Hadis, kadim=eski kelimesinin zıddıdır, yani yeni demektir. Ayrıca söz ve haber anlamına da gelir. Kur’an-ı kerimde geçen bütün hadis kelimeleri, söz ve haber anlamındadır.
Deyim olarak, Resulullahtan rivayet edilen haberlere hadis denir. Hadis-i şerif, Resulullah efendimizin şerefli, mübarek sözleridir.
Dini yıkmak isteyenler, önce âlimlerden, mezheplerden başladılar, sonra da hadis-i şeriflere saldırdılar. Sahih de olsa hadis-i şerife düşmanlıklarını gizlemediler. Ama her Müslüman bilir ki, hadis-i şeriflere düşman olmak, (O, Resul vahiyden başka söylemez) buyuran Allaha düşmanlıktır. Bu Allah düşmanları, (Yalnız Kur’an) yaftası altında, hadislerden başlayarak İslamiyeti yıkmaya çalışıyorlar. Allahü teâlâ, Resulüne uymayı, kendine uymak olarak bildirmekte ve Resulün emri ile kendi emrini ayıranlara kâfir demektedir.
İşte âyet-i kerimeler:
(Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
(Resulüm de ki; “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [A. İmran 31]
(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 4]
(Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]
(De ki, “Allaha ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32]
(Allahın yolu ile, peygamberlerin yolunu birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,151]
Bu âyetlere rağmen, 19’culuk dinini kuran Reşat Halife, hadislere savaş açmıştı. Onun izinden giden mezhepsizler, kasten söz anlamındaki hadis kelimesini sanki hadis-i şerif gibi göstermeye çalışıyorlar. Uygunsuz bir söz ifadesini, uygunsuz bir hadis diye tercüme ediyorlar. Hadis kelimesini söz olarak tercüme etmeyip hadis olarak söylüyorlar, mesela (Kur’andan sonra hangi söze inanacaklar?) âyetini, (Hangi hadise inanacaklar) diye değiştiriyorlar. Halbuki Kur’anda, hadis kelimesi bazen, Kur’an anlamında da kullanılıyor. O zaman hadis kelimesini, hadis-i şerif olarak göstermek, kendi aleyhlerine delildir.
İşte âyet mealleri:
(Bu hadise [söze=Kur’ana] inanmayanlar [helak olacakları için] arkalarından üzülerek neredeyse kendini harap edeceksin!) [Kehf 6]
(Allah, hadislerin=sözlerin en güzelini bir kitap halinde indirdi.) [Zümer 23]
(Şimdi siz bu hadise [söze=Kur’ana] mı şaşıyorsunuz?) [Necm 59]
(Alemlerin Rabbi tarafından indirilen bu Kur’an-ı kerime ancak temiz olanlar dokunabilir. Siz bu hadisi mi [sözü mü=Kur’anı mı] küçümsüyorsunuz? [Vakıa 77-81]
Kur’an-ı kerimde lehv-el hadis, boş laf demektir. Âyet meali: (İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır.) [Lokman 6] Hadis düşmanları, buradaki boş lafa, hadis eğlencesi veya uydurma hadis demişlerdir. Bu hileye, bu oyuna gelmemelidir.
Kur’an-ı kerimde, (Resule uyan, Allaha uymuş olur) buyurulduğu halde, hadis-i şerifleri delil saymayarak (Yalnız Kur’an) diyen din düşmanları birbirleri ile paslaşıp, aynı şeyleri tekrarlıyorlar. 19’cular diyor ki: (Benden Kur’an haricinde hiçbir şey yazmayın. Kim benden bir şey yazdıysa onu imha etsin) diyen peygamberinize niçin uymuyorsunuz?
CEVAP
Hani hadis-i şerifleri kabul etmiyorlardı. Bunlarda zerre kadar samimiyet yoktur. İlk zamanlarda, ölenlerin çoğu müşrik olduğu için, kabir ziyareti yasak edilmişti. Daha sonra, müminler de ölünce, (Daha önce kabir ziyaretini yasaklamıştım, şimdi ziyaret edin) buyuruldu. Bunun gibi, daha önce Kur’an-ı kerim yeni inerken, âyetlerle hadislerin karışmaması için, hadis-i şeriflerin yazılması yasaklanmışsa da, daha sonra yazılması emredildi. Bunu istismar ediyorlar.
Diyanet İşlerinin, (Sahih-i Buhari muhtasarı tecrid sarih) tercümesinin önsözünde özetle deniyor ki:
İlmi talep etmek her Müslümana farz olduğu gibi, ilmi neşretmek de böyledir. Hadis-i şerifte de, hikmetin, müminin kaybolmuş malı olduğu, nerede bulursa, derhal alması gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca, (Burada olanlarınız, burada olmayanlara tebliğ etsinler! Belki de, kendilerinden daha anlayışlı birine tebliğ etmiş olabilirler) ve (Sözlerimi işitip belledikten sonra, başkalarına aynen aktaranın Allah yüzünü ağartsın) hadis-i şeriflerine uyan âlimler, dini yaymaya çok gayret göstermişlerdir. Hz. Ebu Zer-i Gıfari’nin, (Kılıcı enseme dayasanız, Resulullahtan duyduğum bir sözü, başım kesilinceye kadar tebliğe vakit bulacağımı bilsem, o sözü muhakkak size yetiştiririm) sözleri hadis ilmine verilen önemi göstermektedir. Kur’an ilk nazil olurken, âyetlerle karışmasın diye, (Benim ağzımdan Kur’andan başka bir şey yazmayın) buyurulmuştu. Daha sonra Kur’anı ezberleyenler çok olduğu için, hadis-i şeriflerin de yazılması emredildi. Abdullah bin Amr bin As, her hadisi yazar, Resulullah buna mani olmazdı. Hatta bazıları, (Sen her şeyi yazıyorsun. Ama Resulullah da insandır. Gazaplı iken de söz söyler) dediler. Durumu Resulullaha arz edince, mübarek parmağını ağzına götürüp buyurdu ki:
(Yaz! Allaha yemin ederim ki, bu ağızdan hak sözden başkası çıkmaz.) [Ebu Davud, Hakim]
Şu âyet de aynı anlamdadır:
(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 4]
Ensardan bir sahabi, hadis-i şerifleri ezberleyemediğini arz edince, Resulullah yazarak muhafaza etmesini isteyerek, (Sağ elinden yardım iste) buyurdu. (Tirmizi), Rafi bin Hadic hazretleri, (Sözlerinizi yazalım mı?) diye sorunca, ona da (Evet yazınız) buyurdu. (Rame hürmüzi)
Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hadislerimi Bismillahirrahmanirrahim diyerek yazın.) [Deylemi]
(Hadislerimi senedi ile birlikte yazınız.) [Hakim, Ebu Nuaym]
(Benden hadis yazana, o hadis devam ettikçe, sevap yazılmaya devam edilir.) [Hakim]
(Benden hadis rivayet edin. Ama bana yalan isnat eden cehenneme hazırlansın.) [Müslim]
(Affolmak niyeti ile, kırk hadis yazana, Allah rahmet edip şehit mertebesi verir.) [İbni Cevzi]
(Geriye Kırk hadis bırakarak ölen, cennette arkadaşımdır.) [Deylemi]
Hadis-i şerifler delil değil midir?
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulüme uyun buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]
Kur’an-ı kerimde, sadece (Allaha uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor. (Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allaha uymaktan ayrı değildir.)
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Resulüm de ki, “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [A.İmran 31]
(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 4]
(Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]
(O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helâl, pis, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizi]
(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
(Allaha ve Resulüne karşı gelen kâfirler, bilsin ki, Allahın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]
(Allahın yolu ile, peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150-1]
(De ki, “Allaha ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32]
(Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Yakında, “Allahın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum” diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud],
(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “bunu bırak, Kur’andan söyle” derler.) [Ebu Ya’la]
(Bu Kur’an, hoşlanmayana zor gelir. Onu sevene ise gayet kolay gelir. Hadisimden hoşlanmayan için de hadislerim zor gelir. Sünnetime uyana ise çok kolay gelir. Hadisimi dinleyip ona uyan, mahşerde Kur‘anla haşrolur. Hadisime önem vermeyen ise Kur’anı hor görmüş olur. Kur‘anı hor gören ise, dünya ve ahirette hüsrana uğrar.) [Hatib]
(Bir zaman gelir, sünnetimi öldüren kimseler çıkacak. Allah bunlara lanet etsin!) [Deylemi]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim],
(Bana uyan cennete girer, uymayan, isyan eden cennete giremez.) [Buhari] (Sünnetten yüz çevirip yalnız Kur’an diyenlerin kâfir olduklarını bu âyetler ve hadis-i şerifler açıkça bildirmektedir.)
(Anlaşamadığınız bir işin hükmünü Allaha [Kur’ana] ve Resulüne [Sünnete] arz edin!) [Nisa 59] (Yani, bir işte anlaşamazsanız, bu işin nasıl yapılacağını âlimler, Kur’an ve sünnetten anlasınlar, âlim olmayan ise, âlimlere uyarak yapsın demektir.) (Reddi vehhabi-yi Hindi)
Resulullaha uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet, [hadis-i şerifler] olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekat, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’anı anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ, (Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Sapıklar, biz de anlarız diye inat ediyorlar. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Eğer herkes Kur’an-ı kerimi doğru anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı.
Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Eğer onun hükmünü peygambere veya ülül-emre [yetkililere, âlimlere] sorsalardı, öğrenmiş olurlardı.) [Nisa 83]
(Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]
(Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]
(Allahtan en çok korkan âlimlerdir.) [Fatır 28]
Bu âyetler, Kur’anı anlamak için âlimlerin açıklamasına da ihtiyaç olduğunu bildirmektedir.
Din düşmanları ve bid’at ehli çıkardıkları bazı sözlere hadis demişlerse de, Ehli sünnet âlimleri bu sözleri kitaplarına almamışlardır. Hiçbir İslam âliminin kitabında uydurma hadis yoktur. Kitabına uydurma hadis alan kimse zaten İslam âlimi denmez. İslâm âlimleri, hadis uydurmanın ve uydurulmuş hadisi nakletmenin vebalinin büyüklüğünü bildikleri için, kitaplarına uydurma hadis almazlar. Çünkü hadis-i şerifte, (Benden duyduğunuz âyet ve hadisi tebliğ edin! Beni İsrailden bildirdiklerimi de söyleyin! Yalnız bana bilerek yalan isnat eden, cehennemdeki yerine hazırlansın!) buyuruluyor. (Buhari)
Bu âlimlerin kitaplarındaki hadis-i şeriflere uydurma demek büyük bir insafsızlık ve cehalettir. Hanefilere göre, deniz haşaratı yenmez, diğer üç mezhebe göre yenir. Hanefi, diğer üç mezhebe sizin ictihadınız yanlış diyemediği gibi, üç mezhep de, Hanefi’ye sizinki yanlış diyemez. Bir hadise bir âlim mevdu derken, öteki sahih diyebilir. Bu âlimler, birbirine dil uzatmaz. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
Hadis ilminde müctehid bir âlim, bazı âlimlerin sahih dediği bir hadise mevdu diyebilir. Müctehidin böyle demesi; “Bu hadis, Peygamber efendimizin sözü olamaz" anlamında değildir. Bu hadis benim usulüme göre hadis değildir, uydurmadır; fakat başka bir muhaddise göre sahih olabilir” demektir. Farklı ictihadlar da aynen böyledir. Bana göre doğrusu bu der; fakat farklı ictihadda bulunan müctehide dil uzatmaz. Çünkü hiçbir Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis olmaz. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına dil uzatmamalı ve onların kitaplarında uydurma hadis var sanmamalıdır.
Bir dergide, daha çok mezhepsizlerden şahit gösterilerek sahih olan bir çok hadise uydurma damgası basılıyor. Biz de muhaddisleri ve İslam âlimlerini delil göstererek onların sahih olduğunu ispat ediyoruz. Uydurma hadise sahih demek ne kadar tehlikeli ise, sahih olan hadise uydurma demek, Resulullahın mübarek sözünü yalanlamak olacağından en az onun kadar tehlikelidir. Bir de İslâm âlimlerinin kitaplarından örnekler veriliyorsa, o âlime suizan edildiğinden ikinci bir tehlike meydana geliyor. Günümüzün mezhepsizleri Resulullahın vârisleri olan bu âlimleri küçük düşürmeye çalışıyorlar.
Şimdi verilen kaynaklara bakalım:
Mezhepsiz Yusuf Kardavi bile delil olarak gösterilmiş. Halbuki bu mezhepsiz, resmen benim mezhebim yok diyor. Çağdaş fetvalar kitabına bakalım: “İnce çoraba meshedilir” diyor. Dört mezhepte de mesh caiz olmaz. “Fitil kullanmak orucu bozmaz” diyor. Halbuki dört mezhepte de bozar. “Haşhaş, kenevir ve tütün ekmek haramdır. Çünkü bunlar kötü yerlerde kullanılıyor” diyor. Bunlardan afyon, tıbda çok kullanılır. İlaç olarak az miktarda kullanmak ise caizdir. Kötü yerlerde de kullanılıyor diye haşhaş ekmeye haram demek, şarap yapılıyor diye üzüm yetiştirmeyi yasaklamaya benzer. “Hastaya Kur'an okumak, âyetleri muska şeklinde üstte taşımak haramdır” diyor. Daha başka sapıklıkları çoktur. Bu mezhepsiz nasıl kaynak olur ki?
Kardavi’den daha süper mezhepsiz olan Elbani de kaynak olarak gösteriliyor. O Elbani ki, İbni Teymiyeci, mezhepler üstü konuşan, telfıkı savunan bir sapıktır. Elbani’nin kitabını tercüme eden Ali Aslan, yanlış gördüğü bir yere şöyle bir not ilâve etmiş: “Elbani’nin bu fetvası, dört mezhebe muhaliftir. Dört mezhebe göre de altın kadınlara helâldir, bilinsin” diyor. Böyle kimseler nasıl kaynak ve kitapları niye tercüme edilir ki?
(Dünya, ahiretin tarlasıdır) hadis-i şerifine de uydurma deniyor. Peygamber efendimizin mübarek ana babalarına kâfir demekten çekinmeyen Aliyyül Kari, Zeydi bir mezhepsiz olan Şevkani, sahih hadislere uydurma demekle tanınan, Sehavi, Acluni ve Sagani şahit olarak gösterilmektedir. Halbuki İmam-ı Münavi, İmam-ı Deylemi, Hâkim-i Nişapuri, İmam-ı Gazali gibi büyük âlimler sahih olduğunu söylemişlerdir.
Yine Sehavi ve Acluni’nin yanı sıra, Derviş el Hut ile süper mezhepsiz Elbani’yi ve ilim ehlince sahih hadislere mevdu diyen ibni Cevzi’yi şahit göstererek, (İlim Çin’de de olsa alınız) hadis-i şerifine de uydurma deniyor. Halbuki hadis âlimlerinden imam-ı Deylemi, imamı Taberani, imam-ı Beyheki, imam-ı ibni Adiy, imam-ı ibni Abdilber gibi hadis âlimleri ve hüccetül islam ünvanı ile meşhur olan imam-ı Gazali hazretleri sahih olduğunu bildirmektedir. Bu büyük imamların naklettiği bu hadis-i şerife uydurma diyenin dili kurur.
Yine Aliyyülkari, Acluni, Elbani, mezhepsizlerin piri ibni Teymiyenin talebesi İbni Kayyimi şahit gösterilerek, (Kim, âşık olup, aşkını gizlese, iffetini muhafaza edip ölse, şehit olur) hadisi-i şerifine uydurma deniyor. Halbuki hadis âlimlerinden Hâkim-i Nişâpuri ve Hatib-İ Bağdâdi, Hüccetül islam İmam-ı Gazali ve Molla Câmi hazretleri bu hadisi şerifin sahih olduğunu bildiriyor.
Yine Aliyyülkari, Acluni ve Sehavi’nin yanı sıra Zeydi mezhepsizlerden Şevkani delil gösterilerek, (Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi, ağır gelir) hadis-i şerifine uydurma damgası basılıyor. Halbuki hadis âlimlerinden ibni Neccar, Hatib-i Bağdadi, İmam-ı Süyuti ve Şafii âlimlerinden imam-ı Rafii ve ikinci bin yılın müceddidi İmamı Rabbani hazretleri gibi âlimler, bu hadisin sahih olduğunu bildirmektedir. Yine Aliyyülkari, ibni Kayyim ve Elbani ile birlikte İmamı Süyuti’den naklen, (Fâsıkı, hayasızı gıybet etmek günah olmaz) hadis-i şerifine uydurma deniyor. Halbuki hadis imamlarından Haraiti, Ebu Nasr Deylemi, ibni Asakir, ibni Ebiddünya, Beyheki gibi âlimler, sahih diyorlar. İmam-ı Süyuti muteber bir âlimdir, bu hadis-i şerif ancak ona göre mevdu olur, diğer âlimlere göre sahihtir. Başka âlimlerin sahih dediği bir hadise hemen uydurma damgasını vurmak çok yakışıksız bir harekettir.
Sadece süper mezhepsiz Elbani’yi şahit göstererek, (Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz) hadis-i şerifine uydurma diyebiliyorlar. Halbuki, hadis imamlarından Beyheki, Deylemi, Münâvi gibi âlimler sahih demiştir.
Yine Aliyyülkari, Sehavi, Zeydi Şevkani ve ibni Cevziyi göstererek, (Kadınlara itaat pişmanlıktır) hadisi-i şerifine uydurma diyor. Halbuki hadis imamlarından Hakim, Deylemi, İbni Lal, İbni Asakir gibi âlimler, uydurma olmadığını söylemişlerdir. Yine yalnız Elbani baykuşu gösterilip, (Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız) hadis-i şerifine uydurma damgasını basılmıştır. Halbuki hadis âlimlerinden İbni Asakir sahih olduğunu bildirmiştir. Elbani’ye inanıyorlar da hadis âlimine inanmıyorlar. Bu da kıyamet alametlerinden olsa gerektir.
Yine Aliyyülkari, Elbani, Acluni, İmam-ı Süyuti, Sagani ve Derviş şahit gösterilip, (Dünya sevgisi bütün hataların başıdır) hadis-i şerifine uydurma deniyor. Halbuki, İmam-ı Münâvi, Beyheki, İmam-ı Rabbani ve Kenzu’l-Ummal sahibi sahih olduğunu bildiriyor. Yine Sehavi ve Acluni’ye ilaveten ibni Arrak’ı da yanına alarak, (Zengine zengin olduğu için tevazu gösterenin dininin üçte ikisi gider) hadis-i şerifine uydurma diyor. Halbuki, Deylemi, İmam-ı Rabbani ve Urvet-ül-vüskâ, Kayyum-i rabbâni Muhammed Masum-i Faruki Serhendi hazretleri sahih demektedir.
Yine Aliyyülkari, Acluni, Sagani, Zeydi Şevkani ve Elbani’den naklen, Kur’an-ı kerimde, (Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim) mealindeki âyet-i kerimesi ile övülen Peygamber efendimiz için, (Eğer sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım) kudsi hadisine, uydurma demeye çekinmiyorlar. Halbuki sahih olduğu Deylemi ve diğer hadis âlimlerince bildirilmektedir.
Âdem aleyhisselam, Arşta gördüğü nurun mahiyetini sual etti. Hak teâlâ buyurdu ki:
(Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.) [Mevahib-i ledünniyye]
Allahü teâlâ yine buyuruyor ki:
(Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismi ile her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.) [Hâkim]
(Ey Resulüm, İbrahimi halil [dost], seni de habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.) [Mevahib-i ledünniyye]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Âdem aleyhisselam, ya Rabbi, Muhammed aleyhisselam hakkı için, Onun hürmetine beni affet diye dua etti. Allahü teâlâ ise, [ne cevap vereceğini bildiği halde, cevabının da diğer insanların duyması için] “ya Adem, onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem aleyhisselam da, Arşta "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki:
“Ya Âdem doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım”) [Taberani]
(Allah, İbrahimi halil edindiği gibi beni de halil edindi.) [Mevahib-i ledünniyye]
Şu halde Peygamber efendimiz hem habibdir, hem halildir.
(Levlake...... .lema halaktül eflake) yani, (Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır.
Mektubatın farisi haşiyesinde, bu hadisin Deylemi’nin Firdevsinde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir.
Mektubat-ı Rabbaninin 3.cildinde, (Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım), (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim) kudsi hadisleri de bildirilmektedir.
Miracda Allahü teâlâ, peygamber efendimize, (Senden başka her şeyi senin için yarattım) buyurunca, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem de, (Ben de senden başka her şeyi senin için terk ettim) dedi. (Mirat-i kainat)
Acluni, Sehavi, Derviş ve Elbani gibi netameli kimselerden birinin veya birkaçının uydurma dediği aşağıdaki hadis-i şeriflerin hangi kitaplarda bulunduğu sonlarında bildirilmiştir.
(Çok konuşan çok yanılır.) [Taberani, Askeri]
(Âlimlerin uykusu ibadettir.) [İ.Gazali, İmam-ı Rabbani, Tezkire-i Kurtubi muhtasarı]
(Vatan sevgisi imandandır.) [İmam-ı Rabbani, Hz. Mevlana Mesnevi]
(Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten kıymetlidir.) [Ebuşşeyh, İ.Gazali]
(Ümmetimin âlimleri, İsrâil oğullarının Peygamberleri gibidir) [İmam-ı Yâfii, İmam-ı Rabbani, Abdülgani Nablusi]
(Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet edene de güçlük göster") [Ebu Nuaym, Muhammed Hadimi]
(Her şeyin bir anahtarı vardır, cennetin anahtarı da yoksul ve fakirleri sevmektir.) [İbni Lal, İ.Süyuti]
(Dünyayı terk etmek, sabırdan daha acıdır. Fisebilillah kılıç vurmaktan da zordur. Dünyayı terk edene, Allah şehid sevabı verir.) [Ebu Nasr, Deylemi]
(Dünya, ahiret adamlarına haram, ahiret de, dünya adamlarına haramdır. Dünya ve ahiret ise Ehlullaha haramdır.) [Deylemi]
(Sarıkla kılınan bir namaz, sarıksız kılınan 25 namazın derecesine bedeldir. Sarıklı kılınan bir cuma namazı, ise sarıksız kılınan yetmiş Cuma namazına bedeldir.) [İ.Asakir] şöyle bir rivayet de vardır: (Sarıkla kılınan iki rekat namaz sarıksız kılınan 70 rekat namazdan efdaldir.) [Ebu Nuaym, Deylemi]
Daha bunlar gibi, İslam âlimlerinin kitaplarında bulunan sayısız hadis-i şerife uydurma damgası vurulmuştur. Mezhepsizler, bir hadis-i şerifi tenkit ederken, bu hadis Kur’anın ruhuna aykırıdır derler. Yukarıda birçok uydurma denilen hadisleri yazdık. Bunların hangisi, hangi âyete aykırıdır? İctihad ictihadla yok edilemeyeceği gibi, bir âlimin sahih dediği hadise, yetkili başka bir âlim uydurma dese de o hadis uydurma sayılamaz. Hadis âlimleri tarafından bildirilen aşağıdaki hadislere de, aynı şahıslar şahit gösterilerek zayıf damgası vurulmak istenmiştir:
(Şu üç şey için Arabı sevin: Ben Arabım, Kur'an Arapça, cennet dili de Arapçadır.) [Taberani, Beyheki, İbni Asakir, Ukayli, Hakim]
(İşlerin hayırlısı vasat [orta] olanıdır.) [Deylemi, Beyheki, İ.Gazali, İ.Süyuti, Hadika, Berika]
(Hikmetin başı Allah korkusudur.) [İ.Asakir, Beyheki, İ.Süyuti]
(Küçük cihaddan döndük, nefsle olan büyük cihada başladık.) [Deylemi, Beyheki, Hatibi Bağdadi, İ. Gazali, İ.Süyuti]
(Kişinin dini, dostunun dini gibidir, kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin.) [Ebu Davud, Tirmizi, Hakim, Askeri, İ.Süyuti]
(Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.) [Taberani, Hatibi Bağdadi, Ziya el-Makdisi]
(Müminin firasetinden korkun, o Allahın nuru ile bakar) [Buhari,Tirmizi, İ.Cerir, İ.Süyuti]
Uydurma hadisi nakletmenin vebali
Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında niçin uydurma hadis yoktur?
CEVAP
Çünkü, hadis uydurmanın ve uydurulmuş hadisi nakletmenin vebalinin büyüklüğünü bildikleri için, Allahtan çok korktukları için, tek kelime ile salih âlim oldukları için kitaplarına uydurma hadis almazlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Benden sonra gelecek kavim, size hadislerimi soracaklar. Kim kasten bana yalan isnat ederse, Cehennemdeki yerine hazırlansın!) [Ebu Nuaym]
(Benden duyduğunuz âyet ve hadisi tebliğ edin! Beni İsrailden bildirdiklerimi de söyleyin! Yalnız bana bilerek yalan isnat eden Cehennemdeki yerine hazırlansın!) [Buhari]
(Benden bir şey nakleden hakkı, doğruyu söylesin! Söylemediğim şeyi, bana isnat eden gireceği ateşe hazırlansın!) [İbni Mace, Hakim]
(İftiracıların en büyüğü, söylemediğim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) [Beyheki]
(Yalan bir sözü, hadis diye rivayet eden de yalancıdır.) [Müslim]
(Uydurma olduğunu bilerek, hadis diye rivayet eden, onu uyduran gibi Cehennemdeki yerine hazırlansın!) [Bezzar]
(Söylemediğimi hadis diye bildiren Cehennemdeki yerine hazırlansın!) [Ukayli]
(Söylemediğim sözü, hadis olarak bildiren veya Kur’anı kendi reyi [görüşü] ile tefsir eden, Cehennemde azap görecektir.) [Tirmizi]
Bu hadis-i şerifleri bilen bir âlimin kitabına uydurma hadis alması mümkün mü?
Aşağıdaki hadislerin kaynağı nedir? Bir islam âliminin kitabında uydurma hadis olmaz mı?
Kaynakları şöyle:
(Soğuktan sakının, çünkü kardeşiniz Ebüdderdanın ölüm sebebidir.) [Darekutni]
(Töhmetten, dedikoduya sebep olacak yerlerden sakının.) [İ.Münavi-İ.Gazali]
(Ekmeğe hürmet edin!) [Beyheki, Hakim]
(Toprak yemek her müslümana haramdır.) [Deylemi]
(Ya Rabbi, hükümdarı ve mahiyetindekileri ıslah eyle.) [İ.Münavi-İ. Gazali]
(Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır.) [Deylemi, Taberani]
(Sadaka vermekte acele edin, çünkü belâ sadakayı geçemez.) [Beyheki]
(Din temizlik esası üzerine kurulmuştur.) [İ. Gazali]
(Bir saatlik tefekkür, bir senelik ibadetten hayırlıdır.) [Ebuşşeyh]
(Kalbler, iyilik edenleri sevecek kötülük edenlere de buğzedecek şekilde yaratılmıştır.) [Beyheki, Ebu Nuaym]
(Bir şeyi sevmen seni kör ve sağır eder.) [İbni Mace]
(Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.) [Beyheki]
(Ümmetimin kadınlarının hayırlısı yüzü güzel ve mehri az olandır.) [İbni Asakir]
(Dünya ahiretin tarlasıdır.) [Deylemi]
(Küçük cihaddan döndük, [nefsle olan] büyük cihada başladık.) [Beyheki, İ. Gazali]
(Arabın seyyidi Alidir.) [Ebu Nuaym]
(Kadınlara itaat pişmanlıktır.) [Hakim, Deylemi, İbni Lal]
(Cömerdin yemeği şifa, Cimrinin yemeği hastalıktır.) [Hakim, Deylemi, İbni Lal]
(Müminin kalbi tatlıdır, tatlıyı sever.) [Beyheki]
(Kerim, gücü yettiği halde affedendir.) [Taberani]
(Eğer yoksul, yalan söylemiyorsa, onu reddeden iflah olmaz.) [Künuz-üd-dekaık]
(Mümin, Rabbine mülaki oluncaya kadar rahat etmez.) [İbni Nasr]
(Ümmetim için en korktuğum şey, kadın ve içki fitnesidir.) [Süyuti]
(Dostlara meclis dar gelmez.) [Hatib]
(Müslüman olarak öl, gerisine karışma!) [Deylemi]
(Hastalık ani gelir, fakat yavaş çıkar.) [Deylemi]
(Birinin müslüman olmasına sebep olan Cenneti hak eder.) [Taberani]
(Allahü teâlâ, bir zalime yardım edene o zalimi musallat eder.) [İbni Asakir]
(Gurbetteki garibe yardım eden Cenneti hak eder.) [Deylemi]
(Devamlı gece namazı kılanın yüzü güzelleşir.) [İbni Mace]
(Cimri, Cennete girmez.) [Taberani]
İslam âlimlerinin sahih dediği hadis-i şeriflere, Aliyy-ül-kâri, mevdu dedi diye, o hadislerin mevdu olduğu iddia edilemez. Çok kitap tercüme ve şerh ederek yazıcılıkla geçinmiş olan Aliyy-ül-kâri, (El- Mevduat-ül-kübrâ) isimli kitabında, sahih hadislere mevdu demektedir. Fıkh-ı ekber’i şerh ederken Peygamber efendimizin mübarek ana-babasına hakaret etmiş, tasavvuf büyüklerine de iftira atmıştır. Din büyüklerine çirkin itirazlarda da bulunmuş, İmam-ı Şafii ve İmam-ı Malik hazretlerinin ictihadlarına dil uzatmıştır. (Turub-ül-emâsil)
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar. İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva verir, insanları doğru yoldan saptırırlar.) [Buhari]
Demek ki son zamanlarda, cahil ve sapık din adamları çoğalarak müslümanları aldatacaktır.
Peygamber efendimizin, mucize olarak gelecekten haber veren birçok sözü vardır. Bunların çoğu çıktı. (Uydurma hadis çok, Kur’andan konuş) diyenlerin de çıkacağını bildirerek buyurdu ki:
(Bir zaman gelir, beni tekzib eden çıkar. Kendisine benden bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak Kur’andan söyle” der.) [E. Ya’lâ]
Eğer herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şeriflere, Eshab-ı kirama ve âlimlere ihtiyaç kalmazdı. Onun için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de, âlimlere uymamızı emrediyor. (Hadika)
İmam-ı Gazali gibi büyük âlimlerin kitaplarında uydurma hadis olduğunu söyleyen Acluni ve M. Şemseddin Sehavi ve Peygamber efendimizin ana-babasına kâfir diyen Aliyyül kari gibilerin sözlerine aldanarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına dil uzatmamalı ve onların kitaplarında uydurma hadis var sanmamalı. Hiçbir Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis olmaz.
Resulullahın vârislerine olan itimadı sarsmak için
Tarihte Hadis uyduranlar olduğuna göre âlimlerin kitaplarında uydurma hadis yok mudur?
Hadis uyduranlar olmuş ise de, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında asla uydurma hadis yoktur. Çünkü onların her biri, (Âlimler, peygamberlerin vârisleridir) ve (Âlimler, Allahın güvendiği kimselerdir) gibi hadis-i şerifler ile övülen büyük insandır. Hadis uydurmanın ve uydurma hadisi nakletmenin vebalinin büyüklüğünü bilirler. (Söylemediğim sözü hadis diye bildiren Cehenneme gidecektir) hadis-i şerifini nakleden o âlimler, kitaplarına nasıl olur da uydurma hadis alabilirler?
Resulullahın vârislerine olan itimadı sarsmak için böyle iftira ediyorlar. Bir müctehid, başka bir müctehide hata ettin demez. Çünkü Mecellede (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor. (Madde 16)
Dört mezhepte birbirinden farklı hükümler vardır. Fakat hiçbiri, diğerini sapıklıkla, hata etmekle itham etmemiştir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Âlimlerin farklı ictihadları rahmettir.) [Beyheki]
(Âlim ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]
Hanefi ve Hanbelide gusülde ağzın içini yıkamak farz iken, Maliki ve Şafiide farz değildir. Bunun için mezhebin birine doğru, ötekine yanlış denemez. Her müctehidin bir hadisten hüküm çıkarması farklıdır. Bir müctehidin sahih dediği bir hadise, başka bir müctehid mevdu diyebilir.
Hadis ilminde müctehid bir âlim, bir hadise mevdu derse, diğer müctehidler buna sahih diyebilir. Çünkü mevdu diyen müctehid, bir hadisin sahih olması için lüzum gördüğü şartları taşımayan bir hadis için "Mezhebimin usulünün kaidelerine göre mevdu’dur" der. Yani bu sözün hadis olduğu bence anlaşılamamıştır, der. Yoksa "Bu söz, Peygamber efendimizin sözü değildir" demek istemez. Aynı hadis için başka bir müctehid sahihtir diyebilir. Sahih olduğunu söyleyen müctehid ötekine, "Peygamber efendimizin bu sözüne nasıl mevdu dersin?" demediği gibi öteki de, "Bu uydurma söze sen nasıl hadis diyebilirsin?" demez. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]
(Bilmiyorsanız âlimlerden sorun!) [Nahl 43]
(Bunun hükmünü peygambere ve ülül-emre [âlimlere] sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83] [Âyet-i kerimede geçen ülül-emrin âlim demek olduğu tefsirlerde yazılıdır. Peygamber efendimiz de (Ülül-emr, fıkıh âlimleridir) buyurdu. (Darimi)]
(Allahtan en çok korkan ancak âlimlerdir.) [Fatır 28]
[Allahtan korkmak büyük mertebedir. Peygamber efendimiz (Allahtan en çok ben korkarım) buyurdu. (Buhari)]
(Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?) [Zümer 9]
Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki:
(Âlimlere tabi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.) [Deylemi]
(Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer rehber ve kılavuzdur.) [İ. Neccar]
(Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.) [İ. Maverdi]
(Bilmediklerinizi salih [âlim]lerden sorup öğrenin!) [Taberani]
Allahü teâlâ ve Resulü, âlimleri böyle överken, onların kitaplarında uydurma hadis olduğunu söylemek ne kadar çirkin iftira olur.
Eğer herkes Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şeriflere, Eshab-ı kirama ve âlimlere ihtiyaç kalmazdı. Onun için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de âlimlere uymamızı emrediyor.
İki hadis-i şerifin birbirine zıt gibi olduğunu gören, mezhebinin hükmüne uyar. Zaten müctehid olmayanın hadis-i şerifle amel etmesi, hüküm çıkarmaya kalkması caiz olmaz.
Her müslümanın dört hak mezhepten birine uyması gerekir. Uymayanın mülhid olacağını İmam-ı Rabbani hazretleri Mebde ve Mead kitabında bildiriyor.
Dört mezhepten birine uymayan Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i sünnetten ayrılanın da sapık veya kâfir olacağı S. Ahmet Tahtavi hazretlerinin Dürr-ül-muhtar haşiyesinde yazılıdır. Abdülgani Nablüsi hazretleri de, (Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. Kur'an-ı kerimin manâsını öğrenmek isteyen, Ehl-i sünnet âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okumalıdır!) buyuruyor. (Hadika)
Ne söyleyeceklerini bile şaşırdılar
Hadis düşmanları, (Bir hadise, bir âlim uydurma demişse, o hadise bin âlim sahih dese de, o hadis artık, damgayı yemiştir, onunla amel etmeyi içime sığdıramam) diyorlar.
Acaba bunlar, ingiliz casuslarının kurduğu Vehhabiliği, yahudilerin ortaya çıkardığı rafiziliği içlerine nasıl sindiriyorlar?
Bunlara soruyorum, siz namaz kılıyorsanız, imam arkasında Fatiha okuyor musunuz? Şafiilerin okuması farzdır, hanefilerin de okumaması vaciptir. Okursa tahrimen mekruh işlemiş olurlar.
Mezhepsizler okuyoruz derlerse, Hanefi âlimlerine muhalefet etmiş olurlar, okumuyoruz diyorlarsa, o zaman Şafii âlimlerine muhalefet olur. Böyle namazı içlerine nasıl sindirebiliyorlar ki?
Hadis ilminde müctehid bir âlim, bazı âlimlerin sahih dediği bir hadise mevdu diyebilir. Müctehidin böyle demesi; “Bu hadis, Peygamber efendimizin söylememiştir" anlamında değildir. Bu hadis benim usulüme göre hadis değil, uydurmadır [sahih değildir]; fakat başka müctehide göre hadis sahih olabilir demektir. Farklı ictihadlar da aynen böyledir. Bana göre doğrusu bu der; fakat farklı ictihadda bulunan müctehide söz söylemez. Birinin uydurma [sahih değildir] demeye yetkisi varsa, ötekinin de sahih demeye yetkisi vardır. Bunun için hiçbir Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis olmaz. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına dil uzatmamalı ve onların kitaplarında uydurma hadis var sanmamalı, din cahili veya düşmanlarının oyunlarına gelmemelidir.
“Kur’anı kendi görüşüne göre açıklayan kâfir olur”
Âyetleri ve hadisleri kendi görüşüne göre yorumlamak, mesela Kur’an-ı kerimde bildirilen dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığıdır demek caiz midir? Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demektir demek caiz midir?
Hadis-i şerifte, (Kur’anı kendi görüşüne göre açıklayan kâfir olur) buyuruluyor. Hadis-i şerifleri de kendi görüşüne göre açıklamak sapıklıktır. Hâşâ peygamber efendimiz bilmece gibi hadis-i şerif mi söylüyor. Her dilde deyimler vardır. Bunlar kelimelerin ifade ettiği anlam değil, cümlenin ifade ettiği anlam esas alınır. Bunu caiz olmayan tevil ve yorumla karıştırmamalıdır.
Mesela kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimin de ne kaş ne de göz ile ilgisi vardır. Bir iş yapılırken daha büyük zarara uğramak kastediliyor.
Mesela Kur’an-ı kerimde (Sen ölülere işittiremezsin) buyuruluyor. Buradan ölüler işitmez anlamı çıkarılmaz. (Sen ölüye işittiremezsin!) mealindeki âyet-i kerimede, diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölülere benzetilmiştir. Yani (Ölü kalbleri [kâfirleri] imana kavuşturamazsın!) demektir.
Nitekim, Bekara suresinin (Kâfir, sağır, dilsiz ve kördür, anlamazlar) mealindeki 171. âyet-i kerimesi de böyledir. Yani (Kulakları var, hakkı işitmezler, gözleri var, hakikati görmezler) demektir. Yoksa kâfirler, bedenen de sağır, dilsiz ve kör demek değildir. (Beydavi ve diğerleri)
(Ölülere işittiremezsin, ancak âyetlerimize iman edenlere işittirebilirsin.) (Rum 52,53)
Fatır suresinin (Diri ile ölü [Mümin ile kâfir] bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin [imana kavuşturamazsın] mealindeki 22.âyet-i kerimesinde de, kâfirler, ölülere benzetilmiştir. (Beydavi)
Neml suresinde (Sen ölülere işittiremezsin) buyurulduktan sonra, (Sen ancak âyetlerimize iman edeceklere işittirebilirsin) mealindeki 80 ve 81. âyet-i kerimelerinde de, kâfirlerin işitmeyeceği, yani hakkı kabul etmeyeceği, ancak iman edeceklerin işitecekleri açıkça bildirilmektedir.
Milel-nihâl kitabında diyor ki:
(Şiiler yirmi fırkadır. Onsekizinci fırkası, İsmaili fırkasıdır. Bu fırkaya, Batiniyye de denir. Bunlar, Kur'an-ı kerimin zahiri, yani anlaşılan manâsı olduğu gibi, batıni, yani gizli, iç manâsı da vardır. Batıni manâsı lazımdır, zahiri manâsı lazım değildir diyorlar. Bu ise küfürdür.)
Müslümanlar batıniliğe sapmamalıdır. İslam âlimleri âyetlere ne anlam vermişse, onu bildirmeli, kendiliğinden bir şey ilave etmemelidir.
Dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığı değildir. Veya bir sapığın dediği, falan ingiliz, yani insan değildir. Dabbetülarz hayvandır. Özellikleri ve yapacakları da bildirilmiştir. Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demek değildir. Dünya kendi yörüngesinden çıkacak başka yörüngeye girecek, şimdikine göre ters dönecek, yani güneş batıdan doğacaktır. O zaman tövbe kapıları da kapanmış olacaktır.
![]()