyan bir mükellef dahi "Nasih ve Mensuh" konusunu kavrayabilir diyebilirim. Tabii kalpleri marazlı olanlar hariç! Aynı zamanda bu bölüm kitabın özeti gibidir. Bu bölümde neshin kısmında bahsedilmektedir:
Birincisi: Kur'an'm Kur'an'la neshi. Bu İcma ile sabittir. (Bu konudaki neshi mütercim kardeşimiz de kabul etmişler! Belki bizde yanlış bir kanaat hasıl olmuş olabilir ama, bize göre mütercim kardeşimiz sanki kitabın yazılış amacını gölgelemek için çalışmışlardır. Daha öncede bu konuya parmak basmıştım. Herhangi bir kitabı terceme eden kimse, niçin terceme ettiği esere musannifin görüşlerine zıt iddiaları musannifin eserine sokar? Terceme, bir emanettir. Bu tür emanetlere bilerek veya bilmeyerek yapılan ihanetleri henüz anlamış değilim. Bundan daha büyük bir vebal olabilir mi?
İkincisi: Sünnetin Kur'an'la neshi.
Üçüncüsü: Kur'an'ın Mütevatir sünnetle neshedilmesi.
Dördüncüsü: Sünnetin, sünnetle neshi.
Beşincisi: Kur'an'm İcma, İcmanın icma ve Kıyasın kıyas ile neshi.
Kur'an'ın icma ile neshine gelince, ilimde derinleşmiş alimlerin çoğu neshin bu şeklini kabul etmediler. İcmanın icma ile ve kıyasın kıyas ile neshini de kabul etmediler. Hanefiler ve Malikiler bunları usul kitaplarında zikrettiler, (sh: 34) Yukarıda başlıklar halinde verilen Neshin çeşitleri Kur'an'dan ve sünnetten misaller verilerek işlenmiştir. Beşinci bölümde: Neshin şer'i manâsı, Tahsis ve istisna arasındaki farklar işlenmiştir. Altıncı bölümde: "Nesh Hangi Mevzularda olur?"
İkinci Bab
Birinci Bölümde:
a) Kendisinde hem nasih, hem mensuh bulunan sureler,
b) İçinde nasih olmayıp, sadece mensuh bulunan sureler,
c) İçinde mensuh bulunmayıp sadece nasih bulunan sureler,
d) İçinde nasih de mensuh da bulunmayan sureler incelenmiştir. (sh: 41-42)
İkinci bölümde:
"İçinde nasih ve mensuh bulunan sureler" ele alınıp incelenmiştir . (sh: 44-325) Öyle ki bu bölümde ister üzerinde ittifak edilen âyetler olsun, ister ihtilaf edilen âyetler olsun tamamı ele alınarak tek tek incelenmiştir.
Üçünü Bab'ta:
Kısa bir "sonuç",
Birinci bölümde: Mekke'de inen sûrelerin diziliş sırası,(sh:326-327),
İkinci bölümde: Medine'de inen sûrelerin diziliş sırası, (sh: 328-330),
Üçüncü bölümde: "Sûrelerin sıralanış Babı" (331-332),
Dördüncü bölümde: "Kur'an'daki harflerin, kelimelerin, Âyetlerin sayılarının zikri" (sh: 338-340) incelenmiştir.
Sonuç olarak diyebilirim ki, Nasih ve Mensuh konusunda kaleme alınan bu kitap çok güzel bir eserdir.. Konu hakkında Ehl-i Sünnet akaidine uygun bilgi sahibi olmak isteyen her mükellef hiç tereddüt etmeden bu kitabı alıp okuyabilir.
Kitabın Adı: Kur'an'da Nasih ve Mensûh
Yazarı: Mer'i İbn Yusuf'u Kermi
Tercüme eden: Eyüp Aslan
Baskı Yayınevi:Hak Yay.
Kitabın Sayfası: 342 (NOT: Bu yazı Aylık "Misak" Dergisinden Alınmıştır. Nizameddin DEMİR'e aittir.)
![]()