OKUYUCU  SORULARI   (27)

Cehennem hayatının ebediliği

 

Soru: İbni Teymiye  gibi  bazı  şahıslara  göre,  Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir” hadis-i kudsisine  göre  cehennem yok olacaktır. Bazı şahıslara göre de, cehennem sonsuz  ise  de,  cehennem ehli,   bir   müddet s onra vücutları  ateşe alışkanlık,  peyda  edecek,  ateş  onlara  azap  veremeyecektir. Bu konuda dinimizin hükmü  nedir?  Muhyiddin-i Arabi’nin de  buna  mümasil  bir  kavli  vardır.   Said  Nursi de buna benzer  bir  kelam  etmiştir  Risale-i Nurlar’da.   Bu  görüş Ehl-i Sünnet itikadıyla   tenakuz  değil  midir?”

Cevap: Cennet ve cehennem  hayatının  ebediliği,  Kur’an, Sünnet  ve  İcma   ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler  burada  zikredilemeyecek kadar  fazladır.

     Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma edegelmiştir. İbn Hazm, Merâtibu’l-İcma”da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet   edenlerin   küfründe   icma   bulunduğunu   söyler.

      Kaynaklar,  kabir azabı,  sırat,  mizan, rü’yetullah... gibi hususları inkâr etmesi yönüyle Mu’tezile’nin, kulun iradesini inkâr etmesiyle Cebriye’nin fikir babası kabul edilen Cehm b. Safvân’ın bu konuda aykırı görüş beyan ederek cennet ve cehennemin belli bir aşamadan sonra fena bulacağını (yok olacağını) söylediğini zikreder. Ancak bu görüşünde kendisine   tabi   olan   kimse   mevcut   değildir.

    Sadece cehennemin fena bulacağı görüşü ise ilk olarak Mu’tezile’nin ileri gelenlerinden Ebu’l-Hüzeyl el-Allâf  tarafından ortaya atılmış  ve  İbn Teymiyye, İbnu’l-Kayyım, daha sonraları –İbnu’l-Vezîr diye bilinen– Muhammed b. İbrahim es-San’ânî, Musa Carullah Bigiyef   ve   İsmail  Hakkı  İzmirli  tarafından  savunulmuştur.

    Bu  görüş,  sadece  soruda zikredilen hadis-i kudsi ile değil, birçok Kur’an ayeti ve özellikle bazı sahabîlerden  nakledilen  rivayetlerle de desteklenmeye çalışılmış ise de, temelde zorlama yorumlara dayandığı açıktır. Takiyyüddîn es-Sübkî’nin “el-İ’tibâr” ve Muhammed b. İsmail es-San’ânî’nin “Ref’u’l-Estâr” isimli eserleri, cehennemin son bulacağı  görüşüne  reddiye olarak kaleme alınmış müstakil çalışmalardır ve her iki eser de matbudur. Ayrıca Musa Carullah’ın “Rahmet-i İlahiye Bürhanları” isimli kitabına Şeyhülislam  Mustafa  Sabri  Efendi’nin “Yeni İslam Müctehidlerinin Kıymet-i İlmiyesi” adıyla  yazdığı  reddiye de  meşhurdur.

    Özellikle  nassların  teviline  şiddetle  karşı  tavırlarıyla  tanınan  İbn Teymiyye   ve  İbnu’l-Kayyım’ın,  ömürlerini vakfettikleri sistemi çökertme pahasına bu konu hakkındaki nassları   tevil  etmesi   son   derece   ilgi   çekici   bir   durumdur.

    Söz gelimi kâfirler için cehennemden çıkış olmadığını haber veren ayetleri (2/el-Bakara, 167; 5/el-Mâide, 37...) şöyle tevil etmektedirler: Evet, kâfirler için cehennemden çıkış yoktur. Cehennem var oldukça onlar da orada azap görecektir. Ancak cehennem fena bulduğu   zaman onların azabı da sona erecektir. Bu durumda cehennemin varlığı sona ereceği   için   onların   “cehennemden çıkışı”  söz  konusu  olmayacaktır.   Oysa  cehennemin  fena   bulacağını   açık ve kesin bir şekilde haber veren bir tek Kur’an ayeti dahi   mevcut  değildir...

 

      Konuyla ilgili ayet ve hadislerin zorlama yorumlara tabi tutulması yanında, Sahabe’den Hz. Ömer, İbn Mes’ûd, İbn Abbâs, Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr, Ebû Sa’îd el-Hudrî ve Câbir b. Abdillah (r.anhum)’dan da bu görüşte olduklarının nakledilmesi ilginçtir. Sahabe’den bu konuda nakledilen sözlerin, –senetlerindeki arızalar bir yana– kâfirlerin cehennem hayatının bir gün son bulacağını açık ve kesin bir şekilde ifade ettiğini söylemek mümkün  değildir.

   Öte  yandan  Diyanet  Vakfı  İslam Ansiklopedisi’nde (bkz. “azap” md., IV, 305 vd.) de bu  görüşün  terviç  edilmesi  oldukça  düşündürücüdür.

     Muhyiddin b. Arabî (“el-Fütûhâtu’l-Mekkiyye”, III, 98-9 ve IV, 327-8) ve Sa’îd Nursî (“İşârâtu’l-Îcâz”, 2/el-Bakara, 7. ayetin   tefsiri  esnasında, 1189) ise yukarıdakilerin   aksine  cehennem   hayatının  son  bulacağını savunmamıştır. Soruda da ifade edildiği gibi onlar, cehennemde ebedî olarak kalacakların, bir süre sonra azaba alışacağını –bir anlamda “bağışıklık” kazanacağını– ve bir noktadan sonra azabın onlara bir  tür  lezzet  vermeye  başlayacağını  söylemişlerdir.

   Meselenin   detaylarını  gerekirse  başka  bir  yazı   serisinde ele alırız. Burada şu kadarını  söyleyelim ki, her iki görüş de,  Ehl-i Sünnet  itikadına aykırıdır. Hatta sadece Ehl-i  Sünnet’in   değil,   Şia,   Havariç   ve   Mu’tezile’nin   inancına  da  terstir.

e-mail: esifil@yahoo.com   (Milli  Gazete'den  Alınmıştır.)