HİLAL TESBİT  USULÜMÜZ
      (Bu  hilal  tesbit  usulü  Almanya  Milli  Görüş  Teşkilatına  ait   hilal  tesbit  usulüdür.  Bazı  tesbitlerinin  ne  kadar  hatalı  olduğunu  söylemeğe  gerek  var mı  bilmem!  Takdir  okuyuculara  aittir.  Ancak  şu  gerçeği de  söylemeden  edemiyorum:  "Madem  bu  tesbitinizde  hakikaten   bi  gayri  hakkın  doğru   iseniz;   tesbitinden  bu  kadar emin  olan  bir  teşkilat  Kurban  bayramında  niçin  binlerce  müslümanın  Haccı  batıl olurken   buna  göz  yumarda    hakkı  söylemez?."  Eğer  bu  tesbiti  yapanlar  tesbitlerinin  doğruluğunda   samimi   iseler   içlerinde  bulundukları   vahim  durumu    düzeltmek    ve  ikili  oynamaktan  vazgeçmek  zorundadırlar.   Ayrıca üstü   kapalı    bir  şekilde  yalancılıkla   suçlanan   insanların   yalanlarının  isbatı  saadedinde   verilen  cevabında    kökten   kabul   edilmeyen    hesaba   bağlı   bir  cevap   olduğunu  unutmamalıdırlar!  Abdullah  AZİZ)

      Niçin rü'yet-i hilal ?

     Dinin sahibi Allah (c.c.), namazı, güneşin hareketlerine, orucu da hilalin doğuşuna göre eda edilmesini emretmiştir. Bir farzın eda edilmesi kadar onun edasının şartlarını da yerine getirmek farzdır. Bundan dolayı namaz için vakitler ne kadar gerekli ise, oruç için hilal tesbiti de o kadar önemlidir. Buna binaen hilali araştırmak biz, mesuliyet taşıyan kişilerin üzerine vaciptir, lazımdır.

      Bazı İslam ülkelerinin tesbit usulleri:
a- Türkiyede: Takvim yapma ve dini günlerin tesbiti, 1926 da çıkan 396 sayılı kanunla meclis kararıyla İstanbul Kandilli rasathanesine verilmiştir. O Zamanda rasathane müdürü olan Fatın hoca-merhum- aşağıdaki belli ölçüler içerisinde hesaplayarak takvimleri hazırlamıştır. Bugünkü takvim de onun hesaplamaları üzerine devam etmektedir. (Prof.Dr.H.Karaman, İslamın Işığında Günün Meseleleri, 1/119)
b- Suud: Kadıların huzurunda şahitlerin şehadeti veya Şabanı otuza tamamlama yani Rü'yetle ilan etmektedir. Ama bu konu organizeli değil, hesaba itibar edilmemektedir.
c- Mısır: Suudun yaptığı gibi yapmakta yalnız burada alimlerden bilirkişi heyetleri tesbit edilerek araştırma yapılmaktadır. Bizce Suuddan daha çok önem verilmektedir.
d- Bizim metodumuz ise, Rü'yet-i hilali esas almakla beraber, hesap ve teknik bilimlerden istifade ile geniş bir araştırma hürriyeti içerisinde din İstişare kurulumuzun kararıyla, kitap ve sünnet ışığı altında farz olan araştırmamızı yapmaktır.
Aynı bizim gibi, 1999 Mayısında, Almanya-Köln Şehrinde, Prof.Dr.Y.El-Kardavi başkanlığında toplanan, Avrupa fıkıh konseyi de "Ramazan ayının başlangıcı ve bitişini de çıplak gözle gözetleme ile tesbit edilir esasını kabul etmiştir. Bu gözetleme ister sadece gözle olsun, isterse rasathanelerde dürbün ve teleskoplar gibi aletlerle olsun aynıdır. İslam beldelerinden her hangi birinde Şer'an muteber bir yolla hilal tesbit edildiği zaman oruca başlanır. Bu tesbit astronomik hesaplarla da gözle ayın görülebileceği mümkün olduğu zaman sahih olur. Astronomik hesaplar, falcılık ve burçlar ilmi olmayıp bilim ve teknik imkanları kullanıp gözetleme ile yapılan hesaplardır." şeklinde ilan etmiştir. Buradan da anlaşılyor ki, Gözetleme ile teknik ilim birbirine zıt değil, bilakis biribirini tamamlamaktadır. Yanlız her ikisi arasındaki ortak noktayı yakalayabilmek önemlidir.
Bu konuda İttifak edilen şudur: Tüm müslümanlar, hadislere mucibince 'RÜ'YETİ, yani GÖZLE GÖRMEYİ ESAS alıyorlar. Ama:
a) Bir kısmı gerçekten, gözle gerçek görmeyi kabul ederler. Hesaba hiç itibar etmezler.
b) Diğer bir kısmı da hükmen hilalin görünmesine, yani hesabı gözle görmüş gibi kabul ederler ki, ihtilaf da işte bu iki görüş arasında oluyor. Aslında müsbet ilim-teknik ile dini rü'yet arasında bir tenakuz yoktur.

Bize göre gerçekten bu her iki metodun isabetli ve hatalı yönleri vardır. Şöyle ki:
A- Gözle görmenin zorlukları: 1-Tesbit zorluğu, 2-Şahitlerin hata ihtimalleri,
B- Hesabın zorluğu: Hesabın kavuşum zamanı kesin ve fakat çıplak gözle görünebilmesi mevhum, itibari oluşudur.(a.g.e. 1/121)

Bundan dolayı bazı ülkelerin takvim hesaplarında Ramazan ve Şevval başlangıcı değişik gösterilmiştir. Bu da anlayış farkından ileri gelmektedir. Mesela: Türkiye ve Almanya takvimi arasındaki bu itibari farkı, 2001/1422 yılı Ramazanın başlangıcında görmekteyiz. Türk takviminde 16.10. Cuma günü başlarken, Almanya Takviminde 17.10, Cumartesi gösterilmektedir. Şu anda bu sene elimde 3 çeşit farklı hesap var.
Burada
  fark   nereden  ileri  geliyor?  İtibardan.  Hesap  kesin  ve  fakat   ayrı   ayrı prensip  kabul ediyorlar. Yani Astronomik rü'yet (=Kavuşumdan sonra ki neumund)  ile  çıplak  gözle  rü'yet   farkında  ayrılık  oluyor.   Evet  işte ihtilafın özü de   buradadır.   Tüm   rasathaneler   hesapla   kavuşum   noktasını   aynen  bilip   ve  gördükleri   halde  ayın  çıplak  gözle  ne  kadar  bir   zaman   sonra   görülebilirliğini de  farklı  düşünüyorlar.   Takvimler   arasındaki   ayrılık da  bundan   ileri  geliyor. Bundan  dolayı  biz  hesap  doğrudur,  diye  araştırmadan   sadece   hesaba da  itibar  etmiyoruz. Hesap doğrudur ve  fakat   hesaptan   sonraki       görülebilme itibariliğinin   hatalı   olabileceğine de dikkat ediyoruz.

Hilal tesbitinde dikkat edilmesi gereken şartlar :
1-Ayın batışı,güneşin batışından sonraya olmalıdır. (B.İslam İlmihali, Ö.N.Bilmen:267)

2-Ayın ışığı güneşin ışığından kuvvetli olmalıdır. Ve görünüme engel bulunmamalıdır.

3-Ayın yörüngesi ufkun üstünde olmalıdır. Çıplak gözle görlebilmesi için Ufukla insan arasında 7-8 derece açı olmalıdır.)
4-Ayın battığı nokta güneşin battığı noktadan en az 5-6 derece ayrılması ve uzaklaşması lazımdır.

Biz nasıl tesbit ediyoruz?
1- Önce genel merkezimizde Din İstişare kurulu hocalarımızın riyasetinde hilal tesbit komisyonu kuruyoruz. Bu komisyona diğer Arap kardeşlerimizin hilal tesbit komisyonu da katılıyor. Beraberce önümüze tüm takvimleri ve dokümanları alıyoruz.
2- Güneşin ve ayın batısındaki farkları şehir şehir, ülke ülke araştırıyoruz. İlmen, ayın görülüp görülmeyeceğine bakıyoruz.
3- Mısır,Suud ve Suriye gibi rü'yete itibar eden islam ülkelerine önceden gözetleme görevlileri hazırlıyoruz ve o görevliler o gün gidip malum gözleme yerlerinden araştırma yapıp bakıyorlar. Saat saat onların gözlemlerini alıyoruz.
4- Çeşitli islam ülkelerinin radyo ve televizyonlarını ve internetteki ayın durumunu
  takip ediyoruz. Onların ilanlarının gerçekçi olup olmadığını araştırıyoruz.
5- Rü'yet ve ilmi araştırmaların neticesini bu heyetle istişare edip kararımızı yazıyor
  ve ilan edilmek üzere genel başkanlığa veriyoruz.
6- Bu kararda başkanlığın ne bir baskısı ve ne de başka bir emri olmamaktadır. Bu kararda şu ülkeye uyalım bu ülkeye karşı olalım gibi bir art niyet ve teassup da asla olmamış ve olamaz da. Bilakis islam ümmetinin birliği ve beraberliği her zaman göz önünde tutulmuştur. Sadece ve sadece ilmi, fıkhı ve vicdani hür kananatlarımızla karar verip binlerce müslüman ümmetin mesuliyetinin ağırlığını duyarak ilan ediyoruz.
7- Araştırma yaparken gecikmeler de bu mesuliyetin ağırlığından ve çok dikkatli olunmasından ileri gelmektedir. Bu araştırma ve hassasiyet 25 seneden beri aynen devam etmektedir
8- Dikkat edilmesi çok önemli noktalardan birisi de şudur: "Hilal tesbiti konusunda sırf biz haklıyız ve başka görüşlerin ilanlarını da geçersizdir" diyemeyiz. Çünkü onlar da haksız ve dayanaksız değillerdir. Zira Fıkıhta, Mukatil b.Muhammed ve Kadı Abdül Cebbar gibi bazı Hanefi ve imamı Sübki gibi Safi alimleri "ihtilaf-ı metalia itibar ederek, 140 Km uzaklıktaki beldeler biribirinden ayrı hilal tesbit edebilir." demişlerdir. Buna binaen ayrı görüşteki düşünürlerin içtihadına da dinen saygımız vardır. Böylece içtihadi ve fıkhı konuda müslümanların anlayışlı olmalarını ve birbirlerini severek, müsamahalı bir anlayış içinde birlik beraberliğe önem vermelerine ve toplumsal hayatta kardeşçe yaşamalarına dikkat ederiz.

Bu sene (1425 / 2004 Ramazan ) hilal tesbiti nasıl oldu ?
1- Yukarıdaki kurallarımız gereği fıkhı ve dini vazifemiz olan araştırmamızı yaptık.
2- Suud, Suriye ve Mısırda gözetleme yapan heyetlerimiz hilali göremediler.
3- Ramazanın girişinde bir proplem olmadı. Libya hariç tüm islam ülkeleri beraberdi.
4- Ramazan bayramın tesbitinde Suud ve haliç ülkeleri 13.11.04 Cumartesi bayram
ilan ettiler. Mısır, Suriye, Ürdün ve bir çok islam ülkesi 14.11.04 Pazar günü bayram
yaptılar.
5- Biz de Suudi Arabistanın ilanını bildiğimiz halde, ve uzun müzakereler neticesinde,
a) Suudda, ayın, ilmen 10 dakika. Avrupada 18 dakika güneşten önce
  batmasına, böylece önce batan ayın görülmesinin imkansızlığına, rü'yetin  gerçekleşmediğine kesinlikle inandığımızdan,
b) Özel olarak gönderdiğimiz heyetlerimizin havada bir engel olmamasına
rağmen görememelerine binaen,
c) Aynen Suud gibi Rü'yet-i Hilala itibar eden , Suuda göre daha batıda bulunan
  ve hilal tesbitinde alimlerden kurulu heyetlerce dikkatli bir şekilde hilal  gözetlendiği halde görülemeyen ve böylece Hadis-i Şerif gereği 30'a tamamlayan  Mısır, Suriye ve Ürdün gibi islam ülkelerinin ilanlarının daha gerçekçiliğine ,
d) Şüphe ile bayram yapmak değil, kesin ilmi gerçeklere uyarak, Suudun ilanını
  şahitlerdeki bir hatadan dolayı yalnış bularak,
e) Orucun farzıyeti ayetle sabit olup ve terki kesin haram oluşu, bayramın, hadisi
şerife göre Hanefilerce kerahati tahrimiye ile mekruh, Şafilerce haramlığı kabul  edilen bayram günü mukayesesi göz önünde bulundurulursa, daha uygun  olanını tercih ettiğimizden dolayı, (islamın Işığında Günün Meseleleri,  H.Karaman,1/127)
f) Hiçbir devletin veya şahsın tesiri altında kalmadan, hissi davranışlardan
  uzak, tamamen fıkha ve islamı anlayışa uygun olarak komisyonumuzun  ittifakıyla, 1425 / 2004 yılı Ramazanı 30'a tamamlamak suretiyle 14.11.04  Pazar günü bayram ilanına karar verdik.
Sefer Ahmedoğlu
Din istişare Kurulu adına