ŞİA ve Kur 'an Hakkındaki Görüşleri:
İsna-aşeriyye'nin iddiasına göre Sahabe Kur'an-ı Kerim'den bir çok sureyi, özellikle "Îsna-Aşeriyye" denilen "Suretti'l-Vilaye"yi gizlemişlerdir. Onlar küfürle suçladıkları "İsmailiyye" fırkasından uzak değildirler." 311-- Yani bunların inançlarına göre, bu gün dünya Müslümanlarının elinde bulunan Kur'an-ı Kerim Âllahü Teala (cc)'nın gönderdiği Kur'an-ı Kerim değildir. Noksandır. Sahabe değiştirmiştir. Çıkarıldığı iddia edilen sûrelerden biri olan bu sure ileride görüleceği gibi Hz. Âli (ra)'nin halife tayin edildiğinden bahseden sure imiş. Ne korkunç iddialar! Saçma düşünceler! Bu fikirler karşısında hakkı dile getirmeleri gerekirken; "Efendim Ehli sünnetin fıkıh kitaplarında da hatalar vardır" diyerek demagoji yapan kimlik bunalımına girmiş kardeşleri insafa davet ediyoruz. Bir akide meselesi var ortada. Ne demek Kur'an noksandır? Bu dinde noksanlık vardır demektir ki; imanda noksandır, İslam'da noksandır gibi zincirleme düşünülürse sonu nereye varır bu iddianın? Kestirmek mümkün mü?
Devam edelim. "Takiyyın-Nuri Et-Tabersi (Ki; Şia'nın çok sevdiği ve saygı duyduğu bir alimdir.) "Fasl-ul-Hıtab fi İsbati Tahrifi Kitab-ı Rabbil Erbab" isimli kitabı telif etmiştir. Bu kitapta çeşitli asırlarda yaşamış Şia ulema ve müctehidlerinin Kur'an-ı Kerim'in eksiltildiğine, bazı ayetlerin çıkarılıp bazı ilaveler yapıldığına dair yüzlerce nass ve delillerini zikretmiştir. Bu kitap İran'da basıldığında gürültü koparmışlardı. Çünkü onlar Kur'an hakkındaki bu şüpheye düşürücü inançlarının kendi üst tabakalarında ve muteber kitaplarında dağınık olarak kalmasını istiyorlardı. Bu inançlarını ortaya koyan delillerin, bir kitapta toplanıp binlerce basılarak hasımlarının eline geçmesini ve aleyhlerinde delil olmasını istemiyorlardı. Şia ileri gelenleri bu düşüncelerini açıklayınca, müellif ölmeden iki sene önce kitabını müdafaa için bir reddiye kitap daha yazdı ve "Reddü Ba'zış-Şübuhatan Fasl-ıl Hıtab fi İsbati Tahrifi Kitabı Rabbil-Erbab" diye isimlendirdi. (Rabler Rabbi'nin Kitabını Tahrifi îsbatta Son Söz Kitabı üzerindeki Şüphelerin Bazılarına Cevap) Kur'an'ın muharref olduğunu isbat eden çalışmasına mükâfat olarak, onu Necef'teki (kendilerince) mukaddes mekana defnettiler. Bu Necefli alimin Kur'anda noksanlık olduğunu beyanlarından birisi "Velayet Suresi" ismini verdikleri surenin Kur'an'da bulunmamasıdır. Bu surede Hz.Âli (ra)'nin velayeti zikredilmektedir. Sûrenin baş kısmında ki ayet : "Ey sizleri doğru yola götürsün diye size gönderdiğimiz Peygamber ve Veliye inananlar" vs. sh:180.
Mason Muhammed Abduh'un ileri gelen talebelerinden biri olan Müsteşrik Brayn, İran basımlı bir Mushafta aynı sûreyi görmüştür. Bu Mushaf'ta ayetlerin üzerine farşça tercüme yapılmıştır. Kur'anda tahrif olduğunu Tabersi meşhur kitabında yazdığı gibi, aynı iddia Muhsin Fani El-Keşmiri'nin farşça yazdığı "Debistan Mezahib" isimli kitabında da vardır. Bu kitap İran da defaatla basılmıştır. Necefli alim Kur'an'ın muharref olduğunu Velayet Suresinin çıkarıldığını isbat ederken "EL-KAFİ" isimli hadis kitabının 289. sayfasında ki (1278 İran baskısı) şu satırları nakletmiştir: Kafi kitabı Şia'nın muteber hadis kitabıdır. Bizdeki Buhari'ye olan itimadımız, onlarda bu itimad Kafi kitabınadır. "Bizimkilerden bir kaçı Sehl b.Ziyad'dan, oda Muhammed b. Süleyman'dan, o da bazı arkadaşlarından, onlar da Ebul Hasan'dan (as) şöyle dediğini rivayet etmişlerdir : "Ona, sana canım feda olsun, bizler Kur'an'da öyle ayetler işitiyoruz ki bizde işittiklerimiz gibi değil ve sizden bize ulaştığı gibide okuyamıyoruz. Bunun için günahkâr olur muyuz? Dedi ki: Hayır, nasıl öğrendiyseniz öyle okuyun. Zira size onu öğreten birisi gelecektir." Bu söz Şia'nın, İmamları Ali b. Musa Rıza 'ya uydurdukları bir şey olduğunda şüphe yoktur. Fakat bunun manası onlara göre Osman (ra) mushafından öğrenilip okunmasının günah olmadığına dair bir fetvadır. Sonra Şia'nın ileri gelenleri birbirlerine hangi kısmın kendi imamlarınca var olduğunu, hangi kısmın çıkarıldığını öğretecekler. Şia'nın Takiyye inancına göre gizledikleri Kur'an'ları ile müslümanlar arasında yaygın olan Hz. Osman (ra) Mushafı'nın farkını beyan etmek için Tabersi yukarıda ismi geçen kitabını yazmıştır.
Yine Şia Takiyye inancı gereği bu kitabı kabul etmediklerini söyleseler de, bu kitap muteber kitaplarındaki alimlerinin yüzlerce görüşünü topladığından onların Kur'an'ın tahrif edildiği inançlarını isbat etmektedir. Kur'an hakkında ki bu inançlarının yayılarak aleyhlerine kullanılmasını istememektedirler. Onlara göre iki Kur'an vardır. Birisi ortada yaygın olan, diğeri ise GÎZLÎ OLAN HUSUSÎ KUR'AN. İşte bu gizli Kur'an Velayet sûresini de içine almaktadır. Bu gizli Kur'an'ı imamları Ali Musa Rıza'ya isnad ederek uydurdukları "Nasıl öğrendiyseniz öyle okuyun. Zira size onu öğreten birisi gelecektir" sözünden çıkarıyorlar. Şia'nın iddialarından biride; ÎNŞÎRAH suresinden "Vecaalna Aliyyen sıhrake" (Ali'yi sana damat kıldık) diye uydurdukları bir ayetin çıkarıldığıdır. İnşirah suresinden böyle bir ayetin çıkarıldığını iddia ederken bu surenin Mekki sûrelerden olduğunu, Ali (ra)'nin ise Mekke'de iken Peygamberimize damat olmadığını bildikleri halde bu iddiayı sürdürürler." 312-- Bu ifadeler karşısında hala hakkı batıla karıştırıp gizlemek isteyen tiplere bilmem ne demelidir?
Şia'nın iddialarından bir iddiada şudur : Şia alimlerinden Ebu Mansur Et-Tabersi "İhticac ala Ehl-i Lücac" isimli kitabında, Hz.Ali (ra)'nin zındıklardan birine : "Daha önce söylediğim gibi o ayette ki "filyetama" kelimesi ile "fenkihu" kelimesi arasında Kur'an'ın üçte birinden fazlasına denk miktarda ayet münafıklar tarafından Kur'an'dan çıkarılmıştır." Ebu Mansur burada, münafıklar sözüyle Resulullah (sav)'in ashabını kasdetmektedir. Bu ashab Kur'an'ı toplamış ve Osman (ra) mushafının yazmasıyla bizzat Ali b.Ebi Talib halifeliğinde uğraşmıştır. "El-İhticac ala Ehli Lücac" isimli kitapta Hz. Ali (ra)'ye nisbet edilen bu uydurma söz hakikaten Hz.Ali (ra)'den sadır olsa, bu O'nun İslam'a ihaneti demektir. KUR'ANIN ÜÇTE BİRİ gibi bir bölümünü saklıyor. En azından halifeliği zamanında saklı olan kısmı insanlara tebliğ etmiyor ve onunla ameli terkediyor, demektir. Halbu ki halifeliği zamanında onun önünde bunları yapmakta hiç bir engel yoktu. Kur'an'dan bu miktar, ayetleri kendi rızası ile isteyerek saklaması (haşa) nifak demektir. Hz.Ali (ra)'ye bu sözleri isnad eden Ebu Mansur Et-Tabersi bu kitabıyla aslında Hz.Ali (ra)'ye ihanet ve küfür damgası vurarak tüm Ashab-ı Kiram'ı münafıklıkla suçluyor!
Yukarıdaki iddia Hz.Ali (ra)'nin halifeliği boyunca elinde imkan olduğu halde Kur'an'dan çıkarıldığını iddia ettikleri kısmı açıklamaması ve onunla insanları amel etmeye davet etmemcsi iftirasının delilidir."
Hiçbir kelime katmadan, cümle ilave etmeden yorumu ve sonucu size bırakarak Şia'nın İslâm adına yazdıklarını kaynaklarından aktarmaya devam edelim: "Şia'nın Buharisi El -Kafî'de (İran Baskısı 1278. sh: 54) İki sarih nass vardır. Şöyle: "Cabir el-Ca'fer'i'nin şöyle dediği rivayet olunur; Ebu Cafer (Aleyhisselam)'ı şöyle derken işittim : "KUR'ANIN İNDİRÎLDİGİ ŞEKİLDE TOPLANDIĞINI YALANCIDAN BAŞKASI İDDİA ETMEMİŞTİR. ONU İNDİRİLDİĞİ GİBİ ALİ B. EBİ TALİB VE ONDAN SONRAKİ İMAMLARDAN BAŞKASI HIFZ EDİP TOPLAMAMIŞTIR."
Şia mezhebinde bizdeki, Sahih-i Buhari kadar değerli olan bu KAFİ kitabını her şii okur ve bu nassada iman eder. Bizde deriz ki; Şia kesin olarak Ebu Cafere iftira etmektedir. Zira Hz.Ali (ra) Küfe'deki hilafeti müddetince Hz. Osman (ra) 'nın topladığı Mushaftan başka bir şey ile amel etmemiştir. Ve başka bir Mushaf neşretmemiştir. Şayet elinde başka bir Mushaf olsaydı, onu en azından halifeliği zamanında neşreder onunla amel edilmesini emrederdi. Eğer kendisinde başka bir Mushaf var bunu da Müslümanlardan sakladıysa, o zaman Allah 'a, Peygamberine ve İslâm dinine ihanet etmiş olurdu. İmam Ebu Cafer Muhammed el-Bakır'dan bu çirkin sözleri duyduğunu söyleyen Cabir el-Ca'fi, Şia'ya göre her ne kadar güvenilir olsa da Ehl-i Sünnet nezdinde yalancı olarak bilinmektedir... Ebu Yahya el-Hamani dedi ki, Ebu Hanifenin şöyle söylediğini işittim : Gördüklerim arasında Ata'dan daha faziletli, Cabir el-Ca'fi' den daha yalancı kimse görmedim. (Mecellül-Ezher. Sayı: 308. Sene 1372) 314--
Yukarıda ki, ifadeleri olduğu gibi aktarmaya çalışıyoruz. Hiç bir ilave yapmayı uygun bulmuyoruz. Yalnız bir hususu hatırlatmayı zaruri görüyoruz. Alıntı yapılan "KAFÎ" ismindeki kitap, Ehl-i Bid'a'nın bu gün halâ elinde bulundurduğu dört büyük hadis kitaplarından biri olduğu göz ardı edilmemelidir. Yazıda geçtiği gibi Ehl-i sünnet Müslümanlarca Buhari-i Şerif nasıl büyük bir hadis kitabı ise, "KAFÎ"de Ehl-i Şia'ca öyle büyük bir hadis kitabıdır. Yine devam ediyoruz alıntılarımıza. İslam birliğinden bahsedenlerin, "İslâm devleti", "Ümmet-i imam" diyenlerin, Ehl-i sünnetin fıkıh kitaplarında da hatalar var diyenlerin kulakları çınlasın. Şu inançlar karşısında halâ, ehl-i sünnete dil uzatanlar, hangi düşüncenin kölesidirler?
Asıl korkunç iddiaya geliyoruz. Bakalım ilmin elde edilmesine ihtiyaç duymayan kardeşlerimiz hala kiraya verdikleri kafalarını kurtarmak istemeyecekler mi? Aynı kitapta daha korkuncu; Cafer es-Sadık'tan rivayet edildiğini uydurdukları şu nassdır: "-Ebu Busayr'dan rivayet olunmuştur, dedi ki : Ebu Abdullah'ın yanına girdim. Ebu Abdullah (Yani Cafer es-Sadık) dedi ki: -Bizde Fatıma (Aleyhisselamın.) Mushafı vardır. -Fatıma Mushaf'ı da nedir? dedim, dedi ki: -Sizin Şu Mushaf'ınız gibi üç misli (büyük bir) Mushaf'tır. Allah'a yemin ederim ki, onda sizin Kur'an'ınızdan bir harf bile yoktur."
"Ehl-i Beyt imamlarına yapılan bu iftiralar çok eskidir. Bu iftiraları, bin sene evvel Muhammed b. Yakub el-Küleyni "el- KAFÎ" isimli kitapta topladı. Halbuki bu iftiralar Küleyni'den daha eskidir." Bu cümleler karşısında gerçek imana sahip bir mü'minin eti kemiği titremeli. Bu iftiraları ve sahiplerini ve hala bu cümlelerin yazıldığı kitapları hadis kitabı diye aktaran insanları isterse inkılâbın rehberi olsun reddetmelidir. Ya bu bozuk, saçma cümleleri o kitaplardan atmalıdırlar, yahutta o kitabı kaldırıp atmalıdırlar. Yoksa biz o insanların samimi olduklarına nasıl inanacağız? Bu günkü Kur 'an'da noksanlık yoktur deseler bile nasıl inanacağız? Takiyyeleri bize karşı da devam ettiği müddetçe.
"Bu adam; (Kûleyni) Ca'fer-i Sadık'ın (rha), güya Kur'an da atmalar veya katmalar olduğunu söylediğinden bahseder ki Murtaza Tusi vs. gibi büyük imamiye bilginleri onu tekzib etmişler ve Cafer-i Sadık (rha)'tan bunun aksini rivayet etmişlerdir." 317-- Ancak burada akla hemen şu sual gelmez mi? Kûleyni'nin bu rivayetleri yalanlandı ve tekzip edildi de niçin yine büyük hadis kitabı olarak Şia müslümanları zehirleniyor? Daha evvel temas etmiştik. Karşı çıkılmış fakat, eseri yazan zat tekrar karşı çıkanları reddetmek için ikinci bir reddiye yazmıştır. "Kuleyni, yine Cafer es-Sadık'tan imamların nezdinde Hz. Fatıma'nın Mushaf'ı ve onda Kur'an'ların benzeri olduğunu üç kez tekrarladığını, fakat şimdiki Kur'an'larda ondan tek bir harf bulunmadığını nakleder." 318-- Bu kaynak bir İslam tarihinden alınmıştır. Yani bu tür haberler sanki meşhur haberler (!) olmuştur. Bir çok kaynakta aynı cümleleri bulmak mümkündür.
Başka bir nakle kulak verelim : "Gerek Kur'an hakkın da gerekse diğer ilahi kitaplar hakkında Kimi Şii kaynaklarda şöyle rivayetler bulunmaktadır. Onlara göre Allah (cc) tarafından indirilmiş bütün kitaplar imamların yanındadır. Kur'an'ın tamamını imamlardan başka hiç kimse toplamamıştır. Kur 'an 'ın tamamını topladığını iddia eden bir başkası yalan söylemiştir. Çünkü O'nu Allah'ın indirdiği gibi aynen ezberleyen ve toplayan sadece Hz.Ali (ra)'dir. Birde ondan sonra gelen imamlardır. " 319--
Ayrıca Hz. Fatıma'nın Mushaf'ı da imamların yanında mevcuttur. Bu Mushaf , elimizdeki Kur 'an'dan hacim olarak üç kat daha fazladır. Ve bu Musfhaf'ın içinde bizdeki Kur'an'dan bir harfi bile yoktur. Kur'an'da ki ayet sayısını on yedi bin (17.000) olarak rivayet eden bir başka anlayış, ilk Şiilerden olan Şeyh Saduk tarafından te'lif edilerek "Onların hepsi vahiydir, ancak Kur'an'dan değildir." hükmüne varılmıştır.
Bütün bunlara rağmen bu gün Şiiler, elimizdeki Kur'an'ı esas almakta ve Ehl-i sünnet ile aynı Mushaf'ı temel kabul etmektedirler. Günümüzde Kur'an'ın aslı üzerinde Ehl-i sünnet ile bir ihtilaf söz konusu değildir. İhtilaf yorumlardadır."
Bahsi geçen hususa daha evvel de değinmiştik. Bu gün onların elindeki Kur'an ile bizim elimizdeki Kur'an arasında hiç bir fark yoktur. Bu doğrudur. Şüphemiz yoktur. Ancak şianın kaynaklarında geçen bu sakat düşünceler tereddüde yer vermektedir! Prof. İlahi Zahir'in, "Şia'nın Kur'an, îmamet ve Takiyye Anlayışı" adlı eserinde "Müslümanların ellerinde bulunan bu Kur'an'ın bazı kısımlarının değiştirilmiş ve eksik olduğunu söylemeleri hiç bir şekilde tutarlı ve doğru değildir." (320) demesi çok doğrudur.
Muhammed Ebu Zehra'nın kaydettiklerine göre : "El-Kuleyni'nin anlattığına göre Ebu Bekr Sıddık'ın torunu olan Ca'fer'i Sadık, Kur'an-ı Kerim'de bazı eksiklikler bulunduğunu söylermiş. Kur'an'daki bütün "Al-i Muhammed" kelimeleri kaldırılmış; mesela, "Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et; eğer yapmazsan O'nun elçiliğini teblig etmemiş olursun." 321-- ayetindeki "Rabbından" kelimesinden sonra gelen "Ali" kelimesi kaldırılmış. "O zulmedenler, yakında hangi inkılâp ile sarsılacaklarını bilecekler" 322-- ayetindeki "Zulmedenler" kelimesinden sonra ve "Hangi" kelimesinden önce yer alan "Ali Muhammed" sözü kaldırılmış. Keza, "Gerçekten kafir olan ve zulmedenleri Allah asla yarlığamıyacaktır" 323-- ayetindeki "zulmedenler" kelimesinden sonra gelen "Al-i Muhammed" sözü kaldırılmış, (!) Ca'rfer-i Sadık'a isnad edilen bu sözler, Allah'a, Allah'ın elçisine ve Resulullah'ın torunlarına apaçık bir iftiradır. Bu tür iftiraları uyduranları Allah kahretsin!" 324-- Aziz okuyucum, o büyük îmama isnad edilen bu türlü sözleri okurken, benim tüylerim diken diken oldu.
Bazı iyi niyetli kardeşlerimiz devamlı sorarlar : "Peki İmam-ı Ca'fer es-Sadık' (rha)ta mı Ehl-i bid'attir?" Bizde devamlı elbette HAYIR deriz. Zira îmam Cafer Ehl-i sünnettir. Yukarıda ki misallerde de görebileceğimiz gibi bu iftiraları, Hadis diye İmam Ca'fer'in söylediğini söylüyorlar. İmam-ı Ca'fer kendi zamanında ortaya çıkan bu sapıklarla bizzat kendisi mücadele etmiştir. Bu tür iftiraların yazılı olduğu ve Şia'nın kaynak hadis kitabı diye andığı kitap, işte El- Kûleyni'nin 'KAFÎ' ismindeki kitabıdır. İçinde 16.099 hadis vardır. Kur'an hakkında şüphe tohumları eken bu insanlara, Resulullah'ın (sav) torunlarına iftira edenlere ehl-i bid'at diyormuşuz! Peki ehl-i bid'at demeyelim de ya ne diyelim? Ehl-i Sünnet mi diyelim? Bu insanların düşünceleri, Allah Resulünün sünnetine uygundur mu? diyelim. Körü körüne bid'at ehlinin görüşlerini savunanlara, yayanlara Ehl-i sünnetle eş değerde tutanlara Ehl-i Bid'at veya fırak-ı dalle, ehl-i heva demeyelim de ya ne diyelim? Ehl-i sünnet mi diyelim? Ehl-i Beyt insanlar nerde; yolundayız diyenler nerde?
"Raf'izilerden bazıları, Kur 'an'ın bir kısmının Hz.Muhammed (sav)'e , bir kısmının ise Hz. Ali (ra)'ye indiği inancındadır. Ben H.479 senesinde arkadaşlarımızdan bir fakihi dinledim. Bu fakih Mekke'de Beytullahı ziyarette idi. Ziyaretin dışında bir gün, Rafizilerden birisinin bir topluluğu zikirden alıkoyarak şöyle dediğini nakletmiştir; "Hz. Cebrail (as) Kur'an'la Hz. Peygamber (sav)'e iniyordu. Hz. Peygamber (sav) Hz. Cebrail (as)'e Kur 'an'dan bir miktar Hz. Âli (ra)'ye indirmesini emretmiştir." 325-- Verdiğimiz kaynaklardan edindiğimiz izlenimler, bu insanların güvenilir olmadıklarıdır. Tarihte hep kullanılmışlardır. Ehl-i sünnet inancına göre; "Kur 'an'ı Kerim bütün insanlığa gönderilmiş son kitaptır. Asla bozulmamış, değiştirilmemiştir. Kıyamete kadar da böyle kalacaktır. Kur'an-ı Kerim diğer mukaddes kitapların aksine her türlü değiştirilmeden noksanlıktan uzak olup yüce Allah'ın indirdiği Hz. Peygamber’in okuduğu, kâtip sahabilerin tamamen yazdığı; hafızların ezberlediği şekilde, Resulullah'ın vefatından sonra Hz. Ebu Bekir'in halifeliği devrinde, aynen toplanıp bir kitap haline getirilmiş ve öylece muhafaza edilmektedir." 326-- Zira Alemlerin Rabbi : "Hiç şüphe yok ki, Kur'an'ı biz indirdik, biz! Ve muhakkak onu biz koruyacağız." 327-- buyurmuştur.
![]()