HULULİYYE

Bir   başka   sapık   sofi   mezhebidir.   Bu   inanca   sahip   olanlar raksı, türküyü, tüyü bitmemiş  genç  delikanlıya   bakmayı   mübah   sayarlar   ve Allah'ın   sıfatlarından bir sıfat bu gence hulul etmiştir, girmiştir deyip biz onu seviyoruz ve bu sıfattan dolayı onu öpüyoruz, iddiasında  bulunurlar.  281-- 

 Hululiler, Allahu Teala (cc)'nın   zatının   insanlara hulul ettiğini ileri sürerler. Hululiler, on fırka  halindedirler.   Bunların   tümü de İslam Devletinin hakimiyeti döneminde ortaya çıkmışlardır. Tümünün amacı yaratıcının tek olduğu inancını bozmaktır. 282--

" Allah'ın   bazı sıfatları  bize hulul eder,  bu  hal  içinde  iken  öpüşmek  ve  sarmaş  dolaş   olmak  caizdir,  diyen  mutasavviflar  zümresi..

Hululiye  ve  benzeri  sapık  düşünce   sahipleri   Allah'ın   yeryüzünde  olduğunu  iddia  etmişlerdir.   Böyle  bir   iddiada   bulunmak   Allahü  Teala (cc)'ya   eksiklik   atfetmek olduğundan insanı  sapıklığa ve küfre götürür."  

"Güzel   kadına   ve sevimli oğlana bakmak helâldir. Çünku   bu,   insanın   kadim   (köklü) halidir ve güzellere bakarak sevinç  ve  neşe   içinde    oynamak  hali,   Allah'ın   sıfatlarından biridir ki, bize  gelmiştir,  derler.   Canımız,   bedenimiz   hepsi  onundur, der ve birbirlerine   sarılıp   öpüşürler  ve   halka  olup   oynar,   tepinirler.   Bunlar   da   sapıktır."  283--

"Çalgı   çalmak   ve   oynamak   helâldir.   Bunların   bu   çalgı  ve   oyun   anında   kendimizden   geçip   bize,   şeyhimizden   bir   halet   gelir   demeleri   sapıklıktır." (Bunlara  "Haliyye" de  denir.)  284    "Hulûl  felsefesi,  yani  Allah   insanlara  hulûl eder. Bu Hristiyanlıktan gelme bir inançtır.   Çünkü,  Hıristiyanlık'ta biliyorsunuz, apoklif Hristiyan  mezheplerde diyorlar ki, özellikle  Nasurîler  diyorlar ki,  "Hazreti İsa bir beşer olarak dünyaya geldi, fakat sonra Cenabı Allah Hazreti İsa'ya hulûl etti ve Hazreti İsa'nın şahsiyeti ilâh oldu, Allah oluverdi." Böyle bir mezhep var. İşte bu anlayışın İslâm  dünyasındaki  uzantısı da   Hulûliyecilerdir." (M.Bayram)