CUM'A NAMAZI İÇİN DİYANETİN İZNİ MESELESİ
![]()
SORU:
Mektubunuzda: "Köyümüzün Asmalık mahallesinde yeni
bir cami inşaa edilmiştir. Buraya Müftülükten
tayin edilen imam bir başka camiye
nakledilince, içimizden birini imam tayin ettik.
Altı aydır bu kardeşimiz imamete devam
ediyor. Bizim bu tutumumuz bir saygı-değer
hocaefendi tarafından protesto edildi. "Ulu'lemr'in izni
olmadan cum'a sahih olmaz. Mazeretsiz ve
izinsiz üç cum'ayı terketmek münafıklıktır. Siz
Diyanetten izin almadan bu namazı eda edemezsiniz"
diyor. Bu hususta bilgi verir misiniz?"
diyorsunuz.
CEVAP: İki sahifelik mektubunuzu yukarıdaki cümlelerle
özetlemeye gayret ettim. Hanefi fûkahası; Hz. Cabir (RA)'den
rivayet edilen, Hadis-i Şerifte geçen "Velehû
imamûn adilûn ev cairûn" (Adil ve cair bir imamı
varken) hükmünü esas alarak; cuma namazının edası için ûlû'lemr veya O'nun
görevlendirdiği (izin verdiği) bir kimsenin
bulunmasının şart olduğunda ittifak etmiştir. (1) Ayrıca
Resûl-i Ekrem (SAV) 'in : "- Dört şey ûlû'lemrin (İmamın) hakkıdır.
Had
cezalarını tatbik etmek, ganimetleri mücahidler arasında
taksim etmek, Cuma namazını kıldırmak ve zekâtı toplamak" (2) hükmünü
beyan ettiği bilinmektedir. Hanefi fûkahâsı, ûlû'lemr
veya onun izin verdiği bir kimsenin bulunmasının sünnetle sabit
olduğu kanaatindedir. Bu konuda kıyasa
yer olmadığını beyan etmiştir. (3)
Ûlû'lemr; mü'minler'in bey'atı sonucunda o makama
gelmiş ve ümmet adına tasarruf
yetkisine haiz olmuştur. Ulû'lemr'in (İmam-ı
Kübra) üzerinde; insanlardan, daha büyük bir emir sahibinin
bulunmaması şarttır. (4) Bahsettiğiniz hoca efendi'nin:
"- Ulû'lemr'in izni olmadan cum'a sahih olmaz.
Mazeretsiz olarak üç cumayı terk
etmek münafıklıktır. Siz diyanetin
izni olmadan bu namazı eda edemezsiniz"
şeklindeki tesbitlerinde doğrularla - yanlışlar iç-içe
girmiş!.. Ulû'lemr (Halife, Sultan vs..) diyebileceğimiz ve
mü'minlerin irade beyanı (Bey'atı)
sonucu, yetki sahibi olan hiç
kimse yoktur. Mü'minlerin kendi
içlerinden bir cuma imamı tayin
ederek bu namazı eda etmeleri mümkündür.
Esasen fûkaha; Ulû'lemr'in bulunmadığı durumlarda, bu
şekilde hareket edilmesini tavsiye etmiştir.
Hatta İbn-i Abidin'de bu mesele
Fethû'l Kadir'den nakledildikten sonra: "-
insanın kalbini mutmain eden görüşün bu olduğunu ve buna
göre amel edilmesinin gerektiğini" hassaten
zikretmiştir. (5) Kendi içinizden seçtiğiniz cum'a imamının arkasında, bu ibadeti eda
etmeye devam ediniz!.. Diyanet
İşleri Başkanlığının izninin olup-olmaması
arasında bir fark yoktur.
K A Y N A K L A R
(1) İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai - Beyrut: 1974 C: l
Sh: 26l, ayrıca İbn-i Hümam- Fe'hû'l Kadir - Beyrut: 1315 C: l
Sh: 412-
(2) Sîracüddin Ebû'l Hafs Ömer El Gaznevi - El Gurretü'l
Münife - Kahire: 1950 Sh:168, Ayrıca Ibn-i Hümam - A.g.e. C: 4 Sh: 129.
(3) İbn-i Hümam - A.ge. C: l Sh: 412.
(4) A. El Ceziri - Kitabû'l Fıkh Ale'l Mezahibi'l Erbaa - Beyrut: 1939 C:
l Sh: 388.
(5) İbn-i Nüceym - El Bahrur Raik - Kahire: 1311 C: 6 Sh: 298, ayrıca İbn-i
Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - Kahire: 1972 C: 4 SJı: 308 (Türkçe
Nüsha İst: 1984 Şamil Yay. C: 12 Sh: 145)
NOT: Bu soru ve cevapların tamamı Asrımızın En büyük Muhakkik Fakihlerinden Yusuf KERİMOĞLU hoca efendinin "Fıkhi Meseleler -1-" (C:1, sh:295-316) adlı Kitabından alınmıştır. Rabbimizden kendisine her daim duacıyız. Allahü Teala (c.c) çalışmalarında yar ve yardımcısı olsun. Sağlık, sıhhat ve afiyetler nasibeylesin... AMİN!!!