Kaynakları ile Tasavvuf

TASAVVUF hakkinda bilgilere KURAN ve SÜNNET  isiginda erisebileceginiz SEMERKANDaramamotoru      Buradaki tüm                                 bilgiler SEMERKAND yayinlarindan Dr. Dilaver                                 Selvi´nin KAYNAKLARI ILE TASAVVUF  adli                                 eserinden ve semerkand dergisinin degerli                                 yazarlarinin calismalarindan alinmistir. ( Allah                                 c.c kendilerinden ve tüm hizmetlerinden razi                                 olsun.)  

       Anasayfa                  Sohbetler
Kur´anda ALLAH dostlari Hadis´te ALLAH dostlari  Islam Alimlerin tasavvuf görüsleri
Tasavvufun mahiyeti Tasavvufun tarifi Tasavvufun istilahlari
Tarikatlarin dogusu Tarikatlar ve kurucular ilk mutasavvuflar
Veliyi nasil taniriz ? Veli´ler Rabbani bir ayinedir Veli´ler Tevhidi temsil eder
Hidayet ve irsad Allahin izni iledir Veli´leri sevmenin ölcüsü itaat´tir Veli´ler de beserdir
Veli´ler melek´lerdende degerlimidir Veli Nebi gibi masun degildir Mürsid kisinin imanina kefilmidir ?
Mürside itiraz  ? Tevbe seyr-ü suluk´un temelidir Tevbe herkese gereklimidir ?

Nasuh tevbesi ne demektir ?

Salihlerle birlikte yapilan tevbe

Tevbesini bozan carpilirmi ?

   Îslam Ansiklopedisi 

                                                                    Allah(c.c)  Sevenlerin  yolu

Tevbe neden lüzumludur ?

 

 

Himmet  nedir  ?

Sofilik nedir ?

Allah ile kul arasina girilirmi  ??

Mürside bey´at  (intisab)

Vird nedir  ?

Zikir

Müctehid´lerin nazarinda Tasavvuf

Gayb nedir ?    

Mürsid  ziyareti

Seyr-i sulük

Tarikat Nedir  Ne Zaman Ortaya  Çıkmıştır?

Mürsid ve seyh

Mürid ve salik

intisab ve bey´at

icazet ve silsile

Rabita-Teveccüh

Tarikatta sohbet

Tarikatta zikir

Ayin-Sema

Mücahede-Riyazet

Teslimiyet-Tevekkül

Cezbe

Ask-Muhabbet

Fenâ-Bekâ-Tecelliler

Keramet-Velayet

istimdat-Tevessül

Vahdet-i vücut

Kesf-Mükasefe

ilham ve Rüya

Mürsid ziyareti

İslam  alîmlerî

KUR'AN´I   KERÎM

                              (NOT: Semerkand  Sitesinden  Alınmıştır.  İçeriğinden  Sorumlu  Değiliz.)        Abdullah  AZİZ

   Mesela  yukarıdaki  başlıklardan  ve  bazı  kavramlardan:

1- "Mürside bey´at"  kavramına  katılmıyoruz  ve  reddediyoruz.  Zira  Şeyhe  "Bey'at"   olmaz.  Ancak  Şeyhe  yapılan  "İnabedir".  "İnabe  kavramı  ile  Bey'at"  kavramları  birbirlerine  karıştırılmamalıdır.   "Bey'at"   kavramı  çok  farklı  bir  kavramdır.  Bu  gün  bu  kavramın  içi  boşaltılarak  kullanılmaktadır.  Buna  kesinlikle  karşıyız.   Bir  cümle  ile  izah   edecek   olursak;   "Bey'at"  mü'minlerin  emirine  yani  İslam  devletinin  başında  bulunan  Halifeye  yapılır.   Halife'de  tektir.    Yani  "Bey'at"   edilecek  makam   tektir.   Ortaya  iki  Bey'at  makamı  çıkacak  olursa;   Peygamberimizin (sav)  emri  gereği  (Hadis-i Şerif)   ikinci  şahsın   (sonradan ortaya çıkanın)  kafasının  vurulması  gerekir.   Böylece  İslam  aleminde  iki  başlılık  önlenmiş  olur.  Osmanlı  döneminde  yüzlerce,  binlerce  Şeyhin   varlığına   rağmen  Halife  tektir.   Tüm  Şeyhlerde  o  bir  Halifeye   "BEY'AT"  etmekle   mükelleftirler.   Nitekim   zaten   öyle  olmuştur.   Aksini   iddia   edenin   aklından   şüphe   edilir.

2-  "Vahdet-i vücutkavramı  batıl  bir  kavramdır.  Bunu  akaidimiz  gereği  reddediyoruz.  Bu  kavramla  ilgili  geniş  açıklamayı  Akaid  Link'imizde  bulabilirsiniz.  Oraya  bakılmasını  tavsiye  ediyoruz.  

3-  "Rabıta"  olayı  çok   karışık  bir  olaydır.   Bu   Rabıta   olayı  zaten     tarikatların   ilk  kurucuları   sayılan  Mutasavvıflardan  çok  sonra  ortaya  çıkmıştır.  Tarikatlerin  kuruluş   ve  başlangıç  yıllarında  hiçbir  tarikatte  "RABITA"  olayı  yoktur.  Ancak   çok daha  sonraları  ihdas  edilmiştir.   Biline!!!

4-  İslam  inanç  sistemine  göre   şirki,  küfrü  gerektiren   bazı   kavramlar  var  ki;  "enel  hak" (Ben hak'ım),  "Mâfi'l cübbeti illaallah" (Cübbemin içinde Allah'tan başka bir şey yoktur) , "Subhani mâ'azama şâ'ni" (kendimi noksan sıfatlardan tenzih ederim. Benim şanım ne yücedir) ,    " Benim şu iğreti kalıbımın içinde Allah'tan başka kimse yoktur"  vb.  kavramların   kullanılmasına  ve  batıl  te'villerine   asla   katılmıyoruz...   Çünkü  bu  gibi   sözler  şirktir  ve  küfürdür...          Abdullah  AZİZ