NAMAZDA EL KALDIRMA
Muhterem kardeşim biz mezheb imamlarımızın görüşlerini ve
içtihatlarını tartışmaya açacak kadar edebimizi kaybetmedik... Biz buna fıkıhta
usul diyoruz... Fıkıh usulünde bir mükellef ya içtihat etme seviyesine çıkmış
müçtehit olmuştur, yada içtihat seviyesine çıkamamış mukallid kalmıştır... Yani
bir mükellef İslam Fıkhına göre ya müçtehittir, yada mukallit... Elbette
müçtehitlerinde, mukallitlerinde tabakaları vardır...
İkinci bir husus; şu mezhebe göre niçin şöyle de bu mezhebe göre niçin böyle sözlerini söylemek kadar vahim hata olamaz... Usule bağlı bir
Müslüman bu tür sözleri asla ama asla ağzına almamalıdır.....
Farklı mezheb fukahasının farklı
içtihatları ümmet için rahmettir, denilmiştir...
Her müçtehidin kendine göre gerek hadiste, gerekse fıkıhta takip ettiği usülleri
vardır... Hadis alma usulü vardır. Hiçbir imam bir diğer imamı suçlamamıştır, suçlaması da mümkün değildir... Ancak
hakkın ve hakikatin ortaya çıkması
için ilmi münazaralar ve müzakereler yapmışlardır...
Şimdi Hanefiler niçin rükuya giderken veya rükudan kalkarken tekbir
almamışlardır? Delilleri var mıydı, yok muydu? Sorunuza kısa olarak cevap
vereceğim...
"İftitah Tekbiri Dışında iki Eli Kaldırmak:
Hanefi ve Malikflcre göre, rükuda ve rükudan kalkmada iftitah tekbiri dışında elleri kaldırmak sünnet değildir. Çünkü Hanefiler ile Malikilere göre Hz. Peygamber (a.s.)'den sahih bir rivayet gelmemiştir. Dayandıkları delil Ibni Ömer'den rivayet edilen şu hadistir:
"Hz. Peygamber (a.s.) namaza başlayınca ellerini kaldırır, sonra bir daha ellerini kaldırmazdı." (3) Bu delillerin ikincisi İbni Mes'ud (r.a.)'un fiilidir. Şöyle demiştir: "Size Resululah (a.s.)'in namazını kıldırayım mı? Namaz kıldırdı ve ellerini iftitah tekbirinden başka yerde kaldırmadı." Bir ifadede şöyle denilmiştir: "ilk defa ellerini kaldırır, sonra bir daha kaldırmazdı." (4) Yine şöyle demiştir: "Resulullah (a.s.) ile beraber namaz kıldım, Ebu Bekir ve Ömer ile de beraber namaz kıldım. Onlar iftitah tekbiri dışında ellerini kaldırmazlardı." (5)3- Hafiz Ibni Hacer şöyle demiştir: Bu hadis maglub ve mevzudur. Neylii'l-Evtar, 11,181. —
4- Bu hadisi Ebu Davud ile Nesei ve Tirmizi rivayet etmişlerdir. Tirmizi hadis için hasen demiştir. — Nasbu'r-Raye, 1,394.
5- Bu hadisi Darekutni ile Beyhaki rivayet etmis, olup zayiftir. Doğrusu hadis mürseldir. a.g.e. I, 396.
(Prof. Dr. Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C/2, sh:14)
"Ebû Hanîfe, Evzâî'yi ilzamı ediyor:
Ebû Hanîfe Mekke'de Dârü'l-Hayyâtîn'de Evzâî ile görüştüğünde Evzâî ona soruyor:
— Siz niçin rükûa varırken, rükû'dan kalkarken, tekbir esnasında ellerinizi kaldırmıyorsunuz?
Ebû Hanîfe cevap veriyor:
— Çünkü bu hususta Rasûlullah'tan hiçbir eser yoktur.
Evzâî:
— Nasıl olur? Zührî Salim'den, o da babasından rivayet eder ki, Hz. Peygamber namaza başlarken iftitah tekbîrinde, rükûa varırken ve rükû'dan kalkarken ellerini kaldırırdı.
Ebû Hanîfe:
— Hammad, İbrahim ve Alkame'den, Esved de İbn-i Mes'ud'dan bize rivayet ettiler ki, Hazret-i Peygamber ancak iftitah tekbîrinde ellerini kaldırırdı, başka yerde bunu yapmazdı.
Evzâî:
— Ben sana Zührî'den, Salim ve babasından Hadîs rivayet ediyorum,; sen ise bana tutup Hammad, İbrahim'den şunu rivayet etti, diyorsun.
Ehû Hanîfe:
— Dinle, Hammad Zührî'den daha fakîhtir, İbrahim, Sâlim'den daha fakîhtir, Alkame, İbn-i Ömer'den aşağı kalmaz. İbn-i Ömer'in Sahâbelik fazlı ve meziyeti varsa Esved'in de birçok fazilet ve meziyetleri vardır. Abdullah (İbn-i Mes'ud) ise işte o bildiğin Abdullah!
Bu sözler karşısında Evzâî sükût ediyor ve diyecek başka bir şey bulamıyor.
İşte onlar böyle münakaşa ve mübahase ediyorlar, delillerine dayanıyorlar, mes'eleyi inceliyorlar, hakîkatin meydana çıkmasına çalışıyorlardı. Hepsi de Rasûlullah'tan alıyorlardı. Onlar mezhep kavgaları yapmıyorlar, hakkı arıyorlardı."
(Prof. Dr. Osman Keskioğlu, Fıkıh Tarihi ve İslam Hukuku, sh: 87-88) Abdullah AZİZ