"RÜYET-İ HİLÂL" MESELESİ
Kur'an-ı Kerim'de:
"(O sayılı günler)
Ramazan ayıdır ki, Kur'an o ayda indirilmiştir. (O Kur'an ki) İnsanlara (Mahz-ı)
hidâyet'dir. Öyle ise içinizden kim o aya (Ramazan'a) erişirse onu (orucunu)
tutsun" (27)
hükmü beyan buyurulmuştur. Görüldüğü gibi oruç ibadeti'nin Ramazan ayında
"Farz" olduğu kat'i nass'la sabittir. Bu durumda; o aya girilip,
girilmediğinin nasıl tesbit edileceği önemlidir.
Rasûl-i Ekrem (sav)'in:
"Hilâli görmekle oruç tutun ve yine hilâli görmekle bayram edin. Eğer hava
bulutlu olduğu için hilâli göremezseniz, şaban ayının günlerini otuza
tamamlayınız"
(28) buyurduğu bilinmektedir. Hanefi fûkahası: "Şaban ayının yirmi dokuzuncu
günü; akşam üzeri gurub vaktinde, insanların hilâli gözlemeleri vacibtir. Hilâli
görürlerse, ertesi gün Ramazan ayı orucuna başlarlar. Eğer hava bulutlu olduğu
için hilâli göremezlerse, şaban ayını otuz güne tamamlarlar" (29)) hükmünde
ittifak etmiştir. Bu hususta tek bir ihtilâf mevcud değildir.(30) Hatta ihtilâfa
medar olabilecek tek bir zayıf kavil dahi yoktur.
Hilâli gözleyen ve gördüğünü beyan
eden kimsenin "Adil" olması şarttır. İmam-ı Merginani: "Mutlaka adalet
aranır. Zira İslâmi meselelerde fasıkın sözü makbûl değildir. Tahavi'nin
"İster adil olsun, İster adil olmasın" sözünün tevili, mestur olması (yani
adil mi, fasık mı olduğu belinmeyen) halidir"(31) hükmünü zikreder. Hilâli tek
başına gördüğünü beyan eden fasık bir kimse; "Ulû'lemr" veya "Kadı'ya"
müracaat eder. Eğer bunlar; "Hilâli gördüğü hususundaki" beyanını tasdik
ederlerse, mesele yoktur. Bütün mü'minlerin oruca başlaması gerekir. Ancak adil
bir kimse; hilâli gördüğünü beyan ederse "Kadı" tasdik etsin veya etmesin
bunu duyan kimselere oruç'a başlamak farz olur.(32)
Astronomi alimlerinin; ayın
hareketlerini esas alarak yaptıkları hesaplara itibar edilerek, Ramazan ayına
başlanılmaz. İbn-i Abidin: "Muvakkitlerin (Hesap uzmanlarının) sözüne itibar
yoktur. Yani halka oruç farz olmak için, onların sözü delil olmaz. Hatta Mirac
adlı kitabta;
"Müneccimin (İlm-i Nücûm'da (Astronomi'de) ihtisas sahibi kimsenin) kendi hesabı
ile amel etmesi caiz değildir" denilmiştir. Nehir'de de şu ibare vardır:
Muvakkitlerin filan gecede hilâl gökyüzünde şöyle görülecektir demeleri ile oruç
tutmak lâzım gelmez. Sahih kavle göre, velev ki adalet sahibi olsunlar"
(33) hükmünü beyan
etmektedir. Feteva-ı Hindiyye'de: "Hilâl meselesinde, müneccimlerin
haberlerine müracaat edilemeyeceği gibi, sahih olan kavle göre onların sözleri
de kabul edilemez. Siracül vehhac'ta da böyledir. Hatta bir müneccimin; bu
hususta yaptığı hesapla, kendisinin amel etmesi de caiz değildir.
Miracud'diraye'de de böyle zikredilmiştir" (34) hükmü kayıtlıdır. Meselenin
özü şudur. İslâm ûleması, astronomi ilminin sonuçlarını inkâr noktasında
değildir. Ancak hîlâl'in gözlenmesi nass'la sabit olan bir ameldir. Nitekim
Hanefi Fûkahası, bunun
"Vacib"
olduğuna kaildir. İlmin ilerlemiş olması, herhangi bir
"Vacib"i
ortadan kaldırmaz. Kaldı ki; gözle görmenin kalbe vereceği kat'i azimle, "Takvim
yaprağına" bakmak arasında korkunç bir fark mevcuddur.
Rasûl-i Ekrem (sav)'in :
"Orucunuz hepinizin
oruç tuttuğu gün, bayramınız da hepinizin iftar ettiği gündür"
(35) buyurduğu bilinmektedir. İbn-i Abidin; bu Hadis-i Şerifi Tirmizi ve
diğerlerinin rivayet ettiğini beyân etmektedir. Ramazan ayı'nın yirmi dokuzunda;
"Şevval Hilâli"
gözetlenir,
Şevval hilâlini bir kişinin görmesi ile iftar edilmez, ihtiyata riayet esastır.
Ancak bir topluluk görürse, iftar edilir.(36) Meselenin özü şudur: bir kimse
şevvali gördüğünü "Veliyyü'lemr" veya "Kadı'ya" müracaat ederek
beyan ederse; onlar tasdik ettiği anda, "Bayram" ilân olunmuş demektir!.. Lâik
olan (Yâni din ile dünya işlerini ayrı mütâlâa eden) devlet'ler; Ramazan ayının
girişini ve bayram'ı ilân etme hakkına haiz değildirler. Zira bu İslâmi bir
meseledir. Onların bu konuda "Velâyet" hakkı yoktur. Velev ki, ilân
etseler dâhi, hükmen geçerli değildir!.. Zira "Velâyet" hakkı; bey'at
sonucu ortaya çıkan bir hadisedir. Halbuki Laik devlet; hangi dinden olursa
olsun bütün vatandaşlarını eşit kabul etmek zorundadır. Nasıl Hristiyan ve
Yahudilerin "Bayram" günlerini ilân etmiyorsa; müslümanların "Bayram"
günlerini de ilân edemez. Ettiği takdirde; vatandaşlar arasında eşitliği bozmuş
ve "Din İstismarı" yapmış olur!..