MÜTEVATİR SÜNNETİ İNKAR ETMENİN HÜKMÜ VE NETİCELERİ
![]()
Allahü Teala (c.c.)'ya hamd-ü sena, Alemlere rahmet olarak gönderilen
efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)'e, Ehl-i Beyti'ne, Ashab-ı Kiram'ına salat-ü
selam ve tüm mü'min kardeşlerime hayır ve dualar ederim. ALLAHÜ TEALA
(CC)'YA imanın sahih olabilmesi için; Peygamberimiz efendimizin (sav) tebliğ
ettiği hakikatlerin tasdik edilmesi ve din hususundaki emirlerine uyulması
zaruridir. Mütevatir sünnetle sabit olan hakikatler, muhkem nass
hükmündedir. Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur. Peygamberimize
(Sallellahu aleyhi ve Sellem)'e itaatin farz olduğunu bildiren bazı ayet-i kerimeler mealen şöyledir.
1-"Kendilerini iyilikle emir ve münkerden nehy eyler, iyi şeyleri onlara helal, fena şeyleri haram kılar." (El- A' raf Suresi:156)
2- "Peygamber'in size verdiğini alın, sizi kendisinden nehy ettiği şeyden de
sakının." (Haşr Suresi:7)
3- "Allah'a ve Peygambere itaat edin ki,size merhamet edilsin." (Al-i İmran
Suresi:132)
4- "Kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah'a itaat etmiştir." (Nisa
Suresi:80)
5- "Ey iman edenler, size hayat verecek şeye sizi davet ettiklerinde, Allah
ve Resulü'ne icabet edin." (El-Enfal Suresi:24)
6- "De ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin."
(Al-i İmran Suresi:31)
7- "Peygamberin emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne veyahut
elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar." (Nur Suresi:64)
8- " De ki, Allah'a ve Resulü'ne itaat ediniz. Eğer yüz çevirirseniz kafir
olursunuz." (Al-i İmran Suresi:32)
9- "Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman,mü'min bir erkekle, mü'min
bir kadın için, kendi işlerinde muhayyerlik hakları yoktur. (Ahzap
Suresi:36)
10- "Sizin için Allah Resulü en güzel örnektir." (Ahzap Suresi:21)
11-" Hayır; Rabb'ine hamd olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni
hakem tayin edip sonra senin verdiğin hükmü içlerinde hiçbir sıkıntı
duymadan tamamen kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi:65 )
12- "Allah sana Kitab'ı ve Hikmet'i indirdi. Bilmediğini öğretti." (Nisa
Suresi, Ayet:113)
13- "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir
sahiplerine de itaat edin." (Nisa Suresi: 59)
Resül- Ekrem (s.a.v.) 'e itaatin farz olduğunu bildiren daha birçok ayet-i kerime vardır Herhalde münkirlere bu kadarı kafidir.
Gelelim konu ile ilgili hadis-i şeriflere:
1- "Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah'a itaat etmiştir. Kimde bana
isyan ederse muhakkak ki Allah'a isyan etmiştir." ( Kütüb-i Sitte, c/16,
sh:482 )
2- "Sizden birinin, benden rivayet edilen hadisleri, rahat koltuğuna
kurulmuş vaziyette dinleyip: "(Rivayeti bırak! Bana) Kur'an oku!" dediğini
sakın duymayayım!" (Kütüb-i Sitte, c/16, sh:484 ) r3- "Haberiniz olsun "
bana Kitap (Kur'an) ve onun kadar başkası (Sünnet) verilmiştir. Haberiniz
olsun, koltuğuna kurulmuş karnı tok birilerinin şöyle diyeceği gün yakındır
: Size Kur'an yeter, helal nevinden onda ne varsa onları helal bilin, haram
nevinden onda ne varsa onları da haram kabul edin." Böyle diyenden sakının.
Ehl-i Eşek eti size helal değildir, vahşi hayvanlardan da parçalayıcı
dişleri olanların eti haramdır." ( Kütüb-i Sitte, c/16, sh:359)
4- "Ahir zamanda öyle bir zümre zuhur edecek ki, bunlar yaşça genç, akılca
kıttırlar. Konuştukları zaman en hayırlı sözden (Kur'an-ı Kerim'den)
bahsederler. Kur'an-ı Kerim'in kendilerine has olduğunu ve kendilerinin de
Kur'an üzere olduklarını zannederler." ( Kütüb-i Sitte, c/16, sh:363)
5- "Dikkat edin bir adama benden bir hadis ulaşır, o da koltuğuna dayanmış
şekilde : "Sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır. Onda neyi helal
kıldığını görürsek, onu helal sayarız." diye söyler mi? Şunu bilin ki, Allah
Resulü'nün haram kıldığı da, Allah'ın haram kıldığıdır." ( Kütüb-i Sitte,
c/16, sh:393. Ebu Davud,4/200.Tirmizi. İbn-i Mace, 1/6)
6- "Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı tutundukça asla yolunuzu
şaşırmazsınız : 1-Allah'ın Kitabı (Kur'an), 2-Peygamber'in Sünneti." ( Said
HAVVA, El-Esas Fi's Sünne, C/7, sh:460.)
7- "Gözünüzü açın! Kendisine benden bir hadis ulaşacak ve o, süslü koltuğu
üzerinde yaslanarak oturmuş halde : "Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitab'ı
vardır. İşte, bunda neyi helal bulursak onu helal sayarız, bunda neyi de
haram bulursak onu haram sayarız" diyecek bir adam umulur mu? Halbuki şüphe
yok Allah Resulü'nün haram kıldığı şey, Allah'ın haram kıldığı şey gibidir."
( İbn-i Mace-Ebu Davut, C/1, sh:6. Delailün Nübüvve, c/1, sh:24)
8- "İmam Beyhaki (Rh.a.) Eyyup Es Sehtiyani'nin senediyle şöyle nakil ediyor
: Adam sana Sünnet ile yani Sünneti delil olarak konuştuğu zaman,
dediği
zaman, onun sapık olduğunu bil." İmam Evzai (Rh.a.) diyor ki : 'Sünnet,
Kur'an'ın açıklaması olarak gelmiştir." (Mehmet ÇAĞLAYAN, İslam Hukukunda
Sünnetin Yeri, sh:204)
9- "Haberiniz olsun ! Şüphesiz ki bana Kitap ve onunla birlikte misli
verildi. Haberiniz olsun! Şüphe yok ki bana Kur'an ve onun misli verildi.
Yakındır, süslü koltuğu üzerinde yaslanıp oturmuş karnı tok olan bir adam
(çıkıp) kendisine emrimden bir emir gelecek de (o) :"Siz Allah'ın kitabına
bakın! Onda helalden ne bulursanız onu helal kılın (helal sayın) , onda
haramdan ne bulursanız onu haram kılın (haram kabul edin)" diyecek! Halbuki
şüphe yok ki Allah Resulünün haram kıldığı şeyler, Allah'ın haram kıldığı
şeylerin mislidir." ( Ebu Davud, İbn-i Mace, Tirmizi, Beyhaki. Enver BAYTAN,
Maskaralıklar, sh:93.Mevsim Yay.1997,İst.)
Yukarıda verdiğimiz gerek ayet-i kerimelerin, gerekse hadis-i şeriflerin tefsir ve açıklamalarında Müfessirin, Muhaddisin, Muhakkikin ulemanın Cumhurunun ittifak ve icma'ı şudur ki; Allah (cc)'a itaat nasıl farz ise Resül-i Ekrem (sav)'e itaat ta aynen öyle farzdır. Yine, "Müçtehid ve mukallid tüm alimler (Rh.A.) Resulullah (s.a.v.) efendimizin mübarek sünnetini İslam Hukukunda ikinci kaynak olarak kabul etmiş, bunun üzerinde ittifak etmişler ve aksini iddia edenlere de kafirdir demişlerdir." (Mehmet ÇAĞLAYAN, İslam Hukukunda Sünnetin Yeri, sh:181. İhtar Yay. İst. 1999)
İmam Celaleddin es-SUYUTİ şöyle buyurmuştur : "Allah (c.c.) size merhamet etsin. Şunu bilesiniz ki; usul ilminde maruf olan şartları taşıyan kavli olsun, fiili olsun hadisler hüccettir.Resulullah (sav.)'ın bu hadislerini inkar eden kimse küfre girer ve İslam dairesinden çıkar." ( İmam Suyuti, Sünnetin İslam'daki Yeri, sh:50. Umran Yay.İst.)
İslam inanç sisteminin temeline dinamit koymaya çalışan Eski hadis düşmanları Resül-i Ekrem (aleyhisselatü vesselam)'in mübarek hadislerinin tamamına düşmanlık etmezlerdi. Onlar mevcut hadislerin bir kısmını sahih bir kısmını uydurma kabul ederlerdi. Mesela mütevatir hadisleri sahih kabul ederlerdi, diğerlerini ise reddederlerdi. Hadislere düşmanlık sancağını ilk açan Mu'tezile akaidine sahip en-NAZZAM adında bir ahmak olmuştur. İşin garip tarafı Müslümanlar arasında başlayan bu tartışmaya daha sonraları ne hikmetse (!) müsteşriklerde katılmışlardır.
Hariciler, Şia, ve Mu'tezile mezhepleri arasında süren hadis kavgaları, 1800 yıllarından sonra Müsteşriklerin katılmasıyla çok daha tehlikeli ve çok daha korkunç bir boyut kazandı. Gayr-i müslim müsteşriklerden bu savaşa ilk katılan A.Sprenger idi. Daha sonra G.Weil, W.Muvir ve R.P.A. Dozy, Goldzier, İ.Schacht olmuştur. Elin gavur müsteşrikleri en azından Buhari'de ki hadislerin yarısının sahih olduğu kanaatine (!) varmışlardı. Zira o döneme kadar hiçbir Allah'ın kulu kalkıp ta "KUR'AN BİZE YETER" diyerek Hadislerin hepsini kökten reddetme cesaretini gösterememişti! İşte bu tarihten sonra "Nefsini ilahlaştıran" (Furkan:43) bazı aydınlarca sürdürülen hadislere hücum savaşı; hadislerin tümünü inkarla neticelenmiş oldu.
Müsteşrikler arasındaki bu tartışma ve hücumlar, Müslüman iken Hıristiyan olan ve tekrar Müslüman olan Mirza Bakır'ın bu düşünceleri İslam alemine yaymasına ve Dr. Tevfik Sıdki'nin Mason Reşit Rıza'nın çıkardığı "el-Menar" dergisinde "İslam Kur'an'dan İbarettir" başlığını taşıyan makalesini yazıp "SÜNNET'i" külliyen reddetmesine kadar sürdü. Dikkati haiz bir olay ise; Sünnetin külliyen reddi çalkantılarının ayyuka çıktığı tam bu sıralarda Mirza Bakır'ın Mısır'ı terk ederek İngiltere'ye yerleşmesi ve aynı zamanda Mısır'ın İngilizler tarafından işgal altına alınması hep aynı zamana denk (!) gelmişti.
Müsteşriklerin kaleme aldıkları, "İslam Ansiklopedisi' nde" hadis maddesini yazan Zuynbol'un ifadesine göre doğu ile batı arasında hadislere hücum noktasında köprü vazifesi gören oryantalistler ise Pakistanlı demokrat kafalı Fazlur'rahman ile Mısırlı Ahmet Emin ve benzerleri idi. Tüm bu oryantalist ve mezbelelik düşünceleri bir kitapta derleyip toparlayarak son noktayı koyan ise en azılıları sayılan Mahmut Ebu Reyye idi. Hadis düşmanı Ebu REYYE' NİN bir eserini türkçeye terceme ederek Oryantalist zihniyetin ve hadis düşmanlığının Türkiye'ye yayılmasına sebep olan zat ise M. TAN' dır.
Şer'i delillerden başta Kur'an olmak üzere, Sünnet'i, İcma'ı, Kıyas'ı inkar ederek (Çünkü Tevbe suresinin son iki ayetini inkar etmektedir.) yalnız kendi Kur'an'ına (!) iman eden Edip YÜKSEL'in kaynak olarak sarıldığı aydın işte bu Ebu REYYE'dir. Kılavuzu karga olanın burnu b..... kurtulmazmış. Gördüğümüz kadarıyla zaten kurtulmuyor ve kurtulacağa da benzemiyor! Bu Ebu REYYE, hadislerin peygamber döneminde yazılmadığını iddia edermişşş!!! Oysa, hayatını sünnet ve hadis araştırmaları üzerine geçirmiş, değil Türkiyede, dünyada dahi bir elin parmakları kadar az olan "Hadis İsnad İcazeti" ne sahip Prof. Dr. Muhammed Ebu Şehbe (Öldü ise Allah (cc) gani gani rahmet eylesin) "Sünnet Müdafaası" adlı eserinde konu ile ilgili tüm rivayetleri alıp inceledikten sonra Ebu REYYE' NİN görüşlerinin gerçeklere tamamen zıt ve iftira niteliğinde olduğunu ispat etmiş, gözler önüne sermiştir! Böylece İslam'ı uydurma hadislerden temizleme adına ortaya çıkan Ehl-İ Bid'a tebliğcilere, Müsteşriklerin de katılmasıyla başlayan hadis düşmanlığı; Hadislerin tamamının inkar edilmesine, "KUR'AN BİZE YETER" sloganının doğmasına yol açmıştır.
1900 yüzlü yılların başlarında sahte peygamber Mirza Gulam Ahmed Kadıyani'nin "Kadıyanilik" hareketinden sonra Abdullah ÇAKRALVİ'NİN gayretleriyle "EHL-İ KUR'AN EKOLÜ" (Yani mealciler ideolojisi) hortlatılmış oldu! Temelleri Irak'ta atılan bu felsefe Hind'de gelişerek tüm İslam alemine yayılmış oldu. Dikkate değer bir konu ise şudur. Oryantalistlerin bir bütün olarak hepsi ya Rahip ya sömürgeci ya da Yahudi olmasıdır. Genel yapı olarak kilise kaynaklıdır. Günümüzdeki Vatikan'ın üstlenmiş olduğu rolü inkar etmek mümkün müdür? İslam binasının temeline dinamit koyan bu fikirlerin kimlere ait olduğunu, fikir babalarının kimler olduğunu gördünüz değil mi? Üç-beş tane Türkçe cep kitabı okuyarak kendilerini dev aynalarında gören kadın ve erkek aydınların kalkıp ta Buhari ve Müslim'e izafeten; "uydurma hadisler vardır." diyerek havlamalarına sakın aldırmayın.
Allahü Teala (cc) bunların şerrinden cümle mü'minleri emin eyleye, kendilerine de hidayet nasip eyleye. AMİN.
İslam alimlerinin hadisleri inkar edenlerle ilgili bazı görüşlerini de aktaralım.
1- İbn HAZM
(Rh.a.) şöyle der: " Eğer bir kişi kalkıp da;
2- "Sünnete toz kondurmak isteyen kişiler iki kısımdır; biri, ok'un yaydan çıkışı gibi dinden çıkmıştır... Bunlar yalnızca sünnetin hüccet oluşunu inkar etmekle yetinmiyorlar. Kur'an'ı arzularına göre tefsir ediyorlar. Arapça'dan anlamazlar. Kitabın bir kısmını bir kısmına karıştırırlar. Miras ve Sadaka, Zekat ayetlerinin hükümlerini inkar ederler. Bununla da kalmayıp namazın bir kısmını da inkar ederler." (M.Ebu ZEHRA, "Hadaret ül-İslam" dergisi, sayı:5, "Sünnet" isimli makale, sh:8-25)
3- "...Mütevatir hadisler, Resül-i Ekrem (s.a.v.)'den işitilmiş haber hükmündedir. Mütevatir Sünnet'i inkar, küfürdür. (İmam Abdülaziz El- Buhari-Keşfu'l Esrar- İst. 1307. C/3, sh:688. Yusuf KERİMOĞLU, Akit Gazetesi Fıkıh Köşesi, 29 Aralık 2000)
4- "Mütevatir olan hadisleri inkar eden kimse; kafir olur." (Fetevayi Hindiyye, c/4, sh:323,Akçağ-Ankara)
5- "Müçtehid (Mezhep imamları) ve mukallid bütün alimler (Rh.a.) , Resulullah (s.a.v.) efendimizin mübarek sünnetini İslam Hukukunda ikinci kaynak olarak kabul etmiş, bunun üzerine ittifak etmişler ve aksini iddia edenlere de kafir demişlerdir." (Mehmet ÇAĞLAYAN, İslam Hukukunda Sünnetin Yeri, 24, 75, 82, 90, 151, 181, 183, 184, 210, 215 )
6- Hadis imamı es-Suyuti şöyle demiştir : "Şunu bilesiniz ki, usul ilminde bilinmiş olan şartları taşıyan kavli olsun, fi'li olsun hadisler hüccettir. Resulullah'ın bu hadislerini inkar eden kimse küfre girer ve İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hıristiyanlarla veya Allah'ın dilediği diğer kafir fırkalarla beraber haşrolunur." ( Enver BAYTAN, Maskaralıklar, sh:107)
7- "
İslam adına ortaya çıktığı halde ifrat ve tefrit uçlarda dolaşmış insanların acı sonları hep böyle bitmiştir!!! Bu insanlar tarih boyunca iyi niyetlerle ortaya çıkmışlardır. Yani; Tevhidi hakikatlerin keyfiyetini öğrenme ve koruma niyetleriyle yola çıktıklarını beyan etmişlerdir. Fakat ne hazindir ki bu iyi niyet, hakikate uygun olan bilgiye (ilme) sahip olmayan kimselerin kurtuluşuna değil, helakine vesile olmuştur. Şeytanın vesveseleri, onları kuşatmış ve hakikatleri inkara sevketmiştir.
Acep bu insanlar, cehennem yollarının iyi niyet taşları ile döşenmiş olduğunun farkına varmışlar mıdır? Allah'ın Kelam'ın da yer alan " la hükme illa lillah" hakikatini slogan haline getiren Hariciler; cennetle müjdelenenlerde sahabelerden ve Hz. Peygamber (sav) Efendimizin damadı olan Hz. Ali (ra)'ya kafir demekten çekinmemişlerdir.
İyi niyetli olan bir Harici, Hz. Ali'yi şehid etmiştir. İslam'ı içten içe yıkmak için mücadele eden bu zalimler adil olduklarını zannetmişlerdir. Hizbü'ş-Şeytan kervanına katılan bazı kimseler; beş vakit namaz kılmazlarmış, kılsalarda çıplak olarak ve üç vakit kılarlarmış, tesettüre inanmazlarmış, papaz kıyafetlerine bürünmekten onur duyarlarmış vs... Biz bunları kendi ikrarlarından veya kendi dostlarının beyanlarından öğreniyoruz. Allah Teala (cc) Ümmet-i Muhammedi bunların şerlerinden muhafaza buyursun. AMİN A.AZİZ 05.01.2001
![]()