•
KiTABÜ'L- KÜFÜRÖnce "Küfür" kelimesi üzerinde duralım. Arapça bir kelime olup "Kefere" fiilinden masdardır. Lügat manası: "Bir şeyi örtmek, gizlemek, varlığı istifhama yer bırakmıyacak derecede açık olan bir şeyi, sun'i olarak gizlemektir."(1) Delâlet-i ve subûti kati nass'ları tasdik etmeyen ve Allahû Teâla (cc)'yı inkâr edenlere kâfir denir. İmam-ı Gazali küfrü "Resûl-i Ekrem (sas)'in getirmiş olduğu haberlere inanmamak ve onları yalanlamak" şeklinde tarif ediyor. İbn-i Abidin: "Küfür lûgatta örtmek manasınadır. Şeriatte ise: Hz. Muhammed (sas)'in kesin olarak dininden olup, Cenab-ı Hakk (cc) tarafından getirmiş olduğu bilinen şeylerde Resûlullah (sas)'ı yalanlamaktır" (3) tarifini esas almış!.. Allahû Teâla (cc)'ya iman etmeyen, Resûl-i Ekrem (sas)'in tebliğini kabul etmeyen ve "Zarurat-ı Diniyye" den olan hususları inkâr edenlere kâfir denir. Çoğulu "Küffâr" veya "Kefere"dir.(4)
Küfür ile birlikte ele alınması gereken diğer bir kavram da "şirk"tir. "Eş-Şerike" veya "Eş-Şirke" şeklinde kullanılan bu kelime, lûgatta ortaklık manasına kullanılır.(5) İki ortağın sermaye ve emeklerini birbirlerine katmaları, mirasta, ganimette, alım ve satımda birbirine şerik (ortak) olmalarına "Şirket" denirlmiştir.(6) İslâmi ıstılahta şirk; Allahû Teâla (cc)'ya ortak koşan, birkaç ilahın varlığını kabul edenlere "Zahiri Müşrik" denir. Hayrı yaratan "Yezdan", Şerri yaratan "Ehremen"dir diyen mecusiler, zahiri müşrik hükmündedir. (7) İslâm dininin esaslarına inanmayan ve bunu açıkça ilan eden, Allahû Teâla (cc)'ya oğul nisbet eden (Hz. İsa Allah'ın oğludur, Hz. Üzeyr Allah'ın oğludur ve bunun gibi) Hıristiyan ve Yahudilere "Hakiki Müşrik" denir.(8) "Küfür" ile "Şirk" arasında, lafzi ayrılık mevcuttur. Ancak mahiyet olarak birbirinin aynıdır. Yani her müşrik aynı zamanda kâfirdir. Hanefi fûkahası: "Küfür tek millettir" hükmünde ittifak etmiştir.
Konumuzla ilgili olarak diğer bir ıstılah da "İrtidat'dır. Reddetmek, geri çevirmek ve bir işten rücû etmek gibi manalara gelen "İrtidat"; İslâmi ıstılahta; iman ettikten sonra, küfre rücû etmeye (dönmeye) verilen isimdir .(10)
MÜRTED İLE KAFİR ARASINDAKİ FARK
Mürted ile kâfir arasında çok önemli bir fark vardır. Şöyle ki: Mürted İslâm'ın Allahû Teâla (cc) indinde yegâne din olduğunu ve kudsiyetini bildiği halde; dünya menfaati, hırs, hased, kin veya bunun gibi duygularla İslâm'ı terk etmiştir. Bu duygular, itidat, eden kimseyi mü'minlere karşı muharib (savaş ehli) durumuna getirir. Zira irtidatla birlikte bütün ismet-i şahsiyetini kayıp etmiştir. Gayr-i müslim olan kâfir ise; davete muhtaçtır. Zira İslâm dini hakkında doğru bir bilgiye sahip değildir. İbn-i Abidin: "İrtidat eden ve muharib durumuna geçen kimsenin öldürülmesi dinin muhafazası için zaruridir. Zira dinin muhafazası maslahatların en üstünüdür"(12) hükmünü beyan etmektedir. Hanefi fûkahası irtidat eden erkeğin öldürülmesinde, kadının ise hapsedilmesinde müttefiktir. (13) Çünkü kadın muharib (Savaş ehli) durumunda değildir. Bu noktada şu hususu da hemen kaydedelim ki; mürted olan erkek derhal öldürülmez!.. Önce irtidat sebebi araştırılır, şüpheye düştüğü konular kendisine yeniden izah edilir ve mühlet verilerek tecdid-i iman'a davet edilir. (14) Bütün bunlardan sonra, yeniden İslâm'a dönmeyi kabul etmezse "Ulû'lemr" veya "Ulû'l emr'in" görevlendirdiği kimse tarafından öldürülür. Zira Resûl-i Ekrem (sas): "Kim dinini değiştirirse onu öldürün" (15) buyurmuştur.
Kur'an-ı Kerim'de: "Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölür ise, işte onların dünya ve ahirette amelleri geçersizdir. Kendileri de cehennem ehlidir. Onlar cehennemin ebedi sakinleridir"(16) hükmü beyan buyurulmuştur. Dolayısıyle herhangi bir kimse İslâm dininden döner ve o halde iken ölürse; (Müslüman iken yapmış olduğu) bütün amelleri mahvolur. (17) İslâm uleması; insanları küfre sürükleyen konular üzerinde hassasiyetle durmuştur. Çünkü bir müslümanın (Allahû Teâla (cc) muhafaza buyursun) küfre düşmesi; imtihanı kaybetmesi ve ebedi olarak cehennemde kalmasını gerektiren feci bir hadisedir.
İNSANI KÜFRE DÜŞÜREN
FİİLLER (EF'AL-İ KÜFÜR)
VESEN'E VE SANEM'E TAPMAK:
Önce "Vesen ve Sanem"
kelimeleri üzerinde duralım. İbn-i Abidin:
"Vesen; cüssesi olan,
yani insan sûretinde ağaçtan, taştan veya gümüşten, cevherden oyulan
heykellerdir. Cem'i "Evsan"
gelir. Sanem ise cüssesiz sûrettir. Lugat ulemasından birçokları, aralarında
böyle fark yapmışlardır. Bazıları aralarında fark
olmadığını söylemiş; bir takımları da sûretten (resimden) başkasına
"Vesen" denileceğini
bildirmişlerdir. Binâye'de böyle denilmiştir"(18) buyurmaktadır. Dikkat edilirse
Zâhir rivâye; insan heykellerine (neden yapılırsa yapılsın)
"Vesen" resimlerine de
"Sanem" denilmiştir.
Bu iki kelime (Vesen ve Sanem) Türçe'de ortak bir lafız
ile ifâde edilmiştir: Put!..
Ancak "Put"
kelimesinin Farsça olduğu ve bu iki mahiyeti
kuşatmadığı da açıktır. Şurası muhakkaktır
ki; Allahû Teâla (cc)'dan başkasına ibadet etmek
küfürdür. İslâm ulemâsı Vesen'e (heykele) Sanem'e (resime),
Güneş'e, Ay'a, Yıldız'a ve Ateş'e secde
etmenin küfür olduğu hususunda ittifak
etmiştir.(19) Günümüzde Allahû Teâla (cc)'nın indirdiği hükümleri çirkin görüp,
kendi heva ve heveslerinden
hükümler icad eden ve İslâm'a
karşı savaşan Tağut'ların varlığı
mâlumdur. Bu Tağut'lar, kendisinden
önce ölen atalarının heykellerini yaptırmayı ihmâl
etmezler. Bunlara "Veseni" (Heykelperest) denir. İnsanlardan
bir kısmı; Tağut'ların heykellerine, değişik isimler altında
tapmaktadırlar.
KUR'ÂN-I KERİM'E HAKARET ETMEK VE PİSLİĞE ATMAK:
Kasden ve taammüden Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını
veya bir kısmını pisliğe atmak, insanı küfre sürükleyen bir
fiildir.(20) Zira bu fiildeki hakaret unsuru, inkârın bir neticesidir.
Ayrıca alay etmek niyetiyle; def ve ney gibi müzik aletleri eşliğinde Kur'ân-ı
Kerîm okumak da, insanı küfre sürükler.(21) "Feteva-ı Zahiriye" de: "Eğlence
tarzında bir kimse Kur'an'dan bir ayet okursa kâfir olur"(22)
denilmiştir. Sonuç olarak; Kur'an-ı Kerim'e hakaret
etmek ve alaya almak insanı
küfre sürükleyen fiillerdir.
KÜFÜR ALÂMETLERİ'Nİ TAKMAK VE GİYMEK:
Küffar'a ta'zim ve küfrü te'yid niyetiyle: Haç takınmak, zünnar kuşanmak, mecusî
şapkası giymek (Kalensüvetu'l mecus) ve omuza gıyâr koymak, insanı küfre
sürükleyen fiillerdir.(23) Ancak dikkat edilecek husus; "Küfrün âlâmet-i
farikası" olan giyim ve kuşamda benzemenin haramlığıdır. Meselâ: Haç takınmak,
Hristiyanların bir alamet-i fârikasıdır. Küffar'a ta'zim ve küfrü teyid
niyetiyle "Haç takınan" kimse kâfir olur. Zira Haç işareti, Hz. İsa (as)'ın
çarmıha gerildiği akaidinin simgesidir. Halbuki Nass'la sabittir ki, Hz. İsa
(as) çarmıha gerilmemiştir. Haç işaretini boynuna takan bir kimse, nass'ı
yalanlama durumundadır.
İNSANI KÜFRE DÜŞÜREN SÖZLER (ELFÂZ-I KÜFR)
Gaybten verdiği haber konusunda Kâhin'i
tasdik etmek küfürdür. Kâhin gelecek zamanda vukû bulacak hâdiseleri veren,
sırları bildiğini ve gayb âlemine ait bilgilere vâkıf olduğunu iddia eden
kimsedir. Kâhin'in yaptığı işe kehanet denir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Bir kimse
Kâhin'i verdiği haber konusunda tasdik ederse, Allahû Teâla (cc)'nın Muhammed'e
indirdiğini inkâr etmiş olur"(40) buyurduğu da bilinmektedir. Mûteber bütün
fıkıh kitaplarında: "Gaybı bildiğini iddia eden kimse de, Kâhin'e gidip onu
tasdik eden kimse de kâfir olur" hükmü kayıtlıdır. Burada şunu da belirtelim ki;
mutlak olarak gaybı bilme iddiası ile bazı emâreleri esas alıp hüküm verme
birbirinden farklıdır. Bir doktorun; hastanın nabzını kontrol edip, bazı
hükümlere varması gaybten hüküm vermesi manâsına gelmez. Ayrıca Peygamberlerin,
ileride zuhur edecek hadiseleri haber vermeleri de; kehanetle değil, vahiy
yoluyladır.
Küfür ile imanın aynı şeyler
olduğunu, mahiyet olarak birbirinden farklı olmadığını söylemek küfürdür.(41)
Zira "İman" ile "Küfür'ün" ayrı ayrı şeyler olduğu kat'î nass'larla sabittir.
Bir insanın, kendi nefsinin küfrüne rızâ
göstermesi küfürdür.(42) Zira herhangi bir baskı olmadan hür iradesiyle kâfir
olmaya râzı olmuştur. Bu hususta icma tahakkuk etmiştir. Ancak küfrü sevmemekle
beraber; Allahû Teâla (cc)'nın kâfirlerden intikam alması için, onların küfür
üzere ölmelerini temenni etmek küfür değildir.(43)
İbn-i Abidin:
"Bir müslümanın dinden çıkıp çıkmadığında şüphe edilirse mürted olduğuna
hükmedilmez. Bir müslümanın söylemiş olduğu küfür kelimesi ile dinden çıktığı
kesin olarak bilinirse, mürted olduğuna hükmolunur. Dinden çıktığı kesin olarak
bilinmezse, mürted olduğuna hükmolunmaz. Çünkü sabit olan müslümanlık şüphe ile
zâil olmaz. Küfür büyük bir şeydir"(44) hükmünü zikrediyor. Gerçekten; irtidat
ettiği sabit olan bir kimse, eğer erkek ise öldürülür, kadın ise hapsedilir.
Dolayısıyle zan ile tekfîr câiz değildir.
KAYNAKLAR
(1) İbn-i Manzur-Lisanû'l
Arab-Beyrut: 1955, C: 5, Sh: 145.
(2) İmam-ı Gazali-Faysalû't
Tefrika-Kahire: 1319 M. Kabbani Neşri, Sh: 19.
(3) İbn-i Abidin-Reddü'l
Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-İst: 1983. C: 9 Sh: 5.
(4) Mecduddin Eş Şirazi
El Firûzabadi-Kamusu'l Muhit-İst: 1304, C: 3, Sh: 262.
(5) İbn-i Manzur-A.g.e.
C: 10, Sh: 444 vd.
(6) Mecduddin Eş Şirazi
El Firuzabadi-A.g.e. C: 3, Sh: 96.
(7) Eş Şehristani-ElMilel
ve'n Nihal-Beyrut: 1395, D. Marife Yay. C: 1, Sh: 233.
(8) Aliyyü'l Kari-Şerhû'ş
Şifa-İst: 1309, C: 2, Sh: 514.
(9) Molla Hüsrev-Dürerû'l
Hükkam fi Şerhû Gurerû'l Ahkam-İst: 1307, C: 1, Sh: 301.
(10) İbn-i Manzur-A.g.e.
C: 4, Sh: 154.
(11) İmam-ı Serahsi-El
Mebsut-Beyrut: ty. C: 9, Sh: 109.
(12) İbn-i Abidin-Ukûdu
Resmi'l Müfti-İst: 1325, C: 1, Sh: 318.
(13) İmam-ı Merginani-El
Hidaye Şerhû Bidayetü'l Mübtedi-Kahire: 1965, C: 2, Sh: 164.
(14) İmam-ı Serahsi-A.g.e.
C: 9, Sh: 98.
(15) İmam-ı Maturidi-Kitabû't
Tevhid-Beyrut: 1970, Sh: 399.
(16) El Bakara Sûresi:
217.
(17) İmam-ı Kurtubi-El
Camiû Li Ahkâmû'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 3, Sh: 46.
(18) İbn-i Abidin-Reddü'l
Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-İst:1983, Şamil Yay. C: 5, Sh: 336.
(19) Aliyyü'l Kari-Şerhû'ş
Şifa-İst: 1309, C: 2, Sh: 521.
(20) Numan Abdürrazzak
Samarrai-İslâm Fıkhında Mürted'in Tabi olduğu hükümler-İst: 1970, Sh: 133 vd.
(21) Şeyh Nizamüddin ve
bir Heyet-El Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400, C: 2, Sh: 267.
(22) İmam-ı Azam-Fıkh-ı
Ekber (Aliyyü'l Kari Şerhi) İst: 1981, Sh: 441.
(23) Seyyid Şerif
Cürcani-Şerh-i Mevakıf-İst: 1311, C: 3, Sh: 253.
(24) İmam-ı Kasani-El
Bedaiû's Senai fi Tertibi'ş Şerai-Beyrut: 1974, C: 7, Sh: 134.
(25) İbn-i Abidin-Reddü'l
Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-ist: 1983. Şamil Yay. C: 9, Sh: 10-13.
(26) İmam-ı Serahsi-El
Mebsut-Beyrut: ty, C: 24, Sh: 47-49.
(27) En Nahl Sûresi:
106.
(28) İmam-ı Kasani-El
Bedaiû's Senai-Beyrut: 1974 C: 7, Sh: 175-176.
(29) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet-El Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400, C: 2, Sh: 283.
(30) İbn-i Abidin-Reddü'l
Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-İst: 1983, Şamil Yay. C: 9, Sh: 7.
(31) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet/a.g.e. C: 2, Sh: 276.
(32) Et Tevbe Sûresi:
65-66.
(33) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet/a.g.e. C: 2, Sh: 258.
(34) Aliyyü'l Kari-Şerhû'ş
Şifa-İst: 1309, C: 2, Sh: 513 vd.
(35) İmam-ı Gazali-Faysalû't
Tefrika-Kahire: 1319, Sh: 27.
(36) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet/El Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400. C: 2, Sh: 263.
(37) Aliyyü'l
Kari-a.g.e. C: 2, Sh: 525, ayrıca El Feteva-ı Hindiyye, C: 2 Sh: 266.
(38) Aliyyü'l
Kari-a.g.e. C: 2, Sh: 522.
(39) İbn-i Abidin-Reddü'l
Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-İst: 1983, C: 9, Sh: 45.
(40) Ahmed b. Hanbel-El
Müsned-İst: 1401, Çağrı Yay. C: 2, Sh: 408.
(41) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet-a.g.e. C: 2, Sh: 257.
(42) Kemal b. Ali
Şerif-El Müsamere-Bulak: 1317 Sh: 139, ayrıca Muslihuddin Kesteli-Şerhi Akaidi'l
Kesteli-İst: 1973, S0 191.
(43) Şeyh Nizamüddin ve
bir heyet-El Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400, C: 2, Sh: 257.
(44) İbn-i Abidin-Reddü'l Muhtar Ale'd Dürrü'l Muhtar-İst: 1983, C: 9, Sh: 8.
• BÜYÜK ÜSTAD İMAM RABBANÎ'NİN MEKTUBATINDA ŞİRK HAKKINDA (YILBAŞI) PEK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMASI:
"Müşriklerin bayramlarını ve resmi günlerini taz'zim etmede şirke kuvvetli bir ayak basma vardır. Hem müşriklerin dinini ve hem de İslam Dinini tasdik edip hem İslam'ın ve hem de kâfirlerin hükümlerini beraberce yapmak isteyen kimse müşriktir. Çünkü küfürden beri olmak İslam'ın şartındandır. Tevhit ise ancak şirk şaibelerinden sakınmakla gerçekleşmektedir.
Ehl-i İslam arasında yaygınlaşmış bir durum arz eden, yani pek çok görülen, hastalıkların ve sıkıntıların ortadan kalkması için, taşlardan ve putlardan yardım istemek şirktir ve sapıklıktır. Yontulmuş taşlardan ihtiyaçlarını talep etmek küfrün kendisidir. Aynı zamanda Yüce Allah'ı inkâr etmektir. Nitekim, Allah Teâlâ bu gibi insanlardan şikâyet ederek meal
olarak şöyle buyuruyor: "Onlar tağuta küfretmekle emrolundukları halde hükümlerini ona götürmek istiyorlar. Şeytan onları pek uzak bir sapıklıklığa saptırmak ister." (5) .Hintliler tarafından tazim edilen günlere tazim ve hürmet etmek, Yahudiler nazarında belirli olan ve kendilerine ait merasimleri icra etmek yani onların dinleri ile ilgili merasimlere arzu ve istekle katılmak, şirki ve küfrü gerektirmektedir. Nitekim Ehl-i İslam'dan cahil olanlar, kâfirlerin başarılı ve kutsal saydıkları günlerin merasimlerini yerine getirirler. Ve o günleri kendi bayramları yaparlar. O günlerde müşrikler hediyeleş-tikleri gibi, bu cahillerde kızlarının ve kardeşlerinin evlerine hediyeler gönderirler. Kâfirler kablarını boyadıkları gibi boyarlar. Ve kırmızı pirinç doldurup onu hediye olarak gönderirler. Onların dinlerine tam anlamı ile önem verirler, işte bunların hepsi de şirktir. Ve İslam dinine küfretmektir. Nitekim Allah (c.c.) meal olarak şöyle buyurmuştur: "Onlardan pek çoğu ancak Allah'a ortak koşmadan başka bir şekilde iman etmezler." (6)
Meşayıhın, büyük zatların mezarlarına adak yapılarak yine onların mezarlarının yanında kesilen kurbanları da fakihler şirk saymışlar ve bu hususta pek çok mübalağa yapmışlardır.
Ve yine bir takım cahil kadınların şeyhlerin niyetine oruç tutup ve bir takım günleri onlar adına oruç tutmak için tayin etmeleri, arzu ve isteklerini bu oruca bağlayıp ve yine bu vasıta ile isteklerini onlardan yani şeyhlerden istemeleri ve yine şeyhlerin istenen bu dilekleri yerine getireceğine inanmaları, işte bunların hepsi başkalarını İbadette yüce Allah'a ortak koşmaktır. Yüce Allah'a ibadet yaparak başkasından arzu ve isteklerini talep etmenin çirkinliğini bilmek lazımdır. (7)
Sayın okuyucularımız, bu gün İslam ülkelerinin pek çoğunda yılbaşı adı altında işlenen cinayetlerle yukarıda zikredilen hükümleri insaflıca ve dikkatlice karşılaştırınız ve kararı kendiniz veriniz."
5. Nisa suresi ayet: 60
6. Yusuf suresi ayet: 106
7. İktibas: Mektubat, C: 2 ve s: 55
(Emekli Müf. Ali Küçüker, İzahlı İslam İlmihali, sh:40-41)
• YILBAŞI KUTLAMASI
YILBAŞI KUTLAMALARINA KATILMAK, HİNDİ VB. SATMAK
Yılbaşı münasebetiyle Hindi alıp satma, tebrikleşme, tebrik satma, yılbaşı programları için sipariş edilen davetiye, kart, poset vb. imal etme caiz midir?
Bu meseleyi iyi kavrayabilmek için önce şu ayet ve hadisleri gözönüne getirmek gerekir
1. "İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup sakının..." (K. Mâide (5) 2. )
2. "Zulum yapanlara en ufak meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. sizin Allah'tan başka velileriniz de yoktur sonra yardım da göremezsiniz." (K.Hûd (ll) 113.)
3. "O (Allah) size Kitapta : " Allah'ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay, edildiğini isittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır". (K. Nisâ (4) 140. ) Buraya kadar olanlar ayet mealleridir. Konuyu başkalarına benzeme noktasından ele alan sayılamayacak kadar hadis-i şerifler vardır. Bunlardan birinin mealini vermekle yetinebiliriz :
4. "Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır ". (Ebu Davûd, Libas 4; Müsned N/50.) Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzeşmenin sonuçta itikadı benzeşmeye götüreceğini anlatır: Ibn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak basar. Maglupların galipleri taklid etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. (Ibn Haldun, Mukaddime (trc.) I/374-75.)
Sonuç şudur: Insan ancak sevdığını, takdir ettiğini ve büyük gördüğünü taklit eder. Şekli taklit itikadi taklide götürür. Bu ilmi gerçege de dikkat çektikten sonra genel bir fıkhî kaideyi hatırlatıp, mesele hakkında alimlerimizin istinbatlarını (bir kısmını verdiğimiz naslardan çıkardıkları hükümleri) nakledeceğiz.
İttifakla kabul edilen bu fıkhı kaide şudur: "Müslümanın, bir başka dinin şiarı (alameti farikasi) olan bir fiili kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür" Nevruz ve yılbaşı kutlamaları alimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hüküm ona göre verilmiştir. Görebildiğimiz kadarıyla, Buhara bölgesi alimlerimizden Baytekin et-Türkmeni bu tür konularda en geniş bilgiler veren alimlerimizden biridir. Buna benzer meseleleri müstakil bir kitapla anlatmış ve sözünü ettiğimiz konu üzerinde özellikle ve sayfalarca durmuştur. "Bazı Hanefi alimleri demişlerdir ki, adı geçen bütün bu (başka inançların gereği olan bayram ve kutlamalara) katılan ve bundan tevbe etmeyen onlar gibi kâfirdir. Imam Malık'in arkadaşlarından biri de demiştir ki, Nevrûz Günü ( o günü ta'zim için) bir karpuz kesen sanki domuz kesmiş gibidir. Dolayısı ile müslüman, böyleleriyle oturması, kesmede ve pişirmede onlara yardımcı olması ile günahkâr olmuş olur". (Türkmanî, Kitabu'l-üma fil-havâdisi vel-bida' I/293-94.)
Meselenin hem hukuki hem de itikadı yönü bulunduğu için fıkıh kitaplarımızın "mürtedle ilgili hükümler", ya da "Küfür sözler" yer alır ve özet olarak şunlar söylenir :
1-"Mecusilerin Nevruz (yeni gün, yeni yıl, yılbaşı) kutlamalarına katılmakla da kâfir olur. Çünkü bunda onların o gün yaptıkları şeylere muvafakat anlamı vardır. Daha önce satın almamakta olduğu bir şeyi Nevruz'da, o günü tâzim için -yeme içme için değil- satın alması, keza yine o günü kutlayan şirk ehline Nevrûz Günü, velev bir yumurta olsun, bir şey hediye etmesi de aynıdır" (Hindiyye N/276-77.)
2- "Nevruz'da (yılbaşı gününde) bir müslüman diğerine bir şey hediye etse, ama bununla da o günü tazımi (kutlamayı) düşünmüş olmasa, fakat bir takım insanların o güne mahsus böyle bir uygulaması bulunmuş olsa bunu yapan kâfir olmaz, ancak o günlerde yapmaması, daha önce veya daha sonra yapması gerekir. Ta ki onlara benzemiş olmasın." Ibadette muvafakat, yani, onlara has ibadet saatleri olan üç vakitte namaz kılmak haram olursa, ibadet olmayanları bir düşünün!?
3-İmam Ebu Hafs demiştir ki, "Bir adam Rabbine elli yıl ibadet etse, sonra nevrûz (yılbaşı) geldiğinde, o günü kutlamak için şirk yapanlardan birine bir hediye gönderse kâfir olur". (Bezzâziye VI/333; Abdullah b. Muhammed es-Sîbî., el-Abdevî, ed-Delilül-kavim, ales-siratil-müstakîm 143. )
4-İmam Rabbanî de benzer şeyleri kendi zamanındaki Hindistanli müslüman kadınların yaptıklarını, başka inançlarda olanlar gibi belli günlerde, o günlere has hediyelerle hediyeleştiklerini anlatır ve bütün bunların şirk ve Islam dinini inkâr demek olduğunu söyledikten sonra şu mealdeki ayeti zikr eder (Imam Rabbanî, Mektûbat NI/55 (Mek. 4l)) "Onların çoğu şirk koşmaksızın Allah'a iman etmezler ". (K. Yusuf (12) 106.) Bu A1lah'a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah'a inandıklarını söyleyebileceklerini anlatır.
Hülâsa :
1. Yılbaşı gibi başka inançların şiari olan günlere, o güne tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak küfürdür. Bunu yapmış ve tevbe etmemiş bir insanın imanından, nikahından, ibadetlerinin boşa gitmesinden korkulur.
2. Böyle zamanlarda, böyle zamanlara has hindi vb. şeyleri sırf gıdalanmak için almak, PTT'nin ucuz hizmetinden yararlanmak için tebrikleşmek küfûr değilse de, onlara (isteyerek şirk yapanlara) benzeme ve onların uygulamalarını yaygınlaştırma ve meşru gösterme anlamı taşıdığından tehlikeli ve mahzurludur. müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus birşey yapmamaları gerekir.
3. Hindi gibi sırf o günlere mahsus şeyleri, o günlerde satmak, fasıklara "günahta yardım" anlamı taşıdığından, haram ya da tahrimen mekruhtur. Ancak alacağı para haram değildir. Haram ve günah olan o işi yapmasıdır. Bu hindilerin besmele ile kesilmiş olması halinde böyledir. Besmele ile kesilmemişse "meyte" olacaklarından satılmaları hiç bir surette caiz olmaz.
4. Yılbaşı kutlamaları için matbaa sahiplerinin davetiye, afiş, kart vb. şeyleri basmaları da aynıdır. Yani bunlar sırf yılbaşına özel olarak kullanılacaklarsa yapılıp satılmaları aynı derecede mahzurludur: Eşantiyon eşya için de aynı şey söylenir. (Bir siteden alınmıştır. A.AZİZ)
• YILBAŞINI KUTLAMAK VE CEHENNEM ASHABINA
BENZEMEK
Hamd Allah (C.C.)’a dır. Salat ve selam O'nun Rasulu (S.A.V.), Ashabının ve onları dost edinenlerin üzerine olsun.
Çağımızda müslümanların başına gelen en büyük belaların önde gelen sebeplerinden biri, Yahudi ve Hıristiyanlarla müşrik topluluklara benzemek ve onların peşinden gitmektir. Hatta bu Yahudi, hıristiyan ve müşriklerin peşinden gidenlerin bir çoğu için Allah Rasulü (s.a.v.)'in şu sözü gerçekleşmiştir:
"Andolsun ki, sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uyacaksınız. Öyle ki, onlar keler deliğine girseler siz de gireceksiniz" Dedik ki; "Ey Allah'ın Rasulü, Yahudi ve Nasranileri mi kastediyorsunuz. Kim olacaktı?" diye cevap verdi." (Buhari ve Müslim)
Bir rivayette de, "Onlardan birisi sokakta annesiyle fuhuş yapsa siz de bunu yapacaksınız." (Sahih, el-Hakim) buyurulmaktadır.
Bu sapıklık, diğer ümmetlerden intikal edip gelen bir adet halini aldı. Öyle bir hale geldik ki, İslam'a intisab edenlerden çoğunu, küfür ehli olan insanlardan ayıramaz olduk.
KAFİRLERE BENZEMEK
Kafirlere benzemenin en belirgin örneklerinden biri de; onların "Yılbaşı"larını tanımak ve yılbaşını Hıristiyanların kutladığı günde kutlamaktır. Bu vesile ile, ‘yılbaşı’ adıyla bilinen bozulmuş hıristiyanlık adeti üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.
Hıristiyan olduğunu savunan insanlar, bu 'yılbaşı' gününü kutluyorlar. Ancak onlar hakkında Allahü Teala Kitab'ında şöyle buyuruyor:
"Meryem oğlu Mesih Allah'tır, diyenler kafir olmuşlardır." (el-Maide:17)
"Allah üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir olmuşlardır." (el-Maide:73)
Bu insanlar onların uydurma bayramını kutlarken, Mesih (a.s.) ve O'nun doğum anısına iftira etmektedirler. İsa (a.s.) onların yaptıklarından berîdir ve bunların hepsini inkar edicidir.
İşte onlar, bu uydurma yalanlar ve bozuk inançla, Allah (C.C.)'nün hakkında hiçbir delil indirmediği ve selim fıtratın nefret ettiği amelleri işlemektedirler.
İnsanı gerçekten hayrette bırakan bir şey varsa, o da, toplumun hemen hemen tamamının, büyük bir oranda Yahudi ve Hıristiyanları taklit etmesi, hatta onların bayramlarına uyması ve hala müslüman olduklarını zannetmeleridir. Onlar ilericiliğin ve uygar olmanın Yahudi ve Hıristiyanlara uymaktan geçtiğini zannetmektedirler. Bu, onların dinlerinden uzaklaşmalarının ve kafirlerin uşağı haline gelmelerinin de tabii bir habercisidir. Oysa o din, insanoğlunun yegane şeref kaynağıdır.
Allah (C.C.)'nün Şeriatı dışında kalan bütün şeriatlara muhalefet etmek, onların, din, gelenek ve bayramlarının tamamına; ayrıca yeme-içme ve giyim-kuşamlarında da onlara aykırı davranmak, yüce dinimizin temel kurallarındandır.
DELİLLERİN
KAYNAĞI
Bu konudaki birçok delilin hepsini ortaya koymaya gerek yoktur. Aksine, sözkonusu delillerden birkaçı bile meselenin vehameti için kafidir. Nasihat edenlerin çok az olduğu günümüzde, dinimizin aslından olan nasihatleşme düsturunu da böylelikle ihya etmiş olalım.
1. Allahu Teala buyuruyor: "Sonra seni bir Şeriat üzere kıldık. Ona uy, bilmeyenlerin hevalarına uyma.” (Casiye-18)
Şeyhu'l İslam Ebu'l Abbas El-Harani diyor ki: "Burada 'bilmeyenler' sözüne, Allah'ın Şeriat'ına aykırı davranan herkes girer. 'Hevaları' kavramı içerisine de, müşriklerin işledikleri amellerin hepsi girer ki, bu davranışları onların dinlerinin gereğidir."
2. "Eğer sana gelen ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, bil ki sen de zalimlerdensin.” (Bakara-145)
Ehl-i Sünnet müfessirlerinin görüş birliği vardır ki, "Bu ayet-i kerimede onların tüm yaşantılarına muhalefetin mecburiyetine işaret vardır." demişlerdir.
3. “Ey iman edenler! ‘Bizi gözet’ demeyin, ‘bize bak’ deyiniz!” (Bakara-104)
İbn-i Kesir (R.A.) tefsirinde bu ayet hakkında şöyle diyor: "Allah Azze ve Celle, bu ayetle, mü'minlerin, söz ve davranışlarında kafirlere benzemelerini yasaklamıştır." Çünkü Yahudiler "Raina" kelimesini Nebi (S.A.V.)'e hakaret olsun diye kullanıyorlardı. Allah Azze ve Celle de; mü'minleri bundan alıkoydu.
İbn-i Kesir (R.A.) tefsirinde bu ayeti şöyle açıklıyor;
"Bu ayette kafirlere sözlerinde, davranışlarında, bayram ve ibadetlerinde, vb. işlerinde, -müslümanlar için meşru olmadığı halde- uyanlar için şiddetli bir tehdit ve acı bir azapla cezalandırma uyarısı vardır."
4. Allah Rasulü (S.A.V.); "Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır" (Ebu Davud) buyuruyor. Hadis-i Şerifte, müslüman olmayanlara benzeyenleri şiddetle kınama vardır. Kim takva ehli ve salih insanlara benzerse, o onlardandır. Allah korusun, kim de Yahudi ve Hıristiyanlara benzerse, o da onlardandır.
5. Allah Rasulu (S.A.V.) "Bizden gayrısının sünnetiyle amel eden bizden değildir" (Sahihu'l-Cami: 5439) buyurmaktadır. Yine şöyle buyuruyor: "Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve Hıristiyanlara benzemeyin. Yahudilerin selamı parmaklarla, Hıristiyanların selamı avuç içiyledir." (Sahihu'l-Cami: 5434)
Benzemenin hükmü bile böyle olunca, tıpatıp kafirleri izleyen, onların adetlerine sıkı sıkıya bağlı olan, müslümanları küçümseyip onlardan uzak duranların hükmü nedir acaba? Kim Allah Rasulü (S.A.V.)'in Sünnet'ini terkeder ve bunu başka bir sünnet, alışkanlık, adet ile değiştirirse, İslam'a bağlı olduğunu söyleyip müslümanların isimleriyle anılsa bile, İslam üzere değildir.
6. Allahü Teala kafirler geleneklerine uymayan mü'minleri şöyle över: "Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir." (Furkan:72)
Müfessirlerin çoğu ayette geçen "zür" kelimesini, "müşriklerin bayramı" olarak açıklamışlardır.
7. Allah Rasulü (S.A.V.) Medine'ye geldiğinde, onların eğlendikleri iki günlerinin olduğunu öğrendi. "Bu günler nedir?" diye sordu. Dediler ki; "Cahiliyyede bu iki günde eğlenirdik." Allah Rasulü (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Allah bundan daha hayırlı olanı size verdi: Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı." (Ebu Davud-Sahih)
Ömer İbni Hattab (R.A.) der ki; "Allah'ın düşmanlarının bayramlarında sakınınız!" (Beyhaki, Sünenü’l-Kübra)
Sözün özü;
Allahu Teala (C.C.), Cehennem'in ashabı olan kafirlere benzemeyip, onların amellerini işlemememizi, büyük bir hikmet gereği olarak bize emretmiştir, ki onların sevgisi müslümanların kalplerine girmesin. Zira onlar Allah (C.C.)'nün ve müslümanların düşmanıdırlar. Onlara işlerinde ve yaşayışlarında benzerlik ve uygunluk, kalpler arasında ülfet ve yakınlığı doğurur. Bu da onlara karşı sevgi ve aşkı beraberinde getirir.
SON SÖZ
Buraya kadar anlatmaya çalıştığımız deliller, hakkı tanımak ve insanların çoğunun, Allah Rasulü (S.A.V.)'in Sünnet'ini terkedip kafirlere benzemek suretiyle içine düştükleri sapıklığı görüp-bilmek isteyenler için yeterlidir.
Gördüğümüz kadarıyla Yılbaşı kutlamalarında Hırıstiyanlara benzeyen ve buna rağmen kendisini müslüman zanneden birçok insan türemiştir. Hanefi alimlerinden Molla Aliyyü'l-Kari Rahmetullahi Aleyh diyor ki: "Kim Nevruz günü bir kafire bir yumurta hediye ederse, kafir olmuştur. Çünkü, bu davranışıyla kafire; küfründe ve sapıklığında yardımcı olmuştur, onları teşvik etmiştir veya bu hediyesiyle onlara benzemiştir.." Yani o Nevruz günü bir Müslümana bir şey hediye ederse, kafir olmaz gibi bir anlam da çıkıyor buradan. Ancak onlara benzemeyi niyet etmeden, böyle bir hediyeleşme müslümanlar arasında olursa, o durum bundan müstesnadır..
'Mecmau'n-Navazil' adlı kitapta şöyle denir: "Nevruz kutlamalarını gören bir müslüman, 'ne güzel gelenek koymuşlar' dese, kafir olur. Nedenine gelince, o da küfrün ihdas edilmesini hoş görerek, İslam'dan hoşlanmadığını açığa vurmaktır."
El-Fetava es-Suğra'da ise şöyle deniliyor: "Kim Nevruz günü, daha önce hiç satın almadığı birşeyi sadece Nevruz'u kutlamak için satın alırsa, kafir olur." (Fıkh-ı Ekber Şerhi: 186) Aynı şekilde, daha önce hindi satın alıp yemeyen kimse, sadece Yılbaşını kutlamak için satın alırsa kafir olur.
Günümüzde kafirlere benzemeye verebileceğimiz örneklere gelince, şunları sıralayabiliriz: Sırf kafirlere benzemek için, giyim-kuşamda onları taklit etmek, evlerde de onlara benzeyerek; ruh taşıyan şeylerin resim ve heykellerini bulundurmaktır. Özellikle hıristiyanların, Hazreti Meryem'in Hazreti İsa'yı altında doğurduğuna inandıkları 'noel ağacını' evlere taşımak, hediye olarak almak-vermek, süslemek ve yılbaşında tatil yapmak, hediyeleşmek, tebrikleşmek asla caiz değildir. Kafirlerin remzi, alameti farikası durumunda olan herşeyin hükmü de böyledir. Onlara benzemenin en çarpıcı örneği ise, onlara sevgi ve aşk ile bağlanmak ve müslümanlara, salih insanlara ve takva ehline karşı nefretle, bakmaktır. Çünkü imanın en sağlam kulpu, "Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir."
Ey Müslüman kardeşim! Allah'ın bu kadar sakındırmasına ve Rasulüllah'ın bu kadar ikazına rağmen; onları çiğneyip kafirlere benzemenin ahiret hayatında sana ne külfetler getireceğini düşünüyor musun? Allah ve Rasulü'nün sizi nasıl karşılıyacağını göz önüne almanızı hatırlatmak isteriz.
Oysa Allahu Teala (c.c.), dinden sapmış düşmanlarına sevgi beslemeyi yasaklamıştır: "(Ey Muhammed), Allah'a ve Ahiret gününe inanan bir toplumun, 'babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa' Allah’a ve Rasulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin..." (Mücadele:22) buyurmaktadır.
Allah (c.c.)'den, bizi sevdiklerini seven, düşman olduklarına düşman olan, dost olduklarına da dost olanlardan eylemesini niyaz ederiz." (Bir siteden A. AZİZ)
• Gülçocuk-22 NOEL VE YILBAŞI Prof. Dr. M. Es'ad
COŞAN
Hak din İslâm'dır; Allah Teala bozuk inançlı, bâtıl dinli, yanlış yollu insanları sevmez ve aslâ affetmez. Hem insanlara, tüm nimetleri, güzellikleri, sağlık ve mutlulukları yüce Allah versin; hem de kâfirler ve câhiller, Allah'ı bırakıp, putlara. ilâhlara, uydurma tanrılara tapsınlar... olur mu böyle saçmalık, nankörlük, vefasızlık, idraksizlik, beyinsizlik, kalleşlik!
Tarih boyu tüm müslümanlar ve özellikle bizim nurlu dedelerimiz, bâtıl inançlarla, saçma hurafalerle, bozuk dinlerle mücadele vermiş; tüm insanları doğru yola, hak dine, hayra, iyiliğe, dürüstlüğe, dostluğa, sevgiye, ilme, irfana, ahlâka, âdâbâ, çekmeğe çalışmışlardır. Birçok ulus böylece imanı öğrenmiş, İslâm'ı seçmiş, müslüman olmuştur.
Tabii bunun karşılığında, bâtıl dinlere bağlı tutucu ve yobaz teşkilatlarda, sinsi sinsi müslümanları aldatma ve kandırma çalışmalarını devam ettirmeğe çalışmaktadır.
Nasıl kandıracak? Yolu yanlış, akıl dışı, ilme aykırı... Normal konuşma ve akıl-mantık yoluyla kendilerini savunamaz, insanları kendi bâtıl dinlerine çekemezler.
O zaman ellerinde bir çare kalıyor, zevk eğlence, hokkabazlık yoluyla kalp kazanmak.
İşte şu yılbaşı eğlenceleri bu mantıkları doğurmuştur: Çam ağacını süslemek, ışıklandırmak, pamuklarla bembeyaz yapmak; bir adamı Noel Baba kıyafetine sokmak, çocuklara onun aracılığı ile hediye dağıtmak; havai fişekler, eğlence, dans, zevk, safa v.s.
Bunlar bir müslümanın kabul edebileceği şeyler değil. Müslüman bâtıl hristiyan âdetlerini, hurafeli putperest faktörünü taklid etmez. Hristiyanlar, çam ağacını, o gece o ağaca Hz. İsa (a.s.) inecek sanarak dinî bir inançla süslüyor! Noel Baba dedikleri Saint Nikola adlı bir hristiyan azizi. Bunlardan bize ne!
O halde Noel Baba'yı ağzımıza bile almamalı, noel merasimlerine kesinlikle katılmamalı, bu isim arkasında ne dolaplar döndüğünü, ne gizil emeller beslendiğini çok iyi bilmeli, hatta başkalarını da bir güzel uyarmalı, tembihlemelisiniz.
Yoksa çok ayıp ve çok günah olur size! Aman, yeni yılı veballe, günah, şom ve uğursuz bir şekilde başlayıp sonunda pişman ve perişan olmayın!"
GELELİ ASIL KAYNAKLARIMIZA
• Küfür sözler ve fiiller başlığı altında:
"6 — Keferenin bayramlarında onlarla bayram eden ve o gün onların işlediklerine muvafakat eyleyen ve ol güne ta'zîm için satın almadığı şeyleri satın alanlar (hindi ve benzerlerini). Ve Noel babaya iştirak edenler ve o günde onlara bir şeyler hediyye edenler. Bu gibi şeyler mü'minden sâdır olmaz. Meğer ki aslında kâfir ola.
7 — Kâfirlerin âyinlerini hoş görüp beğenen."
(İstanbul Meşayıhından Mehmed Zahid Kotku, Ehl-i Sünnet Akaidi, sh:130. Seha Neş. İst.9.Bask.1992)
•
"58- Bir kimse kafirlerin bayramında kafire bayramın mübarek olsun dese kafir olur."(Seyda Diyor ki, Adem Müftüoğlu, Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaat'a Göre Kitab'ül- Akaid, sh: 386. Menzil Yay.Adıyaman.1996)
• " Mesele 11 —Bir kimse Nevruz gününde Mecusiye yumurta hediye etse kâfir olur. Ama eğer o gün Müslümana hediye verse kâfir olmaz.
Mesele 12 — Bir kimse Nevruz gününde her hangi bir kimseye her hangi bir hediye verse de bundan o günü tazim murat etse kâfir olur.
Mesele 13 — Bir kimse keferenin bayramını kutlamak için Nevruz günü bir şey satın âlsa kâfir olur. Lâkin satın aldığı ittifaken, rast gelme vaki olsa yahut o günün nevruz olduğunu bilmese kâfir olmaz.
Mesele 14 — Bir kimse Nevruz gününde Mecusilerin bir yere toplandığını görüp te «Ne güzel manzara» dese kâfir olur." (Cemal Eğretli, Küfür Sözler, sh:43. Demir Kitabevi, İst.1970)
• Fıkıh ve Tevhid İlminin Hocası İmam-ı Azam Ebu Hanife (Rh.a)'ye ait olan Fıkhı Ekber Şerhi'nde "Açık ve Kapalı Küfür Sözler" Başlığı altında aynen şu hükümler vardır:
1-"El-Hülasa" adlı kitapta zikredildiğine göre, bir kimse "Nevruz" gününde bir mecusiye yumurta hediye etse kafir olur. Çünkü bu mecusiye küfründe ve hatalarında yardımcı olmuştur. Nevruz gününde bir müslümana bir yumurta hediye ederse kâfir olmaz. Fakat bu görüş de sağlam değildir. Çünkü müslümana hediye etmekle de benzeme oluyor. Ancak bilerek değil de öyle tesadüf ederse o zaman küfür olmaz.»
2- «Mecmaun-Nevâzil» adlı kitapta şöyle yazılmıştır: «Mecusîler Nevruz gününde toplansa ve bir müslüman, onlar için 'güzel bir adet koydular', dese kâfir olur. Çünkü bu sözü ile küfrü güzel kabul etmiş oluyor.»
Yine «Fetâvâ-yı Suğrâ»da yazıldığına göre, bir kimse daha önce satın almadığı halde özellikle Nevruz gününe saygı için bir şeyler satın alırsa kâfir olur. Çünkü bu hareketi ile kâfirlerin bayramına saygı göstermiş olur. Ancak ihtiyaç sebebiyle satın alırsa o zaman bir şey lâzım gelmez. Yine bir kimse bir insana Nevruz gününde bir şey hediye etse ve bununla Neruz gününe saygı göstermeyi kasdetse kâfir olur. Yine bir öğretmen birinden Nevruzluk hediyesi istese ve istenen kişi verse de vermese de öğretmenin kâfir olmasından korkulur.
3- «Tetimme» adlı kitapta: Ebû Hafs el-Kebîr el-Buharî'den rivayet edilmiştir: "Bir kimse elli sene Allah'a ibadet etse sonra Nevruz günü gelse ve bugüne saygı için müşriklere bir şey hediye etse Allah'a küfretmiş ve elli senelik ibadetini yok etmiş olur. Yine bir kimse Nevruz günü kâfirlerin toplandığı yere giderse kâfir olur. Çünkü bu küfrünü ilân etmektir." (İmam-ı Azam, Fıkh-ı Ekber, Aliyyü'l- Kari Şerhi, sh:345. Çağrı Yay.1992-İst.)
•"Bir kimse 50 yıl Allah'a kulluk etse, sonra Nevruz (bahar bayramı)na ta'zim maksadıyla bir hırısitiyana bir yumurta hediye etse, küfre gider ve 50 yıllık ibadeti bozulur. Nevruz gününü kutlamak üzere ehl-i küfürle birlikte kırlara çıkmak, küfürdür." (Gazi Han) (Muhammed Emin, İrşad Meclisleri, C/1, sh:74. Demir Kitabevi.İst.1980)
• "Nevruz ve Mehricân günlerinin adı ile hediye vermek caiz değildir, haramdır. Eğer bunu, müşriklerin saygı gösterdiği gibi saygı göstererek yaparsa kafir olur. Eb
û-Hafs el-Kabir şöyle der: «Bir adam elli sene Allah'a kulluk etse sonrada Nevruz gününde, bu güne saygı göstermek için bir müşrike bir yumurta hediye etse kafir olur, amelleri yok olur.» Şayet bu günlerde, tazim kasdetmeden halkın adetine uyarak bir müslümana hediye verse kafir olmaz. Ancak, şüpheyi def etmek için bunu anılan günlerden önce veya sonra yapmalıdır. Daha önce almadığı bir şeyi bu günde satın alsa; eğer bu günleri tazim için satın almışsa kafir olur. Ama eğer yemek içmek ve nimetlenmek için almışsa kafir olmaz. Zeylaî." (İbn-i Abidin, C/17, sh:310 Şamil Yay.1988-İst.)•"Mecusilere uyup, Nevruz'da, onlarla birlilte çıkıp, o günde, onların yaptığını yapmak küfürdür.
Bir kimse, yemek içmek için değil de, sırf Nevruz gününe ta'zim olsun diye, başka zaman satmadığı, bir şeyi, satmak sebebiyle de, kafir olmuş olur.
O gün, müşrikleri ta'zim maksadı ile, onlara bir yumurta bile hediye etmek küfürdür.
Kafirlerin işini güzel gören kimse, küfre girmiş olur. Bu bi'l-ittifak böyledir."
(Nizamüddin ve Bir Heyet, Fetavay-i Hindiyye, C/4, sh:342. Akçağ Yay. Ankara)
A. AZİZ
![]()