
"ÜMMETİMİN İHTİLAFI RAHMETTİR" HADİSİ
"MÜSLÜMANLAR arasında fer'i meselelerdeki ihtilâf; genişliğe ve kolaylığa hizmet etmesi bakımından rahmettir. Fer'i meselelerdeki ihtilâf meşru görülmeseydi, İslâm ümmeti birçok meselede azabın ve vahşetin içerisinde kalırdı. Müslümanların fer'i meselelerdeki fikri ve fiili azab ve vahşetten kurtulmaları, ehli ilmin ilme dayanan rahmet adındaki ihtilâfı doğru anlayıp kavramalarına bağlıdır.
Şanlı önderimiz Hz. Muhammed (sav) bu konuda şöyle buyuruyor: "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir.'' (1) İslâm ümmeti için ihtilâfın rahmet olduğunu ortaya koyan bu hadisin sıhhat derecesi konusunda Allâme Menavi (rha) şunları naklediyor: "Subki, bu hadis için şöyle dedi: "Bu hadis, hadis alimleri nezdinde bilinmemektedir. Ben de bu hadis için, ne sahih, ne zayıf ve ne de uydurma hiçbir senede rastlamadım." Suyuti şu açıklamayı yapar: "Bu hadis, bize ulaşmayan bazı hadis kitaplarında mevcut olabilir." Beyhaki, "el-Medhal" adlı kitabında; Deylemi de, "Müsnedü'l Firdevs" adlı kitabında bu hadisin senedini zikrederler. Her iki alim de bu hadisi, İbn-i Abbas (ra)'den: "Ashabımın ihtilâfı rahmettir" ibaresiyle, merfu' olarak rivayet ederler. (2) İbn-i Abidin (rha) de şunu kaydediyor: "İbn-i Hacip bu hadisi Muhtasar'ın da şu sözlerle nakletmiştir: "Ümmetin ihtilâfı, insanlar için rahmettir." Bu hadisi; Huleymi, Kadı Hüseyin ve İmamu'l Harameyn gibi zevat rivayet etmişlerdir, ihtimal onu bizim muttali olamadığımız hafızların kitaplarında bulmak da mümkündür." (3)
İhtilâfın rahmet olduğunu beyan eden hadisi şerifi teyid eden bir başka hadisi şerif de şudur. Resulûllah (sav) buyuruyor: "Size Allah (cc)'ın kitabından bir delil bulunursa onunla amel etmek icab eder. Terki hakkında hiçbir kimsenin özrü olamaz. Şayet Allah (cc)'ın kitabında yoksa o zaman geçerli sünnete müracaat etmek gerekir. Bu babda benden bir sünnet de yoksa ashabımın söyledikleri ile amel edilir. Şüphesiz benim ashabım gökteki yıldızlar mesabesindedir. Hangisinin kavli ile amel etseniz hidayeti bulursunuz. Ashabımın ihtilâfı sizin için rahmettir.'' (4) Tabii ki, yukarıda da söylendiği gibi, Ashabının ihtilâfı, ümmetin ihtilâfı hükmündedir.
Mutlak müctehidlerden Ömer b. Abdülaziz (rha) şöyle diyor: "Eğer Hz. Peygamber (sav)'in ashabı ihtilâf etmemiş olsa idi üzülecektim, zira onlar ihtilâf etmeselerdi ruhsat olmazdı." (5) Dikkat edilirse Ömer b. Abdülaziz (rha), kendisine verilen ilim ve basiretle, sahabenin ihtilâfında rahmet ve genişlik olduğuna inanan biridir. Şunu unutmayalım ki; sahabeler, ihtilâflarıyla bize, sözleri ve içtihadları arasında seçim yapma fırsatı verdiler. Aynı şekilde onlar, bize içtihadi meselelerde ihtilâf ahlâkını öğreterek, bu ahlâk etrafında birbirini seven kardeşler olarak nasıl kaldıklarını gösterdiler." (6)
«el - Munavî» «el - Cami» in şerhinde «müçtehid olmayan bir kimseye belli bir mezhebi taklid etmek gerektir. «İHTÎLAF RAHMETTİR» hadîsinin muktezası; bir mezhebden diğer bir mezhebe intikalin caiz olmasıdır. Şafilerin katında doğrusu, bir mezhebten başka bir mezhebe intikalin caiz olmasıdır.» dedi.
Pederim «Dürer» şerhinin haşiyesinde şunları kaydetti:
«Beyhakî «el - Madhel» de İbnu - Abbas'dan (Radiyellahu anhuma) gelen senediyle şu gelecek hadîs-i şerifi rivayet etti: «Allah’ın kitabından size bir hüküm geldiğinde onunla amel etmek zorunludur. O hükmü terk etmekte hiç bir kimse mazur sayılamaz. Eğer Allah’ın kitabında yoksa, benden gelen ve geçerli bulunan bir SÜNNET ile amel ediniz. Eğer SÜNNET'im yoksa, bu takdirde ashabımın söylediğiyle amel ediniz. Zira ashabım gökteki yıldızlar mesabesindedirler. Onların hangisinin sözüne yapışırsanız, hidayet olunursunuz. Ashabımın ihtilafı sizin için rahmettir.»
Celâleddin es - Suyutî, CEZÎLEL - MEVAHÎBE'de «Bu hadisi şerif de birçok faideler vardır:
O faidelerden;
Birincisi; Allah’ın Resulünün (S.A.V.) kendisinden sonra fürûâtta mezheblerin ihtilâf edeceklerini haber vermesidir. Bu, Resûlüllahın mu'cizelerindendir. Gayıblardan haber vermelerindendir.
İkincisi, bu ihtilâfa razı olmasıdır.
Üçüncüsü, fürûâtta bulunan bu ihtilâfı onaylamasıdır.
Dördüncüsü, bu ihtilâfı rahmet olarak nitelendirerek övmesidir.
Beşincisi, mükellefi serbest bırakmasıdır. Ashabtan dilediğinin sözüne yapışabilirsin deyip belli birisinin peşinde gitmenin zarurî olduğunu tayin etmemesidir. Bu hadîsi şeriften alınan hükme göre, müçtehidlerin hepsi hidâyet üzerindedir, hepsinin mesleği haktır, hiç birisi içtihadından ötürü kınanmaz. Ve hiçbirisine yanlışlık atfedilemez. Zira Allah’ın Resulü (S.A.V.), «Hangisine yapışırsanız hidayet olunursunuz.» buyurmuştur.
Hatib el-Bağdadî, «Kitabür-Rüvvat» ta İsmail bin Ebül-Mehâmid yoliyle İmamı Mâlik'ten (Rh.A.) rivayet etti: «Harun-Reşit Enes oğlu Malike; Ey Aba-Abdullah Bu kitaplarını yaz. Biz buraları İslâm dünyasının her tarafına gönderelim.. Ta ki ümmeti, bunlarla amel etmeye itelim» dediğinde, İmam-ı Mâlik (Rh.A.) :
« Ey müminlerin emîri! Alimlerin ihtilâf etmeleri, bu ümmet için Allah’dan gelen bir rahmettir. Ümmetin her âlimi, katında sıhhatli olana tabi' olur. Hepsi de hidayet üzere bulunur. Hepsi de Allah’ın rızasını irade eder.»
Daha sonra Celâleddin «es-Suyûtî» şunları söyledi: «Mezheblerin ihtilâfı, bu (İslâm) milleti için büyük bir nimet ve büyük bir fazilettir.» Bu mezheblerin fürûattaki ihtilâfının ince bir sırrı vardır. Âlimler o sırrı idrak ettiler. Cahiller ise, o sırrı idrak etmekten aciz kaldılar. Hatta bazı cahîllerden dinledim: « Resulullah (sav) bir tek şeriat getirdi. Acaba bu dört mezheb nereden çîktı? (!)» (…..)
Bu ümmetin en hayırlısı olan ashab-ı güzinin arasında da teferruatta ihtilâf vaki' olmuştur. Buna rağmen hiç kimse kimse ile hasmane mücadele etmemiş, hiç kimse öbürüne karşı düşmanlık gütmemiştir. Hiç biri arkadaşına yanlıştır dememiştir, ona kusurluluk atfetmemiştir. İşaret ettiğim SIRRI «Muhakkak ki, bu ümmetin ihtilâfı, bu ümmet için rahmettir. Geçmiş ümmetlerin ihtilâfi ise, azab ve helâkdır.» hadîs-i şerifinden aldım.” (sh:32-38)
«Ümmetimin ihtilâfı rahmettir» hadis-i şerifiyle ilgili olarak muhakkik ulemadan İbn-i Abidin (Rh.a) şöyle diyor: "İhtilâftan murad; müçtehidler arasında fer'i meselelerde cereyan eden ihtilâftır. Yoksa mutlak ihtilâf değildir. Evet mezhep imamlarının ihtilâfı ümmet için bir genişlik ve kolaylıktır. Nitekim «Tatarhâniyye» nâm kitabın baş taraflarında izah edilmiştir. Bu söz halkın dillerinde dolaşan meşhur bir hadis-i şerife işaret etmektedir. Hadîs şudur : «Ümmetimin ihtilâfı rahmettir». «el-Makasıdü'1-Hasene» adlı kitapda bu hadisi Beyhakî'nin münkatı' bir senedle İbn-i Abbas (r.a.) dan şu sözle rivayet ettiği bildiriliyor :
"Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: «Size Allah'ın kitabından bir delil bulunursa onunla amel etmek icap eder. Terki hakkında hiçbir kimsenin özrü olamaz. Şayet Allah'ın kitabında yoksa o zaman geçerli sünnete müracaat etmek gerekir. Bu bâbda benden bir sünnet de yoksa, ashabımın söyledikleri ile amel edilir. Şübhesiz benim ashabım gökteki yıldızlar mesabesindedir. Hangisinin kavli ile amel etseniz hidayeti bulursunuz. Ashabımın ifhtilâfı sizin için rahmettir». İbn-i Hâcip bu hadisi Muhtasar'ında şu sözlerle nakletmiştir: «Ümmetimin ihtilâfı insanlar için rahmettir».
Molla Aliyyü'l-Kârî der ki: Suyutî bu hadisi Nasr-ı Makdisî'nin «el-Huccet» nâm eserinde, Beyhakî'nin de «er-Risaletü'l-Eş'ariyye» de senedsiz olarak rivayet ettiklerini söylemiştir. Aynı hadisi Huleymî, Kadı Hüseyin ve İmamü'l-Harameyn gibi zevat rivayet etmişlerdir. İhtimal onu bizim muttali' olamadığımız hafızların kitaplarında bulmak da mümkündür. Suyutî, Ömer İbn-i Abdülaziz'in şu sözünü nakleder: «Eğer Muhammed (s.a.v.) in ashabı ihtilâf etmemiş olsalardı sevinmezdim. Çünkü onlar ihtilâf etmeseler ruhsat meydana gelmezdi». Hatîb Bağdadî'nin beyanına göre Harune'r-Reşîd, İmam Malik b. Enes'e «Yâ Ebâ Abdillah! Şu kitapları, yani senin kitaplarını yazalım da İslâm âfakına dağıtalım. Ve ümmeti bunlarla amele sevkedelim» demiş. İmam Malik'in cevabı şu olmuş: «Yâ emire'l -Mü'minin! Ulemanın ihtilâfı Allahü Teâlâ'nın bu ümmete bir rahmetidir. Herkes kendince sahih olana tâbi olsun. Ulemanın hepsi hidayet üzeredir. Hepsi Allahü Teâlâ'nın rızasını talep etmektedir». Bahsin tamamı «Keşfü'l- Hafâ ve Müzîlü'l-İlbâs» adlı eserdedir." (7)
Aynı mahiyeti muhtevi olarak Yusuf Kerimoğlu hoca efendi ise aynen şöyle diyor: “İctihad'a konu olan fer'i meselelerde ihtilâfın caiz olduğu "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir" Hadis-i Şerifi ile sabittir.” (8)
İlmine hürmet ettiğimiz bazı alimler de aynı görüştedirler. Mesela Bediüzzaman Said-i Nursi (Rh.a) (Uhuvvet Risalesi, BEŞİNCİ VECİH Cevşen) de şöyle diyor: " Hayat-ı içtimaiyece, inat ve tarafgirlik gayet muzır olduğunu beyan eder. Eğer denilse: "Hadiste, "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir." (…..)” (9)
Bu hadisin Sahih olup olmadığı hala tartışıla gelmektedir. Mesela ne hikmetse nereden aklına gelmişse Atom kurumundan emekli Prof. A.Yüksel Özemre bey dahi şu sözleriyle bu tartışmaya katılmışlardır: "Bu kapsamda belirli kesimde sahih hadis diye pek revaç bulmuş olan "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" sözü de asla Hz. Peygamber'e izafe edilemez. Bu uydurma bir rivayettir…” Abdullah Feyzi Kocaer hoca efendi Prof. A.Yüksel Özemre beye “Reddiye” niteliğinde yazdığı bir makalesinde aynen şöyle diyor: “Yazarımız (A.Yüksel Özemre) bu hadisin kaynağını zikretmemiştir. Zaten, Hadis ilmi konusunda yüzeysel bilgisi olduğundan dolayı zikredebileceğini de zannetmiyoruz. Çünkü sözünü ettiği rivayet, belli başlı temel hadis kitapları içerisinde geçmemektedir. İkinci derece, derleme kitapları ve şerh kitaplarında şerh arasında bulabildiğimiz bu rivayeti Suyûtî, halk arasında meşhur olmakla birlikte zayıf hadislerin örneği içerisinde getirmektedir. Aclûnî, Beyhakî'nin el-Medhal ve Risâletü'l-Eşariyye isimli kaynağını zikrederek rivayetin değişik biçimlerini getirmekte ancak bunların tümü munkatı, senedi promlemli zayıf rivayetler olduğunu belirtmektedir. İbn Hacer'den nakilde bulunarak bu rivayet hakkında şöyle dediğini bildirir: "Halk arasında meşhur bir hadistir. Pek çok imam bu hadisin aslının olmadığını söylemiştir. Hattâbî, Garîbü'l-Hadis isimli kitabında başka bir konuyu anlatırken söz arasında zikretmiş hadisin anlamı hakkında bilgi vermiş ama kaynağı konusunda bilgi getirmemiştir." Hattâbî'nin Garîbü'l-Hadis isimli eserinde bu rivayete değindiğini ve manası üzerinde açıklamalar getirdiğini bildiren Nevevî'nin verdiği bilgiye göre Hattâbî, ihtilafın değişik anlamlarına ve çeşitlerine dikkat çekmektedir. Buna göre hadisteki, ihtilaf çeşitlilik, renklilik anlamına gelmektedir.” (10)
Hadis konusunda ilmine itibar ettiğimiz Ebubekir Sifil hoca efendi ise bu hadis-i şerif ile ilgili aynen şöyle diyor: “ "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" hadisinin elimizdeki kaynaklarda merfu/sahih bir senedi yoktur. el-Beyhakî, İmam el-Eş'arî'yi müdafaa maksadıyla kaleme aldığı er-Risâletu'l-Eş'ariyye'sinde (11) bu hadisi senetsiz olarak nakletmiştir.(12) Bu hadisi bu lafızla zikreden kaynakların hiç birisinde sened zikredilmemiştir. Hatta es-Sübkî, "Muhaddisler tarafından bilinmemektedir. Bu rivayetin ne sahih, ne hasen, ne de mevzu bir senedine rastlamadım" demiştir. (13) Yaygın olarak zikredilmesi dolayısıyla es-Süyûtî, "Belki önceki Hadis alimlerinin eserlerinde senedli olarak zikredilmiştir de, onların eserleri bizlere ulaşmamıştır" demiştir. (14)
Bu rivayeti senetsiz olarak veren kaynaklar es-Sehâvî, el-Aclûnî ve daha birçok alim tarafından zikredilmiştir. Oralara da bakılabilir. (15)
Bu rivayeti anlam olarak destekleyen ve İbn Asâkir, ed-Deylemî, el-Beyhakî ve el-Hatîbu'l-Bağdâdî (16) tarafından nakledilen "Ashabımın ihtilafı sizin için rahmettir" şeklindeki varyantın senedinde ise inkıta ve zayıflık vardır. Zira bu hadisin senedindeki Cüveybir b. Sa'îd zayıf bir ravidir. Hadisi İbn Abbâs (r.a)'tan nakleden ed-Dahhâk da İbn Abbâs (r.a) ile görüşmemiştir.
Hasılı "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" hadisinin aslı (senedi) bulunamamıştır. Bu sebeple onu Efendimiz (s.a.v)'e izafe ederek nakletmek doğru değildir. Ancak onu anlam olarak destekleyen zayıf rivayetlerin ve Tabiun akvali ile daha sonraki kuşaklardan ulemaya ait beyanların mevcudiyeti sebebiyle, bir aslı olabileceğini söylemek yanlış olmaz.” (17)
KAYNAKLAR
(1) El-Cami-us Sağir (imam Suyuti) C: l, Sh:13, Beyrut:ty.
(2) Feyzu'l Kadir Şerhu Cami-Us Sağir (AUame Menavi) C: l, Sh:209, Beyrut:ty.
(3) Reddü'l Muhtar Aled Dürri'l Muhtar (ibn-i Abidin) C: l, Sh:68, Ist:1984.
(4) Keşfu'l Hara (Acluni) C:l, Sh:64, Beyrut:1351.
(5) Reddü'l Muhtar Ale'd dürri'l Muhtar (îbn-i Abidin) G:l, Sh:68, Ist:1984.
(6) Musatafa Çelik, İhtilaf Ahlakı, sh:40-41. Misak Yay. .Ankara.
(7) İbn-i Abidin, c/1, sh:84, Şamil Yay. İst.)
(8) El Aclûni-Keşfû'l Hefa-Beyrut: 1351, C: 1, Sh: 64 vd. Hadis No: 153. Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, C/1, sh:52. Başka hoca efendiler de aynı görüştedirler; mesela Said-i Nursi- M. Emin Er -Esad Coşan hoca vb.
(9) (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:210-212.)
(10) A. Feyzi Kocaer, Konya'da yayınlanan ‘marife’ isimli İlahiyat Akademisyenlerine yönelik dergi (Marife, yıl:4 sayı:1 bahar 2004)
(11) Bu risale için bkz. İbn Asâkir, Tebyînu Kezibi'l-Müfterî, 100 vd.
(12) A.,g.e., 106.
(13) el-Münâvî, Feydu'l-Kadîr, I, 212.
(14) el-Câmi'u's-Sağîr, I, 210.
(15) el-Makâsıdu'l-Hasene, 26-7; Keşfu'l-Hafâ, I, 66-7.
(16) Târîhu Dimaşk, XXII, 359; Müsnedu'l-Firdevs, IV, 160; el-Medhal, 162; el-Kifâye, 65-6.
(17) Ebubekir Sifil, bir soruya cevap…
![]()