DİYANETİN    İZNİ   KONUSUNDA   BİR   İTİRAZ
    

      SORU: Mektubunuzda,   "Fıkıh  köşesini   dikkatle takip ediyorum.   Siz  Ocak 1983 tarihli Milli Gazete'de: "Diyanet İşleri Başkanlığı'nın izni olmadan Cum'a namazı kılamazsınız" diye halka nasihatta bulunan  hocaefendiyi   isabetli davranmamakla suçluyorsunuz. Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın neşrettiği   "Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi isimli eserin (C: 3, Sh: 47, Madde: 3)  Cum'a ile ilgili  hükmünü  birlikte  okuyalım:  "İmam-ı  Ebû Hanife'nin  kavline   göre,   devletin izni  olmadıkça   cum'a   sahih   olmaz.    İmam-ı Malik,   Şafii ve Ahmed'e göre ise izinsiz kılmamak müstehab   ise de,   kılmakta da   sıhhate   mani   bir şey   yoktur.   Meşhur   ve   maruf   olduğuna   göre  eimme-i  selâsenin  kavli  budur.   Lakin   İmam-ı Ahmed'den   mervi   diğer   bir   kavle   göre  müşarün-ileyhin  Ebû Hanife'ye   muvafık   olduğunu   Ayni   (Bedrüddin-i Ayni)  iddia   ettiği   gibi,   İmam-ı Malik'in de: "Devletin izni olmaksızın biri cum'ayı   kıldırırsa   elvermez"   dediğini,   İmam-ı Şafii' nin kavl-i kadimine göre "Ancak devletin veya onun mezun kıldığı kimsenin ardında cum'a sahih olabilir" hükümlerine  yer  verilmiş!.... Görüldüğü   gibi devletin  izni oldukça önemli!... Aynı eserin 48.nci sahifesinde  "İbn-i Münzir'in:   "Öteden beri Sünnet-i  Cum'a'yı reisi devletin yahud onun emri ile kıldıracak  bir  kimsenin  ikame  etmesi   suretinde  cari  olagelmiştir.  Bunlar bulunmazsa halk öğle namazını kılarlar"  demiş  olduğu  gibi,   Basra'nın   imam-ı  Şehiri  Hasan-ı Basri'de,   devletin   hakkı   olan dört   şeyden  biri  Cum'a olduğunu söylemiş. Kûfe Fakihi  Habib İbn-i Sabit ile Şam'ın müctehidi Evzai "İzinsiz   ve   hutbesiz   Cum'a  olmaz" demişlerdir" denilmektedir.   Bu   eseri   terceme   eden   büyük alim Kâmil  Miras'ta:   "Cum'a namazının devletin izniyle kılınması şartında Hanefi eimmesinin  nokta-i nazarı çok  doğrudur.   Cabir   ve İbn-i Ömer'den mervi olan Hadis-i Şerifte  istihdaf  buyurulan  Milli Bağımlılığı temin  etmektir"  şeklinde  not  koymuş!... Dikkat   ederseniz, devletin izni Hadis-i Şerifle sabit... Bu hususta   sizin   tutumunuzu   yadırgadım.   Lütfen   bahsi   geçen   eseri   tahkik  ediniz"   diyorsunuz.
  

          CEVAP:   Mektubunuzu   kelimesi   kelimesine   yukarıya  aldım.   Hanefi   fûkahası; (Tecdid'de de yer aldığı gibi)   Hz. Cabir (RA)'den   rivayet   edilen   Hadis-i Şerifte   geçen: ("Ve lehû İmamûn-adilûn ev cairûn" (Adil ve cair bir imamı varken)   hükmünü esas alarak,   Cum'a  namazının   edası  için "Ulû'lemr'in"   iznini   şart görmüştür. Bahsettiğiniz sahifede de bu Hadis-i Şerifin arabça metni ve tercemesi mevcud!... Dikkat ederseniz Hadis-i Şerifte "îmam" tabiri yer alır. Takdir edersiniz ki; mü'minlere   imam   olmanın   şartlarından   birisi  de,  onların  rızasını   (Bey'atını) almaktır. Diyanet  İşleri Başkanı;  mü'minlerle her hangi bir  akid  (Bey'at)  sonucu  o makama   gelmediği   gibi;   son   söz   sahibi de  değildir.   Bu   konu   üzerinde  ayrıca  duracağız.   Yusuf  KERİMOĞLU
 

Sayfa Başına  Dön  >>>