8- Hicret Meselesi:
Müslüman, dinini yaşamak ve tebliğ etmek zorundadır. Dâru'l-Harb'te bulunan Müslüman da bununla yükümlüdür. Ama hem Dâru'l-Harb'te yaşayıp hem de dinî emirleri yerine getiremiyor ve tebliğ görevini yapamıyorsa o zaman Dâru'l-İslâm'a Hicret etmesi gerekir. Hicret etmeye gücü yetmeyenlere şu Ayet-i Kerime ile izin verilmektedir. Dâru'l-Harb'te ikamete:
"{Hicretten kaçınarak) nefislerine yazık eden kimselere melekler canlarj.ni alırken: '(Dininiz için) ne iş yapıyordunuz?' dediler. Bunlar da: 'BıZygryüzünde âciz düşürülmüştük' diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: 'Peki, Allah'ın arzı geniş değil miydi ki onda göç edip (dininizi serbestçe yaşasaydiniz)?' işte onların durağı Cehennemdi, ne kötü bir gidiş yeridir orası. Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar müstesna. Çünkü Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah çok affeden, çok bağışlayandır." (en-Nisâ, 97-99)
Dâru'l-Harb'teki Müslüman, Dâru'l-İslâm'daki Müslümanlar lehine işler yapabiliyorsa, bilhassa istihbarat bakımından faydalı ise, orada ikamet etmesi gerekir. Nitekim Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in amcası Abbas Mekke'de ikamet etmekte ve Medine'ye bazı haberleri ulaştırmakta idi. Medine'ye Hicret etmek istediği halde Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Mekke'de kalmasının daha hayırlı olacağını bildirmiştir.
Böyle bir maslahat yoksa, ayrıca Müslüman kulluk görevlerini yerine getiremiyor, tebliğ de yapamıyorsa Dâru'l-İslâm'a Hicret etmesi gerekir.
(İsmail Kaya, İslam Dini ve İlmihali,sh:298-9)