HADİSLERİN    KISIMLARI    -2-

       Sahih hadisler yedi kısma ayrılırlar:

    1 — En başta Buhari ile Müslim'in ittifak ettiği hadisler,

    2 — Yalnız Buharinin sahihine aldığı hadisler,

    3 — Yalnız Müslim'in tahric ettiği hadisler,

    4 — Her ikisinin tahric etmemesine rağmen, şartlarına uyan hadisler,

    5 — Buharî'nin şartına uyan hadisler,

    6 — Müslim'in şartına uyan hadisler, -

    7 — Son olarak diğer imamların sahih kabul ettiği hadisler.

                          HADİSLERİN DERECELERİ

      Hadisler Sahih, Hasen ve Zayif olmak üzere üçe ayrılırlar.

     l — Sahih Hadis: Benzerinden adalet ve zabt sahibi kimseler tarafından muttasıl sened ile rivayet edilen, şazz ve illetli olmaktan salim olan hadistir, (bu gibi hadislere Sahih lizatihi denir.)

   Bir de (Sahih Liğayrihi) vardır. Bir rivayetiyle ha-sen isnad ile, diğer bir rivayet ile de zayıf isnad ile gelen hadislerdir. Ancak Hasen isnadı zayıf isnadından daha kuvvetli olan hadis, tümüyle sahih derecesine yükseldiğinden Sahih Liğayrihi adını alır.

   Sahih Hadisler sadece ve mutlak olarak bir tek kitapta toplanmış değildir. Kütüb-i Sitte dediğimiz altı hadis kitabı bunların büyük bir kısmını toplamıştır.

   1-Sahih-i Buharî,

   2-Sahih-i Müslim, 

   3-Sünen-i  Ebî Davud, 

   4-Sünen-i Nesaî,

   5-Tirmizinin Camii ve

   6-Sünen-i  Ibn-i  Maceh de  bu  hadisler  toplanmıştır.  Bu   imamlar  pek   az  sahih  hadis, kitaplarına  almamışlardır. Ayrıca başka  hadis   kitaplarında  da   sahih   hadisler   mevcuttur.   Müsnedler  burada  zikredilebilir.

    2 — Hasen: Bu da tıpkı sahih lizatihi gibidir. Ancak bunun sahih lizatihîden farkı şudur. Adalet ve zapt yönleri itibariyle hıfzında hafiflik vardır.

    Bir de Hasen Liğayrihi vardır. Bu da çeşitli tariklerden rivayet edilmiş olup, müfredatında zayıflık bulunan hadistir. Bu bir çok yönlerden takviye edilince Hasen liğayrihi, hatta Sahih liğayrihi derecesine ulaşır.

    Bu hadisler de sahih hadisler gibi ilim erbabınca hüccet kabul edilir. Ancak sahih hadis ile tearuz ederse, sahih hadis buna tercih edilir.

    3 — Zayıf: Ne sahih hadisin  ve ne de Hasen hadisin şartlarını taşımayan hadis nevidir.    Üçe ayrılır,

    a — Zayıf,

    b — Çok zayıf,

    c — Mevzu,  ileride anlatılacaktır.

       TARİFLERDE  GEÇEN  BAZI  TERİMLERİN  AÇIKLANMASI:

   MUTTASIL: Maktu' olmayan demektir. Maktu' da; "Munkati, Mu'dal ve mürsePin zıddıdır.  İleride bunların tarifleri gelecek.

   ADL: Kendisinden bir masiyet görülmeyen salih müslüman kimse demektir. Böyle kimselerin  adil  olmalarında bir şüphe yoktur,  bir  müphemlik, kapalılık söz konusu değildir. Cerh  edilmemiştir.   Ne aynen  ne   halen   meçhul  değildir. Zayıflıkla da tanınmamıştır.

    ZABIT: Hafız ve müteyakkız (uyanık) bulunan kimse demektir. Ki, rivayet ettiği hadislerde yanılgıya düştüğü pek az görülür.

   ŞAZZ: Sika bir ravinin kendisinden daha sika olan birine muhalif olan rivayeti demektir. Veya  kendisinden   daha   kalabalık   bir   sayıya   muhalif   rivayette  bulunmasıdır.

    İLLET: Hadisin sübutunu zedeleyen her sebep demektir.

   İllet ve şazzlarla ilgili incelikleri  bilmek, ancak bu şerefli ilimde uzmanlaşmış olan kimselerin   işidir.   Herkes bu incelikleri anlayamaz.

   HASENÜN SAHİHUN: Bu ifade, seneddeki SIDK (Doğruluk) sebebiyle (Hasen), Metindeki hıfz ve itkan itibariyle de (Sahih) olduğuna işarettir.

   Not: Eğer zayıf bir hadis rivayet etmek istiyorsan, metinde veya senedde bir illet taşıması itibariyle, kesin ifade etmemek kaydıyla şöyle söylemek daha iyi olur. Bize: «şöyle ulaştı, şöyle varid oldu veya şöyle rivayet olundu» gibi ifadeler kullanılmalı. Hiç bir vakit: «Ra-sûlullah şöyle buyurdu» diye malum siğa ile rivayette bulunmamalıdır.

   İlim erbabı, mevzu hadislerin dışında zayıf gibi hadislerin isnadında kolaylığı caiz görmüşlerdir. Ayrıca  Akideye  taalluk   eden (iman ve Allah'ın sıfatlan gibi) hadislerle ahkama   bağlı   bulunan   (Helâl ve Haram gibi) hadisler dışında, öğüt vermek, amellerin faziletlerine ve kıssalara bağlı olan rivayetlerle amel etmeyi de caiz görmüşlerdir. (İmam  Süyûtî'nin  «Tedribü'l-Ravî»  isimli  eserinden  naklen alınmıştır.  Bkz, cilt 1. S: 298-299.)

         SAHİH  VE  HASEN  KARŞILIĞI  KULLANILAN  TERİMLER :

   CEYYİD - KAVİYY : Bazan (Hasen) ve bazan da (Sahih) karşılığı olarak kullanılan iki terimdir. Bu tabirlerin kullanılmasına sebep, hadisin Sahih veya Hasen olduğu hususunda tereddüde düşülmesindendir.

   MAKBUL : Kendisiyle  amel  etmek caiz  olan hadistir. Vakıa her ne kadar onu haber veren kimsenin doğruluğu tercih edilmiyor ise de, başka yollardan kabul edilir olduğu hususunda   şartlar   taşıması   sebebiyledir. Bundan dolayı Makbul hadis ile amel etmek caizdir.

   M A'RUF : Münker'in karşıtı, mukabilidir.

   MAHFUZ : Şazz'ın karşıtı, mukabilidir.

   MÜTEVATİR : Adet   itibariyle  yalan üzere birleşip ittifak etmeleri mümkün olmayan büyük bir topluluğun, yine kendileri gibi bir topluluktan senedin başından sonuna kadar rivayet ettikleri hadis veya haberdir. Senedin, her hangi bir tabakasındaki topluluğun bozulmaması  gerekir.

         SAHİH - HASEN - ZAYIF  KARŞILIĞI  KULLANILAN  TERİMLER :

   MÛSNED : Senedinin, başından sonuna kadar mer-fû' olarak Hz. Peygambere muttasıl senedle ulaştığı hadistir.

   MUTTASIL : İster mefrû' hadis olsun, ister mevkuf hadis olsun, senedinde hiç atlama bulunmayan hadis demektir.

    MERFU: ister muttasıl, ister münkati hadis olsun, Rasûl (S)'e  izafe  edilen hadistir.

   MU AN'AN HADİS: Senedinde (an fülanin, an fü-lanın) diye (an-an) tarzında rivayet edilmesi.

    MÜENNEN HADİS: Senedinde (Haddesenâ füla-nün enne fülanen) tarzında yapılan rivayet şekli. (Bu hadis'in işitildiği ayniyle başka bir yönden desteklenin-ceye kadar Münkati hadis itibar edilir.)

    MÜDREC: Kaviye ait bir söz olup, şerh veya beyan maksadıyla hadise ilave yapılmasıdır ki, bilmeyenler, bunu hadisten olduğunu sanırlar. .

    MEŞHUR:  Kimi zaman isnadı dahi bulunmayan, halkın dilinde yaygın hale gelen, şöhret bulan sözlerdir. Ancak bu gibi ifadeler başka hadislerle teyid edilirse, kabul edilir.

    ĞARİB : Bir tek ravinin münferid olarak rivayet ettiği hadistir. Ya da Methi veya isnadında herhangi bir ziyade ile infirad ettiği hadistir.

    MUSAHHAF: Senedinde veya metninde herhangi bir tasnif yani imla hatası görülen hadistir.

    MÜSELSEL: Senedindeki bütün ravilerin birbirlerini ayni ifadelerle takibetmeleridir. Meselâ; hepsinin de «Haddesena» veya «Soımf tu» gibi ifadeler kullanmaları buna örnek teşkil eder.

     ALÎ: Senedindeki raviler, sayılarının azlığı sebebiyle Hz. Peygambere daha çok yakındırlar. Bundan dolayı hadis ALÎ adını almış olur.

    NAZİL: Sayılarının çokluğu sebebiyle senedindeki ravilerin Hz. Peygambere olan uzaklıklarıdır.

      Ayrıca daha bir çok çeşitler mevcuttur. Ancak biz fazla uzamaması için gayet kısa geçtik.

     MÜRSEL : Kavli, fi'li veya takriri olsun, Tabiîn'in Hz. Peygamber (S.) 'e ref'ettikleri hadistir.  Başka  yönden   desteklenmedikçe,  Muhaddislerce hüccet kabul edilmez. Üç nevidir:

   a — Asla  hüccet  kabul  edilmez,

   b — Mutlak  hüccettir.

   c — Başka   bir   yönden  desteklendiği   takdirde,   hüccettir.   (M.  Cemaleddîn   Kasımi'nin (Kavaid  el-Hadîs   Fî   Fünûn-i   Mustalah el-Hadîs)  isimli kitabından yararlanılarak  nakledilmiştir.).

             ZAYIF   KARŞILIĞI  OLARAK  KULLANILAN  TERİMLER :

    MEVZU: Çeşitli konularda bilerek ve kasden, Hz. Peygambere izafe edilmek suretiyle uydurulan sözlerdir. Mutlaka terkedilmeleri gerekir.

   "Mevzu hadis; Rasulullah (sav) adına yalan uydurmak ile cerhedilmiş (tenkid edilmiş) Ravinin rivayetine denir. Bu aslında hadis değildir. Ona, hadis yerine uydurulmuş söz demek daha doğru olur(3). Buna Hadis denmesi ise, onu uyduranın zannı ve iddiasına göredir. Bu sözlere hadis tabirini kullanmak yanlış bir davranış olmakla birlikte; hadis uleması, usul kitablarında mevzu hadis diye bir bahsin açılmasını, bu çeşit rivayetlere karşı ümmetin dikkatini çekerek, onun şerrinden ve zararından müslümanların korunmasını sağlamak maksadıyla caiz görmüşlerdir(5).

Kısaca mevzu hadis Hz. Peygamber (s.a.s)'in hadisi olmadığı halde kasıtlı olarak onun hadisi imiş gibi anlatılan söz olmaktadır. Allah Rasulü (s.a.s)'nin, söylemediği bir sözü ona nisbet etmek veya hadis uydurmak aşağıdaki (mütevatir) hadis gereğince haram kılınmıştır. 'Her kim benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" (Buharî, Müslim, Ebü Dâvud, Tirmizî, İbn Mâce, Dârimî)(28).

Bu konu başlı başına işlenecek geniş açıklamaları içereceğinden, burada bu kadar üzerinde durmakla yetinilmiş olup ayrı bir başlık altında daha geniş bir şekilde incelenecektir. "

(NOT: Huzeyfe'nin  "Hadis"  Derslerinden Alınmıştır.)

   M AK LÛ B : Kendi tabakasındaki bir ravinin başka bir ravi ile değiştirilmesidir. Ya da metnindeki senedi, başka bir metindeki senedle birleştirmesidir. Bu son ifadeye göre hadis    MÜREKKEB HADİS adını alır.

    ŞAZZ : Makbul bir ravinin, kendisinden daha makbul olan birine mahalif olan rivayetidir. Veya sayıca kendisinden daha çok olan ravilere muhalif olan rivayetidir.

   MÜNKER : Metni bilinmeyen ferd hadistir ki, bu metni bir raviden başkası rivayet etmemiştir. Bununla beraber bu tek ravi ayni zamanda zabt sahibi de değildir.

    MUALLEL: Görünüşte salim gibi gözüken hadistir. Kendisinde mevcut olan illet ancak iyi bir araştırmadan sonra ortaya çıkar.

    MUZDARÎB: Birbirine yakın ve fakat muhtelif olarak rivayet edilen, ancak birini diğerine tercih imkanı olmayan hadislerdir.

    MEVKUF: Sahabeye ait olarak — Hz. Peygamberin değil — kendilerinden rivayet edilen kavil ve fiilleridir.

    MAKTU': Tabiîn   veya   onlardan   sonra  gelen kimselerin rivayetleridir.

    MU'DAL: Senedinde peşpeşe iki ve daha çok ravi düşen hadislerdir.

   METRUK: Yalancılıkla   itham   edilen kimselerin rivayet ettikleri hadis ki, bunlar ancak bu yönleriyle   bilinen   kaidelere de   muhaliftirler.

    "Yalancılık, çok yanılma, fısk ve gaflet gibi kusurlarından dolayı cerh edilmiş (tenkit edilmiş) bir ravinin tek başına rivayet ettiği hadise “Metruk” adı verilir. Bu hadise aynı zamanda “Matruh”da denir. Daha geniş olarak metruk hadis; hiçbir sika ravinin rivayetine muhalif (aykırı) olmaksızın, yalan, aşırı yanılma, gaflet ve fısk gibi cerh sebeblerinden biri ile itham edilen ravinin yalnız başına rivayet ettiği hadis diye de tarif edilmektedir(3)(18).

Râvinin hadiste yalanı görülmemiş olsa bile, diğer konuşmalarında yalancılıkla tanınan, fasıklığı açık olan veya vehim ve gaflet sahibi bir kimse olması, rivayet ettiği hadisin metruk sayılması için yeterlidir(29).

Metruk hadise misal olarak, Sadaka b. Musa ed-Dakîk'in; senediyle merfu olarak rivayet ettiği;

"Ne bir hilekâr ne bir cimri ve ne de eli altında bulundurduklarına kötü muamele yapan hiçbir kimse Cennet'e giremeyecektir" hadisi gösterilir.

Çünkü bu hadisi bu tarik ile Sadaka'dan başkası rivâyet etmemiştir. Ayrıca hem sadaka hem de şeyhi ferkad b. Yakub, Za'f ile itham edilmiş kimselerdirler(29). 

Hadis rivayetinde kasden yalan söylediği bilinmemekle beraber, başkasından yada kendisinden bahsederken yalan konuştuğu bilinen kişinin rivayeti reddedilir. Başkasının sözlerinde gevşek davranmaya alışmış olan kimsenin, hadis naklederken de –alışkanlık sebebiyle- gevşek davranmasından korkulur. Bu sebeble de böylesi kişilerin rivayet ettiği hadisler reddedilir(3). Dolayısıyle metruk hadisler çok zayıf olup, hiçbir şekilde kendisine itibar edilmez(18)."  (NOT: Huzeyfe'nin  "Hadis"  Derslerinden Alınmıştır.)

    MU N K AT î': Senedinde ittisal  bulunmamasıdır.  Bu   gibi  hadislerde   ister   bir   şahabı, isterse   bir   başkası   düşmüş   olsun   farketmez.   Veya bunu rivayet eden ravi o hadisi   rivayet   ettiği   kimselerden   dinlemiş  olmamasıdır.

    MÜDELLES : Bir ravinin, kendisiyle karşılaşmadığı   hem asrı olan bir şeyhten işitmiş gibi, veya  karşılaştığı   şeyhten, sanki ondan duymuş gibi   rivayette   bulunmasıdır  ki, böylesi   hadislere   Müdelles   adı   verilir.

    Bütün bu  yüce gayretler ve çok önemli metodlar sayesinde, Allah (c.c.) Nebisinin Sünnetini korumuş. Bundan dolayıdır ki, bizler çok muazzam bir servetin varisleri bulunmaktayız.   Sadece   Arapça  olarak  tedvin   edilen   bu   eserler  (500) cildi bulmaktadır  ki,   bu,  küçümsenecek  bir  rakkam  değildir.   Sadece   hadis   ilmi başlı başına  bir  ilim  alanı  ve  ihtisas  dalı   haline gelmiştir. Her asırda bu ilim üzerinde mutahassıs  kimseler,   uzmanlar   bulunmaktadır.   Bu bakımdan  Peygamberimizin hadislerine  çok şeyler karışmıştır diyen kimselerin ileri sürmüş oldukları deliller de çürütülmüştür. Bu  ithamlarda ortadan kaldırılmıştır.   Buna   rağmen   böyle bir fikrin ileri sürülmesi,   sırf  sünnetin değerini düşürmek, onun öğrenilmesini önlemek, tembelliği sebebiyle de   onun   temeline   inmemesidir. Nitekim Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyorlar :

«Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, peygamberi, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir cemaat, bile bile gerçeği gizlerler. Hak, Rabbinden gelendir.  Artık  şüphe  edenlerden  olma.»  (Bakara  Suresi  Ayet:146-147) 

  NOT: Bu konularda daha fazla bilgi edinmek isteyenler:

1-Kandemir, M. Yaşar, Hadis ilimleri ve Hadis Istılahları,

2-Tecrid Tercemesi, DIB. Yayım, c. l, Ahmed Naim.

3-Koçyiğit Dr. Talat, Hadis Usûlü,

4-Kandemir,  M. Y. Mevzu  Hadisler,

5-Karaman Hayreddin, Hadis Usûlü.

6-Ayrıca kitabımızın sonuna ilave ettiğimiz   Kitabiyattan yaralanabilirler."  (Aliyyülkari, Kırk  Kutsi  Hadis, sh:182-189. Trc: Harun  Ünal)     Abdullah  AZİZ