FARZ  NAMAZLARIN  3. 4. REK'ATLARINDA  FATİHA OKUMANIN 

ve 

ZAMMI  SÛRE  EKLEMENİN  HÜKMÜ?

 

 

    Namaz  dinimizin  direğidir.  Kulun  Rabbine  münacaat  halidir.  Kulun  miracıdır.  Gözünün  ve  gönlünün  nurudur.  Başının  tacıdır,  tüm  dertlerinin  ilacıdır  namaz!    Namazla  ilgili  olarak  yukarıda  başlığı  verilen  konuda   Müslümanların  birçoğu    bu  mesele    hakkındaki   hükmü   yanlış  bilmektedirler. 

        KIRAAT:

Molla Hüsrev: "Namazın farzlarından birisi de kıraattır. Allahû Teâla (cc)'nın; "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyunuz" emri  şerifine  göre,  kıraatın  farz  olan  miktarı  bir  Ayet-i  Kerime'dir.   Bir  Ayet-i Kerime'den azı bi'licma kıraat değildir"   hükmünü  beyan  eder.   Farz, vacib  ve  nafile  namazların  tamamında  Kur'an-ı  Kerim okumak  farzdır.(139) İmam-ı  Malik (rh.a)  "Namaz  ancak  Fatihatü'l kitab  ve  onunla  beraber   bir  sûre  ile  olur.   Başka olmaz" Hadis-i Şerifini  esas  alarak;  fatiha'nın  ve  onunla  birlikte  bir sûrenin kıraatının farz olduğuna kaildir.  İmam-ı Şafii (rh.a): "Namaz  ancak  Fatihatü'l kitab ile olur"  Hadis-i Şerifini esas alarak, namazda "Fatiha" okumanın farz olduğuna hükmetmiştir.   Hanefi   fûkahası:  "Bizim için delil "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyunuz" Ayet-i Kerime'sidir. Haber-i vahid  olan  Hadis-i  Şeriflerle  bunun  üzerine  ziyade  (Yani farz tayin etmek)  caiz  olmaz.  Ancak  haber-i vahid olan  Hadis-i  Şerif'ler  amel  etmeyi  gerektirir.   O halde Kur'an-ı Kerim okumak "Farz", Fatiha Sûresi'ni okumak "Vacib"tir. Hatta  namaz  kılan  kimse;  Fatiha  Sûresi'ni  okumayı  terk  etse, namazı iade etmesi emrolunur"(140) hükmünde  ittifak etmiştir.

   Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim imamla namaz kılarsa, imamın kıraatı onun için de kıraattır" (141) Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası, "imama uyan kimsenin kıraatı şer'an menedilmiştir" hükmünde ittifak etmiştir. Zira kıraatın sükûtu imama uyma zaruretinden ileri gelir.   (Yususf  Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, C/1,  sh:211)

1___ Buhari  Muhtasarı   Tecrid-i Sarihin Tercemesi  ve  Şerhi  C/2,  sayfa  733 de   kayıtlı  422  nolu  Hadis-i Şerif'de  Rasul-i Ekrem  (sav)  şöyle  buyurmuşlardır : "Ubade b. es-Samit  radıyallahu anh'den  Rasulullah  sallallahu aleyhi vesellem'in : " (Namazda)  Fatihatü'l-Kitab'ı  okumayanın  hiç  namazı  yok"  buyurdukları    (sened-i  muttasıl  ile)   rivayet  olunuyor."  Bu  Hadis-i Şerif'in  şerhinde    aynen  şöyle  denilmiştir : "İmam  Ebu  Hanife (Rh.a)'ye  göre   kıraatte   farz  olan   -"müdhammetani"    gibi  kısa da  olsa  yine-  bir  ayettir.  İmameyn'e  göre  ise  ya  bir  ayaet-i  tavile,  ya  üç  ayettir.  Bir de onlarca,  kıraatin  farziyyeti   yalnız  iki  rekatta  müt'eayyindir.  Son  iki  rekatta ise  hassatan  FATİHA  okumak  SÜNNETTİR."  (Buhari  Muhtasarı   Tecrid-i Sarih  Terceme  ve  Şerhi  C/2,  sh:733)

 

 Yine   aynı  eserde  varid  olan  423  nolu  Hadis-i Şerif'in  şerhinde  geçen  ifade  şöyledir : "Bâzı Hanefiyye ise, kırâet yalnız.  iki rek'atta farzdır.  Son  iki  rek'atta  musallî  isterse  okur,  isterse  tesbîh eder.  Hiçbir şey okumasa da yine  namazı   sahih   olur,  derler.   

 Alî  kerrema'llâhu vecheh  Hazretlerinin  zuhr  ile  asrın ilk iki  rek'atlarında  Fatiha ile sûre okudukları halde son rek'atlarında  bir şey okumadıkları,  İbn-i Mcs'üd   ile  Âişe   radiya'llâhu anhümâ'nın  ilk  iki  rek'atta   kırâet   ve   son  iki rek'atta  tesbîh  ile  meşgul  oldukları  hakkındaki  rivâvete  temessük  ederler.  İbrâhîm-i  Nehai  ile  Süfyân-ı Sevrî'nin bu mezhebde  olduklarını  Aynî  nakleder.  Ibrâhîm : "Farzın son iki rek'atında kırâet yoktur. Bunlarda Allah'ı tesbîh et, zikret"Süfyân da: "İlk  rek'atle  Fatiha  ile sûre oku.  Son  iki  rek'atta ya Fatiha oku,  yâhud  Fatiha  mıkdarınca  tesbîh  ile mefgûl ol.  Bunların  hangisini  yaparsan  sana  kifayet  eder.  Ancak   son  rek'atlarda  tesbîh  ile  meşgul olursan  bence  daha  hoş  olur"  demişlerdir.  (Buhari  Muhtasarı   Tecrid-i Sarih  Terceme  ve  Şerhi  C/2,  sh:741)

2____ (2535)- Hz. bir (radıyallahu anh) demiştir ki: "Kim Fâtiha'yı okumadan bir rek 'at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde,  namaz  kılmış  sayılmaz."  [Muvatta, Salât 38, (1, 84); Tirmizî, Salât 233, (313).]

    AÇIKLAMA:

   Bu iki rivayetten birincisi, namazın sıhhati için Fatiha ile birlikte Kur'-m'dan bir miktar daha okunmasının gereğine dikkat çekerken, ikinci rivayet imama uyan kimseyi kıraatten muaf tutmaktadır. Mevzu iİe ilgili bazı teferruatı şöyle sıralayabiliriz:

* Kıraat'i, alimler "Kişinin kendi işiteceği kadar diliyle telaffuz etmesi" diye tarif ederler. Şu halde âyetin manasını zikren düşünmek, aklen tefekkür etmek kıraat sayılmaz. Kıraatte bulunması yasaklanmış olan cünüb, hayızlı veya nifaslı kadınların zihnen ayeti tefekkürleri yasak olmadığı gibi, namaz kılan kimsenin fiilen telaffuz etmedikçe zihninden âyetin mânalarını mülahaza etmesi de kıraat sayılmamıştır, alimlerin görüşü budur.

* Namazda Fatiha'-nm okunması İmâm Şâfi'î, Mâlik ve Ahmed İbnu Hanbel'e göre farz;  Ebu Hanife'ye  göre  vacibtir. Ebu Hanife Kur'an'dan bir  miktarın  okunmasını  farz  anlamıştır.   Bu miktar, ona göre kısa da olsa bir âyettir.  Ebu  Hanife'den  bir  ikinci  kavil  ile,  İmameyn'e {İmam Muhammed  ve  Ebu Yûsuf)  göre,  bu   miktar   kısa  üç  ayet  veya  böyle  üç  ayet  miktarında  uzun  bir  ayettir.

  Farz  olan  kıraat,  Ebu Hanife'ye  göre:

* Nafile  namazların  her  rek'atinde,  

* Vitir  namazının  her  rek'atinde,

* İki  rek'atli  farzların  her  rek'atinde,

* Dört  veya  üç  rek'atli  namazların  lalettayin iki  rek'atinde  farzdır.   Dört  veya  üç  rek'atli  namazlarda farz olan kıraatin ilk  iki  rek'atinde  olması  vacibtir.

* Üç Ve dört rek'atli  farzların  üçüncü  ve  dördüncü   rek'atlerinde  kıraat  caizdir,  tesbih  veya  üç  tesbih  miktarı  sükut da  caiz  ise  de  kıraat  efdaldir.   Kıraatte  bulunulduğu  takdirde  Fatihayı  şerifenin  okunması  sünnettir.  (Prof. Dr. İbrahim  Canan, Kütüb-ü Sitte, C/8, sh:407)

3___"Ben  derim ki: Bunu Dürer sahibi dahi söylemiş:   «Bir  sure  yerini  tutacak üç kısa âyet okur.  Uzun bir âyetde öyledir.»  demiştir.   Feyz  ve  diğer kitablarda dahi böyledir. Tatarhaniye'de şöyle deniliyor: «Ayetel-Kursî yahud müdâhene  âyeti  gibi  uzun   bir   âyetin  bir  kısmını  bir  rekatta   bir   kısmını   ikinci  rekatta   okusa   ulema Ebû Hanife'nin (Rh.a.)  kavline göre bunda ihtilâf etmişlerdir.   Bazıları:   «Caiz değildir.  Çünkü  o  kimse her rekatta tam bir âyet  okumamıştır.» demiş   ekseriyet   ise  caiz  olacağını  söylemişlerdir. Çünkü bu âyetlerin bir kısmı üç kısa âyetten fazla yahud üç kısa âyete denktir. Binaenaleyh o kimsenin okuduğu miktar üç âyetten az değildir. Bu gösterir ki bir âyetin bir kısmı üç kısa âyet miktarını bulursa bir âyet gibidir ve kâfidir. Acaba son iki rek'âtta,sûre zammı mekruh olur mu?» Kerahet-i tahrimiyye ile mekruh olmaz. Fakat kerahet-i tenzihiyye ile mekruhtur. Çünkü şerhinde şöyle denilmiştir:

«Bir  kimse  yanılarak  Fatiha'ya  sûreyi  zam  etse,   Ebu  Yûsuf'un  kavline  göre  secde-i  sehiv  yapması vacip olur. Çünkü  rükû  yerinden geciktirmiştir.   En zahir rivayete göre vacip değildir.  Zira o iki rek'âtta  kıraat   miktar bildirilmeksizin  meşru  olmuştur da   sadece   Fatiha'yı okumak vacip değil, sünnettir»  «Bahir» nam eserde Fahru'l-lslam'dan  naklen   bildirildiğine   göre  son   iki  rekâtta  sûre  okumak   nafile   olarak   meşrudur.   «Zahîre»de «muhtar olan  kavil  budur.» denilmiş,  «Muhit»te  esah kavlin bu   olduğu   bildirilmiştir."   (İbn-i  Abidin, C/2, sh:211)

                        METİN

    "Farz kılan kimse ilk iki rek'attan sonra Fatiha ile bitirir. Çünkü zâhir rivayeye göre bu sünnettir. Fatiha'dan fazla bir şey okursa beis yoktur. O kimse Fatiha okumakla üç kere tesbih etmek veya o kadar susmak arasında muhayyerdir.   Aynî   ise  Fatiha okumanın vacip olduğunu sahih bulmuştur. Nihaye'de bir tesbih miktarı susulacağı  bildirilmiştir.  Binaenaleyh   mezhebe  göre  susmakla   isâet   işlemiş  olmaz. Çünkü muhayyerlik hazreti  Ali  ile  İbn-i Mes'uddan rivayet edilen hadislerle sabit olmuştur. Devam rivayeti vucûp manasına gelmekten  değiştiren  budur.

                       İZAH

Farz kılan Fatiha ile yetinir sözü bir kayıttır. Çünkü nâfile ile vacip namazların her rek'atında Fatiha ve sûre yahud âyet  vaciptir.   «Fatiha'dan fazla bir şey okursa beis yoktur» yani   Fatiha'ya   sûre  zam  ederse  beis yoktur. Çünkü  son  iki  rekatta  kıraat  miktar   tayin   edilmeksizin meşrudur. Sâdece Fatiha okumak vacip değil sünnettir.   Binaenaleyh   sûre   zammı   evlânın   hilâfına bir hareket olur. Bu ise meşruiyete ve yapılıp yapılmaması  günah  değildir  mânasında   mubahlığa   aykırı  değildir.   Nitekim   vacipler bahsinin baş taraflarında  arzetmiştik   böylece   Nehir   sahibinin   Bahır'a   karşı   iddiada   bulunduğu zıddiyet ortadan kalkmış olur.

Aynî Fâtiha okumanın vacip olduğunu sahih bulmuştur. Bu kavil zâhir rivayeye mukabil olup İmam Hasan'ın İmam A'zam'dan rivayetidir. Delil yönünden bunu Kemal ibn Hümâm'da sahih bulmuş; Münye sâhibi bu kavli tercih ederek Fatiha okumayı unutana secde-i sehiv vacip olduğu kasden terk edenin isâette bulunduğunu söylemiştir. Lâkin esah olan kavil vacip olmamasıdır. Çünkü haberler çelişmektedir. Nitekim Müçtebâda'da böyle denilmiş. Hılye'de bu kavle itimad edilmiştir. «Nihaye'de bir tesbih miktarı susulacağı bildirilmiştir.» Üstadımız bunun usule daha layık olduğunu söylemiştir. Hılye.

Yani kıyâm rüknü bununla hâsıl olur. Zira evvelce geçtiği vecihle rükun olmak en az miktara taalluk eder. Binaenaleyh susmakla isâet etmiş olmaz. Malumun olsun ki zahir rivayede ulema Fatiha okumanın efdal olduğuna ittifak etmişlerdir. Sâdece tesbihle yetinirse isâet etmiş sayılmayacağında dahi müttefiktirler. Fakat susarsa Muhit sahibi bunun isaet olduğunu açıklamış ve «çünkü son iki rekatta kıraat zikir ve senâ yolu ile meşru kılınmıştır. Bu sebeple kıraat için Fatiha taayyün etmiştir. Çünkü Fatiha'nın tamamı zikir ve senâdır. Kasten susarsa sünneti bıraktığı için isâet etmiş olur. Yanılarak susarsa secde-i sehiv lazım gelmez.» demiştir. Muhit sahibinden başkası zahir rivayeye göre üç şey arasında muhayyer olduğunu sükûtle isâet etmiş sayılmadığını söylemişlerdir.

Bedâî sahibi şunları söylemiştir: «Sahih olan zâhir rivayenin cevabıdır. Çünkü bize Ali ile ibn-i Mes'ud radıyallahu anhümadan rivayet olunduğuna göre kendileri «son iki rekatta namaz kılan muhayyerdir; isterse okur ;isterse susar; isterse tesbih eder.» derlermiş. Bu bap kıyasla anlaşılmaz.

Ali ile ibn-i Mes'ud'dan rivayet edilen Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiş gibidir. Hâniye'de: «İtimad bunadır.» denilmiş. Zahire'de sahih rivayetin bu olduğu bildirilmiş; Hılye'de de fazla söze tahammülü olmayacak derecede açık olarak tercih edilmiştir. Ona müracaat edebilirsin.

Hâsılı Muhit sahibine göre kıraat sünneti terk ettiği için sükût mekruhtur. Ona göre kıraat sünnettir. Lâkin zikir suretiyle meşru olduğundan sünnet tesbih ile de hâsıl olur. Ve ikisinin orasında muhayyer kalır. Musannıf'ın tercih ettiği de budur. Demek oluyor ki kıraat tesbihe nazaran efdal, susmaya nazaran sünnettir. Hatta tesbih ederse efdalı bırakmış olur. Susarsa sünneti terk ettiği için isâet sayılır. Muhit sahibinden başkalarına göre ise susmak mekruh değildir. Çünkü üç şey arasına muhayyerlik sabit olmuştur. Binaenaleyh tesbih ile susmaya bakarak kıraat efdal olmuştur. Bu suretle bütün ulema kıraatın efdal olduğunda ittifak etmiş sünnet olup olmadığında ihtilafa düşmüşlerdir. Bu da susmanın mekruh olup olmadığına binaendir. Gördük ki sahih ve mutemed olan kavil üç şey arasında muhayyerliktir. Bundan da Şarih'in ibaresindeki rekabeti anlarsın. Evvelâ «Zâhire göre Fatiha sünnettir.» demiş. Bu söz Muhit'in sözüne mebnidir. Sonra bunun aksini almış üç şey arasında muhayyerliğe itimad etmiştir. Böylelikle musannıfın söylediklerine susmayı da katmış susarsa isâet etmemiş olacağını söylemiştir. Bu yegâne yazıyı ganimet bil!

Bedâi, Zahiri'ye ve Hâniye'den naklettiklerini bu eserlerde ve başkalarında gördüm. İbârelerini Bahır üzerine yazdığım derkenarda zikir ettim. Onlardan buna muhalif nakledilenlere itimad edilmez. Sonra bil ki ulemanın Fatiha'nın efdal olduğuna ittifak etmeleri muhayyerliğe aykırı değildir. Çünkü fâdıl ile efdal arasında muhayyerliğe bir mâni yoktur. Nitekim hacda ihramdan çıkarken tıraş olmakla saç kısaltmak arasındaki muhayyerlik bu kabildendir.

T E N B İ H: Metinlerin ve diğer kitabların sözlerinden anlaşıldığına göre, Fatiha Kur'an olarak okunur. Kuhistâni'de ise: «Ulemamız Fatiha'nın kıraat niyetiyle değil senâ niyetiyle okunacağını söylemişlerdir» deniliyor. Müçtebâ'da Şems-ül-eimme'den naklen bu kavlin sahih olduğu bildirilmiştir. Lâkin Nihaye'de: «Ebu Yusuf'dan bir rivayete göre tesbih eder susmaz. Fatiha'yı okursa kıraat olmak üzere değil sena olmak üzere okur. Müteehhirinden bazıları bunu tercih etmişlerdir.» deniliyor. Hılye'de ise: «Fakat arzetmiştik ki sözün doğrusu Fatiha'nın niyetle Kur'an olmaktan çıkmamasıdır.» denilmiştir.

«Devâm rivayetini vücûp mânâsından değiştiren budur.» Bu sözün hulâsası şudur: Sahihaynın ebu Katâde'den rivayet ettikleri hadiste: «Peygamber (s.a.v.) öğle ve ikindinin ilk iki rekatlarında Fatiha ile birer sûre okurdu. Son iki rekatlarında ise yalnız Fatiha'yı okurdu. Denilmektedir. Bu hadis Rasûlüllah (s.a.v.) in buna devam ettiğini gösterir. Bırakmadan devam etmek ise vücûbun delilidir. Cevap şudur: Rivayet edilen muhayyerlik bunu vacip mânâsına almaktan değiştirmiştir. Çünkü tehayyir rivayeti de  evvelce  arzettiğimiz gibi  merfû  hükmündedir.  Aynî ile İbn-i Hümam'a bununla red  cevabı  verilir."   (İbn-i  Abidin, C/2, sh:309-311)

 

4___ Farz  namazlarının  son  üçüncü  ve  dördüncü  rekatlarında   okunan  fatihalar  sünnet-i müekkededir,  vacip değildir.  (Ali Küçüker, Tam İzahli İslam İlmihali, sh: 122.  Namazın Vacipleri  bahsinde 1.madde.)

 

5___"İmam  Ebu  Hanife (Rh.a.)'ye  göre  namazda  fatihayı  okumak  şart   değildir.  Kur'an-ı  Kerim'in   hangi     yerinden   olursa  olsun  sadece  bir  ayet  okumak  lazımdır.  İmam  Ebu  Hanife (Rh.a.)'nin  arkadaşları  ise,  Kur'an-ı  Kerim'den  ya  üç  kısa  ayet  veyahut  "müdayene"  (borçlanma)  ayeti  gibi  uzun  bir  ayet  okumanın  gerektiğini  söylemişlerdir.   İmam  Ebu  Hanife (Rh.a.)  ile  diğer  Kûfe  ûleması:  Son  iki  rekatta  Kur'an  okumak  yerine  tesbih  etmek  müstehaptır,  demişlerdir."  (Kadı Hafidu İbn-i Rüşd, Bidayetü'l- Müctehid  ve  Nihayetü'l-Muktesid, C/1, sh:186)

 

6____ FATİHAYI  KIRAAT  ETME  BAHSİ

"Hanefiler'e  göre; Farz  kılınmış  olan,  mutlak  kıraattir,  hasseten  Fatihayı  kıraat  değildir.  Çünkü  Allahü Teala (cc)  buyurdu  "O  halde  Kur'andan  kolay   geleni  okuyun." (El-Müzemmil:20)  Çünkü  burada  murad,  namazda  olan  kıraattır.  Çünkü  kendisiyle  teklif  olunan  ancak  kıraattır  ve  bir  de  sahihaynda  zikredilen  Peygamber (S.A.V.)'in  şu  buyruğundan  dolayı: "Namaza  kalktığın  zaman,  abdestini  tam al  sonra  kıbleye  yönel,  sonra da  Kur'an'dan  kolayına  geleni  oku"    Yine  (S.A.V.)'in  şu  kavline  binaen : "Namaz  olmaz  ancak  kıraatla  olur"   Kıraat  farz  namazların  iki  rekatında  farzdır.  Evvelki  iki rekatta  olması  vaciptir. Nitekim  Fatihanın  hususiyle  bu  iki  rekatta  okunması  vacip  olur.  Şayet  dört  rekatlı  namazlarda  ilk  iki  rekatta  okumazsa  bunlardan  sonraki  rekatlarda  okur  ve  namazı da  sahih  olur.  (....)    Farzların  kalan  rekatlarını  deyince  bunlarda  Fatihayı  kıraat  etmek  SÜNNETTİR.  Nafile  namazda  ise  Fatihayı  kıraat  etmek  bütün  rekatlarda  vaciptir. (Mezahib-i  Erbaa, Dört Mez. Fıkıh Kit., C/1, sh:191-192)

 

7__"Nurul-İzah  ve  Tercemesi"  adlı  kitapta  namazın  sünnetleri  sayılmış  ve 41.  sünnette  şöyle  denilmiştir : "(Üç veya  dört  rek'atlı  farzlarda)   İlk  iki  rek'attan  sonraki  rek'atlarda  Fatiha  okumak."  (Nuru'l-İzah ve Tercemesi, sh:54)

 

8__"Namazın  sünnetleri"  bahsinde; 26. sünnette  aynen  şöyle  yazılıdır : "Üç veya  dört  rek'atlı  farzların  son  iki  rekatında  Fatiha  okumak."   (İsmail  Kaya, İslam Dini  ve  İlmihali, sh:157)

 

 9__el-Hidaye  adlı  fıkıh  kitabında  "Namazda Kıraatın Hükmü"  başlığında  şöyle  demiştir : "Farz  namazlarda  okuyuş,  ilk  iki  rekatta  gereklidir.  (....)   Son  iki  rekatta  ise,  kişi  okuyup  okumamakta  serbesttir.  Yani  ister  okur,  isterse  susar,  isterse  tesbih  çeker.   İmam  Ebu  Hanife (Rh.a.)'den  böyle  rivayet  olunmuştur."  (İmam  Merginani, el-Hidaye ve Tercemesi,  sh:152-153)

 

9__    "Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fatiha okumak:

Hanefîlerde sahih olan görüşe göre, üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatiha'yı okumak sünnettir. Buna sure ilâve edilirse  bunda  bir  beis  yoktur.   Çünkü  bu  iki   rekâtta  kıraat  bir  sınır  belirlenmeksizin  meşrudur. Şâfiîlere göre üçüncü  ve  dördüncü  rekâtlarda  Fatiha'yı  okumak  farz;  Malikîler  ile  Hanbelîlere  göre  imam  veya yalnız başına kılanlar   için   vaciptir.

Hanefîlerin  dayandıkları  delil, Fatiha'nın namazda tayin edilmemiş olması ve hangi yerinde olursa olsun namazda Kur'an'dan bir ayet okumanın yeterli oluşudur.  Çünkü Allah tealâ "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun." (el-Müzzemmil, 20) buyuruyor."   (Prof. Dr. Vehbe  Zuhayli,  İslam  Fıkhı Ansiklopedisi, C/2, sh: 40)

 10___  FARZLARIN  ÜÇÜNCÜ  ve  DÖRDÜNCÜ  REK'ATLERİNDE  KIRAAT

"Bir   kimsenin kıldığı namaz, üç veya dört rek'atli bir farz namaz olursa, birinci iki rek'atten sonraki rek'atlerde muhayyerdir.   Dilerse   Kur'an   okur,   dilerse   tesbîhâtta  bulunur   ve   dilerse  sükut eder.   Fakat  efdâl  olan  kıraat etmektir  (Kur'an okumaktır.)   Bu   namazlarda,   son  iki  rek'atte  kıraat   eden   kimse,   sâdece  Fâtiha'yı  okur.   Buna başka   bir   şey   ilâve   etmez.   Bu   rek'atlerde   sehven   zamm-ı   sûre  okursa,   Ebû   Yûsuf'un   kavline göre o kimseye   sehiv   secdesi   vâcip  olur.   Çünkü   böyle   yapmakla   o   kimse   rükû'u   te'hir   etmiş   olmaktadır.  

 • Fakat   İmâm-ı A'zam   ve   İmâm   Muhammed'den  zahir    riva'yete   göre, o kimseye sevih secdesi vacip olmaz.  Çünkü   bu   iki   imamımıza  göre,   farzların son iki rek'atinde  bir  miktar  kıraat  meşrudur.  Bu rek'atlerde sadece fatihayı okumak   ise   SÜNNETTİR,   VACİB  değildir."    (İbrahim  Halebi,  Haleb-i  Sağir,  sh: 170)   

"Namaz  kılan  kimse,  ilk  iki rekatta  kıraat  edince,  kalan  rekatlerde  muhayyerdir.  Dilerse, onlarda da  kıraat  eder;  dilerse  üç  kere  tesbih  eder,  dilerse  üç  tesbih  miktarı  sukût  eder.   Fakat  kıraat  tesbihden,  tesbih de  sükûttan  efdaldir.   Son  rek'atlerde  sadece  Fatiha  kıraat  etmek  SÜNNETTİR.  Bazıları  ise  buna  müstehabtır,  demişlerdir." (İbrahim  Halebi,  Haleb-i  Sağir,  sh: 170)   

"Lakin  son  iki  rekatte   Fatihayı  bir  defa  okumak  vacip  değildir.  Bu  son   iki   rekatte  Fatihayı   sehven   terk   ederse,  sehiv  secdesi  yapması  vacip  olmaz.   Son  iki  rekatte  Fatihayı  kasden  terk  etmesi  hailinde  de,  cemaatin  namazını  uzatma  veya    bir  önceki   rek'ate  nazaran  o  rek'atin   daha  uzun   olması  durumu   olmaması   halinde  yine  mekruh  değildir.    Aksi  halde  mekruhtur." (İbrahim  Halebi,  Haleb-i  Sağir,  sh: 184)   

 

11___ Nimet-i  İslam  kitabında  şöyle  bir  soru  sorulmuş  ve   bu  soruya   şöyle   bir  cevap  verilmiştir :  "(Farzların)  Diğer   iki   rek'atta da  (yani  farzların üçüncü ve dördüncü  rekatlarında)    sure  ve  ayet  ilavesi  mekruh  olur mu?

Muhtar  olan  kerahat  olmamaktır. T."   (Mehmed Zihni  Efendi, Nimet-i  İslam,  sh:220)

Yine  "Nimet-i  İslam"  kitabında   "Namazın  Sünnetleri"  bölümünde  sünnetler  zikredilirken  kırkdördüncü  sünnette  şöyle denilmiştir: "Üç ve dört  rekatlı  farzlarda  üç ve dördüncü   rekatlarında  Fatıhayı  okumaktır. (Bazılarınca  burada da  Fatiha  okumak  vaciptir.)  (Mehmed Zihni  Efendi, Nimet-i  İslam,  sh:240)

 

            FATİHADAN  SONRA  ZAMMI  SURE İLAVESİ  SEHİV  SECDESİNİ  GEREKTİRMEZ

 

1-  "331- Herhangi bir namazın bir rüknünü tekrar etmek, sehiv secdelerini gerektirir. Bir   rekatta  iki defa rükü veya üç defa  secde  yapılması  gibi.
  Birinci ve ikinci rekatlarda Fatiha'nın tekrarlanarak okunması veya arka arkaya okunması veya rüku, secde ve teşehhüdde Kur'an okunması da böyledir. Fakat üçüncü veya dördüncü rekatlarda Fatiha'nın iki defa okunması veya bunlarda Fatiha ile beraber başka bir surenin de okunması yahut yalnız başka bir sürenin okunması sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü bu takdirde bir vacib terk edilmiş veya geciktirilmiş ve Kur'an da meşru olan yerin başkasında okunmuş olmaz. Ancak bu halde rekatlar, önceki, rekatlarden daha fazla uzatılmış ve cemaata da ağırlık verilmiş olursa, kerahetten korunmuş olmaz." 
(Ömer  Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, sh:190. Sehiv Secdelerine  Müteallik  Meseleler  Bahsi - Madde: 331)

2- "344- Farz namazların son üçüncü ve dördüncü rekatlarında kasden susarak Fatiha veya diğer bir süre okunmaması bir hatadır; fakat sehiv secdelerini gerektirmez. Yanılarak sükuti edilip Fatiha veya başka bir süre okunmaması sehiv secdelerini gerektirir. İmam Ebû Yusuf'a göre, her iki halde de sehiv secdelerini yapmak gerekir." (Ömer  Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, sh:193.  Sehiv Secdelerine  Müteallik  Meseleler  Bahsi- Madde: 344)
 

3-Secde-i Sehiv  Bahsi: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2849

Sual: Farzın son iki rekatında zammı sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP: Hayır gerektirmez."

4-"Sual: Farzın son iki rekatında, Fatihadan sonra besmele çekmek veya herhangi bir dua okumak secde-i sehvi gerektirir mi?    CEVAP: Hayır gerektirmez." 
(Mehmet Ali Demirbaş)

 

5- "Feyziye Fetvalarından: "Farz (namaz)ların son iki rekatında sehven sure ilave edilse sehiv secdesi lazım gelmez" (Hülasetü'l- Ecvibe.  C. 1/13) 

 

6-"Bir   kimsenin kıldığı namaz, üç veya dört rek'atli bir farz namaz olursa, birinci iki rek'atten sonraki rek'atlerde muhayyerdir.   Dilerse   Kur'an   okur,   dilerse   tesbîhâtta  bulunur   ve   dilerse  sükut eder.   Fakat  efdâl  olan  kıraat etmektir  (Kur'an okumaktır.)   Bu   namazlarda,   son  iki  rek'atte  kıraat   eden   kimse,   sâdece  Fâtiha'yı  okur.   Buna başka   bir   şey   ilâve   etmez.   Bu   rek'atlerde   sehven   zamm-ı   sûre  okursa,   Ebû   Yûsuf'un   kavline göre o kimseye   sehiv   secdesi   vâcip  olur.   Çünkü   böyle   yapmakla   o   kimse   rükû'u   te'hir   etmiş   olmaktadır.  

 • Fakat   İmâm-ı A'zam   ve   İmâm   Muhammed'den  zahir    riva'yete   göre, o kimseye sevih secdesi vacip olmaz.  Çünkü   bu   iki   imamımıza  göre,   farzların  son  iki  rek'atinde  bir  miktar  kıraat  meşrudur.  Bu rek'atlerde sadece fatihayı okumak   ise   SÜNNETTİR,   VACİB  değildir."    (İbrahim  Halebi,  Haleb-i  Sağir,  sh: 170)

7-"849. SORU: Farz  namazların  son  iki rek'atlarında  yanılarak  zammı  sûre  okuyan   kimse  sehiv secdesi  yapacak mıdır?   CEVAP:   Böyle  bir  yanılmadan  dolayı sehiv  secdesi  icap  etmez."  (Mehmet Emre, 3000  Seçme  Fetva, sh:178)