|
Kaynakları ile Tasavvuf |
|
(NOT: Semerkand Sitesinden Alınmıştır. İçeriğinden Sorumlu Değiliz.) Abdullah AZİZ
Mesela yukarıdaki başlıklardan ve bazı kavramlardan:
1- "Mürside bey´at" kavramına katılmıyoruz ve reddediyoruz. Zira Şeyhe "Bey'at" olmaz. Ancak Şeyhe yapılan "İnabedir". "İnabe kavramı ile Bey'at" kavramları birbirlerine karıştırılmamalıdır. "Bey'at" kavramı çok farklı bir kavramdır. Bu gün bu kavramın içi boşaltılarak kullanılmaktadır. Buna kesinlikle karşıyız. Bir cümle ile izah edecek olursak; "Bey'at" mü'minlerin emirine yani İslam devletinin başında bulunan Halifeye yapılır. Halife'de tektir. Yani "Bey'at" edilecek makam tektir. Ortaya iki Bey'at makamı çıkacak olursa; Peygamberimizin (sav) emri gereği (Hadis-i Şerif) ikinci şahsın (sonradan ortaya çıkanın) kafasının vurulması gerekir. Böylece İslam aleminde iki başlılık önlenmiş olur. Osmanlı döneminde yüzlerce, binlerce Şeyhin varlığına rağmen Halife tektir. Tüm Şeyhlerde o bir Halifeye "BEY'AT" etmekle mükelleftirler. Nitekim zaten öyle olmuştur. Aksini iddia edenin aklından şüphe edilir.
2- "Vahdet-i vücut" kavramı batıl bir kavramdır. Bunu akaidimiz gereği reddediyoruz. Bu kavramla ilgili geniş açıklamayı Akaid Link'imizde bulabilirsiniz. Oraya bakılmasını tavsiye ediyoruz.
3- "Rabıta" olayı çok karışık bir olaydır. Bu Rabıta olayı zaten tarikatların ilk kurucuları sayılan Mutasavvıflardan çok sonra ortaya çıkmıştır. Tarikatlerin kuruluş ve başlangıç yıllarında hiçbir tarikatte "RABITA" olayı yoktur. Ancak çok daha sonraları ihdas edilmiştir. Biline!!!
4- İslam inanç sistemine göre şirki, küfrü gerektiren bazı kavramlar var ki; "enel hak" (Ben hak'ım), "Mâfi'l cübbeti illaallah" (Cübbemin içinde Allah'tan başka bir şey yoktur) , "Subhani mâ'azama şâ'ni" (kendimi noksan sıfatlardan tenzih ederim. Benim şanım ne yücedir) , " Benim şu iğreti kalıbımın içinde Allah'tan başka kimse yoktur" vb. kavramların kullanılmasına ve batıl te'villerine asla katılmıyoruz... Çünkü bu gibi sözler şirktir ve küfürdür... Abdullah AZİZ
![]()