NAMAZDA   ŞEHADET   PARMAĞINI   KALDIRMAK

 Konu  ile  ilgili  Hadis-i Şerifler:

27 — «(Resûlüllah) namazda (tehiyyâta) oturduğu zaman, sağ elini sağ  uyluğu üzerine kordu. Parmaklarının hepsini toplar, baş parmağın  pesinde gelen (şehadet)  parmağı  ile  işaret  eder  ve  sol  elini de  sol  uyluğu  üzerine  kordu» (Ebû Dâvûd c. 1, s. 259). 

28 — Vâil b. Hucr'den  şöyle  rivayet  edilmiştir:  «Ben, Peygamber (s.a.v.) i (namaz kılarken) gördüm. Teşehhüdde (tehiyyatı okurken) şehadet  kelimesine  geldiğinde  baş  ve  orta  parmağını  halkalaştırıp  şahadet  parmağını  kaldırdı».   (İbni Mâce c. 1, s. 295).   (Mehmed  Emre, Kırk Mevzuda  Kırk Hadis, sh:87. Osmanlı Yayınevi)

3. (2638)- Yine Ibnu Ömer'den bir başka rivayet şöyledir: "Sağ elini sağ dizi üzerine koydu. Elli üç akdi yapıp şehadet parmağıyla işarette bulundu."

4. (2639)- Nesâî'nin Ali İbnu Abdirrahmân''dan kaydettiği bir rivayette der ki: ' 'İbnu Ömer (radıyallahu anbümâ) 'nm yanında namaz kıldım ve namazda  çakılları alt üst ettim.  Bana:

 "Çakılları alt üst etme. Zira çakılların çevrilmesi şeytan işidir. Sen de Rasulullah'ın  yaptığı  gibi  yap.  Ben O'nun ne yaptığını gördüm" dedi.   Ben:  "Resulullah'ın ne yaptığını gördün?" diye sordum.

"Şöyle' dedi ve sağ ayağını dikti, solunu yatırdı. Sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini de sol uyluğu üzerine koydu. Şehâdet parmağıyla da işaret etti."

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Baş parmağı takip eden parmağı ile kıbleye işaret etti, nazarlarını da ona dikti." [Müslim, Mesâcid 114-116, (580); Muvatta, Salat48, (1, 88); Ebu Dâvud, Salât 186, (987); Tirmizî, Salât220, (294); Nesâî, İftitah 189, (2, 237), Sehiv 32-35, (3, 36-38).] 

6. (2641)- Yineİbnu'z-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: ''Resulullıılı (aleyhissalâtıs vesselam) (namazda oturur  vaziyette iken), dua edince,  hareket  ettirmeksizin  parmağıyla  işaret  yapar,  bu  vaziyette  dua  (teşehhüd)  okurdu.   Sol eliyle de sol uyluğunun üzerine  dayanırdı."  Bir  diğer  rivayette şöyle gelmiştir: "Gözü de işaretinden ayrılmazdı." [Ebıı Dâvud, Salât 186, (988, 989, 990); Nesâî, İftitah 189, (2, 237), Sehv 35, 39. (3, 37, 39).]

7. (2642)- Vâil İbnu Hucr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) sol ayağını yere yaydı, elini sol uyluğunun üzerine koydu, sağ ayağını da dikti."  Nesâî'nin bir rivayetinde: "Kollarını, uyluklarının üzerine koydu. Şehadet parmağıyla işaret ederek dua ediyordu (teşehhüdü okuyordu)."  [Tirmizî, Salât 218, (292); Nesâî, Sehiv 30, (3, 35).]

9. (2644)- Âsim İbnu Küleyb el-Cermî an ebîhi an ceddihi -ki ismi de Şihâb İbnu '1-Mecnûn'dur- der ki: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselam) 'ın   huzuruna  girdim,  namaz kılıyordu.   Sol  elini  sol  uyluğunun  üzerine koymuş, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koymuş  idi.  (Sağ elin)  parmakları  hep  yumuk,  sadece   işaret  parmağı  açıktı.  Şöyle  dua ediyordu:  "Ey kalpleri döndüren  Allah'ım,  kalbimi  dinin  üzerine  sabit  kıl." [Tirmizî, Da'avât 135, (3581).]

11. (2646)- Nesâî'deki rivayette şu ziyade var: "Namazın sona  erdiği  rek'atte sol ayağını geride bırakmış ve uyluk kemiğine dayanarak oturmuş, sonra da selam vermişti."  Yine Nesâî'nin  bir  diğer rivayetinde şu ziyade var: "Şehadet  parmağını  kaldırmış ve onu  hafif  eğmiş  (vaziyette  teşehhüdü  okuyordu)."  [Nesâî, Sehv 29, 38, (3, 34, 39).]

AÇIKLAMALAR

Sağ  elin parmakları şu şekilde yumulacak:  Baş  parmakla  orta  parmak   bir halka yapacak şekilde bir araya gelecek şehadet parmağı  kıble  istikametini  işaret  eder  şekilde  yumulmayıp  düz  kalacak.   2638  numaralı rivayette geçen elliüç akdini, Nevevî şöyle  izah eder:  "Hesap ilmi mensuplarına göre, bu tabirle, serçe parmağının kenarının yüzük parmağı üzerine konması ifade edilir. Ancak burada murad o değildir. Sadedinde olduğumuz hadiste bu tabirle serçe parmağının el ayası üzerine konarak hesapçıların elli dokuz  dedikleri  şekli  vermektir."  (.....)

* Sağ el parmaklarının yumulup,  şehadet   parmağıyla   işaret   verilmesi   ile ilgili olarak da bir  kısım teferruat üzerinde ihtilaf edilmiştir.   Mesela   parmakların yumulma zamanı, baş parmağın vaziyeti diz üzerinde sabit mi, hareket edecek mi? .... gibi. Bu mevzuya   giren   hadislerin hepsine Teysir yer vermez. Sözgelimi 2641 numaralı hadiste şehadet parmağıyla ilgili olarak geçen "hareket ettirmeksizin" tabiri ile 2646 numaralı hadiste geçen, "hafif eğmiş" tabiri, şehadet parmağının vaziyetiyle ilgili ihtilaflı rivayetlerin  varlığına  delalet  ederler.

Alfmler, bu ihtilaflı rivayetleri, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın  değişik zamanlarda bu farklı tarzların hepsine yer vermiş olduğunu  belirterek  te'vil   ederler. Teferruata   girmeden   mezhebimizce de benimsenmiş olan şehadet parmağıyla işaret verme tarzını  belirtelim:

Teşehhüd duası okunurken, sıra tevhide gelince, tevhid'in Lâilâhe kısmı söylenirken sağ elin diğer parmakları yumulurken şehadet parmağı yukarıya kaldırılır; illallah denilirken indirilir. Bazı rivayetler şehadet getirirken şehadet parmağını  kaldırmaktan başka hareket de ettirilebileceğini söyler.   Hanefi  fakihlerden  İmam Muhammed bu yumma işinin, şehadet  parmağı  kalkarken sağ elin baş parmağı ile orta parmağının  halka  olacak  şekilde  bir  araya  getirilip   diğer  iki parmağın da yumulmasıyla  gerçekleştirileceğini  söyler.  Bazı  fakihler  parmakların  yumulmadan  şehadet  parmağıyla   işaret verileceğini; diğer  bazıları da baş parmağı  diğer  parmakların  altına  getirerek   şehadet  parmağının kaldırılacağını söylemiştir.

NOT: Şehadet parmağının  kaldırılmasını gereksiz gören de olmuştur.  Ancak bu sahih rivayete aykırıdır.  Parmak kaldırmaya  Keydânî "haram" demiştir,   ancak  bu  görüş,  tekfire  varacak  şiddette  ciddi  tenkidle  karşılaşmıştır.

Şehadet parmağını kaldırmak sahih rivayetlerle sabit bir sünnet olmaktan başka kuud sırasında gözün vaziyetini de yönlendirmektedir. Çünkü  2639-2641 numaralı rivayetlerde de geçtiği üzere, göz, kuud sırasında kalkmış vaziyetteki şehadet parmağını takib edecektir. Ayrıca,  şehadet  parmağı  kaldırılırken,   tevhid   yani  Allah'ın   bir  olduğu  niyet  edilip   hatırlanacaktır."   (Prof.Dr.İbrahim  Canan, Kütüb-i Sitte,C/8, sh:488-494)

   (2636)   "Ali  İbnu Abdirrahman  El-Muaviyyi,  şöyle dedi :  Ben  namaz  içinde  küçük  çakıl  taşları  ile  oynarken, Abdullah İbnu  ömer (R.A.)  bu  hareketimi  gördü.  Namazdan  çıkınca  beni  bu  hareketimden  men  etti : Rasulullah (S.A.V.)  namazda  yapıyor  idiyse  sende  öyle  yap, dedi. Rasulullah (S.A.V.)  nasıl  yapardı?  dedim.  Namazda  (teşehhüd  için)  oturduğunda  sağ  avucunu   sağ  uyluğu  üzerine  kordu.  Müteakiben  bütün  parmaklarını  yumarak  baş  parmağı  takipeden  parmak  ile  işaret  ederdi.  Sol  avucunu da  sol  uyluğu  üzerine  koyardı."   (Bu  Hadisi  Müslim  (580)  Ebu  Davud (987)  ve  Nesai (3/36)  rivayet  etmişlerdir.  (Prof.Dr.İbrahim  Canan, Kütüb-i Sitte,C/8, sh:488)

   145)Ibnü  Ömer  (R.A)'den  (şöyle  dedi) Rasulullah (S.A.V.)   teşehhüde  oturduğu   vakit  sol  elini  sol  dizi üzerine  ve   sağ  elini de  sağ  dizi  üzerine  koyar,    elli  üç   akdederek  şehadet  parmağı  ile  işaret  ederdi." (Bu  Hadisi  Müslim (580)  rivayet  etmiştir."

"Abdullah İbnu Zubeyir (R.A.)'dan, (şöyle  dedi)  Rasulullah (S.A.V.)  (namazda)  oturduğu  vakit  teşehhüd  duasını  okurdu.  Oturuşunda  sağ  elini  sağ  uyluğu  üzerine,  sol  elini  sol  uyluğu üzerine  kordu.  Ve  şehadet  parmağı  ile  işaret  ederdi.  Bunu  yaparken  de  baş  parmağını   orta  parmağı  üzerine  kordu.  Sol elini de  sol  dizinin  üzerine  uzatırdı.  (Yani  sol  dizini  sol  avucu  ile  avuçlardı,  sanki  sol  dizi  sol  avucunun  bir  lokması haline  gelirdi."  (Bu Hadisi  Müslim (579)  rivayet  etmiştir)

  Yukarıda  arzetmeğe  çalıştığımız  bunca  Hadis-i Şerifler  varken,   başta   İmam  Muhammed  (Rh.a)  olmak   üzere  Hanefi  Fukahasının   muteber   kaynaklarında   Namaz   içinde   teşehhütte  Şehadet  parmağının  kaldırılması     "Namazın  sünnetlerinden"      sayılırken   bazılarının   bu  sünneti   iptale  çalışmaları    doğru  değildir....  

 Bugün  Müslümanların  ellerinde  bulunan      İlmihallerin    bir  çoğunda  dahi  "Teşehhüdde  Tahiyyat  okunurken, Şehadet  parmağının  kaldırılmasının  sünnet  olduğu"  açıkça  yazılıdır.   Hatta  dört  mezhebe  göre de  Namazın  sünneti   olarak  kabul  edilmiştir.  Mesela  Ömer  Nasuhi  Bilmen (Rh.a.)   hocaefendinin   Büyük  İslam  İlmihalinde  "Namazın Sünnetleri"  bahsinde  aynen  şu  cümleler  yer  almıştır:

1-"15) Ka'delerdeki  Teşehhüdlerde  "La İlâhe"  denirken,  sağ elin  şehadet  parmağı  kaldırılıp "İllallah" denirken indirilmesi sünnettir.   Bunu  yaparken  baş parmak ile orta parmak halka edilip diğer iki parmak bükülmelidir. Birçok kimseler bu sünneti  gereği   üzere   yapamayacaklarından  dolayı  bunun  terk  edilmesini  uygun  görenler  vardır."   (Ömer  Nasuhi Bilmen,  Büyük  İslam İlmihali,  sh: 136.Madde:15. Namazın  Sünnetleri Bahsi)

2-  Bu  bölüm,   Hanefi  Fukahasınca    Meşhur  ve  muteber  sayılan  Muhakkik  Ûlemadan  İbn-i Abidin  (Rh.a.)'nin   "Reddü'l-Muhtar"  adlı  eserinden    alınmıştır.  

İZAH:

"Ulemanın İmam Muhammed'le İmam-ı A'zam'a nisbet ettikleri kavîl emâli'de İmam ebu Yusuf'dan da nakledilmiştir. Nitekim gelecektir.  Şu  halde  bu  kavil   üç  imamımızdan  nakledilmiştir.

Şârih: «Bize göre Müftabih olan kavil şudur ki: Bütün parmaklarını yayarak şehadet parmağı ile işaret eder.» İfâdesini nakl ile şârihlerin bulduğu kavlin müftabih olduğunu açıklamıştır.  Ancak  doğrusu  «Bütün parmaklarını yayarak» ifadesini atmaktır. Çünkü bu ifâde benim Dürer-ul-Bıhar'da ve şerhinde gördüklerime muhâliftir. Dürer-ül-Bıhar'ın ibâresi şöyledir: «Elli üç akd etmez.   İşarette etmez. Fakat fetvâ bunun hilâfınadır.»  Şerhi Gurer-ül-Efkâr'ın ibâresi de şöyledir: «Ey fakih! İmam Ahmed'in bir kavline Şâfiî'ye uyarak yaptığı gibi sende elli üç akt etme biz tehlilde  sağ  elimizin şehâdet parmağı ile işaret etmeyiz bilakis parmaklarımızı yayarız. Ama fetvâ bunun hilâfınadır. Yani bize göre fetvâ işaret etmemek Şâfiî ile İmam Ahmed in dedikleri gibi elliüç akdi şeklinde işaret etmektir. Muhit nâm eserde «işâret sünnettir. Parmak nefi edilirken  kaldırılır  isbatta indirilir.Ebu Hanîfe ile Muhammed'in kavli budur. Bu babta eser ve haberler çoktur. Binaenaleyh bununla amel evladır.» denilmektedir. Bu ifade müftabih olan kavlin parmakların! yayarak değil zikri geçen şekilde onları yumarak  şehâdet   parmağı  ile  işaret edileceğini  gösterdiğini açıklamaktadır.   Çünkü bize göre parmaklarını yayarak işaret yoktur. Onun için Münyetü'l Musallî'de: «İşâret yaparsa küçük parmağı ile yüzük parmağını yumar. Orta parmağı ile başparmağını halka yaparak şehadet parmağını diker.» denilmiştir. Mezkür eserin küçük şerhinde: «Şehadet getirirken bize göre işaret yapar mı? bu hususta ihtilaf vardır.

Elli üç akdi bütün parmaklarını yumarak Şehâdet parmağını dik tutmaktır. Araplar ellerin bu şekilde yummakla elli üç rakamını kastederler. Nefi edilirken murad  "lâilâhe" kelimesidir. Çünkü bunun manası nefi yani ALLAH yok demektir. İsbattan muradda "illellah" dır. Bundan muradda isbat yani Allah vardır. demektir. "Lâilâhe illellah» cümlesi Arabçaya mahsus bir cümle şeklidir. Bu cümle nefi ile baçlar isbat ile biter yani ilâh yoktur ancak bir Allah manasına gelir.

Hulâsa ve Bezzaziye'de işaret yapılmayacağı, Hidâye şerhinde ise yapılacağı sahih bulunmuştur. El-Mültekât ve diğer kitablarda da işaret sahih bulunmuştur. İşaretin şekli şehâdet getirirken orta ve baş parmak halka yapılarak ve küçük parmakla yüzük parmak yumularak şehâdet parmağı ile işaret etmektir. Yahud elliüç akt etmekle olur. Bundan murad orta ve yüzük parmağı ile küçük parmağını yummak baş parmağının başını orta parmağının orta ekinin kenarına koymak şehâdet parmağını lâilâhe derken kaldırmak, illellâh derken indirmektir.» Büyük şerhde şöyle denilmiştir: «İşaret ederken parmakları yummak, işaretin nasıl yapılacağı hususunda İmam Muhammed'den rivayet olunmuştur. Kezâ Emâlide ebu Yusuf'tan dahi rivâyet edilmiştir. Bu işaretin sahih kabul edildiğine teferru, eder.  Ulemadan birçoklarından teşehhüdde aslâ işaret edilmeyeceği rivayet olunmuştur. Bu kavil dirayet ve rivayete muhaliftir.

İmam Muhammed'den rivayet olunduğuna göre kendisi işaretin nasıl yapılacağı hususundaki kavlini İmam-A'zam'dan rivayet etmiştir.» Feth-ul-Kadîr'de de bunun gibi izahat vardır. Kuhistânî'de: «Bütün ulemamızdan rivayet oldunduğuna göre parmak kaldırmak sünnettir. Sağ elinin baş parmağı ile orta parmağın başlarını birleştirmek suretiyle halka yapar. Ve şehâdet parmağı ile işaret eder.» denilmiştir. Bütün bu nakiller açıkça gösteriyor ki sünnet vecihle işaret ancak hususî bir şekilde olur ki oda elini yummak ve halka yapmak suretiyle olur. Parmakları yayma rivayetine gelince onda asla işaret yoktur.

Bundan dolayıdır ki  Fetih ile  Münye şerhinde şöyle denilmiştir: «Bu  yani zikir edilen şekil işaretin sahih olduğuna teferru eder. Yani işaret rivayeti sahihdir.  Biz halka yapmadan işaret olur diyemeyiz onun için işaret Bedâyî, Nihâye. Mi'rac, Diraye, Zahîre. Zahiriyye, fethul-kadîr, Münye ve Kuhistanî şerhleri, Hılye, Nehir, Mülteka şerhi Behenni, Dürer-ül-bıhar  şerhleri  gibi  bil'umum kitablarda bu şekilde tefsir edilmiştir.

Nitekim ben bunların ibarelerini «ref'ulteredd...» adlı risâlemde beyan ettim. Bizim için yalnız iki kavil olduğunu yazdım. Bunların birincisi mezhepte meşhur olan kavildir ki işaret yapmaksızın parmakları yaymaktır. İkincisi şehâdet getirecek kadar parmakları yaymak şehadet getirirken yumarak  "Lâilahe"  derken  şehadet   parmağını  kaldırmak "illellâh" derken indirmektir. Müteehhirin ulemanın itimad ettikleri kavil budur. Çünkü Peygamber (s.a.v.)den sahih hadislerle sâbit olmuş; üç imamımızdan sahih  rivayetle  nakledilmiştir. Onun  için Feth-ul-kadîr'de:  «Birinci  dirâyet  ve  rivayetin  hilafınadır»  denilmiştir.

Zamanımızda umumiyetle halkın tercih ettikleri parmakları halka yapmadan yayarak işaret etmeye gelince: Buna şârihden başka kail olan kimse görmedim. Şarih de Şurunbulâli'ye tabi olmuş o da onuncu asır ulemasından İs'âf nâmındaki eserin sahibi İbrâhim Tırablusî'nin Burhan adlı kitabından nakletmiştir. Onun sözü gelmiş geçmiş bil'umum şarihlerin zikir ettikleri iki kavle aykırı düşünce cumhur  ulemanın  kavilleriyle  amel  edilir.   Cumhur avâmın kavillerine bakılmaz. Sahih olan yalnız şehâdet  parmağı  ile  işaret  etmektir."   (İbn-i  Abidin, C/2, sh:302-305)

3- Mezahib-i Erbaa (Dört Mezhebin  Fıkıh Kitabı)  adlı  fıkıh  kitabında  ise  şöyle denilmiştir:  "Namazın  Sünnetlerinden biride  Mezheplerdeki  tafsilata  göre  İşaret  Parmağı  ile  Teşehhüdde  işaret  etmektir."  (Mezahib-i Erbaa (Dört Mezhebin  Fıkıh Kitabı), C/1, sh:218. Madde:142)

4-   Prof. Dr. Vehbe  Zuhayli,  İslam Fıkhı  Ansiklopedisi  isimli  eserinde  aynen  şöyle  demiştir:  "Hanefîlere göre:   Namaz  kılan   kişi   teşehhütte  sağ  elini   sağ   uyluğu   üzerine,   sol elini   sol    uyluğu   üzerine  koyar ve parmaklarını açar. Bu durum   aynen   iki   secde   arasındaki  oturuş  gibidir.   Parmakların  arası   az  açılır,   uçları   dizlerin   üzerine  konur,   fakat   en  sahih  olan  görüşe  göre,   ellerle diz kapakları tutulmaz.  Mutemed  olan  görüşe  göre,  kelime-i  şehadet  getirirken sağ elin işaret parmağı,  "Lâ ilâhe"nin   "Lâ"sında kaldırılıp uluhiyetin  ispatı  sırasında  yani  "İllallah"  derken  indirilir  ki,  bu  kaldırma   ve indirme   işaretleri   ile   Allah'ın   eşinin   bulunmadığını   teyit   edilmiş   olsun.   Oturuşta  parmakların hiç biri yumulmaz.

Bunların dayandıkları delil, Sahih-i Müslim'de İbni Zübeyr'den rivayet edilen ve buna delâlet eden bir hadistir. Çünkü Müslim'deki rivayette   sadece   işaret  parmağının kaldırılıp indirilmesi ile yetinildiği zikredilmiştir."  (Prof.Dr. Vehbe  Zuhayli,İslam Fıkhı  Ansiklopedisi, C/2,  sh:39)

5-  Namaz kılan kimsenin teşehhüd esnasında, işaret parmağını kaldırarak işaret edip etmemesi hususunda, Hanefî İmamlarına  göre ihtilaf vardır.   Hulâsa'da  ve  Bezzâziye'de  işaret  edilmemesi  sahih  görülmüştür.  Hidâye  Şerhinde  ise,  işaret  sahih görülmüştür; Keza Mültekat  ve  diğer  bazı  kitablarda  da  işaret  sahih  görülmüştür.

• Bu işaretin nasıl yapılacağına gelince : Şehâdet kelimesinin okunduğu  sırada,  sağ  elinin  baş  parmağı  ile  orta  parmağını  halka  gibi  yapar.   Serçe   parmağı  ile  onun   yanındaki  parmağını  da  yumar.

Veya   orta   parmağından,   serçe parmağına kadar üç parmağım   yumar.   Baş parmağının ucunu, orta parmağının orta ekine (boğumuna, mafsalına)   koyup,   şehâdet   parmağını  nefî esnasında (yâni : «Lâ ilahe» derken) kaldırıp, isbât esnasında (yani : «illallah» derken)  koyar.   Sağ   eli   ile  sol  elinin  aynı  parmakları   ile   birlikte   işaret   etmesi  mekruhtur."  (İbrahim, Halebi,  Halebi-i  Sağir Tercemesi,  sh:201)

6-Namazın Sünnetleri Bahsinde,  "Tahiyyatta  Şehadet  Parmağı  ile  işaret  etmek." (Ali Küçüker, İzahlı  İslam  İlmihali, sh:125. Mad:32)

 7- "39— Tahiyyat oturuşunda ve onu okurken şehadette yalnız sağ elin şehadet parmağıyla işaret etmektir. Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) teşehhüd okurken iki elin şehadet parmaklarıyla işaret eden birini görünce : «ehhid, ehhid) — birle, birle»   buyurarak  onu  îkaz  etmişlerdir.  (S.)

M u h a ş ş î 'nin  ifâdesine  göre,   «Şehadet  parmağının  dışında   böyle  işaret   etmek   yoktur.  O  da  sağ  elin  parmağına mahsustur.   Hattâ   sağ   elin   şehadet   parmağı   olmayan   bu  işareti  yapmaz.»

İşaretin   usulüne gelince : Kelime-i şehadette «Lâ ilahe» derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak ve «İllallah» derken indirmektir.   Diğer   parmaklar   kendi   halinde  kalsa da  olur.   Bükülüp   baş   parmak   ile   orta  parmak  halka  edilir.  Yâni baş parmak   avuç  içine alınır.  Bu  şekilde  tutulması  tercih  edilmiştir. (TS)"  (Mehmed  Zihni  Efendi, Nimet-i  İslam, Yeni  Büyük  İlmihal,  sh:240.  Namazın  Sünnetleri  Mad:39.)   Daha  birçok muteber  eserlerde de   aynen  bu  şekilde  yazılıdır.  Daha  başka  kaynak  vermeğe  lüzum  görmüyorum... Nizameddin  DEMİR"      Abdullah  AZİZ