NAMAZ KILMAYANIN HÜKMÜ
NAMAZ
KILMAYAN MÜŞRİK'TİR
"Allah(cc)'a dönücüler olarak (O'na yönelin) ve O'ndan korkun. Namazı da
dosdoğru kılın da müşriklerden olmayın."
(Rum: 32) Allah (cc) bu ayette müşriklerden olmamayı 'namaz kılma'ya
bağlamaktadır.
Ebu Süfyan'dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: Cabir şöyle
diyordu: Ben Nebi (sav)'den işittim, şöyle buyuruyordu:
"Şüphe yok ki kişi ile
şirk ve küfür arasındaki şey sadece 'namaz'dır."
(Müslim:82, Ebu Davud:4678, Tirmizi:26l9, Nesei:465 ve İbn-i Mace: 1078 rivayet
ettiler.)
Cabir (ra)'den rivayet edilmiştir:Nebi (sav) buyurdu ki:"Namaz'ı
kılmamak şirktir."
(Musannaf: 5009, Şeria: 133, Usulü's-Sünne-. 1513 sahih bir senedle rivayet
ettiler:)
Enes (ra)'den rivayet edilmiştir: Nebi (sav) buyurdu ki:
"Kişi ile şirk arasında
'namaz'ı terketmekten başka bir şey yoktur. Namazı terk ettiği zaman şirk
koşmuştur." (İbn
Mace: 1080, Muhammed İbn-i Nasr/Kitabu's salat :897 rivayet etmişlerdir.)
Rasulullah (sav)'in azadlısı Sevban (ra)'dan
rivayet edilmiştir: Ben Rasulullah(sav)'den işittim. Buyurdu ki:
"Kul ve küfür ve iman
arasında 'namaz' vardır. 'Namaz'ı terk ettiği zaman muhakkak şirk koşmuş olur."
Rasulullah (sav)'den rivayet
edilen sahih hadisler açıktır ve yoruma
gerek yoktur.
NAMAZ KILMAYAN KAFİR'DİR
Allah (cc) buyuruyor ki:
"Kitablarını sağlarından
alanlar cennettedirler. Mücrimler hakkında sorarlar: 'Sizi cehennem çukuruna ne
sürükledi?' Mücrimler diyecekler ki: 'Biz (dünyada) namaz kılanlardan değildik.
Yoksullara yedirmiyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalıyorduk. Kıyamet gününü
de yalanlardık. Ta ki ölüm bize gelene kadar (bu hal üzerindeydik) "
(Müddessir Suresi: 40-47)
Allah(cc) bu ayetlerde namaz kılmama suçunu batıla dalma ve
kıyamet gününü yalanlama suçları ile aynı ayette zikrediyor ve aynı düzlemde
değerlendiriyor. Herkesin de üzerinde görüş birliğine vardığı bir konudur ki
batıla dalanlar ve kıyamet gününü yalanlayanlar kafirdirler.
Cabir ibn Abdullah (ra)'den rivayet edilmiştir. Nebi (sav)
buyurmuştur ki:
"İman'la küfür arasındaki şey namazı terk etmektir."
(Tirmizi: 2618, Kitabu's-Salat: 887 ve İbni Ebi Şeybe İman: 44 sahih olarak
rivayet etmişlerdir.)
Bureyde (ra)'den rivayet edilmiştir. Rasulullah (sav)
buyurdu ki:
"Bizlerle münafıkların arasındaki (savaşmaya engel) sözleşme 'namaz'dır. Kim bu
namazı terk ederse kafir olur."
(İbn Mace: 1079, Müsned: 5/346)
Enes ibn-i Malik (ra)'dan rivayet edilmiştir: Nebi (sav)
şöyle buyurdu: "Her
kim ki kasden namazı terk ederse açıkça küfre düşmüştür."
(Taberani/Evsat, Mecmeu'z-Zevaid: 1/295)
Enes (ra)'dan rivayet edilmiştir: Enes (ra) Rasulullah (sav)'i şöyle derken
işittim: "Kişi ile
küfür veya şirk arasındaki şey 'namaz'dır. 'Namaz'ı terk ettiği zaman kafir
olur." (Muhammed
ibn Nasr/Kitabu's-Salat: 889)
Ebu'd-Derda (ra)'den:
"Dostum Muhammed (sav)
bana şöyle tavsiyede bulundu: Parça parça kesilsen de, yakılsan da Allah (cc)'a
ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim ki farz olan namazı
bilerek terk ederse o kimseden Allah (cc)'ın koruması kalkmıştır."
(Taberani, Mucemu'l-Kebir'de rivayet etti.)
İbn-i Mes'ud(ra) dedi ki:"Kim namazı terk ederse kafir olur." (Acurri Şeria: 133
rivayet sahih'dir.)
"Muhammed (sav)'în ashabı namazdan başka hiçbir amelin terk edilmesini küfür
saymazlardı." (Tirmizi,
Kitabu'l İman: 2757)
Mücahid ibn-i Cebr (ra)'den rivayet edilmiştir. Cabir ibn Abdullah El-Ensari
Rasulullah (sav)'e arkadaşlık yapmış birisidir. Kendisine dedim ki: Rasulullah
(sav)'in zamanında sizce amellerden iman ile küfrün arasını ayıran ne idi?O'da
'Namaz' diye cevab
verdi." (Usulu's-Sünne:1538,
Şeyh El-Bani Terğib)
NAMAZ KILMAYANIN DİNİ YOKTUR
Bu konuda da Rasululah (sav)'den bize şu hadisler
rivayet edilmiştir:İbn-i Umer (ra)'den rivayet edilmiştir. Rasulullah (sav)
şöyle buyurdu:
"Namaz'ı olmayanın dini yoktur."
(Taberani Mucemu's-Sağir: 60 rivayet etti.)
Umer İbn-i Hattab (ra)'den rivayet edilmiştir: Adamın biri gelerek Rasulullah
(sav)'e şöyle dedi:
"Ya Rasulullah, Allah (cc)
katında İslam'da en faziletli olan amel nedir, söyler misin?"
Rasulullah (sav)'de
"Vaktinde namaz kılmaktır.
Zira namazı terk edenin dini yoktur."
İbn-i Mes'ud (ra) şöyle demiştir:
"Her kim ki 'Namaz'ı terk
ederse onun dini yoktur."
(Beyhaki, Şuabü'l-İman, Musannaf: 10446)
Abdullah İbn-i Amr (ra) dedi ki:
"Namaz'ı terk edenin dini
yoktur." (Buhari,
Tarihu'l-Kebir 7/95)
NAMAZ
KILMAYANIN İMANI YOKTUR
Asr-ı saadet'te kıble Mescid-i Aksa'dan Kabe'ye
çevrilince yahudiler, müslümanlara gelerek:
"Mescid-i Aksa'ya dönerek
kıldığınız namazlar eğer doğru ve sahih ise niçin kıbleyi değiştirdiniz. Eğer
yanlış ise bu arada ölenlerinizin namazları ne oldu?"
demişlerdi. Müslümanlar ise yahudilere:
"Hidayet, Allah (cc)'ın
emirlerine uymak, sapıklık ise Allah (cc)'ın emirlerine muhalefet etmektir."
diye cevab verdiler. Sonra da Rasulullah (sav)'a giderek önceden Mescid-i
Aksa'ya yönelerek namaz kılan ve kıble değiştirilmeden önce ölen müslümanların
namazlarının durumundan sordular. Bunun üzerine "Allah (cc) sizin imanlarınızı
zayi etmez." ayeti indi.
Görüldüğü gibi namazdan soranlara cevab olarak Allah (cc)
imandan söz ediyor. Ve namazı 'iman' olarak nitelendiriyor. Buradan ela
anlaşılıyor ki, namaz imandır, namaz kılmayanın imanı yoktur.
Ebu'd-Derda (ra) şöyle dedi:
"Namaz'ı olmayanın imanı
da yoktur."
(Usul'ü-Sünne:1536, Temhid: 4/225, Şeyh El-Bani Terğib'in sahih'inde: 574 )
NAMAZ KILMAYANIN İSLAM'DAN NASİBİ YOKTUR
Umer ibn-i Hattab (ra) bir mecusi köle tarafından
namazdayken bıçaklandı. Yere düştü ve bayıldı. Mü'minlere sabah namazını
kıldırmakta olan Umer (ra)'e baygınken güneşin doğmak üzere olduğu hatırlatıldı.
Baygın halde bulunan Umer (ra) bu ikazı duyunca dimdik ayağa kalktı ve' şöyle
dedi: "Namazı terk
edenin İslam'dan nasibi yoktur."
Sonra sırtından kan akıyor olduğu halde cemaate sabah
namazını kıldırdı ve sonra düştü, ruhunu Rab'bine teslim etti. (Muvatta: 1/40,
Darekutni: 2/52)
Ebu'l-Müleyh (ra)'den rivayet edilmiştir. Umer (ra)'i minberin üzerinde şöyle
söylerken işittim:
"Namaz kılmayanın İslamı'da yoktur."
(Mervezi, Kadru's-Salat:
930)
NAMAZ KILMAYAN İSLAM
MİLLETİNDEN ÇIKMIŞTIR
Ubade ibn Samit (ra)'den rivayet
edilmiştir. Rasulullah (sav) bize şöyle tavsiyede bulundu:
"Allah (cc)'a hiçbir
şeyi ortak koşmayın. Namazı da bilerek terk etmeyin. Her kim ki bilerek kasden
namazı terk ederse İslam milletinden çıkmıştır."
(Usulü's-Sünne: 1523, ibn Ebi Hatim)
Yezid ibn Meryem (ra) şöyle dedi: Umer (ra) Muaz
ibn Cebel (ra)'ın yanından geçerken
"Ya Muaz, bu ümmeti
ayakta tutan nedir?"
diye sordu. Muaz (ra)'da şöyle cevab verdi.
"Bu ümmeti ayakta tutan
esas üç'dür. Ve o üç esas kurtuluş vesileleridir,
1- İhlas (Tevhid). O ise İSLAM'dır (Allah'ın insanları üzerinde yarattığı din).
2- Namaz, Namaz ise milliyettir.
3- İtaat. O ise ismettir.
(Yani hatalardan korunmaya vesiledir). (Taberi Tefsiri: 21/40, Usulü's-Sünne:
1530)
NAMAZ KILMAYAN
ALLAH (CC)'IN KORUMASINDAN ÇIKMIŞTIR
Ebu'd-Derda (ra) şöyle dedi:
"Dostum Muhammed (sav) bana şöyle tavsiyede bulundu. Parça parça kesilsende,
yakılsanda Allah (cc)'a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim
ki farz olan namazı bilerek terk ederse Allah (cc)'ın koruması ondan
uzaklaşmıştır." (Müsned:5/238,
ElBani Sahihi ibn Mace:3529)
Ubeyd El-Kelai (ra) şöyle dedi: Mekhul (rh) elimden tutarak:
"Ya Eba Vehb, Farz
olan bir namazı kasden terk eden bir kimse için ne diyorsun?"
dedi. Ben de Mekhul (rh)'e
"Asi bir mü'mindir."
dedim. Elimi daha fazla sıktı ve sonra şöyle dedi:
"Ya Eba Vehb, İmanın şanı
nefsinde daha kuvvetli olsun. Kim ki bir farz namazını kasden terk ederse Allah
(cc)'ın koruması ondan kalkmıştır. Kimden de Allah (cc)'ın koruması kalkarsa o
kimse kafir olmuştur."(Abdurrezzak
Musannaf: 5008, İbn Ebi Şeybe: İman: 129 sahih olarak rivayet ettiler.)
NAMAZ KILMAMAK
KİBİR'DİR, KİBİR'Lİ KİMSE DE CENNETE GİREMEZ
Allah (cc) kendi ayetlerine inanan mü'min kullarını Kur'an'da şöyle
anıyor:"Bizim
ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, ayetlerimizle kendilerine öğüt
verildiği zaman secdeye kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler. Onlar
kibirlenmezler."
(Secde Suresi: 15)
Kibirlenerek isyan edenler ve Allah (cc)'ın ayetlerini
yalanlayanlar için ele Rabbimiz yine Kitap'ında şöyle buyurmaktadır:
"Kendilerine Kuran
okunduğu zaman secde etmezler (namaz kılmazlar). Bilakis o kafir olanlar Allah (cc)'ın
azabından korkmayarak yalanlarlar."
(İnşikak Suresi: 21/22)
"Onlara 'rüku edin' (namaz kılın) dendiği zaman rüku etmezler (namaz kılmazlar)
Yalanlayanların o gün vay haline"
(Mürselat Suresi: 48/49)
Allah (cc) Adem (as)'i yarattığı zaman melekleri Adem (as)'le
imtihan etmek istedi. Meleklere hitaben söyle buyurdu:"Biz
meleklere 'Adem'e secde edin' demiştik de bütün melekler secde etmişlerdi. Ancak
iblis secde etmekten yüz çevirip kibirlendi de kafirlerden oldu."
(Bakara 34)
Allah (cc)'ın kıyamete kadar geçerli ve değişmez kitabı olan
Kuran'da . İblis'le ilgili olarak verdiği bu örnek namaz kılmaktan yüz çeviren
ve böylece kibirlenen herkes için apaçık bir örnektir.
Ebu Hureyre (ra)'den rivayet edilmiştir: Rasulullah (sav) buyurdu
ki: "Adem oğlu
secde ayetini okuyup secde ettiği zaman şeytan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der:
Helak oldum. Adem oğlu secde etmekle emrolundu da secde etti ve cennet onun
oldu. Halbuki ben de secde ile emrolunmuştum fakat ben secde etmekten yüz
çevirdim. Artık ateş benim içindir."
(Sahih-i Müslim: 81 rivayet edilmiştir)
Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Bana
kulluk etmekten yüz çevirip büyüklenenler muhakkak ki alçalmış kimseler olarak
cehenneme gireceklerdir."
(Mü'min Suresi: 60)
Abdullah İbn-i Mes'ud (ra) şöyle dedi: Rasulullah (sav)"Kalbinde
hardal tanesi kadar imanı bulunan kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi
kadar kibir bulunan kimse de cennete giremez."
buyurdu. (Müslim rivayet etmiştir.)
Namaz kılmamak en büyük kibirlerden olduğuna göre namaz
kılmayarak Allah (cc)'a karşı kibirlenenler de cennete giremeyeceklerdir.
NAMAZ KILMAYAN KİMSE KÜFÜR ÖNDERLERİ İLE
BERABERDİR
Abdullah ibn-i Amr ibn As (ra)'den rivayet
edilmiştir:Bir gün Rasulullah (sav) 'namaz'dan konuştu. Buyurdu ki:
"Her kim şu beş vakit
namazı eksiksiz kılarsa namazı, kıyamet gününde ona bir aydınlık, hakkında delil
ve kurtuluş olur. Her kim de bu beş vakit namazı gereği gibi kılmazsa kıyamet
gününde Karun'la, Haman'la, Firavun'la ve Ubeyy ibn-i Halefle birliktedir."
Rasulullah (sav)'in bu hadisinde isimlerini saydığı bu kimseler küfrün önderleri
ve elebaşlarıdır. (Müsned: 2/169, Darimi: 2/301, İbn-i Hibban: 1448)
İbn-i Kayyım (rh) diyor ki:
"Namaz kılmayan kimsenin
bu dört kişi ile birlikte olacaklarının haber verilmesinin sebebi şudur: Bu dört
kişi küfrün önderleridir. Burada çok açık bir işaret vardır. Her kim ki malının
meşguliyeti ile namaz kılmazsa Karun ile, mülkünün meşguliyeti ile kılmazsa
Firavun'la, makam ve mevkisi sebebi ile kılmazsa Haman'la birlikte ve
ticaretinin meşguliyeti ile kılmazsa Ubeyy İbn-i Halefle birliktedir."
NAMAZ KILMAYAN
KİMSE KUR'AN AYETLERİNİ VE AHİRET GÜNÜNÜ İNKAR
ETMİŞTİR.
Allah (cc) bu konuda değişmez ve değiştirilmez kitabımız
Kur'an'da buyuruyor ki:"O
halde onlara ne oluyor ki iman etmezler. Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde
etmezler (Namaz kılmazlar). Daha doğrusu kafir olanlar yalanıyorlar. Halbuki
Allah (cc) içlerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir. Onun için sen onları
acıklı bir azab ile müjdele! Ancak, iman edip salih ameller işleyenler müstesna.
Onlar için bitmez tükenmez bir mükafaat vardır."
(İnşikak suresi: 20-25)(not:secde ayeti..)
Bu ayetlerin özeti şudur: Onlara ne oluyor ki
namazın farz olduğu Kur'anla bildirildiği halele 'namaz kılarak, iman etmezler'
Aslında namaz kılmayarak kafir olanlar hesap gününe inanmıyorlar. Her ne kadar
iman ettiklerini söyleseler bile bu söz onların dillerinde kalıyor.
"İnsanlardan bir kısmı
vardır ki "Biz Allah(cc) ve Ahiret Günü'ne inandık" derler.Halbuki onlar iman
edenler değillerdir"
(Bakara Suresi: 8)
"Onlara
'rüku edin' dendiği zaman, rüku etmezler. Yalanlayanların o gün vay haline!
Artık Kur'an ayetlerinden sonra neye inanacaklar"
(Mürselat Suresi: 48-50)
"Tasdik etmedi,
namaz da kılmadı. Ancak, yalanladı ve yüz çevirdi"
(Kıyamet Suresi: 31-32)
NAMAZ KILMAYAN
KİMSENİN ŞEFAATÇİSİ YOKTUR
"Kitapları sağ tarafından verilenler cennettedirler. Mücrimlerden sorarlar.'Sizi
bu sakar cehennemine sokan nedir?' Onlar şöyle derler: 'Biz namaz kılanlardan
değildik, yoksula yedirmezdik, batıla dalanlarla dalıyorduk, hesap gününü de
yalan sayardık. Nihayet bize ölüm gelip çattı. Fakat şefaatçi hırın şefaati
onlara fayda vermez"
(Müddessir Suresi: 40-48)
Allah (cc)'ın bu ayetinde anlatılan mücrimlerin ahirette şefaatçıların
şefaatından mahrum olmaları dört nedenden dolayıdır.
1- Namaz
kılanlardan olmadıkları için
2- Yoksula yedirmedikleri için
3- Kafirlerle oturup kalktıkları için
4- Hesap gününü yalanladıkları için
Kimi gayretsizlerin ve imanın ne demek olduğunu kavrayamayan
kimselerin dediği gibi namazı terk-eden kimse kafir olmayıp da büyük günah
işleyen kimseler sınıfından olsaydı o zaman, şefaatten mahrum kalmamaları
gerekirdi. Çünkü Rasulullah (sav) 'in şefaati bu konu ile ilgili sahih bir
hadiste de belirtildiği gibi ümmetinden büyük günah sahihleri içindir.
Ebu Said El-Hudri (ra)'den rivayet edilmiştir: Rasulullah
(sav) bir gün hutbe okurdu. Tam şu ayete geldi.
"Her kim Rab'bine mücrim
olarak varırsa şüphesiz ki ona cehennem var; orada ne ölür ne de yaşar. Kim de
ona mü'min olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa işte onlara da en
yüksek dereceler var."
(Taha: 74-75)
"Cehennem'e girenler
oralıdırlar. Orada ne ölürler ne de yaşarlar. Ebedi cehennemlik olmayanları ise
cehennem hafif bir ölümle öldürür sonra ela "şefaat edecekler gelirler ve şefaat
ederler" Onlardan bir topluluk alınarak 'hayevan veya 'hayat' denilen bir nehre
getirilirler. Orada yıkanırlar sonra da sel kenarında biten otlar gibi hayat
bulurlar" (Müsned:
3/20)
Başka bir ayette de Allah (cc) şöyle
buyuruyor: "Artık
müslümanlara mücrimlere davrandığımız gibi mi davranacağız? O kıyamet gününde
'sak' açılacak da bütün mücrimler secdeye çağırılacaklar. Fakat güçleri
yetmeyecektir. Gözleri düşkün bir halde kendilerini bir zillet saracaktır.
Halbuki Vaktiyle (dünyada) başları selamette iken bu namaza davet olunuyorlardı
da kılmıyorlardı. O halde bu Kur'an'ı yalanlayanları sen bana bırak. Biz onları,
bilemeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet
veririm. Çünkü, benim azabım çok şiddetlidir"
(Kalem Suresi: 35-45)
Başka bir ayette Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Yiyin, zevklenin dünyada
biraz. Çünkü, siz mücrimlersiniz. (Allah'ın hükümlerini) yalanlayanların o gün
vay haline. Artık, Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?"
(Mürselat Suresi: 46-50)
Bir başka ayette de yine Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgın ateşler içindedirler. O gün yüzleri
üstü ateşe sürünecekler ve onlara: 'Tadın sakar cehenneminin dokunuşunu!'
denilecek" (Kamer
Suresi: 47-48)
NAMAZ
İSLAM'DANDIR
Umer ibn-i Hattab (ra)'dan rivayet edilmiştir:Bir gün
Rasulullah (sav)'in yanında bulunurken birden bire yanımıza elbisesi bembeyaz,
saçı simsiyah üzerinde yolculuk eseri görünmeyen ve bizden de kimsenin kendisini
tanımadığı bir zat çıkageldi. Nihayet Rasulullah (sav)'in yanına oturdu. Öyle
ki, iki dizini onun iki dizini dayadı. İki avucunu da kendi dizleri üzerine
koydu. Ve "Ya Muhammed bana İslam'dan haber ver" dedi. Rasulullah (sav) "İslam
Allah (cc)dan başka ilah olmadığına ve Muhammed (sav)'in O'nun Rasulü olduğuna
şehadet etmendir. Namazı kılman, zekatı vermen Ramazan ayının orucunu tutman ve
yoluna gücün yeterse beyti haccetmendir" buyurdu. Soruyu soran da "Doğru
söyledin" dedi. Umer (ra) diyor ki:
"Biz ona hayret ettik, hem soruyor hem de Rasulullah (sav)'ı doğruluyordu."
(Müslim: 8/14)
Namaz'ın İslam'dan okluğuna dair bir başka
rivayette Mihcan (ra)'ın olayıdır:
Bir gün Rasulullah (sav) ile bir mescitte iken namaz
için ezan okunur, Rasulullah (sav) kalkarak cemaate namazı kıldırıp yerine
döner. Bakar ki, Mihcan (ra) daha hala yerinde. Rasulullah Mihcan (ra)'a dönerek
"Senin cemaatla
namaz kılmana ne engel oldu ki, yoksa sen müslüman birisi değil misin?"
dedi. Mihcan (ra) "Evet
Ya Rasulullah! Ben müslüman birisiyim, fakat ben bu namazı evimde kılmıştım"
dedi. Rasulullah (sav) da:
"Cemaate geldiğinde namazı
evde kılmış bile olsan cemaatle tekrar namaz kıl"
buyurdu.(Malik: 1/32, Ahmed: 4/34, İbn-i Hibban 433, Hakim: 1/44 rivayet
etmişlerdir.)
Konu ile ilgili bir başka rivayette şu şekildedir: Umer
İbn-i Hattab (ra) şöyle demiştir:
"Namazı terk edenin
islam'dan nasibi yoktur"
(Malik 1/40, Sünen-i Darekutni 2/52, Abdurrezzak Musannef: 5010 rivayet
etmişlerdir.)
NAMAZ, ALLAH
(CC)'A İMANIN SEMBOLÜDÜR
Ebu Cemre'den, şöyle dedi: Ben İbn-i Abbas (ra)'ın önünde onunla
insanlar arasında tercümanlık yapıyordum. Derken İbn Abbas (ra).'a bir kadın
geldi. Ona 'cer' denilen testinin şırasından soruyordu. İbn-i Abbas ona şöyle
dedi: Abdu'l-Kays heyeti Resulullah (sav)'a geldi. Resulullah (sav)
"Siz kimlerin
heyetisiniz?" Ya da
"siz kimlersiniz?"
diye sordu. "Biz
Rabiadanız; dediler.
"Cemaat hoş geldi"
Ya da "heyet hoş
geleli, sefa geleli. Utanıcılar ve pişmanlık duyucular olmayarak"
buyurdu. Bunun üzerine: "Ya Rasulullah! Biz sana çok uzak mesafelerden
geliyoruz. Seninle bizim aramızda Mudar kafirlerinden şu kabile vardır. Biz
sana, haram aydan başka bir zamanda gelmeye muktedir olamıyoruz. O halde bize
özlü bir şey emret de geride bıraktıklarımıza da öğretelim ve o sebeple ele
cennete girelim" dediler. Rasulullah (sav) onlara dört şey emretti, dört şeyden
de nehyetti: Rasulullah (sav) onlara, 'bir olan Allah(cc)'a iman etmeyi emretti'
sonra da "bilir
misiniz bir olan Allah (cc)'a iman etmek ne elemektir?"
diye sordu. "Allah
(cc) ve O'nun Rasulü en iyi bilendir"
elediler. "Tek olan
Allah (cc)'a iman etmek." Allah (cc)'dan başka ilah olmadığına ve Muhammed
(sav)'in Rasulullah (sav) olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek,
Ramazan orucunu tutmak ve ganimetin beşte birini ödemenizdir."
buyurdu. (Buhari: 53 ve
Müslim: 17)
Ey okuyucu! Alıntıladığımız hadis'de bir çok bağnazın
duyup istifade edeceği faydalar vardır. Bu faydaları anlatmadan geçmek doğru
olmayacağı için herkesin anlayabileceği bir metotla açıklamayı uygun görüyoruz.
Hadis'in içerdiği faydalar şunlardır:
1- İslam'ı öğrenmek isteyene ilk emredilecek şey 'bir olan Allah (cc)'a iman
etmektir.
2- 'Bir olan Allah (cc)'a iman etmenin' İslam'ın tüm gereklerini yerine getirmek
dernek olduğunu da bu hadis'den öğreniyoruz.
3- 'Bir olan Allah (cc)'a iman'ın' sadece dil ile sözlü ifade ve kalb ile
doğrulama olmayıp, organlarla amel etmek demek olduğunu öğreniyoruz.
4- Özellikle konumuz ile ilgili 'namaz'ın Allah (cc)'a iman etmekten olduğunu
öğreniyoruz."
Böylelikle biz de, "Amel iman'dan bir bölüm değildir" diye iddia eden ve "namaz
iman'dan değildir" diyen amelsiz ve ucuzcu mürcie topluluğunun ve bu fırkanın
zamanımızdaki savunucularının görüşlerini çok net ve açık bir şekilde çürütüyor
bize Kitab ve Sünnet'e uymayı nasip eden Rab'bimize hamd ediyoruz.
Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:
"İşte bu adları
geçenler, Allah (cc)'ın kendilerine nimet ihsan ettiği elçilerden, Adem
(as)-soyundan ve gemide Nuh (as) ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim
(as) ve İsmail (as) neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz
kimselerdendir. Kendilerine Rahman olan Allah (cc)'ın ayetleri okunduğu zaman,
ağlayarak secdeye kapanırlardı. Sonra o kimselerin arkalarından bir nesil geldi
ki, 'namazı terk ettiler' ve şehvetlerine uydular; bunlar da cehennemdeki
'gayya' vadisine atılacaklardır. Ancak, tevbe edip iman eden ve salih amel
işleyenler müstesna; çünkü bunlar, zerre kadar zulme uğratılmayacaklar, Cennete
gireceklerdir."
(Meryem Suresi: 58/59/60)
Görülüyor ki elçiler ve salih kimselerden
sonra gelen kötü neslin terk etmiş oldukları şey sadece namaz'dır. Eğer namaz'ı
terk edenin iman'ı olsaydı hemen takib eden ayette 'ancak tevbe edip iman eden'
ve salih amel işleyenler müstesna' denir miydi?
Şehvetlerine uymaya gelince, artık namaz'ı terk ettikten sonra onları kötülükten
koruyan kalkanları ellerinden gitmiştir. Zira Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Namaz'ı kıl.
Gerçekten namaz, kötü işten ve münker'den alıkor"
(Ankebut Suresi: 45)
Taberi (rh) tefsirinde şöyle diyor: "Allah (cc)'ın nitelendirmiş olduğu 'namaz'ı
terk eden bu kötü nesil mü'min olsalardı Allah (cc) iman edenleri onlardan
ayırmazdı. Ve denilmiştir ki:
"Sözü edilen bu kötü nesil
bu ümmet'tendir. Bunlar Son Dönem'de olacaklardır."
Ata İbn-i Rabah'da eliyor ki: "Bu kötü nesil
ümmet'i Muhammed'dendir."
Mücahid (ra)'da diyor ki:
"Bu kötü nesil kıyamete yakın, ümmet-i Muhammed'in salihleri gittikten sonra
gelecektir" diyor.
(Taberi Tefsiri 16/99)
İşte o kötü nesil namazı inkar ederek değil sadece
şehvetlerine uyarak terk ettikleri için 'gayya vadisi'ne atılacaklardır.
Ayetlerde de görülüyor ki, 'namaz'ı terk edenler' iman etmemekle ve küfür'le
suçlanıyorlar sonra da iman edenler onlardan müstesna kılmıyor. Eğer namazı terk
eden 'kafir olmasaydı iman edenler namazı terk edenlerden müstesna kılınır
mıydı?
Zannedilmesin ki bu bizim yorumumuzdur. Zira Allah (cc)'ın
kendilerinden razı olduğu sahabe de böyle demiştir:
Ebu'd-Derda (ra)'nın rivayet ettiği bir hadiste de şöyle
buyurulmuştur:
'Namaz'ı olmayanın iman'ı da yoktur."
(Sahih-i Tergib El-Bani
574)
BİR VAKİT NAMAZI
TERK EDENİNİN BÜTÜN AMELLERİ GEÇERSİZ OLMUŞTUR
Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:
"Gerçekten sana ve senden öncekilere şöyle vahy olundu: Eğer Allah (cc)'a ortak
koşarsan, muhakkak amelin boşa gider. Ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun."
(Zümer Suresi: 65)
"Kim küfrederse
bütün yaptıkları batıl olmuştur. Ve O, ahirette hüsrana uğrayanlardandır."
(Maide Suresi: 5)
Ebu'd-Derda (ra)'den şöyle dedi:
Allah Resulü (sav) buyurdu ki:
"Her kim ki bilerek namazı
terk ederse bütün amellerini boşa çıkarmıştır."
(Bu Hadis'i İmam-ı Ahmed (rh) Müsned'in de rivayet etmiştir.)
Yukarıdaki ayetlerde, Allah (cc)'a şirk koşanın ve iman'ın gerekleriyle amel
etmeyip ele kafir olanların, yapmakta oldukları amellerinin hepsinin batıl
olduğu ifade edilmektedir.
Allah (cc) buyuruyor ki:
"Gerçekten kafir olup da
Allah (cc) yolundan yüz çevirenler, hak kendilerine belli olduktan sonra
elçilere karşı gelenler, Allah (cc)'a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah(cc)
onların amellerini boşa çıkarır."
(Muhammed Suresi: 32)
Konumuza daha da açıklık getiren başka bir ayette de Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Onlara: 'rüku
edin', denildiği zaman, rüku etmezler. Yalanlayıcıların o gün vay haline."
(Mürselat Suresi: 48/49)
Tevhid imanına sahip olanlar için Allah (cc)'ın en
büyük emirlerinden olan namaz emri kendisine ulaştığı halde Allah (cc)'a itaat
edip de namaz kılmayanlar bu isyanları ile yapmakta oldukları salih amellerini
de boşa çıkarmaktadırlar. Zira Allah (cc) ve Resulü (sav) 'ne yapılan isyan,
yapılan diğer amelleri de batıl eder.
Allah (cc) Kur'an'da şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler
Allah (cc)'a ve Resulü (sav)'ne itaat edin de amellerinizi boşa çıkarmayın."
(Muhammed Suresi: 33)
Ebu'l-Müleyh'den, şöyle eledi: Biz Bureyde (ra) ile bulutlu
bir günde gazada bulunuyorduk. Bureyde (ra) bize hitaben
"ikindiyi ilk vaktinde
kılınız" dedi.
Çünkü Resulullah (sav)
"Kim ikindi namazını terk
ederse onun bütün amelleri boşa gitmiştir"
dedi: (Buhari (553) rivayet etmiştir.)
NAMAZ KILMAYAN KİMSE ALAH (CC)'DAN KORKMAMAKTADIR
"Allah (cc)'a dönüp itaat
edin. O'ndan korkun ve namazı kılın da müşriklerden olmayın."
(Rum Suresi: 31)
Allah (cc) kendisine iman eden kullarına Rablerinden korkarak namaz kılmalarını
emrediyor. Ve O'ndan korkan kulları da Rablerine itaat ederek secdelere
kapanıyorlar.
Ukbe İbn Amir (ra) Resulullah (sav)'i şöyle derken işittiğini haber
verdi: Resulullah (sav) şöyle dedi:
"Dağ tepelerindeki koyun
çobanından Allah (cc) hoşlanır. Zira O namaz için ezan okur ve 'namaz kılar'.
Allah (cc) da şöyle buyurur. 'Şu kuluma bakın, ezan okuyup namaz kılıyor ve
benden korkuyor'. Ben de O kulumun günahlarını bağışladım ve O'nu cennetime
koyacağım" eler. (Ebu
Davud (1203) ve Nesei (2/20) Ahmed (4/145) İbn Hibban (260) ve Taberani Kebir
ele (17/833) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Allah (cc) 'namaz kılan kulu için'
kendisinden korktuğunu söylüyor. Ne dersiniz? Namaz kılmayan içinde aynı söz
söylenir mi? Eğer aynı kelime namaz kılmayana da söylenmiş olsaydı, namaz kılan
ile kılmayan arasında hiç bir fark olmazdı. Bu şanı Yüce Allah (cc)'ın adaletine
yaraşmaz. Hem şunu ela iyi bilmek gerekir ki bir olan Allah (cc)'dan korkmak 'la
ilahe illallah'tır' gereklerindendir.
Bunu açıklayan bir ayette Allah (cc) şöyle buyuruyor:
"Ben'den başka hiç bir
ilah yoktur. Öyle ise ben'den korkunuz."
(Nahl Suresi: 2)
DİN'DEN EN SON TERK
EDİLEN AMEL NAMAZDIR
Enes İbn-i Malik (ra)'elen din'de en son terk edilen
amelin namaz okluğuna dair bir hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis ise şudur:
Nebi (sav) buyurdu ki:
"Dininizden ilk terk
edeceğiniz şey emanettir. En son da namazı terk edersiniz."
(Bu Hadis'i Ebu Nuays Hıyle'de 6/265, Ahbar'da 2/213 İbn Mesud'dan Taberani
rivayet etmişlerdir)
Evet Din'de en son terk edilen 'namaz olduktan sonra,
artık böyle bir kişide din'den hiçbir şey kalmamıştır. Çünkü daha önceden de
alıntıladığımız hadislerde açıklandığı üzere namaz'ı terk edenin dini yoktur.
NAMAZ
KILMAYAN KİMSE ÖLDÜRÜLÜR
"O haram olan aylar çıktığı zaman, artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün.
Onları yakalayıp esir edin, onları hapsedin ve geçit yerlerini tutun. Eğer tevbe
ederler, namazı kılıp zekatlarını verirlerse, kendilerini serbest bırakın.
Gerçekten Allah (cc) bağışlayandır, merhamet edendir."
(Tevbe: 5)
Allah (cc) Rasulü (sav)'ne ve mü'minlere hitaben, savaşılması haram
olan aylar çıktıktan sonra müşriklerle savaşmalarını emrediyor. Allah (cc)
öldürülecek müşriklerin öldürülmeden önce yakalanıp, geçit yerleri kesilip
tutuklanmalarını emrediyor.
Bu müşriklerin karılarını, çocuklarını ve mallarını müslümanlara ganimet olarak
helal kılıyor.
Öldürülmekten, mallarını ve ırzlarını müslümanlardan kurtarabilmeleri için de üç
şarttan söz ediliyor.
1- Şirkten dönerek tevbe etmek.
2- 'Namaz kılarak' tevbe ettiğini amelle doğrulaması. Zira namaz kılmadığı
müddetçe Kelime'i tevhidi tasdik etmemiş hükmündedir.. Bunun içindir ki, Allah(cc)
şöyle buyuruyor:
"Tasdik etmedi,
namaz'da kılmadı. Ancak yalanladı, ve yüz çevirdi."
(Kıyamet Suresi: 31-32)
"Onlara: 'rüku
edin' denildiği zaman, rüku etmezler. Yalanlayıcıların o gün vay haline."
(Mürselat Suresi: 48/49)
Ayetlerden de anlaşıldığı gibi, Allah (cc)'ın 'namaz kıl! emrine itaat etmemek,
Allah (cc)ın indirmiş olduğu hükümleri yalanlamaktır.
3- Allah'ın farz kılmış olduğu 'zekat'ı vermektir.'
Bu şartları yerine getiren her kişinin canı, malı ve ırzı müslümanlara haramdır.
Bunların dışındaki günahları için de Allah (cc) bağışlayıcıdır.
İmam Buharı (rh) bu ayet'in açıklamasında şu hadis'i zikrediyor.
İbn Umer (ra)'den rivayet edilmiştir. Rasulullah (sav)
buyurdu ki:
"Allah
(cc)'dan başka ilah olmadığına ve Muhammed (sav)'in Allah (cc)'ın Rasulü
olduğuna şehadet, namazı kılıp zekatı eda edinceye kadar insanlarla savaşmak
bana emrolundu. Onlar bunları yapınca kanlarını ve mallarını benden korumuş
olurlar. Ancak İslam'ın hakkı müstesna. Onların (sair ve gizli işlerinden dolayı
olan) hesapları da Allah (cc)'a aittir."
(Buhari (25)'ve Müslim (22) rivayet etmişlerdir.)
Enes İbn-i Malik (ra)'dan, şöyle eledi: Rasulullah
(sav) buyurdu ki:
"Ben insanlarla Allah (cc)'dan başka ilah olmadığına ve Muhammed (sav)'in O'nun
kulu ve Rasulü olduğuna şehadet edinceye, bizim kıblemize dönünceye, bizim
kestiğimizi yeyinceye ve bizim namazımızı kılıncaya kadar savaş ulaklığım bana
emredildi. Bunları yaptıkları zaman canları ve malları bize haram olur. Ancak
İslam'ın hakkı müstesna olmak üzere Müslümanların, lehte veya aleyhte sahip
oldukları bütün haklara sahip olurlar."
(Bu Hadis'i Ebu Davud (2641) Tirmizi (2611) ve Ahmed (2/161/269) rivayet
etmişlerdir.)
Abdurrahman İbn Ebi Nuaym'dan, Ebu Said El-Hudri (ra)'den şöyle duyduğunu haber
verdi: Ebu Said El-Hudri (ra) dedi ki:
Ali İbn-i Ebi Talib (ra) Yemen'den Rasulullah (sav)'a
tabaklanmış bir meşin içinde henüz toprağından tasviye edilmemiş altını cevheri
göndermişti. Rasulullah (sav) bu altın cevherini şu dört kişi arasında
paylaştırdı. Paylaştırdığı kimseler Uveyne İbn Hısn, Akra İbn Habis, Zeydu'l-Hayl,
dördüncüsü ya Alkame İbn Ulase veya Amir İbn Tufeyl idi. Rasulullah (sav)'ın
sahabelerinden bir kimse:
"Biz bu ihsana bunlardan
daha layık bulunuyorduk"
dedi. Bu söz Rasulullah (sav)'a ulaşınca: "Siz bana itimat etmiyor musunuz? Ben
yedi kat semanın üstündeki Allah (cc)'ın emin bir kuluyum. Sabah akşam bana gök
yüzünün haberi, vahyi geliyor" buyurdu. Bunun üzerine, iki gözü çökük, yanağının
iki elmacığı çıkık, alnı yüksek, gür sakallı, başı tıraşlı,elbisesini yukarı
çekmemiş bir kişi ayağa kalktı:
"Ya Rasulullah! Allah'tan
kork" dedi.
Rasulullah (sav):
"Yazıklar olsun sana! Ben, yeryüzündeki insanların Allah (cc)'dan korkmaya en
layıkı değil miyim?"
buyurdu. Sonra o kimse arkasına dönüp gitti. Halid İbn-i Velid:
"Ya Rasulullah! Şunun
boynunu vurayım mı?"
dedi. Rasulullah (sav):
"Hayır vurma! "Namaz kılan birisi olabilir" dedi. Bunun üzerine Halid:
"Ya Rasulullah! Namaz
kılanlardan nice kimseler vardır ki, onlar gönüllerinde olmayan şeyi dilleriyle
söylerler" dedi. Rasulullah (sav): "Ben insanların kalblerini açmaya,
karınlarını yarmaya görevlendirilmedim"
buyurdu. (Müslim 1064 rivayet etmiştir)
Ubeydullah İbn-i Adiyy'den, Abdullah İbn Adiyy
Rasulullah (sav)'den, tahdis ederek şöyle haber verdi. (Rasulullah (sav) bir gün
ashabının arasında otururken, bir adam çıkageldi. Rasulullah (sav) konuşmasında
sesini yükselterek şöyle dedi:
"O kişi (yani öldürmeyi
istediği adam için) Allah (cc)'dan başka ilah olmadığına şehadet etmiyor mu?"
dedi. Adam da "Evet Ya Rasulullah, namaz kılıyor, fakat onun namazı yoktur"
dedi. Rasulullah (sav)'de:
"İşte ben, Allah (cc)'dan başka ilah olmadığına şehadet edip, namazı kılanları
öldürmekten nehy olundum"
dedi. (İbn-i Hıbban (12)
ve Beyhaki 8/196)
Görülüyor ki, kişinin malının, canının ve ırzının
müslümanlara haram olması kişinin iman ederek namaz kılmasına bağlıdır.
Hadis'lerde sadece namazı terk edenin öldürüleceğini
ispat ediyor. Buna karşılık bir kişinin öldürülmesi için mutlaka üçünü birden
terk etmesine gerek de yoktur.Zira sahih rivayetlerle sabittir ki,"Ebu
Bekir (ra) sadece zekat'ı vermeyenlerle savaşmıştır. "
(NOT:Bu yazınız tamamı bir Programdan Alınmıştır. Ancak yazının bazı bölümleri Usulsüzdür. Bazı görüşler Hanefi mezhebine göre çok hatalıdır. Bu önemli husus gözden kaçırılmamalıdır." Abdullah AZİZ