4- Nikâh Meselesi:

    Karı kocadan birisi Müslüman olarak veya zimmet akdini kabul ederek Dâru'l-Harb'ten Dâru'l-İslâm'a gelse İmam Azam'a göre bu karı koca birbirinden nikâhı bozularak ayrılır. Bunda Dar ayrılığı etkili olmuştur. Dâru'l-İslâm'a gelen erkek ise hemen, kadın ise iddet beklemeden yine hemen evlenmesi mubahtır. Ancak kadın hamile olursa çocuğunu doğurduktan sonra evlenebilir. Bu konuda delil Mümtehine Sûresi 10. Ayetidir.

   Cumhuru fukaha (Maliki, Şafiî ve Hanbelî'ler) "Bu ayrılık Dar sebebiyle değil, Din sebebiyledir" demişlerdir. Bunlara göre Dâru'l-İslâm'a gelen kadın Dâru'l-Harb'te kalan kocasından ayrılabilmek için iddet beklemek gerekir. Kadın bu iddeti beklerken eski kocası Müslüman olarak gelirse nikâhları devam eder.

    Ukbe b. Ebi Muayt'ın kızı Ümmü Gülsüm Medine'ye, kocasından kaçarak Hicret etmişti. Kardeşleri Ammar ile Velid onu istemek üzere geldiklerinde, Mümtehine Sûresi, 10. ayeti nazil olduğu için, Rasûlullah Sallallahü Aleyhi Vesellem Ümmü Gülsüm'ü onlara vermediği gibi iddet bekletmeden Zeyd b. Hârise'ye nikahladı. Mümtehine Sûresi, 10. Ayetin meali şöyledir:

  "Ey iman edenler, Mümin kadınlar Hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri döndürmeyin. Ne bu kadınlar o (eski) kocalarına helâldir, ne de onlar bunlara helâl olurlar. Onların (bu kadınlara) sarfettikleri (mehirleri)ni onlara verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde bu kadınlarla evlenmenizde sizin için bir günâh yoktur. Kâfir kadınların ismetlerini (nikâh ve akrabalık gibi bağlarını) tutmayın (onlarla ilişkiyi kesin) Onlara harcadığınız (mehri) isteyin. Onlar da, (size katılan kadınlara harcadıklarını) istesinler. Bu size ^Allah'ın hükmüdür. Aranızda böyle hükmediyor. Allah bilendir, Hikmet sahibidir"

 (İsmail  Kaya, İslam Dini ve İlmihali,sh:297)

 Sayfa  Başına   Dön  >>>