HAC  İBADETİ  ÜZERİNE  NOTLAR

                                                                  Nizameddin  DEMİR

     "Hevâsına muhalefet edip, Allahü Teâlâ'ya (cc) teslim olan mükellefin, şeriata uygun fiillerine ibadet denilir. Bir ibadetin veya amelin makbul olabilmesi için, şu iki önemli vasfa haiz olması gerekir. Birincisi: Allahü Teâlâ'nın (cc) rızası için eda edilmesidir. İkincisi: Resûl-i Ekrem (sav)'in tebliğ ettiği gibi yerine getirilmesidir. İbadet ile adeti birbirinden ayıran unsur, mükellefin niyeti ve ihlâsıdır."

   İÇİNDE bulunduğumuz Mevsime "Eşhür-ü Hacc" (Hacc mevsimi) denir. Ki, bu aylar Şevval, Zil-Kade ayları ile Zil-Hicce'nin ilk on günüdür. Öyleyse Hacc nedir, Haccın tarifini yapalım? Hacc: "Dinin  rükünlerinden bir rüknü eda etmek için, Kabe'ye gitmeyi kasdetmektir" diye tarif edildiği gibi; "Niyyet ederek ihrama girmek, Kabe-i Muazzama'yı usul-ü dairesinde tavaf etmek ve vakti mahsusta vakfe yapmak gibi fiillere Hacc denir." diye de tarif edilmektedir. (İbn-i Abidin, C/4, Sh:410. Fetava-ı Hindiyye, C/2,Sh:81)

    Hacc esnasında yapılan amel ve davranışların tamamına "Menasik-i Hacc" adı verilir. Haccın Farziyeti; Kitap Sünnet ve Saha-be-i Kiram'ın İcma'sı ile sabittir. Farziyyetini inkar eden kafir olur. Haccın tüm şartlarını taşıyana hayatı boyunca bir kerre olmak  üzere haccetmek farzdır. Hacc ibadeti Hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Dikkat edilirse tüm ibadetlerde iki çeşit şart sayılmasına rağmen (1. Vücubunun şartları, 2. Edasının şartları) Hacc ibadetinin üç çeşit şartı sayılmıştır. Bu şartları saymaya geçmeden önce Mutlak olarak kendisine itaat etmemiz  ve  alemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem (sav) Efendimizin  mübarek bir Hadis-i Şerifini hatırlatalım. "Fıkıh Olmayan İbadette Hayır Yoktur" (Kütüb-ü Sitte, c/! 15, sh:185) Yazılanları bu mübarek tesbit İşığında okumanızı istirham ediyoruz.

    "Fıkıh ilmi, bütün ilimlere vesile olduğu için ilimlerin en hayırlısıdır" denilmiştir. Öyle olmasaydı Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz hem bu ilmi, hem de bu ilimle uğraşan fukahanın faziletlerini bizlere şu şekilde müjdelelermiydiler! "Allahü Teâla (cc)'ya Dinde fakih olmaktan daha faziletli bir ibadet yapılmamıştır. Gerçekten bir Fakih Şeytan'a bin abidden daha şiddetli gelir. Herşeyin bir direği vardır. Dinin direği de Fakih'tir." (Beyhaki-Darekutni. Fıkhi Meseleler, C/1, Sh:14. Y.KERİMOĞLU)

     Şimdi İslam'ın temel rükünlerinden biri olan Hacc ibadetinin şartlarını saymaya geçelim.

     1. Vücubunun Şartları (Yani Farz olmasının şartları)

1) Müslüman olmak

2) Akıllı olmak

3) Hürriyet

4) Haccın Farz Olduğunu Bilmek

5) Buluğa ermiş olmak

6) Vakit

7) Nakil vasıtasını ve masrafları temine gücü yetmesi. Bu şartlardan yalnız bir tanesi noksan olana hacc Farz olmaz.

      2). Haccın Edasının Şartları (Yani kabul olmasının şartları. Bu şartlardan bir tanesi olmazsa Hacc kabul olmaz.)

1) Bedenen Salim ve Sıhhatli Bulunmak

2) Yol Emniyeti (Yol tehlikeli olunca Hacc Farz değildir)

3) Hapsedilmiş Olmamak

4) Kadının mahremi olmak.

5) İddet  içinde   olmamak.  Osmanlı  dönemi,  İslam   aleminin  en  büyük  otoriter muhakkik ulemasından  İbn-i Abidin  (Allah gani-gani rahmet eylesin) bu ikinci  çeşit şartlan izah ederken  aynen  şöyle demiştir: "İkinci nevi edasının şartlarıdır. Bunların tamamı; vücub şartları ile birlikte bulunursa, o kimsenin bizzat Haccı eda etmesi vacip olur. Vücup şartları tahakkuk eder de; bunların bazısı bulunmazsa, bizzat edası değil, yerine bedel göndermesi veya ölürken vasiyyet etmesi lazım gelir. (İbn-i Abidin, C/4, sh:419)

    3. Haccın Edasının Sahih Olmasının Şartları (Rükunları)

1) İhrama Girmek (Niyet e-derek)

2) Arafat'ta Vakfe Yapmak (Arefe günü olması şart)

3) Ziyaret Tavafında bulunmak

   Bunlardan; Arafat'ta Vakfe ile Ziyaret Tavafı'na Haccın rükunları da denir. Bu şartlardan bir tanesi olmazsa o müs-lümanın Haccı sahih olmaz. Mesela, bir kısım ülkeler hesap ile hareket ettikleri için A'rafat'a da hesaba göre çıkmaları gerekiyor. Kendi hesaplarının doğruluğunda ısrar etmelerine ve çoğu zaman  Rü'yet-i Hilal  ile  hesabın   çatışmasına  rağmen nasıl oluyorsa A'rafat'a çıkışlar sonuçta hep Ru'yet-i hilale  göre oluyor. Ramazan'da Oruc'a hesapla  başlayanlar,  Hacc  işinde  hesaba  göre  değilde, Hilale göre Arafat'a çıktıklarına göre; ortaya çok ciddi iki durum çıkıyor,

  l- Ya takvime uyanların hesabı yanlış ki; Arefe günü, Arafata çıkışta Hilale uyuluyor.

  2-Ya da takvim doğru, fakat Diyanet Türk Hacılarını Arafat'a zamanında çıkarmayarak Türk  Hacılarının  Hacc'larını   fesada  götürmeye devam ediyor!

Zamanımızda Hacca giden bir çok hacının, Haccın birçok şartından haberi yoktur.

  Maalesef, İslam Dini'nde de şartsız bir ibadet yoktur!

  Her ibadetin mutlaka kendine mahsus şartları vardır. Bu şartları bilmek ise ilgili her mükellefe Farz-ı Ayındır.

   İsterseniz Hadis-i şerifi bir daha hatırlayalım. "Fıkıhsız  ibadette  hayır  yoktur."  Günümüzde Fıkıhsız yaşayarak i-badet yaptıklarını zannedenler ne de çok aldanmaktadırlar! Fıkıhsız  hayat,  fıkıhsız  amel, fıkıhsız ibadet olmaz! Hacca giden bunca hacının yüzde kaçı ne yaptığını bilerek yapıyor? Onun içindir ki; Haccın asli şartlarından haberleri olmayanlar uydurma şartlar bulmaya başlıyorlar. Tıpkı; "Hacca giden bir  müslüman komşularıyla helallaşmadan Hacca giderse Haccı olmaz" uydurması gibi. Veya "Hacca giden kişi komşularına  yemek  vermeden  Hacca   giderse  onun  Haccı  kabul  olmaz."  safsatası gibi. Ve yahut da "Çocuğu olan çocuğunu e-vermeden Hacca giderse Haccı kabul olmaz" hurafesi gibi! Tabi ki; her mükellef komşularıyla helallaşmalı, görüşmeli. Komşularına izzet-i ikramda bulunmalı.  Evlilik çağına gelenleri evlendirmelidir. Ancak bu fiilileri  haccın  şartlarıymış gibi sayarak  inanç  haline  getirmesi  çok  yanlıştır.

   Bu noktadan hareketle zamane hacılarının dikkat etmesi gereken bir kaç hususa parmak basmakta  fayda  görmekteyiz.

1- Hacca niyyet eden mükellefler, helal yollardan kazanarak hazırladıkları paraları faize bulaştırıyorlarmı, bulaştırmıyorlar mı?

2- Hacc için sayılan tüm şartlar mevcut mu, değil mi?

3- Haram malla Hacc, sahih mi, değil mi?

4- Hacılara rehber olarak görevlendirilen diyanet mensuplarının masrafları hacıların sırtından mı, yoksa hacıların bankaya yatırdıkları paraların bankada biriken faizlerinden mi ve yahutta devlet tarafından mı karşılanıyor?

5- Bu konularda mutlak şüphe var mı, yok mu? Eğer mutlak şüphe varsa Hacca gitmek isteyen mükellefler ne yapmalıdırlar?  O  zaman  mükellefe  Hacc farz  mıdır?

    Biz hiç kimseye fetva vermek niyetinde değiliz. Ancak bir hususu da gözden kaçırmayalım ki; hiçbir alim haram malla hacca gidileceğine dair  en ufak bir kelam dahi etmemişlerdir! Hatta  dahası  var!

   Şüpheli  paralarla  dahi  Hacca gidilmemesi tavsiye edilmektedir! Bu konuda Hüccet'ül-İslam İmam-ı Gazali (rha) bakınız ne diyor:  "Helal olmayan para ile Hacc edip "Lebbeyk" diyenlere, Allahü Teâla (cc) elinizde olan kul hakkını ödeyinceye kadar size "Lebbeyk yok" der." (İhyau 'Ulumi'd-Din, C/1, sh:762)

    Yine daha önce yukarıda ismi   geçen  büyük  Fakih  İbn-i Abidin  (rha) şöyle buyurmuştur: "Onun için Bahir sahibi" Hacca giden kimse helal nafaka toplamaya çalışır. Çünkü  haram  malla  hacc kabul edilmez. Nitekim Hadis'te beyan buyurulmuştur." (İbn-i Abi-din, C/4, sh:415.)

      Bu hükümler daha işin başındaki hükümlerdir. Hacc ibadetinin başından sonuna kadar tüm fiilleri nice hüküm, hikmet, öğüt, ibret ve hakikatlerle doludur.  Mekke, dünya müslümanlarının  yıllık  buluşma  ve  görüşme  merkezidir.  O merkezde ırk, dil, soy-sop, renk  ve nesep, parti, mezhep, meşrep farkı gözetilmez. O merkeze akmakta olan her mükellef  şu  parola  ile  akmaktadır: "Lebbeyk Allahümmc Leb beyk, Lebbeyke La şerikeleke Lebbeyk İnnellhamde ven-ni'mete Leke vel'mülke La şerikeleke" Dünyanın her tarafından akan insan seline ve parolasına dikkat edilirse, herkes aynı hakikati haykırmaktadır. Haykırdıkları hakikat ise şudur:  "Senin yeryüzündeki evine gelebilmek için hiçbir engel tanımadık Ya Rabb! Tüm engelleri aştık işte emrine geldik. Şu anda emrine hazırız Ya Rabb!  Emrini  bekliyoruz  Ya  Rabb!   Malımızla,  canımızla  hep senin emrindeyiz   Ya  Rab!"

    Zira; o zaman Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) size: "Siz huzuruma gelirken hiçbir engeli kaldırmadınız, hiç bir engeli kırmadınız. Yalan söylüyorsunuz. Size Lebbeyk yok. Sizler ki; tağut'ların  emrinde kul,  köle  iken, onların zulümlerini alkışlarken size Lebbeyk yok. Siz hangi  yüzle huzurumda  "Senin emrindeyiz" diyorsunuz?  Benden  haya  etmiyor musunuz? Yoksa (haşa) beni kandıracağınızı mı zannediyorsunuz?   Size  Lebbeyk yok. Tavaf yaparken   "Remel"i  kim için yapıyorsunuz? Bana  riyakarlık  için mi yapıyorsunuz? o "Remeli" bulunduğunuz beldelerde ki  tağut'lara  niçin yapmadınız?   Oralarda onlardan; burada da  benden mi korkutunuz? Siz kime kulluk ediyorsunuz? Size Lebbeyk yok! Tağut'ları besleyenler  sizler değil misiniz? Tağut'ları alkışlayanlar sizler değil misiniz? Tağut'ları destekleyenler sizler değil misiniz? Çekilin karşımdan. Sizlere Lebbeyk yok!" derlerse;  o  zaman  sizin  haliniz  nice  olacaktır?   Ne   korkunç  bir   tablo  Ya  Rabb!  bize böyle  bir  karşılaşmayı   nasibetme  Allah'ım!   Bize  acı  ve  bizi  bağışla  Allah'ım! "

     Çok muteber, kıymetli Fıkıh ve İlmihal kitaplarının bazılarında, Hacerü'l-Esved'i İstilam ettikten sonra şöyle bir dua edildiği yazılıdır: "Allahü Ekber, Allahü Ekber. Ey Allahım, sana iman ettim. Kitabını tasdik ettim. Ahdine vefa gösterdim. Resulüne ve O'nun sünnetine tabi oldum. Şehadet ederim ki; Allah'dan başka ilah yoktur. O birdir. O'nun şeriki yoktur. Şehadet ederim ki, Muhammed (sav O'nun kuludur ve Resuülü-dür. Allaha iman ederim. Cibt ve Tağut (gibi putları da) inkar ederim. Muhit'tde de böyledir." (Fetavay-i Hiııdiy-ye, C/2, sh:116-117) (İslam Dini ve İlmihali, sh: 243. İsmail Kaya) Anasından  yeni  doğmuş  gibi tüm günahlarından ve kul haklarından kurtulma sevinç ve heyecanı  ile memleketine  dönen(!)  (ki Sahih olarak yapılan bir Haccın sonucu dahi böyle değildir.)  Hacı efendilere  sorun  bakalım.

    Allah'a iman ettiniz, onu biliyoruz da. Peki şu Cibt'i ve tağut'u  inkar  ettiniz  mi?  Hayatında cibt  ve  tağut  nedir  hiç mi  hiç  duymamış  bir  insan  hangi  cibt'i  inkar  edecek?  Hangi tağut'u inkar edecek?

    Oysa; o tağut ki; O'nu inkar imanın ilk şartdır. Onu  inkar  etmeden  iman  olmaz!  Ama ne yazık ki Hacca giden mükellef tağut'u ve cibt'i daha yeni duyuyor! Kaldı ki; Cibt ve tağut'u inkar olayı, yalnız Hacc'la mükellef olanı ilgilendiren bir olay da değildir. İman etmek isteyen her mükellefi  ilgilendiren  bir  olaydır.  Zira; iman etme olayı tağut'u redde bağlanmıştır. Tağut  reddedilmeden  iman etmek   kabul edilmiyor! Allah ve resulünün geçerli saymadığı hiçbir  şeyi  hiçbir  kimse  geçerli sayamaz.

   İşte Dinimiz İslam, bu hakikati ifade eden cümleye; Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet,  Kelime-i  Tayyibe demiştir.  Bu cümle bilinmeden  bir  kimsenin  müslümanlığına şehadet edilir mi?  Elbette  edilmez.  Zira; İslam'ın ilk şartı bu cümledir.  Yine  İmanın  ilk şartı bu cümledir. Yani "La İlahe İllallah, Muhammedür Resülüllah" "Eşhedü en La İlahe İllallah ve Eşhedü enne Muhamme-den Abdühü ve Rasülühü." cümlesi.

    Gelelim şu Hacerü'l-Esved taşına el sürme olayına. Bu olayı  hiç  sormayın.  Hacca gidip gelenler bu taşa el sürebilmek için ne çileler çektiklerini, diğer hacılara ne kadar eziyet ettiklerini  anlata, anlata  bitiremezler.  Hacılarımız bu olayın da farkında değillerdir. Hüküm olarak  bu taşa el sürerek  istilam  etmek  sünnettir.   Fakat tavaf esnasında hacıları incitmemek  ise  vaciptir. Demek ki; Hacılar, Sünneti  işlemek için vacibi terk ediyorlar. Sünneti  işlemek  için  bir vacibi terketmek, Ne kadar akıllıca bir iştir! Peki bu taşa el sürmenin  anlamı nedir?  Bu  soruyu  sizlerde  aynen  çevrenizdeki  Hacı efendilere  sorabilirsiniz.  Sorun  bakalım ne  cevap  alacaksınız?  Bu taşa el sürmek demek; "Ey Rabbim ben Galu-Bela'da size verdiğim söz üzerindeyim. Ahdime bağlıyım. Sözümde durduğumu  işte  isbat  ediyorum. Seninle olan  ahdimi  tazeledim  Ya Rabb!   Her  şeyi  reddettim  ancak sana iman ettim. Senin  dinin   üzereyim.  Bu  inancımda   sadıkım.  Ben  ancak  sana  kulluk   ederim. Senden başkasına  kulluk  etmem  Ya Rabbi!"  

     Bu olaya Kur'an Lisanıyla "Ahd-i misak" olayı denilir. Bu olay resul-i Ekrem (sav) Efendimizin bir Hadis-i Şerifiyle de izah edilmiştir. "Hacer-i Esved yeryüzünde Allah'ın yeminidir, sağ elidir." (İ.Gazali, İhya-u'Ulumiddin. Hakim. C/l, sh:261)  İşte  yine o zaman, Allahü Teâla (cc) senin o sözlerine karşılık "Hayır senin Lebbeyk'in yoktur. Sen yalan söylüyorsun."  derse  senin  halin  nice  olacaktır?

    Peki, bütün bu söylenenlerden  sonra "Şimdi ne yapalım" sorusu sorulursa ne yapılacak? Bu soruya cevap verebilmek için ibadetlerle adetleri birbirinden  ayırdedebilecek  ilme sahip olmak lazımdır.   Her mükellef Allahü Teâla (cc)'nın her emrini, emrettiği şekilde yerine getirmekle  mükelleftir. Zaten böyle olursa yapılan amele ibadet denilir. Değilse yapılan ameller  ibadet  olmaktan  çıkmış   olurlar. Haccın şartları arasında Yol emniyeti ve Hürriyetten  söz  edilmektedir.   Şu  anda  yani  Kurban Bayramından  bir ay  ve  yahut  iki ay  önce  Hacca  gitmeye niyet  eden bir müslüman Hacca gidebilir mi, gidemez mi? Bu soruya   verilecek cevap evet ise; Yol emniyeti ve hürriyetten bahsedilebilir. Yok eğer cevabınız  hayır  ise  yol   emniyeti   ve   hürriyetten  bahsedilemez!

    O halde  Haccı  emreden   ayetteki   "O'na  yol bulabilenlerin; Beyti Hacc ve tavaf etmeleri,  Allah'ın  insanlar   üzerindeki   bir  hakkıdır"   hükmünü  iyi anlamamız gerekir. (Ali İmran Suresi, Ayet:97)  Ne zaman ki; bu şartların  birinde  ortaya bir arıza çıkmış,   Fukaha  hemen  İmam-ı Azam'a  göre  Haccın farz  olmadığını açıkça ilan etmişlerdir.   Mesela;  "Fahrüddin-i Razi'nin Bağdatlılardan Hacc sakıttır, diye fetva verdiği, İmam-ı   İskaf'ın  636 yılında  "- Ben  Haccın  zamanımızda farz olduğunu söyleyemem- dediği ve İmam Selci'nin: Horasanlılardan uzun senelerdir Hacc sakıttır-" dediği, mutaber kaynaklarda yer almıştır." (İ.Abidin, C:4, sh:429. Fıkhi Meseleler, c:l, sh:379. Y.Kerimoğlu.)  Bu  şartlar  olmadan  bir  müslüman  Hacca  gitse ne olur? Yani vücup  ve  Eda  şartları yok iken fakat  harama  bulaşmadan  gitse,  bu  Hacc  nafile  bir  Hacc  olur.

      Ancak işin içinde bir de günah  işleme  durumu  söz  konusu ise  o  zaman  ne  olacak?  Asıl  üzerinde  durulacak  olan  husus  bu  husustur.  Hemde Büyük günah işleme durumu. Bu günah faiz günahıdır! Resül-i Ekrem (sav) Efendimiz buyuruyorlar ki; "Faiz yetmiş üç çeşittir. En hafifi adamın anasını nikahlamaya kalkmasının dengidir." (Feyzu 1-Kadir, c:4, sh:50) Tabii aylarca önce Hacılardan toplanarak bankalara faiz karşılığı yatıralan hacc paralarının ne kadar faiz getirdiği Diyanet yetkililerince açıklanmıyor. 1982 yılında Hacc paralarından 512 Milyon Lira Faiz alındığı resmen açıklanmıştı. Şimdilerde bu faizler açıklanmıyor!

    Burada  akla  şöyle  bir  çözüm  şekli  gelemez mi  diye  düşünülebilir?   Mesela  H.  Karaman  Hocamızın "Devlet  Kredilerinde uygulanan Enflasyonun altındaki faizler  faiz  değildir" diyerek  piyasaya   arz  ettiği   taze  ictihadlarından (!)  faydalanılarak hacca  gidenlerin  paraları  o  niyetle  bankaya  yatırılırsa  hacılar  bu  vebalden  yırtamazlar  mı?     Haddizatında  bu  tür  fitne   ürünü  görüşler  taze  desekte  taze  değildir. Geçmiş senelerde de bu tür modern içtihadlar(!) kapalı kapılar ardında veriliyordu. Sağolsun Kanal 7 tam zamamında   imdada yetişerek modern ictihatları(!) alenileştirdi.  Karamaniye Mezhebi de maya tutar gibi bir hal aldı. Bundan arta kalanı ise bu mezhebin resmileşmesidir. Bakalım Karamaniye  mezhebini  resmileştirme   fazileti  kimlere  nasip  olacaktır? (!)

    Onun için Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in o mübarek Hadis-i Şerifini tekrar hatırlayalım. "Fıkıhsız ibadette Hayır Yoktur." Haccın diğer tüm fiillerini de aynı ruh ve aynı heyecan  ile  düşünmek  ve  düşünülenleri  hayata aktarmak lazımdır.  Mesela; İhram olayı!   Tavaf olayı,  İstilam olayı,  Sa'y olayı.   Yine; Şeytan taşlamalar, kurban kesme, Vakfe olayı vb.

     Sonuç olarak şunu  diyebiliriz.   Hacc; İbrahim'i kıyamların ve İsmail'i (sav) teslimiyetlerin yaşandığı bir ibadettir. Bu ibadetlerin hafife alınacak hiçbir yanı yoktur. Şartlarına riayet edilerek bu ibadetler eda edilmelidirler. Şartlarına riayet edilmeyerek eda edilmiş gibi göstermek hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Aksine büyük bir vebal söz konusudur. Bu vebalden  kaçınmak  her  müslümana   farzdır. Haccın şartlarının tahakkuku için tüm müslümanların  elbirliği  ile  meşru  bir  şekilde çalışması inanç hürriyetinin bir gereğidir. Hacca  gidip   gelenler de farz olan  Haccı eda  ettiklerini   zannetmemelidirler!   (Not: Faizli Hacc muamelesi Türkiye dışındaki diğer ülkelerde var mı bilmiyoruz.)  Allah (cc)'a  Emanet Olunuz!

                     YAŞLI  BİR  HACIEFENDİ  İLE  KISA  BİR  SÖYLEŞİ

- Hacca gittiniz mi  ve yahut ta   Hacca  gitmeyi düşünüyor musunuz? Yaşlı amca hemen cevap verir.

- Eh Allah kabul ederse gittik, der ve başlar anlatmaya.

- Peki  paraları  kaç  ay  evvel  yatırmıştınız  bankalara?  Hatırlayabiliyor  musunuz?.

- 3-4 ay önce veya daha mı fazlaydı  bilemiyorum!

-O paralarınız bankada faizde çalıştırılıyor, haberiniz var mı? dediğinizde Hacı amca beyninden vurulmuşa  dönüyor!

-Yahu bizim paralarımızı bankada, bizim haberimiz olmadan nasıl çalıştırırlar? Bu nasıl olur? Sen sahiden mi söylüyorsun? Peki bu işten bizim Diyanetimizin haberi var mı? Bu işe nasıl razı  oluyorlar?

- Var Hacı amca haberleri var.

- Peki onların bu faizli muameleden haberleri varsa niçin müslümanları bu faizli muameleden kurtarmıyorlar?

- Hacı amca size Hac'da  rehberlik yapan görevliler kimlerdi biliyor musunuz?

- Elbette biliyoruz Evladım. Bilmez olur muyuz?

- Kimler Hacı amca?

- Müftüler, Vaizler, Hocalar evladım Hocalar! Diyanetin Din görevlileri!

- Peki Hacı amca o Müftüler, Vaizler, Hocalar Hacca giderken kaçar lira para ödüyorlar, biliyor  musunuz?   Onların  parasını  kim  yatırıyor?  Haberiniz var mı?

- Hayır evladım, bilmiyoruz, Haberimiz yok! Onlar galiba parasız gidiyorlarmış!

-Hacı amca parasız Hacc olur mu? Tuvalete bile parasız koymuyorlar! Kaç yerde ayak bastı, toprak bastı parası istiyorlar Hacılardan!

- Öyleyse evladım Diyanetimizin gönderdiği Din görevlilerinin paralarını kim yatırıyor?

-Hacı amca onlar sizin bankaya yatırdığınız paralarla artı bankaya yatırdığınız paraların toplanan  faizleriyle Hacca gidiyorlar!

- Fe Sübhanallahü! Ne dedin evlat ne dedin? Yani Din görevlileri haram paralarla mı Hacca gidiyorlar?   Hem faizle, hem de bizim paralarımızın faiziyle ha!

-Ya Hu Evladım, ben kaç defa duydum. Hocalarımız şöyle diyorlardı: "Faiz Yetmiş üç çeşittir. En hafifi adamın a-nasını nikahlamaya kalması-nındengidir." Evladım yoksa onun için mi diyorlar ki;   "Hocanın dediğini tutun da, tuttuğu yolu tutmayın" (!)....N.DEMİR (Misak  Mecmuası, sayı101,  sh:44-48)

                                            Sayfaya  dön  >>>