HADİSLERİN YAZILMASINI EMİR
Sual: Bir genç, (Kütüb-i
sitte ve daha bir çok hadis kitapları hadisleri toplamışlar. Halbuki, Peygamber,
(Benim hadislerimi yazmayın. Kim benden bir hadis yazmışsa, onu imha etsin) diye
bildiriyor. Peki âlimleriniz ne diye peygamberin bu sözüne uymamışlar da
ciltlerle hadis kitapları yazmışlar?) diyor. Bunlara nasıl cevap vermeli?
CEVAP:
Şu husus iyi bilinmeli ki, Peygamber efendimiz bütün hadis-i şeriflerini en son
günde, hepsini bir anda söylemedi. 23 sene boyunca söyledi. Çeşitli olaylara
göre, şahıslara göre, şartlara göre söyledi. Rahmet olması için, aynı hususta
farklı söylediği de olurdu. Bu yüzden hadis-i şeriflerin ne zaman ve niçin
söylendikleri de önemlidir. Din 23 sene boyunca yaşanarak bildirildi. Bazı emir
ve yasaklar zamanla farz veya haram oldu. Bir şey haram olmadanki durumları
anlatan hadisleri yazıp, bak Resulullah böyle buyurdu demek dini içten yıkmaya
çalışmaktır. Veya farz olmadanki durumları anlatıp, bak böyle yapılırdı, demek
ki sonradan mezhepler bunu haram etmiş demek hainliktir. Ayrıca, farklı hadis-i
şerifleri görünce, aralarında tenakuz var zannetmemeli, onları bize bildiren
ehli sünnet âlimlerine suizan etmemeli. Hadis âlimleri bunları hâşâ bilmiyor
muydu?
İslam âlimlerinin kitaplarının bozuk olduğunu söyleyenin, aklından ve dininden
şüphe olunur. Çünkü bu kimse, Resulullahı ve Eshab-ı kiramdan hiçbirini
görmediğine göre ilmini nereden öğrendi? Bir şeyler öğrendi ise, İslam
âlimlerinin kitaplarından öğrenmiştir. O âlimlerin kitaplarına bozuk derse,
kendisi doğru yolu nereden bulmuştur?
İlk zamanlarda, ölenlerin çoğu müşrik olduğu için, kabir ziyareti yasak
edilmişti. Daha sonra, müminler de ölünce, (Daha
önce kabir ziyaretini yasaklamıştım, şimdi ziyaret edin) buyuruldu. (İbni
Mace)
Tesettür emri sonradan geldi, içki sonradan yasak edildi. Bunun gibi, daha önce
Kur’an-ı kerim yeni inerken, âyetlerle hadislerin karışmaması için, hadis-i
şeriflerin yazılması yasaklanmışsa da, daha sonra yazılması emredildi. Bunu
istismar ediyorlar. Diyanet İşlerinin, (Sahih-i Buharî muhtasarı tecrid sarih)
tercümesinin önsözünde özetle deniyor ki:
İlmi talep etmek her Müslüman’a farz olduğu gibi, ilmi neşretmek de böyledir.
Hadis-i şerifte de, hikmetin, müminin kaybolmuş malı olduğu, nerede bulursa,
derhal alması gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca,
(Burada olanlarınız, burada olmayanlara tebliğ etsinler! Belki de, kendilerinden
daha anlayışlı birine tebliğ etmiş olabilirler. Sözlerimi işitip belledikten
sonra, başkalarına aynen aktaranın Allah yüzünü ağartsın) [Ebu Davud,
Tirmizi, İbni Mace, Darimi, İ. Ahmed] hadis-i şeriflerine uyan âlimler, dini
yaymaya çok gayret göstermişlerdir. Hz. Ebu Zer-i Gıfari’nin, (Kılıcı enseme
dayasanız, Resulullah’tan duyduğum bir sözü, başım kesilinceye kadar tebliğe
vakit bulacağımı bilsem, o sözü muhakkak size yetiştiririm) sözleri hadis ilmine
verilen önemi göstermektedir. Kur’an ilk nazil olurken, âyetlerle karışmasın
diye, (Kur’andan başka benden bir şey yazan onu imha etsin) buyurulmuştu. Daha
sonra Kur’anı ezberleyenler çok olduğu için, hadis-i şeriflerin de yazılması
emredildi. Abdullah bin Amr bin As, her hadisi yazar, Resulullah buna mani
olmazdı. Hatta bazıları, (Sen her şeyi yazıyorsun. Ama Resulullah da insandır.
Öfkeli iken de söz söyler) dediler. Durumu Resulullah’a arz edince, mübarek
parmağını ağzına götürüp, (Yaz! Allah’a yemin
ederim ki, bu ağızdan hak sözden başkası çıkmaz) buyurdu. (Ebu Davud,
Hakim)
Şu âyet-i kerime de aynı mealdedir:
(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.)
[Necm 3, 4]
Bir sahabi, hadis-i şerifleri ezberleyemediğini arz edince, Resulullah, yazarak
muhafaza etmesini isteyip, (Sağ elinden yardım
iste) buyurdu. (Tirmizi)
Rafi bin Hadic hazretleri, (Sözlerinizi yazalım mı ya Resulallah?) diye sorunca,
ona da (Evet yazın) buyurdu. (Rame
hürmüzi)
Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hadislerimi senedi ile birlikte yazın. Eğer o hadis doğru ise ecirde ravi
ile ortak olursunuz. Eğer yanlış ise, onun vebali isnat edilen ravinin üzerine
olur.) [Hâkim, Ebu Nuaym]
(Benden hadis yazana, o hadis devam ettikçe, sevap yazılmaya devam edilir.)
[Hâkim]
(Benden hadis bildirin. Ama bana yalan isnat eden Cehenneme hazırlansın.)
[Müslim]
(Affolmak niyetiyle, 40 hadis yazana, Allah şehit mertebesi verir.) [İbni Cevzi]
(Geriye kırk hadis bırakarak ölen, Cennette arkadaşımdır.) [Deylemi]
(Hadisimi dinleyip hıfz eden ve ona tutunan, mahşerde Kur’anla haşrolur.
Hadisime önem vermeyen de, Kur’anı hor görmüş olur. Kur’anı hor gören de, dünya
ve ahirette hüsrana uğrar.) [Ebu Nuaym, Hatib]
(İlmi talep etmeye koşun. Sadık bir kimseden işitilecek bir hadis-i şerif, dünya
ve dünya hazinelerinin hepsinden daha hayırlıdır.) [İ. Râfi’î]
(Kendine fayda veren iki hadis bile öğrenip, onları başkasına da öğreten ve
onlardan faydalanan, altmış yıllık ibadetten daha fazla sevap alır.) [Deylemi]
(Allah’ım, hadislerimi ve sünnetimi başkalarına nakleden ve onları insanlara
öğreten halifelerime rahmet eyle.) [Taberani]
(Bir sünneti ayakta tutmak veya bir bid’ati yok etmek için ümmetime bir hadis
nakleden Cennettedir.) [Ebu Nuaym]
(Size ilim öğrenmek için bazı insanlar geldiği zaman “Resulullahın tavsiye
ettiği ilmi öğrenmeye hoş geldiniz” deyin ve sorularını cevaplandırıp,
problemlerini çözün.) [İbni Mace]
(Benden duyduklarınızı tebliğ edin. Beni İsrail’den bildirdiklerimi de anlatın.
Yalnız bana, bilerek yalan isnat eden kimse Cehennemdeki yerine hazırlansın.) [Tirmizi]
(Benim hadisimi duyup da ezberleyene Allah rahmet etsin.) [Taberani]
(Burada olanlar, olmayanlara sözlerimi tebliği etsin, duyursun.) [Buhari]
(İlmi yazı ile bağlayınız!) [Hakim]