HAC İBADETİ ÜZERİNE NOTLAR
Nizameddin DEMİR
"Hevâsına muhalefet edip, Allahü Teâlâ'ya (cc) teslim olan mükellefin, şeriata uygun fiillerine ibadet denilir. Bir ibadetin veya amelin makbul olabilmesi için, şu iki önemli vasfa haiz olması gerekir. Birincisi: Allahü Teâlâ'nın (cc) rızası için eda edilmesidir. İkincisi: Resûl-i Ekrem (sav)'in tebliğ ettiği gibi yerine getirilmesidir. İbadet ile adeti birbirinden ayıran unsur, mükellefin niyeti ve ihlâsıdır."
İÇİNDE bulunduğumuz Mevsime "Eşhür-ü Hacc" (Hacc mevsimi) denir. Ki, bu aylar Şevval, Zil-Kade ayları ile Zil-Hicce'nin ilk on günüdür. Öyleyse Hacc nedir, Haccın tarifini yapalım? Hacc: "Dinin rükünlerinden bir rüknü eda etmek için, Kabe'ye gitmeyi kasdetmektir" diye tarif edildiği gibi; "Niyyet ederek ihrama girmek, Kabe-i Muazzama'yı usul-ü dairesinde tavaf etmek ve vakti mahsusta vakfe yapmak gibi fiillere Hacc denir." diye de tarif edilmektedir. (İbn-i Abidin, C/4, Sh:410. Fetava-ı Hindiyye, C/2,Sh:81)
Hacc esnasında yapılan amel ve davranışların tamamına "Menasik-i Hacc" adı verilir. Haccın Farziyeti; Kitap Sünnet ve Saha-be-i Kiram'ın İcma'sı ile sabittir. Farziyyetini inkar eden kafir olur. Haccın tüm şartlarını taşıyana hayatı boyunca bir kerre olmak üzere haccetmek farzdır. Hacc ibadeti Hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Dikkat edilirse tüm ibadetlerde iki çeşit şart sayılmasına rağmen (1. Vücubunun şartları, 2. Edasının şartları) Hacc ibadetinin üç çeşit şartı sayılmıştır. Bu şartları saymaya geçmeden önce Mutlak olarak kendisine itaat etmemiz ve alemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem (sav) Efendimizin mübarek bir Hadis-i Şerifini hatırlatalım. "Fıkıh Olmayan İbadette Hayır Yoktur" (Kütüb-ü Sitte, c/! 15, sh:185) Yazılanları bu mübarek tesbit İşığında okumanızı istirham ediyoruz.
"Fıkıh ilmi, bütün ilimlere vesile olduğu için ilimlerin en hayırlısıdır" denilmiştir. Öyle olmasaydı Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz hem bu ilmi, hem de bu ilimle uğraşan fukahanın faziletlerini bizlere şu şekilde müjdelelermiydiler! "Allahü Teâla (cc)'ya Dinde fakih olmaktan daha faziletli bir ibadet yapılmamıştır. Gerçekten bir Fakih Şeytan'a bin abidden daha şiddetli gelir. Herşeyin bir direği vardır. Dinin direği de Fakih'tir." (Beyhaki-Darekutni. Fıkhi Meseleler, C/1, Sh:14. Y.KERİMOĞLU)
Şimdi İslam'ın temel rükünlerinden biri olan Hacc ibadetinin şartlarını saymaya geçelim.
1. Vücubunun Şartları (Yani Farz olmasının şartları)
1) Müslüman olmak
2) Akıllı olmak
3) Hürriyet
4) Haccın Farz Olduğunu Bilmek
5) Buluğa ermiş olmak
6) Vakit
7) Nakil vasıtasını ve masrafları temine gücü yetmesi. Bu şartlardan yalnız bir tanesi noksan olana hacc Farz olmaz.
2). Haccın Edasının Şartları (Yani kabul olmasının şartları. Bu şartlardan bir tanesi olmazsa Hacc kabul olmaz.)
1) Bedenen Salim ve Sıhhatli Bulunmak
2) Yol Emniyeti (Yol tehlikeli olunca Hacc Farz değildir)
3) Hapsedilmiş Olmamak
4) Kadının mahremi olmak.
5) İddet içinde olmamak. Osmanlı dönemi, İslam aleminin en büyük otoriter muhakkik ulemasından İbn-i Abidin (Allah gani-gani rahmet eylesin) bu ikinci çeşit şartlan izah ederken aynen şöyle demiştir: "İkinci nevi edasının şartlarıdır. Bunların tamamı; vücub şartları ile birlikte bulunursa, o kimsenin bizzat Haccı eda etmesi vacip olur. Vücup şartları tahakkuk eder de; bunların bazısı bulunmazsa, bizzat edası değil, yerine bedel göndermesi veya ölürken vasiyyet etmesi lazım gelir. (İbn-i Abidin, C/4, sh:419)
3. Haccın Edasının Sahih Olmasının Şartları (Rükunları)
1) İhrama Girmek (Niyet e-derek)
2) Arafat'ta Vakfe Yapmak (Arefe günü olması şart)
3) Ziyaret Tavafında bulunmak
Bunlardan; Arafat'ta Vakfe ile Ziyaret Tavafı'na Haccın rükunları da denir. Bu şartlardan bir tanesi olmazsa o müs-lümanın Haccı sahih olmaz. Mesela, bir kısım ülkeler hesap ile hareket ettikleri için A'rafat'a da hesaba göre çıkmaları gerekiyor. Kendi hesaplarının doğruluğunda ısrar etmelerine ve çoğu zaman Rü'yet-i Hilal ile hesabın çatışmasına rağmen nasıl oluyorsa A'rafat'a çıkışlar sonuçta hep Ru'yet-i hilale göre oluyor. Ramazan'da Oruc'a hesapla başlayanlar, Hacc işinde hesaba göre değilde, Hilale göre Arafat'a çıktıklarına göre; ortaya çok ciddi iki durum çıkıyor,
l- Ya takvime uyanların hesabı yanlış ki; Arefe günü, Arafata çıkışta Hilale uyuluyor.
2-Ya da takvim doğru, fakat Diyanet Türk Hacılarını Arafat'a zamanında çıkarmayarak Türk Hacılarının Hacc'larını fesada götürmeye devam ediyor!
Zamanımızda Hacca giden bir çok hacının, Haccın birçok şartından haberi yoktur.
Maalesef, İslam Dini'nde de şartsız bir ibadet yoktur!
Her ibadetin mutlaka kendine mahsus şartları vardır. Bu şartları bilmek ise ilgili her mükellefe Farz-ı Ayındır.
İsterseniz Hadis-i şerifi bir daha hatırlayalım. "Fıkıhsız ibadette hayır yoktur." Günümüzde Fıkıhsız yaşayarak i-badet yaptıklarını zannedenler ne de çok aldanmaktadırlar! Fıkıhsız hayat, fıkıhsız amel, fıkıhsız ibadet olmaz! Hacca giden bunca hacının yüzde kaçı ne yaptığını bilerek yapıyor? Onun içindir ki; Haccın asli şartlarından haberleri olmayanlar uydurma şartlar bulmaya başlıyorlar. Tıpkı; "Hacca giden bir müslüman komşularıyla helallaşmadan Hacca giderse Haccı olmaz" uydurması gibi. Veya "Hacca giden kişi komşularına yemek vermeden Hacca giderse onun Haccı kabul olmaz." safsatası gibi. Ve yahut da "Çocuğu olan çocuğunu e-vermeden Hacca giderse Haccı kabul olmaz" hurafesi gibi! Tabi ki; her mükellef komşularıyla helallaşmalı, görüşmeli. Komşularına izzet-i ikramda bulunmalı. Evlilik çağına gelenleri evlendirmelidir. Ancak bu fiilileri haccın şartlarıymış gibi sayarak inanç haline getirmesi çok yanlıştır.
Bu noktadan hareketle zamane hacılarının dikkat etmesi gereken bir kaç hususa parmak basmakta fayda görmekteyiz.
1- Hacca niyyet eden mükellefler, helal yollardan kazanarak hazırladıkları paraları faize bulaştırıyorlarmı, bulaştırmıyorlar mı?
2- Hacc için sayılan tüm şartlar mevcut mu, değil mi?
3- Haram malla Hacc, sahih mi, değil mi?
4- Hacılara rehber olarak görevlendirilen diyanet mensuplarının masrafları hacıların sırtından mı, yoksa hacıların bankaya yatırdıkları paraların bankada biriken faizlerinden mi ve yahutta devlet tarafından mı karşılanıyor?
5- Bu konularda mutlak şüphe var mı, yok mu? Eğer mutlak şüphe varsa Hacca gitmek isteyen mükellefler ne yapmalıdırlar? O zaman mükellefe Hacc farz mıdır?
Biz hiç kimseye fetva vermek niyetinde değiliz. Ancak bir hususu da gözden kaçırmayalım ki; hiçbir alim haram malla hacca gidileceğine dair en ufak bir kelam dahi etmemişlerdir! Hatta dahası var!
Şüpheli paralarla dahi Hacca gidilmemesi tavsiye edilmektedir! Bu konuda Hüccet'ül-İslam İmam-ı Gazali (rha) bakınız ne diyor: "Helal olmayan para ile Hacc edip "Lebbeyk" diyenlere, Allahü Teâla (cc) elinizde olan kul hakkını ödeyinceye kadar size "Lebbeyk yok" der." (İhyau 'Ulumi'd-Din, C/1, sh:762)
Yine daha önce yukarıda ismi geçen büyük Fakih İbn-i Abidin (rha) şöyle buyurmuştur: "Onun için Bahir sahibi" Hacca giden kimse helal nafaka toplamaya çalışır. Çünkü haram malla hacc kabul edilmez. Nitekim Hadis'te beyan buyurulmuştur." (İbn-i Abi-din, C/4, sh:415.)
Bu hükümler daha işin başındaki hükümlerdir. Hacc ibadetinin başından sonuna kadar tüm fiilleri nice hüküm, hikmet, öğüt, ibret ve hakikatlerle doludur. Mekke, dünya müslümanlarının yıllık buluşma ve görüşme merkezidir. O merkezde ırk, dil, soy-sop, renk ve nesep, parti, mezhep, meşrep farkı gözetilmez. O merkeze akmakta olan her mükellef şu parola ile akmaktadır: "Lebbeyk Allahümmc Leb beyk, Lebbeyke La şerikeleke Lebbeyk İnnellhamde ven-ni'mete Leke vel'mülke La şerikeleke" Dünyanın her tarafından akan insan seline ve parolasına dikkat edilirse, herkes aynı hakikati haykırmaktadır. Haykırdıkları hakikat ise şudur: "Senin yeryüzündeki evine gelebilmek için hiçbir engel tanımadık Ya Rabb! Tüm engelleri aştık işte emrine geldik. Şu anda emrine hazırız Ya Rabb! Emrini bekliyoruz Ya Rabb! Malımızla, canımızla hep senin emrindeyiz Ya Rab!"
Zira; o zaman Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) size: "Siz huzuruma gelirken hiçbir engeli kaldırmadınız, hiç bir engeli kırmadınız. Yalan söylüyorsunuz. Size Lebbeyk yok. Sizler ki; tağut'ların emrinde kul, köle iken, onların zulümlerini alkışlarken size Lebbeyk yok. Siz hangi yüzle huzurumda "Senin emrindeyiz" diyorsunuz? Benden haya etmiyor musunuz? Yoksa (haşa) beni kandıracağınızı mı zannediyorsunuz? Size Lebbeyk yok. Tavaf yaparken "Remel"i kim için yapıyorsunuz? Bana riyakarlık için mi yapıyorsunuz? o "Remeli" bulunduğunuz beldelerde ki tağut'lara niçin yapmadınız? Oralarda onlardan; burada da benden mi korkutunuz? Siz kime kulluk ediyorsunuz? Size Lebbeyk yok! Tağut'ları besleyenler sizler değil misiniz? Tağut'ları alkışlayanlar sizler değil misiniz? Tağut'ları destekleyenler sizler değil misiniz? Çekilin karşımdan. Sizlere Lebbeyk yok!" derlerse; o zaman sizin haliniz nice olacaktır? Ne korkunç bir tablo Ya Rabb! bize böyle bir karşılaşmayı nasibetme Allah'ım! Bize acı ve bizi bağışla Allah'ım! "
Çok muteber, kıymetli Fıkıh ve İlmihal kitaplarının bazılarında, Hacerü'l-Esved'i İstilam ettikten sonra şöyle bir dua edildiği yazılıdır: "Allahü Ekber, Allahü Ekber. Ey Allahım, sana iman ettim. Kitabını tasdik ettim. Ahdine vefa gösterdim. Resulüne ve O'nun sünnetine tabi oldum. Şehadet ederim ki; Allah'dan başka ilah yoktur. O birdir. O'nun şeriki yoktur. Şehadet ederim ki, Muhammed (sav O'nun kuludur ve Resuülü-dür. Allaha iman ederim. Cibt ve Tağut (gibi putları da) inkar ederim. Muhit'tde de böyledir." (Fetavay-i Hiııdiy-ye, C/2, sh:116-117) (İslam Dini ve İlmihali, sh: 243. İsmail Kaya) Anasından yeni doğmuş gibi tüm günahlarından ve kul haklarından kurtulma sevinç ve heyecanı ile memleketine dönen(!) (ki Sahih olarak yapılan bir Haccın sonucu dahi böyle değildir.) Hacı efendilere sorun bakalım.
Allah'a iman ettiniz, onu biliyoruz da. Peki şu Cibt'i ve tağut'u inkar ettiniz mi? Hayatında cibt ve tağut nedir hiç mi hiç duymamış bir insan hangi cibt'i inkar edecek? Hangi tağut'u inkar edecek?
Oysa; o tağut ki; O'nu inkar imanın ilk şartdır. Onu inkar etmeden iman olmaz! Ama ne yazık ki Hacca giden mükellef tağut'u ve cibt'i daha yeni duyuyor! Kaldı ki; Cibt ve tağut'u inkar olayı, yalnız Hacc'la mükellef olanı ilgilendiren bir olay da değildir. İman etmek isteyen her mükellefi ilgilendiren bir olaydır. Zira; iman etme olayı tağut'u redde bağlanmıştır. Tağut reddedilmeden iman etmek kabul edilmiyor! Allah ve resulünün geçerli saymadığı hiçbir şeyi hiçbir kimse
geçerli sayamaz.İşte Dinimiz İslam, bu hakikati ifade eden cümleye; Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tayyibe demiştir. Bu cümle bilinmeden bir kimsenin müslümanlığına şehadet edilir mi? Elbette edilmez. Zira; İslam'ın ilk şartı bu cümledir. Yine İmanın ilk şartı bu cümledir. Yani "La İlahe İllallah, Muhammedür Resülüllah" "Eşhedü en La İlahe İllallah ve Eşhedü enne Muhamme-den Abdühü ve Rasülühü." cümlesi.
Gelelim şu Hacerü'l-Esved taşına el sürme olayına. Bu olayı hiç sormayın. Hacca gidip gelenler bu taşa el sürebilmek için ne çileler çektiklerini, diğer hacılara ne kadar eziyet ettiklerini anlata, anlata bitiremezler. Hacılarımız bu olayın da farkında değillerdir. Hüküm olarak bu taşa el sürerek istilam etmek sünnettir. Fakat tavaf esnasında hacıları incitmemek ise vaciptir. Demek ki; Hacılar, Sünneti işlemek için vacibi terk ediyorlar. Sünneti işlemek için bir vacibi terketmek, Ne kadar akıllıca bir iştir! Peki bu taşa el sürmenin anlamı nedir? Bu soruyu sizlerde aynen çevrenizdeki Hacı efendilere sorabilirsiniz. Sorun bakalım ne cevap alacaksınız? Bu taşa el sürmek demek; "Ey Rabbim ben Galu-Bela'da size verdiğim söz üzerindeyim. Ahdime bağlıyım. Sözümde durduğumu işte isbat ediyorum. Seninle olan ahdimi tazeledim Ya Rabb! Her şeyi reddettim ancak sana iman ettim. Senin dinin üzereyim. Bu inancımda sadıkım. Ben ancak sana kulluk ederim. Senden başkasına kulluk etmem Ya Rabbi!"
Bu olaya Kur'an Lisanıyla "Ahd-i misak" olayı denilir. Bu olay resul-i Ekrem (sav) Efendimizin bir Hadis-i Şerifiyle de izah edilmiştir. "Hacer-i Esved yeryüzünde Allah'ın yeminidir, sağ elidir." (İ.Gazali, İhya-u'Ulumiddin. Hakim. C/l, sh:261) İşte yine o zaman, Allahü Teâla (cc) senin o sözlerine karşılık "Hayır senin Lebbeyk'in yoktur. Sen yalan söylüyorsun." derse senin halin nice olacaktır?
Peki, bütün bu söylenenlerden sonra "Şimdi ne yapalım" sorusu sorulursa ne yapılacak? Bu soruya cevap verebilmek için ibadetlerle adetleri birbirinden ayırdedebilecek ilme sahip olmak lazımdır. Her mükellef Allahü Teâla (cc)'nın her emrini, emrettiği şekilde yerine getirmekle mükelleftir. Zaten böyle olursa yapılan amele ibadet denilir. Değilse yapılan ameller ibadet olmaktan çıkmış olurlar. Haccın şartları arasında Yol emniyeti ve Hürriyetten söz edilmektedir. Şu anda yani Kurban Bayramından bir ay ve yahut iki ay önce Hacca gitmeye niyet eden bir müslüman Hacca gidebilir mi, gidemez mi? Bu soruya verilecek cevap evet ise; Yol emniyeti ve hürriyetten bahsedilebilir. Yok eğer cevabınız hayır ise yol emniyeti ve hürriyetten bahsedilemez!
O halde Haccı emreden ayetteki "O'na yol bulabilenlerin; Beyti Hacc ve tavaf etmeleri, Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır" hükmünü iyi anlamamız gerekir. (Ali İmran Suresi, Ayet:97) Ne zaman ki; bu şartların birinde ortaya bir arıza çıkmış, Fukaha hemen İmam-ı Azam'a göre Haccın farz olmadığını açıkça ilan etmişlerdir. Mesela; "Fahrüddin-i Razi'nin Bağdatlılardan Hacc sakıttır, diye fetva verdiği, İmam-ı İskaf'ın 636 yılında "- Ben Haccın zamanımızda farz olduğunu söyleyemem- dediği ve İmam Selci'nin: Horasanlılardan uzun senelerdir Hacc sakıttır-" dediği, mutaber kaynaklarda yer almıştır." (İ.Abidin, C:4, sh:429. Fıkhi Meseleler, c:l, sh:379. Y.Kerimoğlu.) Bu şartlar olmadan bir müslüman Hacca gitse ne olur? Yani vücup ve Eda şartları yok iken fakat harama bulaşmadan gitse, bu Hacc nafile bir Hacc olur.
Ancak işin içinde bir de günah işleme durumu söz konusu ise o zaman ne olacak? Asıl üzerinde durulacak olan husus bu husustur. Hemde Büyük günah işleme durumu. Bu günah faiz günahıdır! Resül-i Ekrem (sav) Efendimiz buyuruyorlar ki; "Faiz yetmiş üç çeşittir. En hafifi adamın anasını nikahlamaya kalkmasının dengidir." (Feyzu 1-Kadir, c:4, sh:50) Tabii aylarca önce Hacılardan toplanarak bankalara faiz karşılığı yatıralan hacc paralarının ne kadar faiz getirdiği Diyanet yetkililerince açıklanmıyor. 1982 yılında Hacc paralarından 512 Milyon Lira Faiz alındığı resmen açıklanmıştı. Şimdilerde bu faizler açıklanmıyor!
Burada akla şöyle bir çözüm şekli gelemez mi diye düşünülebilir? Mesela H. Karaman Hocamızın "Devlet Kredilerinde uygulanan Enflasyonun altındaki faizler faiz değildir" diyerek piyasaya arz ettiği taze ictihadlarından (!) faydalanılarak hacca gidenlerin paraları o niyetle bankaya yatırılırsa hacılar bu vebalden yırtamazlar mı? Haddizatında bu tür fitne ürünü görüşler taze desekte taze değildir. Geçmiş senelerde de bu tür modern içtihadlar(!) kapalı kapılar ardında veriliyordu. Sağolsun Kanal 7 tam zamamında imdada yetişerek modern ictihatları(!) alenileştirdi. Karamaniye Mezhebi de maya tutar gibi bir hal aldı. Bundan arta kalanı ise bu mezhebin resmileşmesidir. Bakalım Karamaniye mezhebini resmileştirme fazileti kimlere nasip olacaktır? (!)
Onun için Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in o mübarek Hadis-i Şerifini tekrar hatırlayalım. "Fıkıhsız ibadette Hayır Yoktur." Haccın diğer tüm fiillerini de aynı ruh ve aynı heyecan ile düşünmek ve düşünülenleri hayata aktarmak lazımdır. Mesela; İhram olayı! Tavaf olayı, İstilam olayı, Sa'y olayı. Yine; Şeytan taşlamalar, kurban kesme, Vakfe olayı vb.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz. Hacc; İbrahim'i kıyamların ve İsmail'i (sav) teslimiyetlerin yaşandığı bir ibadettir. Bu ibadetlerin hafife alınacak hiçbir yanı yoktur. Şartlarına riayet edilerek bu ibadetler eda edilmelidirler. Şartlarına riayet edilmeyerek eda edilmiş gibi göstermek hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Aksine büyük bir vebal söz konusudur. Bu vebalden kaçınmak her müslümana farzdır. Haccın şartlarının tahakkuku için tüm müslümanların elbirliği ile meşru bir şekilde çalışması inanç hürriyetinin bir gereğidir. Hacca gidip gelenler de farz olan Haccı eda ettiklerini zannetmemelidirler! (Not: Faizli Hacc muamelesi Türkiye dışındaki diğer ülkelerde var mı bilmiyoruz.) Allah (cc)'a Emanet Olunuz!
YAŞLI BİR HACIEFENDİ İLE KISA BİR SÖYLEŞİ
- Hacca gittiniz mi ve yahut ta Hacca gitmeyi düşünüyor musunuz? Yaşlı amca hemen cevap verir.
- Eh Allah kabul ederse gittik, der ve başlar anlatmaya.
- Peki paraları kaç ay evvel yatırmıştınız bankalara? Hatırlayabiliyor musunuz?.
- 3-4 ay önce veya daha mı fazlaydı bilemiyorum!
-O paralarınız bankada faizde çalıştırılıyor, haberiniz var mı? dediğinizde Hacı amca beyninden vurulmuşa dönüyor!
-Yahu bizim paralarımızı bankada, bizim haberimiz olmadan nasıl çalıştırırlar? Bu nasıl olur? Sen sahiden mi söylüyorsun? Peki bu işten bizim Diyanetimizin haberi var mı? Bu işe nasıl razı oluyorlar?
- Var Hacı amca haberleri var.
- Peki onların bu faizli muameleden haberleri varsa niçin müslümanları bu faizli muameleden kurtarmıyorlar?
- Hacı amca size Hac'da rehberlik yapan görevliler kimlerdi biliyor musunuz?
- Elbette biliyoruz Evladım. Bilmez olur muyuz?
- Kimler Hacı amca?
- Müftüler, Vaizler, Hocalar evladım Hocalar! Diyanetin Din görevlileri!
- Peki Hacı amca o Müftüler, Vaizler, Hocalar Hacca giderken kaçar lira para ödüyorlar, biliyor musunuz? Onların parasını kim yatırıyor? Haberiniz var mı?
- Hayır evladım, bilmiyoruz, Haberimiz yok! Onlar galiba parasız gidiyorlarmış!
-Hacı amca parasız Hacc olur mu? Tuvalete bile parasız koymuyorlar! Kaç yerde ayak bastı, toprak bastı parası istiyorlar Hacılardan!
- Öyleyse evladım Diyanetimizin gönderdiği Din görevlilerinin paralarını kim yatırıyor?
-Hacı amca onlar sizin bankaya yatırdığınız paralarla artı bankaya yatırdığınız paraların toplanan faizleriyle Hacca gidiyorlar!
- Fe Sübhanallahü! Ne dedin evlat ne dedin? Yani Din görevlileri haram paralarla mı Hacca gidiyorlar? Hem faizle, hem de bizim paralarımızın faiziyle ha!
-Ya Hu Evladım, ben kaç defa duydum. Hocalarımız şöyle diyorlardı: "Faiz Yetmiş üç çeşittir. En hafifi adamın a-nasını nikahlamaya kalması-nındengidir." Evladım yoksa onun için mi diyorlar ki; "Hocanın dediğini tutun da, tuttuğu yolu tutmayın" (!)....N.DEMİR
(Misak Mecmuası, sayı101, sh:44-48)
![]()