İMAM-I   NESÂİ    (H. 215-303)

                                                 (H. 214-303) 826-915

      "N e s â i,   İmam,   Şeyhü'l-İslam  ve   hafızdır.   Künyesi   Ebu   Abdurrahmandır.   İsmi,  Ahmed b. Şuayb   b.  Ali  el -Horasani,   en-Nesâi   el-Fadî 'dir.

      Darekutni der ki:

— «İmam  Nesâi,   asrında   Mısır   meşayıhının   en   fakihi.   Hadis   ve   ravileri  en iyi bilen kişiydi.»   Hicri   215   senesinde doğdu.   Hicretin  302. senesinin   zilkade   ayında   M ı s ı r'ı  terketti.   Hicri  303   senesinin   safer   ayının 13. pazartesi   günü   vefat   etti."

   "Kütüb-ü Sitte  adı   verilen hadis mecmualarının beşincisinin müellifi. Ahmed b. Şuayb b. Ali b. Bahr b. Sinân b. Dinar (Ebu Abdi'r-Rahman) Horasan'da Nesâ denilen şehirde   dünyaya  gelmiştir.   (el-Cezerî, el-Lübâb fi Tehzîbil-Ensâb, III, 306).

   Doğum tarihinin 214 veya 215 Hicri yılında olduğu konusunda ihtilâf vardır. İmam Suyûtî, Hüsnül-Muhadara isimli eserinde (I,197) doğum  tarihini   Hicri   225   olarak  gösterir.

   Nesâî on beş  yaşında  iken, küçük yaşında  başladığı  tahsilini, hadis öğrenmeye yöneltmistir. İlk hadis derslerini, muammerinden olan, Enes b. Malik (r.a) de dahil pek çok Hadis otoritesine talebelik yapmış olan büyük muhaddis Kuteybe b. Saîd'den aldı.  Bu  zatin  yanında  kaldığı  bir yıl iki aylık sürenin  feyzini   ömrü   boyunca  taşıdı.

     Nesâi'nin asrı büyük muhaddislerin var olduğu ve Hadis öğrenmek  için  uzun  seyahatlerin  yapıldığı bir dönemdir. Nesâî de bu seyahatlere katıldı. Büyük muhaddislerden   ilim  aldı,  ilim verdi.  İstişarelerde  bulundu. İlmi  ve fazileti ile tanındı .  Hadisteki  yetkisiyle şöhret  buldu.  Hadis  öğrenme  ve öğretme  yolunda  yaptığı  yolculuklar,  ölümüne  kadar kesintisiz devam etti. Parmakla gösterilir hale geldi.  Yerine göre bir öğrenci, yerine göre  Allah  yolunda  gazaya  çıkmış  bir mücahid,  yerine  göre  mücahidlerin  öğretmenliğini yaptı.  Hadis  alimlerinden Me'mûn  el-Misrî  şöyle   anlatır:

   "Nesâî ile beraber Tarsus'a gittik. İmamlardan Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. İbrahim, Ebül-Âzân ve Keylece gibi zevat toplandı. Kendileri adına, hadis   şeyhlerine  karşı  ilmî  münazarada bulunacak birini seçme konusunda istişarede  bulundular  ve  bu  iş  için  Ebû  Abdurrahman  en-Nesâî'yi  seçme konusunda  ittifak  ettiler"   (ez-Zehebî, Tarihul-İslâm, II, 179).

   Nesâî  bir taraftan seyahat ederken, bir taraftan da bulduğu  muhaddisden hadis alıyor.   İsteklisine de  bunları  öğretiyordu.

   Nesâî'nin kendilerinden hadis ve ilim aldığı   hocalarından   bazıları  şunlardır: Kuteybe b. Saîd, Ishak b. Râhûye, Yûnus b. Abdül-A'lâ, Muhammed b. Bessâr, Mahmûd b. Gaylân, Hisâm b. Ammâr, Ebû Davûd, Süleyman b. el-Es'as, Osman b. Ebî Seybe, Isâ b. Hammad...

    Nesâî,   ehil   ise kendi akranından  ilim  ve  hadis   almaktan çekinmezdi. Ebû, Davûd  es-Sicistani, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Süleyman b. Seyf el-Harrânî ve Süleyman  Eyyüb el-Esedi,  kendilerinden  hadis  alıp  rivayet   ettiği   akranıdır.

    Nesâî ayrıca bir çok öğrenci yetiştirmiştir. Başta Sünen isimli eserini rivayet edenler içerisinde bulunan oğlu Abdül-Kerim olmak üzere ileri gelen talebelerinden bazıları da şunlardır: Ali b. Ebû Câfer et-Tahavî, Ebû Bisr ed-Dûlâbî, Ebû Avane, İbni Hibbân el-Büstî, Ebû Bekir b. el-Haddâd, Ebû Câfer el-Akilî, Ebû Ali en-Nisâburî, Ebül-Kasim et-Taberânî, Kasim b. Sâbit es-Serkastî.

     İmam Nesâî, Şafiî  mezhebine bağlı   olmasına   rağmen  mutlak müctehid mertebesinde idi.  Hadisçiler  arasında  üçüncü yüz yılın  müceddidi sayılmıştır.   İbni Kesir bu konuda şöyle der:  "Yazmış  olduğu  eserlerden  anlaşılıyor ki hıfzı sağlam, doğruluğu kesin, imanı güçlü, ilim  ve  irfani   geniş  birisi idi"   (Ibni Kesir, el-Bidâ ye ve'n-Nihâye, XI, 123).

     Hadis rivayetinde çok titizdi. Hattâ bu konuda Müslim'den daha sağlam olduğunu söyleyenler vardır. Nakd-i Ricâl ilminde aşırı titiz olan Zehebi bile onu Müslim, Ebû Davûd, Tirmizi  gibi  Hadis  otoritelerinden  önde  sayar  ve  şöyle  derdi:

     "Nesâî, Buhârî ve Ebû Zür'a ayarındadır."

     Tâcüd-Din es-Sübkide şu nakilde bulunur.

   "Üstadimiz Zehebîye, İmam Müslim'in mi, yoksa Neseâî'nin mi, daha titiz olduğunu sordum. "Nesâî'dir" dedi"  (es-Sübki, Tabakâtüs-Safiiyye, II, 83).

   Sa'd b. Ali ez-Zencânî, İmam Nesâî'nin hadis kabul ve rivayetindeki şartlarının Buhari ve Müslim'den   daha da   ağır   olduğunu   söyler.

Nesâî'nin  eserlerinden  bazıları   şunlardır:

1- es-Sünen: Meşhur  hadis  kitabıdır.  Buna "el-Mücteba" da denir.

2- el-Künâ: Ravileri   künyelerine  göre  ve  harf  sırasıyla  yazan  bir  eserdir.

3- ed-Duafâ vel-Metrûkîn: Zayıf  ve  terkedilmesi  gereken  ravileri  yazan  bir eserdir.

4- et-Temyiz: Suyûtî'nin  ifadesine  göre  ravîleri  birbirinden  ayıran  özellikleri  zikreder.

5- el-Mu'cem: Nesâî'nin  hocalarını  yazar.

6-Kitabü't-Tabakât: Nesâî'nin zamanına kadar geçen ravileri, rivayetlerini, hallerini, tabaka tabaka

   anlatan  bir  eserdir.

7- el-Cerh ve't-Ta'dil:  Hadis  tenkidinin  esaslarını  yazar.

8- Tefsirul-Kur'an'il- Kerim

9- el-Cum'a

10- Müsned-i Ali b. Ebi Talib

11- Amelül-Yevm vel-Leyle

     İmam  Nesâî  heybetli yapılı,  güzel  ve  nurlu  yüzlü,   sihhatli   bir   şahıstı.   Cihada  iştiraki severdi.  Savm-i Davûd'a devam ederdi. Gece ibadetinden, teheccüdden hiç geri kalmazdı. Humus'ta  yaptığı   kadılıktan   herkes   hoşnut   kalmıştı.

     Ömrünün son zamanlarını   Mısır'da,   Hadis   ve   ilim öğreterek geçirmişti.   Hacc için oradan çıktı.   Şam'a  uğradı.   Şam Ümeyye Camiinde münazaralara katıldı. Kendisine Ümeyye hanedanı ile ilgili sorular soruldu. İmam Dârakutni'nin ifadesine göre, orada rahatsızlandı.  Kendisini deve sırtında Hicâz toprağına  yetiştirmelerini istedi.   İsteğini   yerine getirdiler.  303 (915-916)   yılının   Şa'ban   ayında   Mekke'de vefat etti ve Safa ile Merve arasina   gömüldü   (ez-Zehebi, Tezkiratül-Huffâz, II, 698).

      Bazi müellifler Filistin'deki Remle'de vefat edip Beytü'l-Makdis'e gömüldüğünü yazarlar (Ibni Kesir, el-Bidâye ve'n-Nihâye, XI, 124).   Ancak   onun Mekke'de medfun olduğu  görüşü daha  kuvvetlidir.

     Nesâî'nin "es-Sünen"i ellibir kitab'a ayrılmış   olup   her   kitap   çeşitli   bablardan  meydana gelmiştir.   Diğer hadis mecmualarında  bulunmayan   Kitabul-Ihbâs, Kitabu'n-Nuhl, Kitabu'r-Rukba  ve  Kitabu'l-Umra   gibi konuları içeren bölümler Nesâî'nin süneninde mevcuttur.   Ayrica   diger hadis mecmualarında bulunan Kitabul-Fiten, Kitabul-Kıyame, Kitabul-Merakib   ve   Kitabü' t-Tefsîr  de   Nesâî'de   mevcut   değildir."   İsmail KAYA        A. AZİZ                          

en-NESAİ

Ebu Abdurrahman Ahmed ibnu Şuayb ibnu Ali ibnu Sinan  en-Nesai.[54]Ö.303

 

 

       215 de Horasan'da Nesa'da doğdu. Hacca giderken uğradığı Şam'da zor günler geçirdi. Muaviye taraftarlarınca sorgulandı , tartaklandı. Mekke'ye taşındı ve orada vefat etti. Safa ile Merve arasına defnedildi[55]

       Kuteybe ibnu Said, İshak ibnu İbrahim, Humeyd ibnu Mesade, Ali ibnu Haşrem, Muhammed ibnu Abdu'l-A'la, el-Haris ibnu Miskin, Hennad ibnu es-Sera, Muhammed ibnu Beşşar, Mahmud ibnu Gaylan ve Ebu Davud Süleyman ibnu el-Eş'as vd.lerinden hadis aldı.

       Kendisinden Ebu Bişr ed-Dülabi, Ebu'l-Kasım et-Taberani, Ebu Ca'fer et-Tahavi, Muhammed ibnu Muhammed ibnu Salih ibn Sinan ve Ebu Bekr Ahmed ibnu İshak es-Sünni el-Hafız hadis naklettiler.

       İlmi-Hadis, ilmü'l-İlel dalında eserleri vardır.

       es-Sünen:

       Bazı Emirler Ebu Abdurrahman'a Sünen’indeki hadislerin hepsinin sahih olup olmadığını sordular. Bunun üzerine Abdurrahman, hayır cevabını verince böyle bir Kitab istediler. O da el-Mücteba mine's-Sünen'i yazdı.

       İbnu Kesir:"Onda gerek değerlendirme, gerekse durumu itibarıyla meçhul raviler vardır. Aralarında mecruh raviler de olup kitapta zayıf, muallel ve münhker hadisler vardır."

       ez-Zehebi şöyle der: "Şam'da kendisi ve el-Müsned'inden Muaviye'nin faziletlerine dair hadis rivayet etmesi istendi . Şöyle dedi: "Başa baş olması yetmiyor da bir de üstün mü çıkarılsın?" Şam’lılar Mescid’den çıkıncaya kadar O'nu dövdüler. Sonra Mekke'ye taşındı orda öldü. (Remle'de olabilir.)

       Şöyle der: Şam'a gittim. Orada Ali'ye karşı kin besleyenler çoktu. Allah'ın kendilerine doğruyu göstermesini umarak Kitabu'l-Hasais'i tertip ettim."

       Bu Kitabı  Ali'nin menkibeleri üzerinedir.

       İbnu es-Sünni'nin naklettiği nüshası el-Müctebi olarak meşhurdur. Nesai "es-Sagır" olarak da bilinir. Diğer nüshalar İbnu Hayeve, ibnu el-Ahmer ve ibnu el-Kasım Kebir Nesai olarak bilinmektedir.

       el-Hafız Me'mun el-Mısri:"Bolluk senesinde Ebu Abdurrahman ile birlikte Tarsus'a gitmiştik. Bunun üzerine şeyhlerden ve Abdullah ibnu Ahmed ibnu Hanbel, Muhammed ibnu İbrahim Müreyya, Ebu'l-A'zan Kıylece ve bunlar gibi hafızlardan bir cemaat toplandılar. Ve şeyhlerine karşı kendilerini kimin savunacağını konuşmaya başladılar. Nihayet hepsi de Ebu Abdurrahman üzerinde birleştiler ve hepsi de O'nun seçilmesine karar verdiler."

       el-Hakim en-Nisaburi:" Ebu Abdurrahman'ın hadis fıkhı üzerinde açıklamaları sayılamayacak kadar çoktur. O'nun Kitabu's-Sünen'ini tetkik eden kimse açıklamalarının güzelliğinden hayrete düşer."

       Şafii idi. Bu mezhep üzerine yazdığı pek çok eseri var. Kitab’ında  Mısır'da kaza işlerine bakan Haris ibnu Miskin'den rivayet ederken, diğer şeyhlerinden rivayet ederken dediği gibi haddesena ve ahberaba demediğini "onun huzurıunda okunurken ben dinliyordum" dediğini görürüz. Kendisi ile O'nun arasında dargınlık vardı. O’ndan kaçak dinlerdi. Haris Sultan’ın yaptığı işleri eleştirirdi. Derler ki: Ebu Abdurrahman üzerinde uzunca bir kaftan giyer, uzunca bir sarık sarardı. Bunun için Haris O'nun kıyafetinden hoşlanmaz ve O'nun Sultan’ın casuslarından biri olacağından korkar, böylece O'nu huzuruna girmekten menederdi. O’nun için Ebu Abdurrahman gelir kapının arkasına oturur ve dışardan Haris'in öğrencilerine okuduğu hadisleri dinlerdi.

       ---

       İbnu Haldun: "Bu Beş Kitap İslam’ın meşhur dayanakları  ve sünneti aktarmak için yazılmış hadis kitaplarının anasıdır. Sünnetlen ne kadar çok da olsa genelde bu beş Kitaba rucu ederler." [56] (Ulumul  Hikem Sitesinden Alınmıştır.)

 

     Sayfaya  dön  >>>