FARZ NAMAZLARIN 3. 4. REK'ATLARINDA FATİHA OKUMANIN
ve
ZAMMI SÛRE EKLEMENİN HÜKMÜ?
Namaz dinimizin direğidir. Kulun Rabbine münacaat halidir. Kulun miracıdır. Gözünün ve gönlünün nurudur. Başının tacıdır, tüm dertlerinin ilacıdır namaz! Namazla ilgili olarak yukarıda başlığı verilen konuda Müslümanların birçoğu bu mesele hakkındaki hükmü yanlış bilmektedirler.
KIRAAT:
Molla Hüsrev: "Namazın farzlarından birisi de kıraattır. Allahû Teâla
(cc)'nın; "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyunuz" emri şerifine
göre, kıraatın farz olan miktarı bir
Ayet-i Kerime'dir. Bir Ayet-i Kerime'den azı bi'licma
kıraat değildir" hükmünü
beyan eder. Farz, vacib ve nafile
namazların tamamında Kur'an-ı Kerim okumak farzdır.(139)
İmam-ı Malik (rh.a) "Namaz ancak Fatihatü'l kitab ve onunla
beraber bir sûre ile olur. Başka
olmaz" Hadis-i Şerifini esas
alarak; fatiha'nın ve onunla birlikte bir sûrenin
kıraatının farz olduğuna kaildir. İmam-ı Şafii (rh.a): "Namaz ancak Fatihatü'l kitab ile
olur" Hadis-i Şerifini esas alarak,
namazda "Fatiha" okumanın farz olduğuna hükmetmiştir.
Hanefi fûkahası: "Bizim
için delil "Kur'an'dan kolayınıza
geleni okuyunuz" Ayet-i Kerime'sidir. Haber-i vahid olan
Hadis-i Şeriflerle bunun üzerine ziyade (Yani farz
tayin etmek) caiz olmaz. Ancak haber-i vahid olan
Hadis-i Şerif'ler amel etmeyi gerektirir. O
halde Kur'an-ı Kerim okumak "Farz", Fatiha Sûresi'ni okumak "Vacib"tir.
Hatta namaz kılan kimse; Fatiha Sûresi'ni
okumayı terk etse, namazı iade etmesi emrolunur"(140) hükmünde ittifak etmiştir.
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim imamla namaz kılarsa, imamın kıraatı onun için
de kıraattır" (141) Hadis-i Şerifini esas
alan Hanefi fûkahası, "imama uyan kimsenin kıraatı şer'an menedilmiştir"
hükmünde ittifak etmiştir. Zira kıraatın sükûtu imama uyma zaruretinden
ileri gelir.
1___ Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarihin Tercemesi ve Şerhi C/2, sayfa 733 de kayıtlı 422 nolu Hadis-i Şerif'de Rasul-i Ekrem (sav) şöyle buyurmuşlardır : "Ubade b. es-Samit radıyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem'in : " (Namazda) Fatihatü'l-Kitab'ı okumayanın hiç namazı yok" buyurdukları (sened-i muttasıl ile) rivayet olunuyor." Bu Hadis-i Şerif'in şerhinde aynen şöyle denilmiştir : "İmam Ebu Hanife (Rh.a)'ye göre kıraatte farz olan -"müdhammetani" gibi kısa da olsa yine- bir ayettir. İmameyn'e göre ise ya bir ayaet-i tavile, ya üç ayettir. Bir de onlarca, kıraatin farziyyeti yalnız iki rekatta müt'eayyindir. Son iki rekatta ise hassatan FATİHA okumak SÜNNETTİR." (Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi C/2, sh:733)
Yine aynı eserde varid olan 423 nolu Hadis-i Şerif'in şerhinde geçen ifade şöyledir : "Bâzı Hanefiyye ise, kırâet yalnız. iki rek'atta farzdır. Son iki rek'atta musallî isterse okur, isterse tesbîh eder. Hiçbir şey okumasa da yine namazı sahih olur, derler.
Alî kerrema'llâhu vecheh Hazretlerinin zuhr ile asrın ilk iki rek'atlarında Fatiha ile sûre okudukları halde son rek'atlarında bir şey okumadıkları, İbn-i Mcs'üd ile Âişe radiya'llâhu anhümâ'nın ilk iki rek'atta kırâet ve son iki rek'atta tesbîh ile meşgul oldukları hakkındaki rivâvete temessük ederler. İbrâhîm-i Nehai ile Süfyân-ı Sevrî'nin bu mezhebde olduklarını Aynî nakleder. Ibrâhîm : "Farzın son iki rek'atında kırâet yoktur. Bunlarda Allah'ı tesbîh et, zikret" ; Süfyân da: "İlk rek'atle Fatiha ile sûre oku. Son iki rek'atta ya Fatiha oku, yâhud Fatiha mıkdarınca tesbîh ile mefgûl ol. Bunların hangisini yaparsan sana kifayet eder. Ancak son rek'atlarda tesbîh ile meşgul olursan bence daha hoş olur" demişlerdir. (Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi C/2, sh:741)
2____ (2535)- Hz. Câbir (radıyallahu anh) demiştir ki: "Kim Fâtiha'yı okumadan bir rek 'at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde, namaz kılmış sayılmaz." [Muvatta, Salât 38, (1, 84); Tirmizî, Salât 233, (313).]
AÇIKLAMA:
Bu iki rivayetten birincisi, namazın sıhhati için Fatiha ile birlikte Kur'-m'dan bir miktar daha okunmasının gereğine dikkat çekerken, ikinci rivayet imama uyan kimseyi kıraatten muaf tutmaktadır. Mevzu iİe ilgili bazı teferruatı şöyle sıralayabiliriz:
* Kıraat'i, alimler "Kişinin kendi işiteceği kadar diliyle telaffuz etmesi" diye tarif ederler. Şu halde âyetin manasını zikren düşünmek, aklen tefekkür etmek kıraat sayılmaz. Kıraatte bulunması yasaklanmış olan cünüb, hayızlı veya nifaslı kadınların zihnen ayeti tefekkürleri yasak olmadığı gibi, namaz kılan kimsenin fiilen telaffuz etmedikçe zihninden âyetin mânalarını mülahaza etmesi de kıraat sayılmamıştır, alimlerin görüşü budur.
* Namazda Fatiha'-nm okunması İmâm Şâfi'î, Mâlik ve Ahmed İbnu Hanbel'e göre farz; Ebu Hanife'ye göre vacibtir. Ebu Hanife Kur'an'dan bir miktarın okunmasını farz anlamıştır. Bu miktar, ona göre kısa da olsa bir âyettir. Ebu Hanife'den bir ikinci kavil ile, İmameyn'e {İmam Muhammed ve Ebu Yûsuf) göre, bu miktar kısa üç ayet veya böyle üç ayet miktarında uzun bir ayettir.
Farz olan kıraat, Ebu Hanife'ye göre:
* Nafile namazların her rek'atinde,
* Vitir namazının her rek'atinde,
* İki rek'atli farzların her rek'atinde,
* Dört veya üç rek'atli namazların lalettayin iki rek'atinde farzdır. Dört veya üç rek'atli namazlarda farz olan kıraatin ilk iki rek'atinde olması vacibtir.
* Üç Ve dört rek'atli farzların üçüncü ve dördüncü rek'atlerinde kıraat caizdir, tesbih veya üç tesbih miktarı sükut da caiz ise de kıraat efdaldir. Kıraatte bulunulduğu takdirde Fatihayı şerifenin okunması sünnettir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte, C/8, sh:407)
3___"Ben derim ki: Bunu Dürer sahibi dahi söylemiş: «Bir sure yerini tutacak üç kısa âyet okur. Uzun bir âyetde öyledir.» demiştir. Feyz ve diğer kitablarda dahi böyledir. Tatarhaniye'de şöyle deniliyor: «Ayetel-Kursî yahud müdâhene âyeti gibi uzun bir âyetin bir kısmını bir rekatta bir kısmını ikinci rekatta okusa ulema Ebû Hanife'nin (Rh.a.) kavline göre bunda ihtilâf etmişlerdir. Bazıları: «Caiz değildir. Çünkü o kimse her rekatta tam bir âyet okumamıştır.» demiş ekseriyet ise caiz olacağını söylemişlerdir. Çünkü bu âyetlerin bir kısmı üç kısa âyetten fazla yahud üç kısa âyete denktir. Binaenaleyh o kimsenin okuduğu miktar üç âyetten az değildir. Bu gösterir ki bir âyetin bir kısmı üç kısa âyet miktarını bulursa bir âyet gibidir ve kâfidir. Acaba son iki rek'âtta,sûre zammı mekruh olur mu?» Kerahet-i tahrimiyye ile mekruh olmaz. Fakat kerahet-i tenzihiyye ile mekruhtur. Çünkü şerhinde şöyle denilmiştir:
«Bir kimse yanılarak Fatiha'ya sûreyi zam etse, Ebu Yûsuf'un kavline göre secde-i sehiv yapması vacip olur. Çünkü rükû yerinden geciktirmiştir. En zahir rivayete göre vacip değildir. Zira o iki rek'âtta kıraat miktar bildirilmeksizin meşru olmuştur da sadece Fatiha'yı okumak vacip değil, sünnettir» «Bahir» nam eserde Fahru'l-lslam'dan naklen bildirildiğine göre son iki rekâtta sûre okumak nafile olarak meşrudur. «Zahîre»de «muhtar olan kavil budur.» denilmiş, «Muhit»te esah kavlin bu olduğu bildirilmiştir."
(İbn-i Abidin, C/2, sh:211)METİN
"Farz kılan kimse ilk iki rek'attan sonra Fatiha ile bitirir.
Çünkü zâhir rivayeye göre bu sünnettir. Fatiha'dan fazla bir şey okursa beis yoktur. O kimse Fatiha okumakla üç kere tesbih etmek veya o kadar susmak arasında muhayyerdir. Aynî ise Fatiha okumanın vacip olduğunu sahih bulmuştur. Nihaye'de bir tesbih miktarı susulacağı bildirilmiştir. Binaenaleyh mezhebe göre susmakla isâet işlemiş olmaz. Çünkü muhayyerlik hazreti Ali ile İbn-i Mes'uddan rivayet edilen hadislerle sabit olmuştur. Devam rivayeti vucûp manasına gelmekten değiştiren budur.İZAH
Farz kılan Fatiha ile yetinir sözü bir kayıttır. Çünkü nâfile ile vacip namazların her rek'atında Fatiha ve sûre yahud âyet vaciptir.
«Fatiha'dan fazla bir şey okursa beis yoktur» yani Fatiha'ya sûre zam ederse beis yoktur. Çünkü son iki rekatta kıraat miktar tayin edilmeksizin meşrudur. Sâdece Fatiha okumak vacip değil sünnettir. Binaenaleyh sûre zammı evlânın hilâfına bir hareket olur. Bu ise meşruiyete ve yapılıp yapılmaması günah değildir mânasında mubahlığa aykırı değildir. Nitekim vacipler bahsinin baş taraflarında arzetmiştik böylece Nehir sahibinin Bahır'a karşı iddiada bulunduğu zıddiyet ortadan kalkmış olur.Aynî Fâtiha okumanın vacip olduğunu sahih bulmuştur. Bu kavil zâhir rivayeye mukabil olup İmam Hasan'ın İmam A'zam'dan rivayetidir. Delil yönünden bunu Kemal ibn Hümâm'da sahih bulmuş; Münye sâhibi bu kavli tercih ederek Fatiha okumayı unutana secde-i sehiv vacip olduğu kasden terk edenin isâette bulunduğunu söylemiştir.
Lâkin esah olan kavil vacip olmamasıdır. Çünkü haberler çelişmektedir. Nitekim Müçtebâda'da böyle denilmiş. Hılye'de bu kavle itimad edilmiştir. «Nihaye'de bir tesbih miktarı susulacağı bildirilmiştir.» Üstadımız bunun usule daha layık olduğunu söylemiştir. Hılye.Yani kıyâm rüknü bununla hâsıl olur. Zira evvelce geçtiği vecihle rükun olmak en az miktara taalluk eder. Binaenaleyh susmakla isâet etmiş olmaz. Malumun olsun ki zahir rivayede ulema Fatiha okumanın efdal olduğuna ittifak etmişlerdir. Sâdece tesbihle yetinirse isâet etmiş sayılmayacağında dahi müttefiktirler. Fakat susarsa Muhit sahibi bunun isaet olduğunu açıklamış ve «çünkü son iki rekatta kıraat zikir ve senâ yolu ile meşru kılınmıştır. Bu sebeple kıraat için Fatiha taayyün etmiştir. Çünkü Fatiha'nın tamamı zikir ve senâdır. Kasten susarsa sünneti bıraktığı için isâet etmiş olur. Yanılarak susarsa secde-i sehiv lazım gelmez.» demiştir. Muhit sahibinden başkası zahir rivayeye göre üç şey arasında muhayyer olduğunu sükûtle isâet etmiş sayılmadığını söylemişlerdir.
Bedâî sahibi şunları söylemiştir: «Sahih olan zâhir rivayenin cevabıdır. Çünkü bize Ali ile ibn-i Mes'ud radıyallahu anhümadan rivayet olunduğuna göre kendileri «son iki rekatta namaz kılan muhayyerdir; isterse okur ;isterse susar; isterse tesbih eder.» derlermiş. Bu bap kıyasla anlaşılmaz.
Ali ile ibn-i Mes'ud'dan rivayet edilen Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiş gibidir. Hâniye'de: «İtimad bunadır.» denilmiş. Zahire'de sahih rivayetin bu olduğu bildirilmiş; Hılye'de de fazla söze tahammülü olmayacak derecede açık olarak tercih edilmiştir. Ona müracaat edebilirsin.
Hâsılı Muhit sahibine göre kıraat sünneti terk ettiği için sükût mekruhtur. Ona göre kıraat sünnettir. Lâkin zikir suretiyle meşru olduğundan sünnet tesbih ile de hâsıl olur. Ve ikisinin orasında muhayyer kalır. Musannıf'ın tercih ettiği de budur. Demek oluyor ki kıraat tesbihe nazaran efdal, susmaya nazaran sünnettir. Hatta tesbih ederse efdalı bırakmış olur. Susarsa sünneti terk ettiği için isâet sayılır. Muhit sahibinden başkalarına göre ise susmak mekruh değildir. Çünkü üç şey arasına muhayyerlik sabit olmuştur. Binaenaleyh tesbih ile susmaya bakarak kıraat efdal olmuştur. Bu suretle bütün ulema kıraatın efdal olduğunda ittifak etmiş sünnet olup olmadığında ihtilafa düşmüşlerdir. Bu da susmanın mekruh olup olmadığına binaendir. Gördük ki sahih ve mutemed olan kavil üç şey arasında muhayyerliktir. Bundan da Şarih'in ibaresindeki rekabeti anlarsın. Evvelâ
«Zâhire göre Fatiha sünnettir.» demiş. Bu söz Muhit'in sözüne mebnidir. Sonra bunun aksini almış üç şey arasında muhayyerliğe itimad etmiştir. Böylelikle musannıfın söylediklerine susmayı da katmış susarsa isâet etmemiş olacağını söylemiştir. Bu yegâne yazıyı ganimet bil!Bedâi, Zahiri'ye ve Hâniye'den naklettiklerini bu eserlerde ve başkalarında gördüm. İbârelerini Bahır üzerine yazdığım derkenarda zikir ettim. Onlardan buna muhalif nakledilenlere itimad edilmez. Sonra bil ki ulemanın Fatiha'nın efdal olduğuna ittifak etmeleri muhayyerliğe aykırı değildir. Çünkü fâdıl ile efdal arasında muhayyerliğe bir mâni yoktur. Nitekim hacda ihramdan çıkarken tıraş olmakla saç kısaltmak arasındaki muhayyerlik bu kabildendir.
T E N B İ H: Metinlerin ve diğer kitabların sözlerinden anlaşıldığına göre, Fatiha Kur'an olarak okunur. Kuhistâni'de ise: «Ulemamız Fatiha'nın kıraat niyetiyle değil senâ niyetiyle okunacağını söylemişlerdir» deniliyor. Müçtebâ'da Şems-ül-eimme'den naklen bu kavlin sahih olduğu bildirilmiştir. Lâkin Nihaye'de:
«Ebu Yusuf'dan bir rivayete göre tesbih eder susmaz. Fatiha'yı okursa kıraat olmak üzere değil sena olmak üzere okur. Müteehhirinden bazıları bunu tercih etmişlerdir.» deniliyor. Hılye'de ise: «Fakat arzetmiştik ki sözün doğrusu Fatiha'nın niyetle Kur'an olmaktan çıkmamasıdır.» denilmiştir.«Devâm rivayetini vücûp mânâsından değiştiren budur.» Bu sözün hulâsası şudur: Sahihaynın ebu Katâde'den rivayet ettikleri hadiste:
«Peygamber (s.a.v.) öğle ve ikindinin ilk iki rekatlarında Fatiha ile birer sûre okurdu. Son iki rekatlarında ise yalnız Fatiha'yı okurdu. Denilmektedir. Bu hadis Rasûlüllah (s.a.v.) in buna devam ettiğini gösterir. Bırakmadan devam etmek ise vücûbun delilidir. Cevap şudur: Rivayet edilen muhayyerlik bunu vacip mânâsına almaktan değiştirmiştir. Çünkü tehayyir rivayeti de evvelce arzettiğimiz gibi merfû hükmündedir. Aynî ile İbn-i Hümam'a bununla red cevabı verilir." (İbn-i Abidin, C/2, sh:309-311)
4
___ Farz namazlarının son üçüncü ve dördüncü rekatlarında okunan fatihalar sünnet-i müekkededir, vacip değildir. (Ali Küçüker, Tam İzahli İslam İlmihali, sh: 122. Namazın Vacipleri bahsinde 1.madde.)
5___"İmam Ebu Hanife (Rh.a.)'ye göre namazda fatihayı okumak şart değildir. Kur'an-ı Kerim'in hangi yerinden olursa olsun sadece bir ayet okumak lazımdır. İmam Ebu Hanife (Rh.a.)'nin arkadaşları ise, Kur'an-ı Kerim'den ya üç kısa ayet veyahut "müdayene" (borçlanma) ayeti gibi uzun bir ayet okumanın gerektiğini söylemişlerdir. İmam Ebu Hanife (Rh.a.) ile diğer Kûfe ûleması: Son iki rekatta Kur'an okumak yerine tesbih etmek müstehaptır, demişlerdir."
(Kadı Hafidu İbn-i Rüşd, Bidayetü'l- Müctehid ve Nihayetü'l-Muktesid, C/1, sh:186)6____ FATİHAYI KIRAAT ETME BAHSİ
"Hanefiler'e göre; Farz kılınmış olan, mutlak kıraattir, hasseten Fatihayı kıraat değildir. Çünkü Allahü Teala (cc) buyurdu "O halde Kur'andan kolay geleni okuyun." (El-Müzemmil:20) Çünkü burada murad, namazda olan kıraattır. Çünkü kendisiyle teklif olunan ancak kıraattır ve bir de sahihaynda zikredilen Peygamber (S.A.V.)'in şu buyruğundan dolayı:
"Namaza kalktığın zaman, abdestini tam al sonra kıbleye yönel, sonra da Kur'an'dan kolayına geleni oku" Yine (S.A.V.)'in şu kavline binaen : "Namaz olmaz ancak kıraatla olur" Kıraat farz namazların iki rekatında farzdır. Evvelki iki rekatta olması vaciptir. Nitekim Fatihanın hususiyle bu iki rekatta okunması vacip olur. Şayet dört rekatlı namazlarda ilk iki rekatta okumazsa bunlardan sonraki rekatlarda okur ve namazı da sahih olur. (....) Farzların kalan rekatlarını deyince bunlarda Fatihayı kıraat etmek SÜNNETTİR. Nafile namazda ise Fatihayı kıraat etmek bütün rekatlarda vaciptir. (Mezahib-i Erbaa, Dört Mez. Fıkıh Kit., C/1, sh:191-192)
7__
"Nurul-İzah ve Tercemesi" adlı kitapta namazın sünnetleri sayılmış ve 41. sünnette şöyle denilmiştir : "(Üç veya dört rek'atlı farzlarda) İlk iki rek'attan sonraki rek'atlarda Fatiha okumak." (Nuru'l-İzah ve Tercemesi, sh:54)
8__"Namazın sünnetleri" bahsinde; 26. sünnette aynen şöyle yazılıdır : "Üç veya dört rek'atlı farzların son iki rekatında Fatiha okumak." (İsmail Kaya, İslam Dini ve İlmihali, sh:157)
9__el-Hidaye adlı fıkıh kitabında "Namazda Kıraatın Hükmü" başlığında şöyle demiştir : "Farz namazlarda okuyuş, ilk iki rekatta gereklidir. (....) Son iki rekatta ise, kişi okuyup okumamakta serbesttir. Yani ister okur, isterse susar, isterse tesbih çeker. İmam Ebu Hanife (Rh.a.)'den böyle rivayet olunmuştur." (İmam Merginani, el-Hidaye ve Tercemesi, sh:152-153)
9__ "Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fatiha okumak:
Hanefîlerde sahih olan görüşe göre, üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatiha'yı okumak sünnettir. Buna sure ilâve edilirse bunda bir beis yoktur. Çünkü bu iki rekâtta kıraat bir sınır belirlenmeksizin meşrudur. Şâfiîlere göre üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatiha'yı okumak farz; Malikîler ile Hanbelîlere göre imam veya yalnız başına kılanlar için vaciptir.
Hanefîlerin dayandıkları delil, Fatiha'nın namazda tayin edilmemiş olması ve hangi yerinde olursa olsun namazda Kur'an'dan bir ayet okumanın yeterli oluşudur. Çünkü Allah tealâ "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun." (el-Müzzemmil, 20) buyuruyor."
(Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C/2, sh: 40)10___ FARZLARIN ÜÇÜNCÜ ve DÖRDÜNCÜ REK'ATLERİNDE KIRAAT
• "Bir kimsenin kıldığı namaz, üç veya dört rek'atli bir farz namaz olursa, birinci iki rek'atten sonraki rek'atlerde muhayyerdir. Dilerse Kur'an okur, dilerse tesbîhâtta bulunur ve dilerse sükut eder. Fakat efdâl olan kıraat etmektir (Kur'an okumaktır.) Bu namazlarda, son iki rek'atte kıraat eden kimse, sâdece Fâtiha'yı okur. Buna başka bir şey ilâve etmez. Bu rek'atlerde sehven zamm-ı sûre okursa, Ebû Yûsuf'un kavline göre o kimseye sehiv secdesi vâcip olur. Çünkü böyle yapmakla o kimse rükû'u te'hir etmiş olmaktadır.
• Fakat İmâm-ı A'zam ve İmâm Muhammed'den zahir riva'yete göre, o kimseye sevih secdesi vacip olmaz. Çünkü bu iki imamımıza göre, farzların son iki rek'atinde bir miktar kıraat me
şrudur. Bu rek'atlerde sadece fatihayı okumak ise SÜNNETTİR, VACİB değildir." (İbrahim Halebi, Haleb-i Sağir, sh: 170)"Namaz kılan kimse, ilk iki rekatta kıraat edince, kalan rekatlerde muhayyerdir. Dilerse, onlarda da kıraat eder; dilerse üç kere tesbih eder, dilerse üç tesbih miktarı sukût eder. Fakat kıraat tesbihden, tesbih de sükûttan efdaldir. Son rek'atlerde sadece Fatiha kıraat etmek SÜNNETTİR. Bazıları ise buna müstehabtır, demişlerdir." (İbrahim Halebi, Haleb-i Sağir, sh: 170)
"Lakin son iki rekatte Fatihayı bir defa okumak vacip değildir. Bu son iki rekatte Fatihayı sehven terk ederse, sehiv secdesi yapması vacip olmaz. Son iki rekatte Fatihayı kasden terk etmesi hailinde de, cemaatin namazını uzatma veya bir önceki rek'ate nazaran o rek'atin daha uzun olması durumu olmaması halinde yine mekruh değildir. Aksi halde mekruhtur." (İbrahim Halebi, Haleb-i Sağir, sh: 184)
11
___ Nimet-i İslam kitabında şöyle bir soru sorulmuş ve bu soruya şöyle bir cevap verilmiştir : "(Farzların) Diğer iki rek'atta da (yani farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında) sure ve ayet ilavesi mekruh olur mu?Muhtar olan kerahat olmamaktır. T." (Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslam, sh:220)
Yine "Nimet-i İslam" kitabında "Namazın Sünnetleri" bölümünde sünnetler zikredilirken kırkdördüncü sünnette şöyle denilmiştir: "Üç ve dört rekatlı farzlarda üç ve dördüncü rekatlarında Fatıhayı okumaktır. (Bazılarınca burada da Fatiha okumak vaciptir.) (Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslam, sh:240)
FATİHADAN SONRA ZAMMI SURE İLAVESİ SEHİV SECDESİNİ GEREKTİRMEZ
1- "331- Herhangi bir namazın bir rüknünü tekrar etmek, sehiv
secdelerini gerektirir. Bir rekatta iki defa rükü veya üç
defa secde yapılması gibi.
Birinci ve ikinci
rekatlarda Fatiha'nın tekrarlanarak okunması veya arka arkaya okunması veya
rüku, secde ve teşehhüdde Kur'an okunması da böyledir. Fakat üçüncü veya
dördüncü rekatlarda Fatiha'nın iki defa okunması veya bunlarda Fatiha ile
beraber başka bir surenin de okunması yahut yalnız başka bir sürenin okunması
sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü bu takdirde bir vacib terk edilmiş veya
geciktirilmiş ve Kur'an da meşru olan yerin başkasında okunmuş olmaz. Ancak bu
halde rekatlar, önceki, rekatlarden daha fazla uzatılmış ve cemaata da ağırlık
verilmiş olursa, kerahetten korunmuş olmaz."
2- "344- Farz namazların son üçüncü ve dördüncü rekatlarında kasden susarak Fatiha veya diğer bir süre okunmaması bir hatadır; fakat sehiv secdelerini gerektirmez. Yanılarak sükuti edilip Fatiha veya başka bir süre okunmaması sehiv secdelerini gerektirir. İmam Ebû Yusuf'a göre, her iki halde de sehiv secdelerini yapmak gerekir."
(Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, sh:193. Sehiv Secdelerine Müteallik Meseleler Bahsi- Madde: 344)3-Secde-i Sehiv Bahsi: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2849
Sual: Farzın son iki
rekatında zammı sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP: Hayır
gerektirmez."
4-"Sual: Farzın son iki rekatında, Fatihadan sonra
besmele çekmek veya herhangi bir dua okumak secde-i sehvi gerektirir
mi? CEVAP: Hayır gerektirmez."
5- "Feyziye Fetvalarından: "Farz (namaz)ların son iki rekatında sehven sure ilave edilse sehiv secdesi lazım gelmez"
(Hülasetü'l- Ecvibe. C. 1/13)
6-"Bir kimsenin kıldığı namaz, üç veya dört rek'atli bir farz namaz olursa, birinci iki rek'atten sonraki rek'atlerde muhayyerdir. Dilerse Kur'an okur, dilerse tesbîhâtta bulunur ve dilerse sükut eder. Fakat efdâl olan kıraat etmektir (Kur'an okumaktır.) Bu namazlarda, son iki rek'atte kıraat eden kimse, sâdece Fâtiha'yı okur. Buna başka bir şey ilâve etmez. Bu rek'atlerde sehven zamm-ı sûre okursa, Ebû Yûsuf'un kavline göre o kimseye sehiv secdesi vâcip olur. Çünkü böyle yapmakla o kimse rükû'u te'hir etmiş olmaktadır.
• Fakat İmâm-ı A'zam ve İmâm Muhammed'den zahir riva'yete göre, o kimseye sevih secdesi vacip olmaz. Çünkü bu iki imamımıza göre, farzların son iki rek'atinde bir miktar kıraat me
şrudur. Bu rek'atlerde sadece fatihayı okumak ise SÜNNETTİR, VACİB değildir." (İbrahim Halebi, Haleb-i Sağir, sh: 170)7-"849. SORU: Farz namazların son iki rek'atlarında yanılarak zammı sûre okuyan kimse sehiv secdesi yapacak mıdır? CEVAP: Böyle bir yanılmadan dolayı sehiv secdesi icap etmez."
(Mehmet Emre, 3000 Seçme Fetva, sh:178)