MÜ'MİNİN TÜM GÜNAHLARINA DUA
Hak olan, "kâfire mağfiret duasında bulunmanın haram olmasıdır." Bütün mü'minlerin bütün günahlarının bağışlanmasına dua etmek haram değildir. Bahir. Kur'an ve sünnette zikri geçen duaları okur. İnsan sözüne benzeyen duaları okumaz. Bu hususta ulemanın sözleri bilhassa musannıfın söylediği sakıttır.
İZAH
Şârih'in « ...hak olan ilh...» sözleri
İmam Karafı ile ona tâbi olanlara red
cevabıdır. Karâfî şöyle demiştir: «Kâfire
mağfiret duasında bulunmak küfürdür. Çünkü haber verdiği
şeyler hususunda Allah Teâlâ'yı
yalancı çıkarmak istemiş olur. Bütün mü'minlerin bütün günahlarının
afv edilmesine dua etmekde haramdır. Çünkü bunda da mü'minlerden
bir taifesinin günahları sebebiyle
mutlaka cehennemde azâp göreceklerinin ve ondan ya şefaatla
yahud başka bir sebeple
çıkacaklarım açıklayan sahih hadisleri yalanlamak
vardır. Ama bu küfür değildir.
Çünkü haber-i vahidle katiyi yalanlamak
arasında fark vardır.
Karâfî'ye birinci kavli
hususunda Hılye sahibi İbn-i Emir Hâcc
muvafakat etmiş. İkinci kavlinde
ise kendisine muhalefette bulunmuştur. O bunu tahkik ederek meşhur
bir mesele üzerine kurulduğunu bildirmiştir.
Mesele şudur: Acaba tehditten dönmek Allah Teâla
hakkında câiz midir değil midir? Mevâkıf
ve Mekâsıttan anlaşıldığına göre Eşariler
caiz olduğunu söylemişlerdir. Çünkü
bu bir noksan sayılmaz bil'akis cömertlik ve
keremdir.
Taftazâni ile başkalarının açıkladıklarına göre muhakkik
ulema bunun caiz olmayacağına kaildirler. Yani
sahih kavlin bu olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Allahü
Teâlâ için müstehildir. Teâlâ hazretleri:
«Ben size önceden tehdid göndermiştim. Bende söz değişmez bir olur.»
Başka bir âyette «Allah asla vaadinden dönmez.» buyurmuştur.
Buradaki vaadden murad tehdittir. En münasibi hassaten müslümanlar hakkındaki
tehditten dönmenin caiz olduğunu, kâfirler hakkındaki
tehditten dönmenin caiz olmadığını tercih etmektir. Caiz
değildir diyenlerin delilleriyle, caizdir diyenlerin delilleleri, bu
suretle birleştirilmiş olur.
Caizdir diyenlerin en
açık delili: «Şübhesiz Allah kendisine şirk koşulmasını
afv etmez. Ama bundan aşağısını dilediğine afv eder.» Âyeti
kerimesi ile İbrahim aleyhisselâmdan naklen: «Yarab beni, annemle ba-bamı ve
mü'minleri hesap gününde bağışla.» âyetidir. Teâlâ
hazretleri bunu bizim peygamberimize de:
«Günahından dolayı istiğfar et!
Mü'minlerle mü'minelere de istiğfarda bulun.»
âyeti kerimesi ile emir buyurmuştur.
İbn-i Hıbbân'ın
sahihinde beyân edildiği vecihle bunu
peygamber (s. a.v.) fiilen dahi yapmış:
«Yarabbi Âişe'nin
gelmiş geçmiş gizli ve aşikâra
bütün günahlarını afv et!»
diye dua etmiş sonra «her namazda
ümmetim için benim duam budur.»
buyurmuştur.
Bu kavlin
hulâsası şudur: Tahsisi caizdir. Çünkü lafız lügat itibariyle tehdit
delillerinde umuma delâlet eder.
Bu sahih delillerde mü'minlerin
bazılarının cehenneme girerek günahlarından dolayı
azap edileceğini bildirmesine aykırı
değildir. Çünkü maksat bütün mü'minlerin
bütün günahlarının afvı caiz
olmasıdır. Bütün mü'minlere bunun
yapılacağını katiyetle hüküm vermek
değildir.
Böyle duanın caiz olması
vukuunun caiz olmasına mebnidir. Yoksa
vukuuna kafi olarak hüküm vermeğe mebni
değildir. Hılye'deki uzun sözün
kısası budur.
Hâsılı şudur ki tehditten dönmenin caiz olmadığını bildiren deliller
mü'minlerden başkasına mahsustur.
Mü'minler hakkında ise aklen bu caizdir.
Binaenaleyh mağfiretin
bütün mü'minlere şamil olmasına dua etmek
caizdir; velev ki
vâki olmasın. Çünkü sahih deliller
mü'minlerden bir taifenin mutlaka azap edileceğini bildirmektedir.
Duanın caiz olması aklî cevaza ibtina eder. Lâkin
buna şöyle itiraz edilebilir: Açık nâslarla
sabit olan bir şeyin şer'an
yokluğu caiz değildir.
Lekânî übbî ile Nevevî'den âsilerden bir cemaat
hakkında tehdidin mutlaka geçerli olacağına icmâ-i ümmet bulunduğunu
nakletmiştir. Hal böyle olunca bu duayı
yapmak, "yarabbi bize orucu ve
namazı farz kılma dememize"
benzer. Bir de bundan kâfir
olarak ölen kimseye de mağfiret
duasında bulunmanın caiz olması lazım gelir. Meğer ki:
Mü'minlere bununla dua etmek ancak din
kardeşlerine fazla müşfik olduğunu göstermek için caizdir."
(İbn-i Abidin, C/2, sh:330-331. Şamil yay. Ank.)
Abdullah AZİZ
![]()