KADINLAR  VE  CUMA  NAMAZI

                                           İstanbul'dan Hatice Kılıç

- ': .' ,-•--•• "f.-,'"r"    

       "MEKTUBUMA başlarken  Misak mecmuasını  yayınlayan  müslümanlara  teşekkür  ederim. Son yıllarda "Kur'an Müslümanlığı" sloganı ile başlatılan ve fesadın yayılmasına sebeb olan akım  kadınları da etkilemektedir. "Kur'an müslümanı" olduğunu iddia eden İskender Evrenosoğlu, kendisine vahiy geldiğini söyleyecek  derecede   çıldırmıştır.   Bir   televizyon kanalında diğer   Kur'an  müslümanlarından Prof, Yaşar Nuri Öztürk ile karşı-karşıya geldiler. Her ikiside  birbirini   Kur'an-ı  Kerim'i  bilmemekle  suçladılar, (...) Günlük  Akit gazetesi'nde  Prof. Dr. Sabri  Hizmetli, Cum'a namazının kadınlara da  farz olduğunu iddia etti. Tabii ona göre bizler; senelerdir  bir  farzı  terkederek,  haram   işlemiş  oluyoruz.  Geleneksel   İslâmı   reddeden  ve Kur'an  müslümanı  olduğunu  söyleyen  bazı  kadınlar;  bir-kaç  hafta  Cum'a   namazına   gittiler, sonra vazgeçtiler. (..) Bir arkadaşım; Akit Gazetesi'nde; Yusuf Kerimoğlu Hocaefendi'nin; Prof. Dr. Sabri   Hizmetliye  cevap   verdiğini  söyledi.   Fakat ben bu cevabı okuyamadım. Misak mecmuasında,   bu   cevabı tekrar yayınlarsanız sevinirim. (...) Türkiye'de kadın hakları île ilgili değişik  görüşler  ortaya  atılmaktadır.   Müslümanlar kadınlar arasında da,; bu konu revaçtadır. Misak  mecmuasında;  bu  konuyla  ilgili  incelemeler  yayınlanırsa,  faydalı  olacağına  inanıyorum."

   MEKTUBUNUZU özetlemeye gayret ettim. Önce bir hususa işaret edelim. Kur'an-ı Kerim'de kadın ve erkek cinsi için, müşterek bir lafız olan "En Nas" (insanlar) denilmiştir.  Alemlerin rabbi olan Allahû Teâla'nın (cc) emaneti, insanoğluna tevdi ettiği sabittir. Ehliyet sahibi her insan (mükellef) yeryüzündeki  hilâfet  vazifesini hakkı ile eda etmek durumundadır. Kadınları ve erkekleri (insanların tamamını) içine alan, müşterek teklifler söz konusudur.   İslâm ulemasından  Ibn-i Hazm  "-Resûl-i Ekrem (sav) hem erkeklere, hem kadınlara eşit şekilde gönderilmiştir. Allahû Teâla (cc)'nın kitabında ve Resûlullah (sav)'ın sünnetindeki teklifler; aynı şekilde hem erkeklere, hem kadınlara mükellefiyet getirir. Bu teklifleri, açık bir nass veya icma olmadıkça sadece erkeklere tahsis edip, kadınları dışarda bırakmak caiz değildir" diyerek, bu inceliğe işaret etmiştir. (El Ihkâm- Kahire: 1927 C: 3 Sh: 81)

      Meselenin bir diğer boyutu da şudur: islâm fıkhında hakimiyet ve iktidar kavramları; birbiri ile ilgili olmakla beraber, farklı mahiyetlere haizdirler. Hakimiyet kayıtsız ve  şartsız Allahû Teâla (cc)'nındır. Hakim-i mutlak   olan O'dur.  İktidar  ise,  O'nun  halifesi  olan insana ait fiilleri gündeme getirir.  Bütün  müslümanlar; hem Allahû Teâla (cc)'nın hakimiyetine (hükümranlığına) teslim olmak, hem insanların hukukunu muhafaza etmekle vazifelidirler. Islâmi siyasetin temelinde "insanların sırat-ı müstakiym'e davet edilmesi, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi" ideali vardır. Kur'an-ı Kerim'de: "-Mü'min erkekler  ve  mü'min  kadınlar,   birbirlerinin  velileridir.  Ma'rufu  emreder,  münkerden alıkoyar, namazı kılar, zekatı verir, Allah'a ve Resulüne itaat ederler" (Et Tevbe Sûresi: 71) hükmü beyan buyurulmuştur.  Darû'l İslâm'da cinsiyete dayanan; siyasi, içtimai   ve hukuki bir mücadele sözkonusu olmamıştır. Zira cinsiyeti ne olursa olsun insanların  hakları, (hiçbir gücün değiştiremiyeceği)  kat'i nasslarla sabittir. Erkekler ve kadınlar; birbirlerinin üzerine hüküm koyan ilâhlar değil, ihlâsla İslama uygun bir hayat yaşamaya  gayret  eden  varlıklardır.

      Taguti rejimlerde ise; hakka ve  hukuka  değil,  kuvvete  itibar  edildiği  sabittir.  Hevâlarını  ilâh  edinen  insanların;  birbirlerini  zaafa uğratmak  için, her türlü hileye ve şiddete başvurmaları da normaldir. Türkiye'de sadece kadınlar değil; emeği ile geçinen-bütün insanlar, müstekbirler tarafından ezilmektedirler. Bu kısa girişten sonra; Akit gazetesi'nde "Kadınlara cuma namazı farz mıdır, değil midir?" meselesi ile ilgili olarak, mektubunuzda zikrettiğiniz tartışma vuku bulmuştur.   İslâm  tarihi  sahasında  mütehassıs olan Prof. Dr. Sabri  Hizmetli;  fıkhi  bir meseleyi, usûle riayet etmeden gündeme getirmiştir. Daha sonra yine  Akit  gazetesi'nde; okuyamadığınızı belirttiğiniz cevabi yazı yayınlanmıştır. Ebûl Farac İbn el Cezvi  "Tel-bisû'l iblis"  isimli  eserinde,  hataların ortaya konulmasıyle  ilgili olarak şöyle  demektedir:  "-Alimler  hata   eden  kimselerin kusurlarını ortaya çıkarmak için değil, hakkı  ortaya  koymak için birbirlerinin hatalarını göstermektedirler. Çünkü bağlılık şahsa değil, şeriatadır". Bu kısa girişten sonra; arzunuzu dikkate alarak, bahsettiğiniz  yazıyı  aynen  iktibas  edelim.

            CUMA NAMAZI VE KADINLAR

     "Günümüzde şer'i delilleri; Kur'an-ı Kerim'le ve kendi şahsi görüşlerine uygun hadis-i şeriflerle sınırlayan profesörlerin çoğaldığı görülmektedir. Bu profesörlerin ortak vasıfları; geleneksel fıkıh kültürünü (!) reddetmeleri ve müctehid imamları hafife almalarıdır.  İslâm şeriatına  düşmanlığıyla  ma'ruf;  teoride  lâik,  pratikte  bizantist   olan T.C. Devleti'nden maaş alan bu profesörler,  ısrarla: "-Kadınlara  cum'a  namazı farzdır" diyerek, yeni bir hakikati (!) keşfettiklerini  zannetmektedirler.  Bunlardan Prof. Y. Nuri Öztürk "Kur'an'daki İslâm"  isimli  eserinde;   Cum'a   namazını  farz  kılan  ayetin  umumi   hükmünün  olduğunu  izah  ettikten  sonra  (Sh: 515):  "-Hitap bütün mü'minlere olduğuna göre kadınların da cum'a namazı kılmaları farzdır. Elbette zorlayıcı  sebeblerin vücût vereceği istisnai durumlar   olabilir. Ancak kadınların cum'a   kılmamalarını prensip haline getirip Allah'ın emrini   erkeklere   özgüleyerek   kadınları   bu   hayati   ve   ilâhi   aktivitenin dışına itmek   Kur'anın ruhuna aykırıdır." iddiasını ortaya atmaktadır.

     Hızını alamayan Prof. Dr. Salih Akdemir; haftalık aktüalite dergisine verdiği demeçte " -Ehl-i sünnet'in erkek olan müctehid imamları, kadınların özgürleşmesine asla razı olmamışlardır." diyerek diğer profesörlerden daha aydın ve feminist olduğunu ilân etmiştir. Son olarak Prof.Dr. Sabri Hizmetli de bu kervana katılmış ve : "-Kur'an ve sünnet   İslâmı'nda cuma namazı, kadın ve erkek mü'minlere birlikte farz kılınmıştır. Zaten dinimizde erkeklere farz kılınan namaz, oruç, hac, zekât ve cihad (savaş) gibi ibadetler kadınlara da aynı ayetlerle farz kılınmış olduğundan' cuma namazı kadına da farz mı değil mi?" tartışmasına girmeyeceğiz. Kıyas yaparak  veya ictihadda bulunarak, cum'anın kadınada farz olduğunu veya olabileceğini  isbatlayacağız.   Çünkü   Allah,   cuma'yı kadın ve erkek mü'minlere, birlikte farz kılmıştır.   Bu iki insan türü arasında  bir   ayırım   yapmamıştır. Kadına cum'anın farz olmadığını söyleyen Allah ve Resulü değil,  müslüman  din  bilginleridir"   diyerek,  garip bir cürüm işlemiştir. (Akit Gazetesi 20 Mayıs 1995 Sh: 2)

      Müctehid imamların tamamını; Allahû Teâla (cc)'nın ve Resulünün söylemediğini söylemekle suçlayan ve müslüman kadınlara; hem cuma namazının, hem cihadın (savaşın) farz olduğunu ileri sûren  Prof.Dr. Sabri Hizmetli, bu konuyu bir buçuk yıldır araştırdığı iddiasındadır. Ancak makalesinde, Cum'a namazının  farziyetinin  delili  olarak gösterdiği ayetin mealini dahi doğru olarak verememiştir.   Verdiği   meal   şöyledir:  "-Ey iman edenler!.. Cum'a namazına çağrıldığınızda davete uyunuz  ve  hemen (namaza) gidiniz." Eğer tezini isbatlamak niyetiyle ; kasden ve taammüden böyle bir manâ vermişse, bu  adil olmadığının delilidir. Arapçayı bilmediği için vermişse, bu konuda söz söyleme hakkına  haiz  değildir.

       SAHÎH  SÜNNET  VE  ICMA

     Cuma namazının farziyetinin istinbat edildiği, mücmel olan ayet-i kerime'nin meali şöyledir: "-Ey iman edenler.'.. Cum'a günü namaza nida edildiği zaman, hemen Allah'ı zikretmeye gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır".(1) Şimdi  bu   ayet-i  kerime'nin   mücmel olmasının  sebeblerini , maddeler halinde   izah edelim.

     Birincisi: Ayet-i Kerime'de   "Cum'a günü namaza nida edildiği zaman," buyurulmuş, cuma günü kılınması gereken bir namaz zikredilmiştir. Bu namazın mahiyeti, ismi, kaç rek'at olduğu ve nasıl eda edileceği belirtilmemiştir. Prof. Dr. Sabri Hizmetli makalesinde:"-Haftalık bir namaz   olan   cum'a,   hutbeli   bir   namazdır.   Sosyolojik, pedagojik ve politik yönleri bulunan bir ibadettir" derken, farkına varmadan mücmel olduğunu ifade etmektedir. Zira Ayet-i kerime'deki zikri; hem namaz, hem hutbe olarak değerlendirmek mümkündür. Sosyolojik, pedagojik ve politik yönleri ise, ayetle sabit değildir.

     İkincisi: Namazın hangi vakitte kılınacağı belirtilmemiştir. Zira cum'a günü tabiri; fecir vaktinden, güneşin kavuşma zamanına kadar olan süreyi içine alır. Müslümanların hangi vakitte ve kim tarafından çağrılacakları, Resûl-i Ekrem (sav)'in mütevatir sünnetiyle sabittir. Eğer bu konuda sünnet varid olmasaydı, hangi vakitte ve nasıl eda edileceğini bilmemiz mümkün olamazdı.

      Üçüncüsü: Ayette geçen "alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır" ifadesi; zahiren ticaretle uğraşan kimselere, bu ibadetin daha hayırlı olduğunu hatırlatmakta, fakat farz mı, vacip mi  olduğu  noktasında   mücmel   özelliğini muhafaza etmektedir.

      Dördüncüsü: Nida-münada ile başlayan ayetler; (ey iman edenler veya ey insanlar gibi) Resûl-i Ekrem (sav) tarafından tahsis edilmedikleri müddetçe, umumi beyan özelliğini taşırlar. Esasen Prof. Dr. Sabri Hizmetli; mezkûr makalesinde "Ey iman edenler" umumi beyanı sebebiyle, bu teorisini ortaya atmıştır. Aynı teoriye göre; yatalak hastalara, hayızlı kadınlara, kölelere,  cariyelere  ve  temyiz  yaşındaki   çocuklara da farz olması gerekir. Zira bir kimsenin yatalak hasta olması veya bir kadının hayız halinde bulunması, imanına bir zarar vermez.

      Kadınlara cuma  namazının farz olmadığını;  müctehid imamlar değil, bizzat Resûl-i Ekrem (sav) haber   vermiştir.   Hz. Cabir (ra)'den rivayet erilen Hadis-i şerifte:"- Allahü Teala (cc)'ya ve ahiret gününe iman eden bir kimseye cum'a namazı farzdır. Ancak sefer halinde bulunan kimseye, kadına, çocuğa, köleye ve hasta olan kimseye farz değildir"."(2) hükmü beyan buyurulmuştur. Hz.Tarık b. Şihab'dan rivayet edilen hadis-i şerif ise şöyledir: "Cum'a namazı, cemaat içinde bulunan her müslümamn üzerine, Allahü Teâla (cc) bir hakkı olup, farzdır. Ancak bundan köleler, kadınlar, çocuklar ve hastalar müstesnadır".  (3)  Hz. Abdullah b.Amr ve Hasan-ı Basri'den rivayet edilen Hadis-i şeriflerde ise "-Şu dört zümreye cum'a namazı farz değildir: Köle, hasta, müsafir ve kadın". (4) buyurulduğu, muteber kaynaklarda yer almıştır.

     Prof. Dr. Sabri Hizmetli mücmel olan ayet-i kerime'nin Resûl-i Ekrem (sav) tarafından tefsir edildiğini dikkate almadığı için; "kadınlara cum'a namazı farzdır" demekle kalmamış, "müctehid imamların böyle bir farzı iptal ettiklerini" de  ileri sürmüştür. Bu açık bir iftiradır. Kaldı ki, herhangi bir farzı iptal etmek veya hafife almak (istihza) küfürdür. Kadınlara cum'a  namazının  farz  olmadığı, sahih sünnetle ve icma-i ümmetle sabittir.(5) Bilindiği gibi icma-i ümmetin inkârı ile sahih sünnetin inkarı arasında, hüküm açısından bir fark yoktur. (6)

     Yine mezkûr makalede; Resûl-i Ekrem (sav)'in, Hz.Musab b. Umeyr'e gönderdiği mektupta: "-Kadınlarınızı ve oğullarınızı alınız, iki rek'at (cuma) namazı kılarak, Rabbinizi zikrediniz" talimatını verdiği iddia edilmektedir. Prof. Dr. Sabri Hizmetli; delil getirdiği bu mektupta, cuma kelimesini niçin parantez içine aldığını izah etmek mecburiyetindedir. Zira parantez içine sabah namazı yazmış olsaydı, manâ değişmezdi. Sünnetle sabittir ki; cum'a namazını ilk kıldıran sahabe, Hz. Mus'ab b. Umeyr (ra) değil, Hz.Esad b. Zürare (ra)'dir. (7) Aynca kadınların ve çocukların; üzerlerine farz olmamasına rağmen, cuma namazını eda etmeleri mümkün değil midir? Şimdi kısaca bu mesele üzerinde duralım.

        KADINLAR CUM'A NAMAZI KILAMAZLAR MI?

       Resûl-i Ekrem (sav) döneminde; üzerlerine farz olmamasına rağmen, kadınlar ve temyiz yaşındaki çocuklar, cuma namazını eda etmişlerdir. Bugünde şartlarına riayet ederek (ruhsaten)   eda   edebilirler. Cum'a namazının farz olmaması, onu eda etmelerinin caiz olmadığı manasına gelmez. Nitekim İmam-ı Serahsi; kadınlara cuma namazının farz olmayışının sebebini: "-Çünkü onlar; çocuklarının, eşlerinin ve evlerinin hizmetiyle meşguldürler. Aynca erkek cemaatinin arasına karışmalarında;  hem birtakım meşakkatler, hem  fitne-fücûr tehlikesi vardır" şeklinde ifade ettikten sonra:"- Kadınlar, Resûl-i Ekrem (sav) ile birlikte cum'a namazı kılarlardı. Kendilerine, "tesettüre riayet ederek ve cezbedici kokular sürünmeden" mescide gelmeleri tenbih edilirdi. Hasan-ı Bas-ri'den rivayet edilen hadis-i şerife göre; yolcu, kadın, köle ve hastalar cum'a namazına gelir de eda ederlerse caiz olur. Çünkü namaza gelme farzının kendilerinden kaldırılmış olması, namazdaki hususilikten dolayı değil, bir meşakkat ve zarardan dolayıdır. Bu sebeble, me-şekkati ve zararı (kendi rızalarıyla) üstlenirlerse, kadınlar da erkeklerle beraber cum'a namazının  edasına iştirak edebilirler". (8) diyerek, meseleyi izah etmiştir. Demek ki; üzerlerine farz olmasa dahi, kadınların (kendi ihtiyarlanyla ve ruhsaten) cum'a namazına iştirak   etmeleri  caizdir.

    Bu noktada şu sualleri sormak hakkımızdır:   Klasik  fıkıh  kültürünü  reddeden  ve  Kur'an nıüslümanlığını  esas alan bu profesörler; ellerine    birer sopa alıp, kadınlara "-size de cuma namazı farzdır." deyip, zorla camiye getirmeyi mi düşünüyorlar? Cuma günleri sokak başlarını tutup; sokakta gördükleri kadınların, hayızlı olup-olmadıklarını, kontrol mü edecekler?   Ayrıca   "Kur'an  ruhuna  uydukları  gerekçesiyle"  (!) ; hastahanelerde tedavi gören ve ayağa kalkamıyacak durumda olan hastaları, ambulanslarla camiye mi taşıyacaklar? Haricilerin ve vahhabilerin; "Kur'an-ı Kerim'in ruhunu" bahane edip (diğer şer'i delilleri hafife alarak) işledikleri cürümlerden ibret alıp, bedevilikten kurtulmanın zamanı geldi mi, gelmedi mi ? Herkes bunun mahiyetini iyi düşünmelidir."  

(1) El Cuma Suresi: 9.

(2) İmam-ı Kasani- El Bedaiû's Se-nai- Beyrut: 1974 C: l Sh: 258-259, Aynca tmam-ı Serahsi- El

     Mebsut- Beyrut: ty C: 2 Sh: 22-23

(3) İbn-i Ebi Şeybe- El Musannef-Beyrut: ty (l.Basım) C: 2 Sh: 18, Ayrıca Sünen-i Dârakutni-Beyrut:

     1966 C:2 Sh: 3, tmam-ı Beyhaki- Es Sünenü'l Kübra- C: 3 Sh: 283,

(4) Imam-ı Mavsili-El ihtiyar fi Ta'lilil Muhtar- tst: 1980 C:l Sh: 82, Aynca tmam-ı Serahsi-A. g. e. C:

     2 Sh: 23.

(5) İmam-ı Münzir- Kitabû'l tcma-Ank: 1983 Sh: 29, Aynca El Mü-navi- Feyzû'l Kadir-C: 4 Sh: 320,

      İmam-ı Nevevi- El Mecmu Şerhû'l Mühezzeb-Beyrut: Ty. Darû'l .Fikr Yay .C: 4 Sh: 484.

(6) İmam-ı Zemahseri- El Keşşaf-Kahire: 1351 C: l Sh: 563 vd.

(7) Mansur Ali Nasıf- Taç Terceme-si-tst: 1976 C:l Sh: 478 Had.Nft 805.

(8) İmam-ı Serahsi- A. g. e. C: 2 Sh: 22-23   (Yusuf  Kerimoğlu, Misak  Mecmuası,  Sayı:67,  sh:43-46)

   Sayfa Başına  Dön  >>>