ALİMLERİN AHLAKI
Kitabın başında "sor" yayıncılığa ait bir 'Sunuş' yazısı yer almaktadır. (Sh:5-6) Sonra Giriş bölümü ve bu bölüm içinde İlim ve Alim, İlmin Gayesi başlıkları altında kitabı çeviren M. Emin Hocaya ait yazılar yer almaktadır. (Sh: 7-34)
Daha sonra 35. İla 39. sayfaları arasında İmam ACURRİ (rha)'nin kısa hayatına yer verilerek 19 eserinin ismi sayılmış, İmamın "Önsözü" ne yer verilmiştir. (Sh:41-44)
Önsözde; İmam ACURRİ'nin hamdele ve salvele'den sonra ki şu sözleri çok calib-i dikkattir: "İnsanların Alimlere itaat etmeleri Vacip, onlara karşı gelmeleri ise haramdır. Kim onlara itaat ederse kurtuluşa erer, kimde onlara baş kaldırırsa inada sarılmış olur." (Sh:42)
Acurri (rha) nede güzel buyurmuş. İmam sanki bu sözleri özellikle son 4.5. asrın müslümanları için söylemiştir.
Kitabın bundan sonraki kısmı dokuz bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm: Alimlerin Dünya ve Ahirette ki Faziletlerine dair "Sünnet ve Eserden Örnekler" le süslenmiştir.
Bu bölüme şu Hadis-i Şerif ile başlanılmıştır: "Alimin abide üstünlüğü ayın dolunayken diğer gezegenlere olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridirler. Peygamberler ne dinarı, ne de dirhemi miras olarak bırakmadılar. Ancak miras olarak ilmi biraktılar. Kim bu "mirastan" alırsa bol bir nasiple almıştır."(Sh:45)
Yine tüm kaynaklarıyla: "Bir fakih, şeytana karşı bin abidden daha şiddetlidir". Hadisi verilerek fakihlerin ne derece bir üstünlüğe sahip oldukları vurgulanmıştır.
Zira Allah'ın Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar." Aynı konu ile ilgili olarak Efendimizin (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Alimler yeryüzünde gökteki yıldızlar gibidirler. Onlarla karaların ve denizlerin karanlığından kurtuluşa erilir. Yıldızlar sönünce neredeyse hidayet ehli dalalete düşecek gibi olur." (Sh:49) Onun için aynen şöyle denilmiştir: "İlim adamları ölünce insanlar şaşkınlığa kapılır, ilim yavaş yavaş yok olur ve cehalet ortaya çıkar... Müslümanlar için bundan daha büyük bir musibet olamaz." (Sh:50) daha sonra ilmin nasıl yok olacağına dair Efendimizin (sav) şu Hadis-i Şerifini zikretmiştir: "Allah, ilmi insanlardan öyle çekip alıvermez. Ancak ilmi alimlerin ruhunu almakla alır. Alim kalmayınca insanlar. Onlarda i-limleri olmadan fetva verirler. Böylece hem kendileri sapıtırlar, hem de kendilerinden sonraları saptırırlar." (Sh:51) Bu hadis-i Şerif yetmiyormuş gibi alimlerin faziletini belirten şu hadisi de vermiştir:
"Denizdeki balıklar dahil her şey alimler için istiğfarda bulunur." (Sh:53) İlim öğrenmenin faziletine dair de şu Hadis-i Şerifi vermiştir: "Kim ilim öğrenmek için evinden çıkarsa dönünceye kadar Allah yolundadır."(Sh:56) Daha sonra: "İlim öğrenip sonra da onu Allah rızası için öğretmek de sadakadandır." Hadisini naklederek; "Ben bu risalede alimlerin faziletlerini ve Allah'ın onları insanlar arasında nasıl seçip üstün kıldığını özetleyerek kendisini ilme adamak isteyenlere Allah'ın izniyle yardımcı olmak istedim." demiş birinci bölümü bitirmiştir.
İkinci bölümde: "Alimlerin Vasıfları" üzerinde durularak
A- Alimin İlim Öğrenme Edebi,
B- Alimlerden İlim Öğrenme Edebi
C- Alimlerin Meclisinde Bulunma Edebi belirtilmiştir. (sh:61-65) Kitapta açıklanan bu edeblere günümüz müslümanlarının ne kadar muhtaç olduğumuzu bir anlayabilsek ne kadar hoş olacak!
Üçüncü Bölümde: İlmiyle Tanınmış Alim Kişilerin Sıfatları üzerinde durulmuştur. (Sh:67-71)
Dördüncü Bölümde: "Alimin Münazaraya Gerek Duyduğu Zaman nasıl Münazara Edeceğine Dair Edebi" üzerinde durulur; Alimin cidalde bulunmaması gerektiği, ilmiyle galebe çalmayı istememesi gerektiği, gerekirse haklı dahi olsa tartışmayı terketmesi gerektiğine dair Efendimizin: "Kim sadık olduğu halde tartışmayı terkederse ona Cennetin ortasında bir ev bina olunur." Hadis-i Şerifini delil vermiştir. (Sh.74) Dördüncü bölüme şu cümleyle son verilmiştir: "Cahil olan insanın gayesi cidal, münakaşa ve üstünlük arzusudur. Gayesi bu olan insanların şerrinden Allah'a sığınırız." (Sh:78)
Beşinci Bölümde: "Alimin Ahlâkı ve Halkla ilişkisi" üzerinde durulmuştur. (Sh:79-80)
Altıncı Bölümde: "Alimin Allah'a karşı görevleri" üzerinde durularak: "Allah'tan ancak kullarının alim olanları korkar." Ayeti doğrultusunda konuyu çok güzel bir şekilde işlemiştir. (Sh:81-87)
Yedinci bölümde: "Allah'ın Alimlere ilimlerinden ve o ilimle Ne Yaptıkları Hakkında Hesap Sorması" konusu üzerinde durarak; Meşhur "Ademoğlu şu beş hasletten hesap sorulmadıkça ayakları kaymaz" Hadis-i Şerifini rivayet etmiştir. (Sh:90) "Öğrendiğin ilimle amel etmedikçe alim olamazsın" cümlesinden sonra, Yine Ebu'd-Derda (ra)'nın: "Bilmeyene bir kez, bilip te bildiğiyle amel etmeyene yedi kez yazıklar olsun." cümlesini vermiştir. (Sh:91)
Sekizinci Bölümde: "İlmiyle Fitneye Kapılan Alimin Ahlaki" üzerinde durarak kötü ahlaklı alimlerden bahsedilmiştir. Biz bir-iki tanesini verelim: "Kim ilmi, alimlerle çekişmek, sefihlerle cedelleşmek ve insanların teveccühünü kazanmak için isterse, Allah onu ateşe sokar." Yine: " Kim Allah'ın rızası için talep edilen bir ilmi sadece, sadece dünyadan bir mal (menfaat) elde etmek için öğrenirse, kıyamet günü Cennetin kokusunu duymaz." "Kıyamet günü insanların en şiddetli azap görecek olanı ilminin kendisine hiçbir yarar sağlamadığı kişidir." Rivayetiyle kötü alimlerden uzak durulması istenmiştir. (Sh:93-112)
Dokuzuncu Bölümde: "Allah'ın ilimleri ile insanlara Hayır Sağladığı Alimlerin Vasıfları" üzerinde durularak güzel ahlâk sahibi alimler ile kötü ahlak sahibi alimler mukayese edilmiştir. Kötü alimlerin: "Boş lüzumsuz işlerle uğraşıp namazları vakitlerin çıkmasına yakın kılar. Namaz kılınca namazda olup olmadığını hiç umursamaz. Rabbini hakkıyla "ta'zim" etmez. İmamın namazı uzattığı zaman bıkar ve imamını kötüler eğer namazı çabuk ve hafif olarak kıldırsın bunu fırsat bilip ona teşekkür eder. Başına musibetler veya belalar gelinceye kadar çok az dua edeceği..." belirtilmiştir. (Sh:116)
"Muttaki alimler, peygamberlerin varisleridirler. Bu vasfa haiz olan alimler ölünce, insanlar ne yapacaklarını şaşırırlar. Müslümanlar için, bundan daha büyük bir musibet yoktur."
Zamanında namaz kılmayanlar hakkında böyle denilmektedir. Ya hiç namaz kılmadığı halde (veya toptan kılanların) kendini fildişi kulelerinde görenlere ne demelidir?
Dokuzuncu Bölüm şu Hadis-i Şerif ile sona ermektedir. Ebu Hureyre (ra) Allah'ın Rasûlü (sav)'nden şu Hadis-i Şerifi rivayet etmiştir: "Allah'ım dört şeyden sana sığınırım:
l- Yararı olmayan ilimden.
2- Korkmayan kalpten.
3- Doymayan Nefisten.
4- Duyulmayan (Kabul e-dilmeyen) duadan"
Sonuç olarak şunu diyebiliriz. Kitap küçük hacimli bir kitap olmasına rağmen muhteva olarak çok mükemmel hazırlanmıştır. Kitaptaki tüm bilgiler ihlaslı bir dilden dökülen cümleler olduğu apaşikârdır. Kitabın tüm alim olma heveslileri için mutlaka dikkatli bir şekilde altı çizilerek okunması kanaatindeyiz. Sadece okunmasının yeterli olamayacağının, asıl önemlisinin yazılanların yaşanması gerektiğinin altını da çizmek gerekir. Bununla beraber tüm kardeşlerimize de böyle bir eseri okumalarını hiç tereddüt etmeden tavsiye edebiliriz. Allah bu gibi alimlerin noksanlığını vermesin. Tağut'a şirin gözüken, onlardan makam-mevki peşinde koşan Bel'am kılıklı heriflerin şerlerinden de Allah (cc) tüm mü'minleri muhafaza buyursun. Amin.