Sayfa 4

10. Metruk Hadis
Hadiste yalan söylemekle itham edilen yahut fiili veya kavli bakımdan fıskı
zahir (açık) olan veyahut çok gafil veya çok vehimli olan bir ravinin rivayet
ettiği hadistir.
(Fısk: Ravinin fiil ve sözlerinde küfür derecesinde olmamak şartıyla İslam'a
aykırı itikat taşıdığının görülmesidir. Ravilerin tenkidinde (eleştirisinde) göz
önünde bulundurulan on tenkit esasından (metain-i aşere) biridir ve ravinin
doğrudan doğruya adaletiyle ilgilidir).
Bazı muhaddisler metruk yerine matruh terimini kullanmışlardır.
B- MEVKUF ve MAKTU'
HADİSLER ZAYIF HADİSLERDEN MİDİR ?
Mevkuf sözüyle, sahabeden rivayet edilen söz, fiil ve takrirler
kastedilmektedir.
Mevkuf hadislerin içinde de zayıf olanları vardır. Fakat bu zayıflık hadisin
mevkuf oluşundan gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle mevkuf olduğu için zayıf
değildir; bilakis bu zayıflık hadisteki şaz, illet, ıztırab gibi durumlardan
meydana gelmektedir. Yoksa mevkuf hadise de, isnad ve metinlerine bakarak,
Rasulüllah (as)'a ref ' edilen hadisler gibi sahih, hasen, zayıf demek
mümkündür.
(Ref': Hadisi, isnadını Hz.Peygamber (as)'e kadar ulaştırıp merfu' olarak
rivayet etmeye denir).
Maktu' hadis ise, tabiinden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Maktu'
-isnadının ve metninin durumuna göre- sahih, hasen, zayıf sıfatlarından birini
alabilir, Maktu'un sahih ve hasen oluşu, değil Rasulü Ekrem (as)'den, sahabeden
alındığı manasına dahi gelmez; aksine bizzat tabiinden rivayet edildiği
anlaşılır. Bunlardan sadece büyük sahabilerle aynı çağda yaşamak bahtiyarlığına
eren Said b. el-Müseyyeb , eş-Şa'bi , en-Nehai ve Mesruk gibi büyük tabiilerin
maktu'larıyla ihticac etmemiz caiz olur.
C- ZAYIF HADİSLERİN
RİVAYETİ ve ONLARLA AMEL ETME MESELESİ
Şu noktada hiç şüphe yoktur ki, -din nazarında- zayıf rivayetler ne şer'i (şeriatle
ilgili) bir hüküm, ne de ahlaki bir fazilet için kaynak olur; zira zan,
gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Fezail (faziletler) de ahkam (hükümler) gibi
dinin esas prensiplerindendir. Binaenaleyh bu prensipleri çürük bir temel
üzerine, paramparça olacağı bir uçurum kenarına bina etmek doğru olamaz.
Zaten gerek şer'i ahkam ve gerekse fezail babında (bahsinde) elimizde, başkasına
lüzum bırakmayacak kadar çok sahih ve hasen hadis vardır.
BEŞİNCİ FASIL SAHİH-HASEN-ZAYIF
HADİSLER ARASINDA MÜŞTEREK OLAN ISTILAHLAR
Bu ıstılahlar yirmi tanedir. Bunlardan asıl üzerinde durulması gerekenler mevkuf
ve maktu' hadislerdir. Geri kalan on sekiz ıstılah da şunlardır: Merfu', Müsned,
Muttasıl; Mü'ennen, Mu'an'an, Muallak; Ferd, Garib; Aziz, Meşhur, Müstefiz; Ali,
Nazil; Tabi', Şahid; Müdrec; Müselsel; Musahhaf.
A. 1-2-3) Merfu', Müsned ve
Muttasıl
1. Merfu': Özellikle Hz.Peygamber (as)'e izafe edilen söz, fiil veya takrire
merfu' denir. Onun Hz.Peygamber (as)'e izafe edenin bir sahabi, bir tabii veya
onlardan sonra gelen biri olması arasında bir fark bulunmadığı gibi, senedinin
muttasıl olup olmaması arasında da bir fark yoktur.
Hadisin sırf merfu' olması, mutlaka sahih denmesi için yeterli bir sebeb
değildir.
Merfu'da isnad bir tarafa bırakılarak sadece metnin durumuna bakılır: Bu hale
göre Hz.Peygamber (as)'e izafe edilen herşey merfu'dur.
2. Müsned: İlk raviden sonuncu raviye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah
(as)'a ref ' edilen hadistir.
Müsned, ittisal ve ref ' şartlarını cem' etmekle (toplamakla) beraber, her merfu'
müsned değildir; çünkü müsnedde isnada ve metne bakılır. Senedinde sonuna kadar
ittisal bulunduğundan, her müsned muttasıl, metni Rasulüllah (as)'a ulaştığı
için de her müsned merfu'dur.
(İttisal: Raviler arasında ınkıta' denilen kesiklik halinin bulunmayışı haline
denir).
3. Muttasıl veya Mevsul: İster Rasulüllah (as)'a ref ' edilmiş olsun, ister
sahabi veya daha berideki bir şahısta kalsın, senedinde kesiklik olmayan hadise
bu ad verilir.
Merfu' bazen muttasıl olduğu gibi, olmayabilir de; nitekim muttasıl da bazen
merfu' olur; bazen olmaz. Müsned ise bu iki tabirden daha umumi (genel) olup
aynı zamanda muttasıl ve merfu'dur . Bütün bu ıstılahlar, ravilerinin
durumlarına göre sahih, hasen veya zayıf olmaya müsaittir.
B. 4-5-6) Mu'an'an,
Mü'ennen ve Muallak
4. Mu'an'an Hadis: -Lafzından da anlaşılacağı üzere- tahdis ve sema' sözleri
açıkça belirtilmeden senedinde "fulanun ve fulanun" denen hadistir.
(Tahdis: Hadis rivayetine denir).
(Sema': Hadis rivayet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadisi,
bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle
gerçekleşir).
5. Mü'ennen Hadis: Senedinde "(haddesena fulanun enne fulanen" ibaresi
kullanılan hadistir.
6. Muallak Hadis: İsnadın baş tarafından bir veya birbiri peşine daha fazla
ravinin ismi hazfedilerek (yok edilerek), mahfuzun (yok edilenin) üst
tarafındaki raviye isnad edilen hadistir.
C. 7-8) Ferd ve Garib
Ferd Hadis: Tarikleri çok olsa bile tek ravinin infirad ettiği hadistir .
(Tarik: Bir hadisin senedine verilen bir diğer isimdir).
(İnfirad ve Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasına, bir başka
deyişle, hadisi herhangi bir şeyhten ondan başka rivayet eden olmamasına denir).
Garib Hadis: Senedin herhangi bir yerinde, bir şahsın rivayetinde teferrüd
ettiği hadistir. Ferd ile Garib hadisler arasında müşterek bir rabıta (bağ)
vardır ki, o da teferrüd mefhumudur (kavramıdır).
Muhaddisler ferd tabirini çoğu zaman, herhangi bir şekilde takyid edilmeyen
(sınırlandırılamayan) mutlak ferd hakkında; garib tabirini ise, çoğunlukla
muayyen (belli) bir şeyle kayıtlanan (sınırlandırılan) nisbi ferd hakkında
kullanmaktadırlar.
(Mutlak Ferd: Senedin baş tarafındaki sahabi veya tabiinin tek başına rivayette
bulunduğu hadistir).
(Nisbi Ferd: Genel olarak hususi bir cihete (yöne) nisbetle ferd olan hadistir).
Mutlak Ferd ile Nisbi Ferdin şaz ile karıştırılması doğru değildir. Daha önce de
gördüğümüz üzere, şazda, teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması gereklidir.
D. 9-10-11) Aziz, Meşhur ve
Müstefiz
Bu üç ıstılahın müşterek noktaları, nisbi ferd ile manevi mütevatir arasında yer
almış olmalarıdır. Bunlarda -nisbi ferd olduğunu gördüğümüz- bir nevi gariblikte
vardır; zira "bir şeyhten iki veya üç kişinin müştereken rivayet ettikleri garib
hadise aziz denmektedir. Şayet hadisi rivayet edenler bir cemaat olursa, hadis
meşhur adını alır. Şeyhten rivayet eden bu cemaatın sayısı, baş tarafta da son
tarafta da aynı olursa, hadise müstefiz denir.
Hadis, müteaddit rivayetlerinin bulunduğu anlaşıldıktan sonra halk arasında
yayıldığı için, onda bir nevi manevi tevatür de bulunmaktadır. Şu da var ki, bu
üç nevi, mütevatirden çok, garib ile ilgilidir; zira bahisleri isnadla
alakalıdır. Mütevatirin ise isnadla bir ilgisi yoktur.
Batıl (asılsız) olan meşhurun misali (örneği) hadsiz hesapsızdır. Çoğu da avam
arasında pek yaygındır. Mesela: "Kendini bilen kimse, Rabb'ini de bilir" ile
"Patlıcan her derde devadır" hadisi bunlardandır.
E. 12-13) Ali ve Nazil
Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o
hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az
sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin
musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır.
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına
denir).

