Değerli   "Misak"   okuyucusu   kardeşlerim;  bu  sayımızda  sizlere  tanıtımını  yapacağımız  kitap   "Sömürü  Ajanı  İngiliz  Misyonerleri"  adlı   bir  kitaptır.  Kitap  "Beyan Yayınları"  arasında  çıkmış  küçük  hacimli   bir  tebliğ  çalışmasıdır.  Ama  mutlaka  okunması  gereken  bir  kitaptır.  Şimdi  kitap  içindeki  konu  başlıklarını  verelim.  

    "Turizm ve misyonerler",  "Misyonerler nasıl yetiştiriliyor",  "Misyoner mason ilişkileri",  "Londra Protestan misyoner cemiyeti merkezi", "Misyonerlerin çalışma metodu",  "Londra'daki misyoner okulu",  "Misyoner olmanın şartları",  "Misyoner gelir ve şirketleri", "Misyoner sınıflan", "Yemen'de faaliyet gösteren bazı İngiliz misyonerleri", " Değerlendirme"   Şimdi de  kitabın  başında  yer  alan    İslam  tarihçisi, akademisyen  yazar  İ.Süreyya  SIRMA  hocamızın  "önsöz"ünü  olduğu  gibi  size  aktarmaya  çalışalım.

    "İngiliz misyonerleri ile ilgili, değerli okuyucularına sunduğum bu kitap, aslında kitap olarak hazırlanmadı. Bu konuyu, 20-25 eylül 1982 tarihinde İstanbul'da yapılan IV. Milletlerarası Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunduk. Fakat tebliğin biraz uzaması ve de bir kaç arkadaşımızın  ısrarı  üzerine  kitap  haline  getirdik.

    Haçlı seferlerinden bu yana İslâm'ı yıkmağa çalışan Hıristiyan dünyasının sadece silâha, fantom  veya  mirage'lara  baş  vurmadığı  bir  gerçektir. Hattızatında onların görünmeyen, pasif  silâhları, insanlığı  yok etmeğe   matuf  bombalarından  daha  tehlikelidirler.  Bu  tehlikeli  silâh,  misyoner-casusu  faaliyetleridir.

   Lübnan faciasiyle bütün dünyaya  kan kokutan hadise, haçlı seferinden başka bir şey değil!.. İsteyenler buna rağmen başlarını kuma sokup deve kuşu olmaya devam edebilirler; tâki  bu  haçlı  bombalarından  biriside  onların   kum   altındaki  kafalarına  düşsün!...

   Biz bu kitapta, bütün dünyayı sarmış olan bu zehirli ahtapotun sadece bir kolundan söz edebildik.

   Unutulmamalıdır ki, bu zehirli akım, sadece ve sadece Müslümanlara müteveccihtir. Şimdilik Müslümanlara ekonomik ve kültürel yönden sömürmekle yetinen Hıristiyan-Haçlı dünyasının  esas  gayesi  Orta-Doğu'yu   kana   bulayıp,  Müslümanları  bu  kanda  boğmaktır; tâ  ki  diğer  Müslümanlara  sıra  gelsin...

   Lübnan gitti, sırada Mısır var. Gazetelerden okuduğumuza göre bütün Mısır okullarında Hıristiyanlık öğretilmeye başlanmış bile. O Mısır ki,  her gün yüzlerce  Müslüman  şehid ediliyor  veya  tutuklanıyor. 

   Bu korkunç tehlikeden  kurtulmak  için  onları  tanımamız  lazımdır. İşte bu küçük eser belki bu konuda size yardımcı olabilecektir.

  Biz, biz olmazsak; başkası bizi kendisi yapmaya çalışacaktır.

  Biz, biz olalım; Hz. Muhammed (s.a.v.)'in izinde...

   Katolik Kilisesinde, bizzat Papanın yönettiği bu emperyalizm aleti dini siyasi örgüt "Çonregatio de Propaganda Filde" teşkilatının faaliyetlerindendir. Haç seferleri hangi merkezlerden  idare  edildiyse,  misyoner  fâaliyetleri de  aynı merkezlerden idare edilmektedir.

  Eğer bugün Amerika veya Fransa Beyrut'u top ateşine veriyorlarsa, bunun hazırlayıcıları misyonerlerdir.

  Artık gerçekler kabul edilmelidir!

   Sosyal krizleri had safhaya ulaşan Polonya'ya Rusya saldıramadı. Çünkü Katolik dünyasından  çekindi.   Ama Afganistan'da durum öyle değil!  Rusya, hiç bir Hristiyanın Afgan müslümanının  imdadına  koşmayacağını  biliyor. Biliyor ve onun için yağdırıyor napalm  bombalarını   mücahidlerin  üstüne...

   Lübnan'daki Müslüman-Hıristiyan mücadelesinde, hiç bir Müslüman devletin doğrudan Müslümanlara  yardım etmemesine  karşı, bütün Hıristiyan devleri   Lübnan Hıristiyanlarına yardım etmektedir.

    Lübnan'ı  kana  bulayan  Laik (!) Fransanın  Ermeni  katillerine  karşı takındığı hoşgörü, basit bir hadise   değildir  ve  öyle  nitelendirilip,  geçiştirilemez.  Biz  kabul  etmezsek bile, Fransanın bu tutumu, Haçlı zihniyetinin, çağımızda misyoner faaliyetlerine ve onların gizli eylemli   faaliyetlerine  dönüştüğü  bir  akımın  meyvesidir.

   Sözü  uzatmadan  şunu  tekrar  etmek  isteriz ki,  esas  gayeleri  Hz. İsa'nın  isteği  dışında da olan bu emperyalist misyonerleri  iyi  tanıyalım.  Ta ki Allah'ın emir buyurduğu gibi onları kendimize  rehber  edinmeyelim!

   «Ey imân edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da kendinize yâr (ve üstünüze hâkim) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirinin yaranlarıdırlar. İçinizden kim onları dost (ve hâkim) edinirse o da onlardandır.  Şübhesiz  Allah  o zâlimler güruhuna muvaffakiyet vermez» (Maide sûresi, 51)."