4. KIYAS-I  FUKAHA

   "Kıyas;  lugatta   «iki şeyi birbiriyle ölçmek» anlamına gelir.   İslâmi   ıstılahta   ise;   "kitap,   sünnet  ve icma   ile sabit olan   bir   hükmün;   illet   ve   sebeplerini dikkate alarak, (bu  kaynaklarda  bulunmayan,  fakat  aynı   mahiyete yakın olan) diğer meselede de göstermektir"   (71). Nitekim Hz. Ömer (ra), Ebû Musa El Eş'ari'ye: «Birbirine benzeyen   şeyleri   iyi   kavra,   illet   ve  sebeblerini   çok   hassas   olarak tahlil et ve daha   sonra  kıyas  yap»   tavsiyesinde  bulunmuştur. (72)

 

    Kur'an-ı Kerim'de: «Halbuki onu peygambere ve içlerinden ûlû'lemr olanlara arzetseler, elbette bunların istinbata kadir olanları onu anlar, bilirlerdi» (73) buyurulmuştur.   Bu  Ayet-i   Kerime'de geçen «Yestenbitûnehû»  ibaresinden kasdın. kıyas   yoluyla   hüküm   çıkarmak   olduğu   hususunda   ittifak  mevcuddur. (74)

    Resûl-i  Ekrem (SAV), Hz. Muaz b, Cebel'i. «Yemen» iline   vali   olarak   gönderirken : «— Ya Muaz, bir hadise  ile karşılaşırsan nasıl hümedeceksin?» diye  sormuştur, Hz. Muaz  b. Cemel (RA):  «— Allah Teala (cc)'nın  kitabı   ile ya Resûlullah» diye cevap verir.   Resûl-i   Ekrem (SAV)   «— Peki   hükmü kitap'ta bulamazsan nasıl hükmedersin?» diye sordu. Hz. Muaz (ra) : «Allah (cc)'nın Resûlü'nün sünnet'ine başvururum»   diye  cevap   verdi.  Resûl-i Ekrem (SAV) : «Peki hem Allahü Teala (cc)'nın kitabında, hem Resûlü'nün sünnetinde bulamazsan nasıl hükmedersin?» sualini sordu.   Hz. Muaz (RA)   «— O zaman reyimle (Kıyas yaparak) hükmederim» (75) cevabını  verdi.   Alemlere   rahmet   olarak   gönderilen Peygamberimiz Efendimiz (SAV)'i,   Hz. Muaz  b. Cebel (RA)'in bu cevabı fazlasıyle memnun etmiş ve: «Resûlullah'ın  elçisini, Resûlullah'ı hoşnud edecek şeye muvaffak kılan Allahü Teala (cc)'ya   hamd   olsun» diye   duada   bulunmuştur.

    Kıyas;   kitap,   sünnet ve icma'ya bağlı olan bir delildir. Başlı-başına kafi bir delil değildir.  Bu  sebeble elde nass bulunmadığı süre içerisinde kıyas'tan söz edilemez. Müctehid'lerin   dışında  kimse  kıyas  yapamaz.

   Hanefi  fûkahası:  «Taabbüdi  olduğu  ve  illetlerinin  akılla  kavranılamıyacağı  sabit  olan hükümlerde  kıyas'ın  geçerli  olmayacağı»  hususunda  ittifak  etmiştir.  (76)  Meselâ: Hadd  cezalarında,   ibadetlerde   ve  keîfaretlerde   kıyas   olmaz.

   Kitap,   sünnet ve icma; her alanda delil olduğu halde, kıyas-ı fukaha yalnız fıkhı sahalarda   hüccet   teşkil   eder.   Ancak   bu  kıyası,  bununla  ilgili   bütün hükümleri bilen rnüctehid'in yapması esastır.   Herhangi   bir   mukallidin;   akli melekelerini kullanarak  yapmış  olduğu   akıl  yürütme,   kıyas   değildir. Bu nevi akıl yürütmeler «Şahsi kanaat»  hükmünde  olup,  mukallidi  büyük  bir   vebale  sokar. Nitekim Tabiûndan  Şa'bi'ye   bir kimse  gelip   bir  mesele sorar. Hz. Şa'bi (rh.a.); sualle ilgili olarak   Abdullah   İbn-i  Mes'ud (RA)'un   bir   rivayetini   nakleder.   Sual  soran  kimse  "Sen  bu  konudaki  şahsi  kanaatini  söyle"  deyince,  Hz. Şa'bi (rh.a.): «— Şu adama bakın,  ben  ona  Abdullah İbn-i Mes'ud  şöyle  dedi  diyorum.  O bana şahsi kanaatimi  soruyor.  Ben  dinimi  bundan  tenzih  ederim.   Vallahi   müzikle  meşgul olmayı, sana şahsi kanaatimle fetva vermeye tercih ederim» (77) diye haykırıyor."

    KAYNAKLAR

(71) Molla  Hüsrev - a.g.e. C: 2, Sh: 70.

(72) İmam-ı Serahsi - Temhidû'l Füsûl - Beyrut: 1393, C: 2, Sh: 133.

(73) En Nisa Sûresi: 83.

(74) Mecmuat'u't Tefasir - İst: 1979, Çağrı Yay. C: Z, Sh: 124  (Gadı Beyzavi Böl.),

       ayrıca  İbn-i  Kesir »  Tefsirû'l Kur'an-il Azim - Beyrut: 1969, C: l, Sh: 530.

(75) İmam Ahmed b. Hanbel - El Mtisned - İst: 1401, Çağrı Tay. C: 5, Sh: 230, 236,242.

(76) İmam-ı Serahsi - El Mebsut - Beyrut: ty, C: 16, Sh: 62-63.

(77) Sünen-i  Darimi - İst: 1401, Çağrı Yay, Mukaddeme: 17, Sh: 47.

                               (Yusuf  KERİMOĞLU, Emanet  ve  Ehliyet,C/1, sh:41-43)

  Anasayfaya  dön  >>>