DARU'L HARB  ve  CUM'A  MESELESİ

     Hanefi fukahasına göre bir yerin Dâru'l-İslâm olabilmesi için nüfus oranına bakılmaz. Orada İslâm ahkâmı, olduğu gibi, eksiksiz ikâme ediliyorsa, yâni idare edenler (Ulû'1-Emr) Müslüman ve İslâmî hükümlerle icray-ı faaliyet ediyorlarsa orası Dâru'l-İslâm'dır. Dâru'l-İslâm'ın, Dâru'l-Harb olabilmesi için İmam Azam şu şartların varlığını ileri sürmektedir:

a) Orada küfür ahkamının icrası.

b) Müslüman ve zimmiler (İslâmî idarece güvenleri ahidname ile sağlanmış gayri müslimler)in güveninin kalmaması.

c) Ara yerde bir İslâm beldesi olmamak üzere Dâru'l-Harb'e bitişik

olması.477

İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'e göre, o yerde sadece gayri İslâmî hükümlerin tatbikiyle, orası Dâru'l-Harb olur. Malikî ve Hanbelîler de bu görüştedirler.

   Bu  bilgilerden  sonra  burada  üzerinde   durulacak  bazı  meseleler  vardır:

 

     l- Cuma Namazı Meselesi:

   Cuma namazı, fukahanın icmaıyla sabittir ki Ulû'l-Emr'in izniyle kılınır. 478 Ulû'1-Emr olmadığı zaman, biate bağlı olarak ortaya çıkan İslâm cemaâtinin aralarından seçeceği' bir imamla kılınır.  Nitekim Yezid'e biat etmeyen Müminler Hazreti Hüseyin Radıyallahu Anh'e müracaat ederek Cuma'yı kılamadıklarını, kendisine biat ederek kılmak istediklerini söylemişlerdir.

     "Cuma namazı Mekke'de farz kılınmıştır." 479 Ancak orası (Dâru'l-Harb olduğu için) Rasûlü Ekrem Efendimiz Cuma'yı Mekke'de ikame etmemiş birinci Akabe biatından hemen sonra Es'ad b. Zürare'yi Medine'lilere imam tayin etmiş, onlar da kendi aralarında Cuma namazını  kılmışlardır. 480

    Tecrid  tercemesinde  İmam  Zührî'den nakledilen bir rivayette (c: III, sh: 47) de ilk Cuma'yı Medine'de Rasûlü Ekrem gelmezden önce, Onun izniyle Mus'ab b. Umeyr kıldırmıştır.  Kendisi  Medine'ye  hicretlerinde,  Medine  civarındaki  Benî Avf yurdunda Cuma kıldırdılar. Netice itibariyle Rasûlü Ekrem Efendimiz Mekke'de farz kılındığı halde Cuma'yı  Medine'de  kıldırdılar.

   Türkiye'nin Dâru'l-İslâm olup Cuma'nın kılınabileceğini ileri sürenler fıkıhta "bir yerde Cuma ve bayram vb. gibi ahkâm uygulanıyorsa orası Dâru'l-Islâm'dır" maddesine dayanıyorlar. (Bkz. Istılahatı Fıkhıyye Kamusu ilgili madde) Ancak  buradaki  "vb. gibi"  tabiri  içerisine,  nelerin  girdiğini  göz  önüne  almadıkları  gibi, Cuma ve bayramın şartlarını da görmezlikten gelmektedirler.   Yani  işin  gerçek  yüzünü  görerek cihad emri altına girmekten kaçmanın  te'vilini  yapmaktadırlar.   Aynı durum,   "Bu  ülkede Cuma namazı kılınmaz" deyip Allah'ın  "Cuma"  emrini gözardı  ederek oturup kalanlar için de söz  konusudur.

  KAYNAKLAR

477- Dr. Ahmed Özel, islâm Hukukunda Ülke Kavramı, 106

478- Tecrîd Tercemesi c: II, sh: 47

479- Tecrîd Tercemesi c: III, sh: 47

480-Şerhu'l-Mevahib, Ez-Zerkani

 (İsmail  Kaya, İslam Dini ve İlmihali,sh:294)